"Altın değil tohum istiyoruz"

Kazdağları’ndaki altın madenciliği çalışmalarından endişe duyan çiftçiler, madenciliğin  tarımsal üretimlerini olumsuz etkileyeceğini vurgulayarak, bizim altınımız zaten var; o da "yerel tohumlarımız ve ürünümüz"dedi.

02.08.2011 - 13:08

"Altın değil tohum istiyoruz"

18. İda Dağı Kültür ve Sanat Etkinlikleri’ne iki konu ağırlığını koydu: Yerel Tohumlar ve Altın. Etkinlikler kapsamında yapılan Yerel Tohum Takası, Bayramiç halkının altın madenciliğine yanıtıydı.

Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 52 çiftçi, yüzlerce tohum çeşidini, 1000 civarında katılımcıya dağıttı.

Bayramiç’te yapılan tohum takası Torbalı ve Seferihisar’da yapılan takas şenlikleirnden sonra ülkemizdeki üçüncü yerel tohum paylaşımı oldu.

Etkinlik çerçevesinde gerçekleştirilen Yerel Tohumlar ve Geleneksel Üretim panelinde konuşmacılar, sürdürülebilir ve güvenilir bir beslenme düzeninin ancak ekolojik ve yerel üretim ve yerel tüketimle mümkün olabileceğini belirttiler.

Konuşmacılardan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi profesörlerinden Tayfun Özkaya, ülkemizde yürütülen ekonomi ve çevre işgaline karşı Bayramiç yerel tohum takasının üçüncü bir kurşun olduğunu söyledi.

Yerel çiftçilerden Sevinç Özkaya, ‘Biz kadınlar bin yıllardır tohumu koruduk, ürettik ve kendi üretimimizle beslendik.

Kullandığımız yerel tohumlar kimyasal ilaçsız ve kimyasal gübresiz yetiştirilebiliyor, üstelik çok daha lezzetli ve besleyici’ dedi.

Yerel tohumların ve yerel üretimin önemine dikkat çeken festival katılımcıları, daha sonra düzenlenen altın madenciliği panelinde, maden gerçeğini konuştular.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Kenan Kaynaş, bölgede bir yılda tarımsal üretimden elde edilen ekonomik değerin, bölgede olduğu iddia edilen altından Türkiye’nin yirmi yılda kazanacağı ekonomik değerden çok daha fazla olduğunu belirterek, şunları söyledi:

Kaynaş, ‘Sadece Kozak Yaylası’nda çam fıstığından elde edilen bir yıllık değer bile altının getireceğinden fazla. Altından  on yıl sonra gelmesi beklenen on milyar dolar iken, bölgede bir yılda tarımdan elde edilen gelir yedi milyar dolar’ dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Profesör İsmail Duman da yapılanın aslında madencilik değil, kimya sanayisi statüsünde bir işlem olduğunu, çünkü açıkta yapılan siyanürle ayrıştırmanın ve çıkan atıkları depolamanın tehlikeli atık statüsünde değerlendirlmesi gerektiğini, bu bağlamda yasal mevzuata da aykırı olduğunu belirtti.

Yapılan işlemin etkilerinin tarımı yok edeceği, yeraltı sularında ve tüm çevrede kirlilik yaratacağı,  kanser vakalarına sebep olacağını vurguladı.
        
Yerel yöneticilerin dışında, bölgenin CHP milletvekillerinden Serdar Soydan ve  Ali Sarıbaş’ın da katıldığı etkinliklerde milletvekilleri, konuyu meclis gündemine taşıyacaklarını söylediler.

Bölge halkının karşılıklı dayanışma duygularını paylaştıkları etkinlik, yerel üretimi güçlendirme ve altın madenciliğine karşı mücadeleyi sürdürme kararıyla tamamlandı.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...