Andriake kenti, Myra’nın 5 km, Aziz Nikolaos Kilisesi’nin 3 km güneybatısında sahilde yer almaktadır.

Ünlü Romalı komutan ve doğa tarihçisi Plinius, Andriake’nin Masikytos (Bey) Dağları ile Myra arasında yer aldığını bildirir. İ.S. 400 yılında oluşturulan ve ilk olarak deniz rotalarının tam bir tasvirini veren Stadiasmus Maris Magni (bahriyename/seyrüsefer), Andriake’nin Ision Kalesi’nden 60, Simena’dan ise 40 stadion uzaklıkta yer aldığını aktarır. Antik Dönem’de ayrı bir kent olmaktan çok, Myra’nın bir dış mahallesi ve limanı konumunda olan Andriake kenti, ilk olarak İ.Ö. 197 yılında, Seleukos Hanedanı Kıralı III. Antiokhos’un daha önceleri Ptolemaioslar egemenliği altında bulunan kenti ele geçirmesiyle tarih sahnesine çıkmıştır. Appian’ın aktardıklarından öğrenildiği üzere İ.Ö. 42 yılında Brutus tarafından Andriake’ye gönderilen P. Lentulus Spinther limana ve Myra’ya geçişi engelleyen zincirleri açarak kenti ele geçirmiştir. İ.S. 60 yılında Aziz Paulus Roma’ya giderken Myra’ya gelmiş ve Andriake’de gemi değiştirir. Andriake, Akdeniz’de doğu ile batı arasındaki deniz yolu güzergahları üzerinde yer aldığı için, özellikle İmparatorluk Dönemi’nde Phaselis ve Patara kentleri kadar önemli bir liman kenti olmuştur. Granarium’un (zahire ambarı) yakınında bulunan ve Lykia Eyaleti’nin gümrük yasasını içeren, Nero Dönemi’nden gümrük yazıtı da Andriake’nin liman olarak bu dönemdeki önemini ortaya koymaktadır. İmparator Hadrianus İ.S.131 yılında Andriake’yi ziyaret etmiştir. Kentten II. Constantinus, Julianus ve Valens için dikilmiş onur yazıtlarının ele geçmesi, Andriake’nin geç dönemlerde de önemini korumayı başardığını göstermektedir. Andriake Myra’dan Aziz Nikolaos’un hayatının anlatıldığı eserde de sık sık liman ve emporion (ticaret merkezi) olarak anılmaktadır. Hagios Sion manastırının baş rahibi Hosios Nikolaos’un eserinde de Andriake merkezi Lykia’nın önemli kentleri arasında sayılmaktadır.

Antik Dönem’de Lykia Bölgesi’nin üç önemli limanından biri sayılan, fakat günümüzde Kokarçay’ın (Andriakos) taşıdığı alüvyonlar nedeniyle limanı kapanmış ve bir bataklık halini almış olan Andriake kentinin kalıntıları küçük bir koyun her iki yakasına yayılmış durumdadır. Andriake kentinden günümüze kadar korunabilmiş kalıntılar arasında en önemlisi ve en iyi korunmuş olanı şüphesiz İmparator Hadrianus’a adanmış olan horreum’dur (tahıl deposu). Çatı örtüsü dışında tamamen ayakta kalan bu anıtsal yapı limandan biraz içeridedir. Yapı, kuzey cepheden ayrı ayrı kapılardan girilebilen ve yan duvarlardaki küçük kapılarla birbirine bağlanan sekiz odaya sahiptir. Patara’daki horreum’a benzeyen bu anıtın ön cephesinde binanın tüm uzunluğunca devam eden Latince ithaf yazıtı bulunmaktadır. Bu yazıt, tahıl ambarının İmparator Caesar’lardan Tanrısal Nerva’nın oğlu, Part fatih, Tanrısal Traianus’un soyundan gelen Hadrianus’un 3. consullüğü sırasında (İ.S. 119) yapıldığını ve gene aynı hükümdara adandığını bildirir. Andriake kenti İmparatorluk Dönemi’nde kuzey ve güney olmak üzere iki kısma bölünür. Limanın kuzeyinde Roma Dönemi’nden kalma binalar, nympheion (anıtsal çeşme binası) ve büyük bir kısmı şimdi neredeyse kum zemine gömülmüş olan kireç taşından, semerdam ve üçgen kapaklı bir düzine lahit bulunmaktadır. Limanın güneyinde ise agora (pazar yeri), limana ait yapılar ve bir gözetleme kulesine ait kalıntılar bulunmaktadır.