Suriye konusunda BM Güvenlik Konseyi'nden sonuç alabilmenin "mümkün olmadığını" savunan Çiçek, "Bu trajedinin külfeti bugün itibariyle komşu ülkelerin omuzlarına yüklenmiştir. Bu durumun uluslararası toplumun kayıtsızlığını pekiştirdiği ve Suriye'deki gelişmelere yönelik tepkileri dizginlediği kanaatindeyiz" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin Suriye'de herhangi bir etnik veya dini grup etrafında oluşturulacak "de facto" yönetimlere müsaade etmeyeceğini vurgulayan Çiçek, "PKK başta olmak üzere, terörist grupların Suriye'de üsler oluşturma gayretlerine Türkiye olarak müsmaha gösteremeyiz" dedi. Suriye'deki krizin sürmesinin Suriye halkı ve bölge için "yıkıcı" etkileri olacağını söyleyen Çiçek, "Suriye toplumunda etnik ve dini açılardan telafi edilemeyecek bölünmelere yol açabilecek gerginliklerden derin endişe duyuyoruz. Çözüm sürecinin uzaması, bölgeye yayılabilecek etnik çatışma ve iç savaş tehdidini artırmaktadır. Geçtiği bu süreçte Suriye'nin ulusal birliği ve toprak bütünlüğünün korunması da şarttır" dedi.

İslam dünyasında çalkantılara neden olan tartışmalı Hz Muhammed filmine de göndermede bulunan Çiçek, "Çirkin bir tahrik üzerine çeşitli ülkelerde ortaya çıkan kitlesel gösteri ve tepkiler inanç ve ifade özgürlüğünün kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi meselesini tekrar gündemimize taşımıştır" ifadelerini kullandı.

Düşünce özgürlüğü kullanılırken farklı insanların fikir ve inanç özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini dile getiren Çiçek, inançlara saygısızlık, hakaret ve nefret söylemleri ile ifade ve inanç özgürlüğü arasındaki hassas çizginin gerek Avrupa Konseyi gerek ulusal parlamentolar tarafından gözden geçirilmesi gerektiği önerisinde bulundu.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, AİHM'yi de bu çerçevede ifade ve inanç özgülüğü konularındaki içtihadını gözden geçirmeye çağırdı.