Diyarbakır savcılığının kararıyla ‘PKK'nın şehir yapılanması’na karşı düzenlendiği belirtilen Diyarbakır, Ankara, İstanbul, İzmir, Siirt, Şırnak, Mardin, Batman, Şanlıurfa, Tunceli ve Van'daki operasyonlar... Aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 34 kişinin gözaltına alınması ve Diyarbakır'da yapılacak sorgulama.

İlişkili Haberler


Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in ‘Şahin-güvercin’ ayrımıyla ilgili küfürlü açıklaması ve NTV yayınında sözlerinin arkasında durması.

DTP’nin kapatılmasının ardından milletvekillerinin Meclis’te kalma kararı aldığı, son günlerde Doğu ve Güneydoğu’da gösterilerin inişe geçtiği dönemde, son operasyonların bölgeye yansımalarından duyulan endişe.

İşte böyle bir ortamda gözler bugün Diyarbakır’da düzenlenecek mitingde olacak.

NTV yayınına bu kentten katılan ve “Ben vicdan sahibi Türk, Kürt, Alevi, Sünni vatandaşlara seslenmek istiyorum. Sakin olma zamandır. Tahrik etmek, ülkeyi karıştırmak istiyolar. Bazen 100 bin kişinin sessiz oturuşu bile etkili bir eylem olabilir. Tahriklere, provokasyonlara gelmeden, sabır içerisinde, demokratik platformda tepki göstermek gerekir. Taşkınlık yapmamak lazım. Ben tüm vicdan ve merhamet sahibi insanlardan bunu talep ediyorum” diyen araştırmacı yazar Altan Tan’ın en dikkat çekici açıklaması şu oldu:

"Ankara’da derin akıllılar var. Devlete akıl veren 5-10 tane adam var. Ben bunları tanıyorum ama şimdi isim vermeyeceğim. Bunların bütün projeleri iflas etmiştir...”


Can Dündar’ın soruları ve Tan’ın verdiği yanıtlar şöyle:

Osman Baydemir’in çıkışını siz nasıl yorumladınız ve Diyarbakır’da Baydemir gibi hissedenler çoğunlukta mı?

Kentin önemli bir kısmı Baydemir gibi düşünüyor. Bütün arkadaşlarını gözaltına alıp Baydemir’e dokunmamak, sanki Baydemir arkadaşlarından farklı bir konumdaymış imajı yaratmak... Bu Baydemir’in siyasi geleceğine, can güvenliğine kasıt olarak algılandı. O da tavrını net şekilde ifade etti. Şehrin anladığı bu...

Ben buradan Başbakan'a sormak istiyorum: Ne yapmak istiyorsunuz ve açılım süreci neden fiyaskoya doğru gidiyor?

Başbakan'a çok yakın danışmanlarından birisi, benim sözümden alındı ve 1 ay önce Diyarbakır'da yapılan bir toplantıda bana dönerek, ‘çok önemli beyin ameliyatıdır. Ameliyata baltayla girmeyin’ dediniz. Halen aynı fikirde misiniz?' diye sordu.

Ben buradan sesleniyorum ve baltayı bırakıp kazmayı neden elinize aldınız diyorum. Ne yapmak istiyorsunuz?

İçişleri Bakanı Irak'tan ‘Çok yakında PKK meselesi bitecek, tasviye edilecek’ diyor. Siz 30 yıldır Kandil'e operasyonlar düzenlediniz. Barzani ve Talabani ile defalarca görüştünüz. ABD ile anlaşmalar yaptınız; içeride de tutuklamalar... Bu sorun çözülmedi. Eski politikalara dönüş kararı mı aldınız? diye sormak istiyorum.

Türkiye’de tutuklamalar devam edecek, legal partiler kapatılacak, legal siyasetçiler tutuklanacak; dışarıda da operasyonlar yapılacaksa, geçmişten farkılı olan ne? Net sorulara şu saate kadar hükümetten açıkalama ve tavır gelmedi.

Siz son operasyonların hükümetin kontrolünde mi yoksa hükmete rağmen mi yapıldığını düşünüyorsunuz?

Bu operasyonlar hükümetin bilgisi dahilinde yapıldıysa fiyaskodur. Eğer hükümete rağmen birileri ortalığı karıştırarak ateşe benzin döküyorsa, provokasyon yapıyorsa, o zaman hükümetin de çıkıp bunların kim olduğun açıklaması gerekir.

Sedat Laçiner ve AKP MKYK üyesi Mazhar Bağlı, operasyonları savundular. Bende sizin gibi düşünüyorum, provokasyondur... DTP'liler yeni partiyle parlamentoya döndü, bölge sakinleşti. Aklı başında hiç kimse, bu ortamda operasyon yapmaz. Ama, vekillerin olayı savunmalarıyla başka bir tablo ortaya çıktı. Hükümet bu işin arkasındaymış gibi algılandı.

Niye rüzgar tersine döndü?

Şunun için; başından beri açılım süreci doğru planlanmadı. 29 Temmuz'da İçişleri Bakanı açıklama yaptığında bana soruldu ve ben de çok hoş ama boş konuşma yaptı dedim. Bugün yine Dengir Mir Mehmet Fırat ile İçişleri Bakanı Atalay Barzani'ye gitti. Dostluk için ticaret için gidin ama Barzani’ye Talabani’ye ‘PKK'yi sıkıştır’, ABD'ye ‘Kandil'i ver’ pazarlıklarına girişilirse olmaz.

Kürt sorunu Türkiye içinde, Kandil’de Erbil'de değil. Kürt sorunu çözülmeden, demokrasi geliştirilmeden, barış sağlanmadan, demokratik kanallar açılmadan, siyasi partiler ve seçim kanunu değilştirilmeden sorunun çözümü mümkün görünmüyor.

Dağdakileri imha edeyim, içerdikileri de hapsedelim derseniz, dağlar da dolu hapishaneler de dolu. Bu durumda tekrar başa döneriz, 30 yıllık durum devam eder. Yanlıştır, Başbakan çıkıp tavır koysun...

‘Şahinlere tasviye, güvercinlerin önü açılsın’ yorumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ankara’da derin akıllılar var. Devlete akıl veren 5-10 tane adam var. Ben bunları tanıyorum ama şimdi isim vermeyeceğim. Onlarla her platformda tartışmaya hazırım. Bunların bütün projeleri iflas etmiştir.

Bu kişiler sivil toplum örgütü üyesi mi, öğretim üyesi mi, gazeteci mi, yoksa devlet adamı mı? Kendilerini deşifre etsinler, kimliklerini ve kim adına hareket ediyorlar bunları bilelim.

Kendi yaklaşımları kabul görsün istiyorlar. Hayali senaryolarla işi çözebileceklerini düşündüler. ABD'yle, Barzani ve Talabani’yle, MİT, MGK ile, halkı siyasete katmadan sorunu çözebileceklerini zannettiler. Projeleri iflas etti.

Çözüm Türkiye’nin çinde; Ankara'da ve Diyarnbakır'da. Buralarda çözemezseniz hiçbir yerde çözemezsiniz.

Kandırarak demokrasi yapmayın. ‘PKK’yi tasviye edeyim, sonra Kürtlerin eline elma şekeri vereyim bunlarda yalasınlar’ demeyin. Ya tam kardeşlik olacak ya hep birlikte kölelik olacak. Tam kardeşliği kurma zamanıdır.

Diyarbakır'ın tepki verilmesi bekleniyor. Bu politika uygulanmaya devam ederse, yeni parti nasıl bir yol izler?

Bizim gibi insanlar ateşe su dökmek istiyor. Pazar günü Taraf gazetesinde toplantı yaptık. 25-30 aydın, sürecin sakinleşmesi, çatışmaların durması, tahriklere gelinmemesi için 5-6 saat konuştuk ve bu gazetede yayımlandı.

Şiddeti devre dışı bırakma imkanını aradık ve DTP'den istifa eden arkadaşların Meclis'e dönmesiyle bu gerçekleşti. Bunun üzerinden 24 saat geçmeden, bölge sakinleşmeden, ne oldu da birileri düğmeye bastı ve tekrar halkı tahrik edecek operasyon süreci başladı. İnsanlar içeriye alınıyor. O zaman siyaset nerede yapılacak.

Ben DTP'li değilim, PKK'lı hiç değilim. En şiddetli eleştirleri, pazar günü sağımda Abdullah Öcalan'ın avukatı solumda da Ahmet Türk otururken yaptım. Onlara da söyledim. Ama legal siyaset kanallarını açık tutumak gerekir. Sadece ‘PKK'yi tasviye edeyim, bitereyim’ hesabına girerseniz, bunu da babadan kalma usullerle yaparsanız, bir yere gidemezsiniz.