Kayıpların kapsamıyla ilgili bugüne kadar süregelen bilgileri sistemleştirmek için Avrupa, Kuzey Amerika, Çin, İsrail ve Türkiye'de yapılan sistematik araştırmaların sonuçları, ilk kez ''Journal of Apicultural Research'' adlı uluslararası dergide yayımlandı.

Araştırma, Uluslararası COLOSS (Bal arısı koloni kayıplarının önlenmesi) ağını oluşturan 35 bilim adamı ve Kuzey Amerika'da Bilgilendirilmiş Arı Ortaklığı (BIP) kuruluşundan 15 bilim adamından oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirildi.

COLOSS sonuçlarına göre; Avrupa'daki ortalama bal arısı kayıpları, 2008-2009 kışında yüzde 7-22, 2009-2010 kışında ise yüzde 7-30 arasında değişim gösterdi. Çalışmaya katılan tüm ülkeler için 2009-2010 döneminde yaşanan kış kayıplarının, 2008-2009 dönemindeki kış kayıplarından çok daha fazla olması önemli bir bulgu olarak kaydedildi. 2009-2010 yılında Güneydoğu Avrupa ve Çin'in 5 bölgesindeki kış kayıpları düşük çıktı. Kanada'nın 6 bölgesinde gözlenen kayıplar yüzde 16-25 arasında seyrederken, Nova Scotia'da yüzde 40'lık yüksek bir kayıp gözlendi. Birbirini izleyen 5 sene boyunca ABD'deki kış kayıplarının yüzde 30 civarında olduğu kaydedildi. Anket katılımcılarının, 2010-2011 kışında ortalama olarak kolonilerinin yüzde 38.4'ünü kaybettikleri bildirildi. ABD'de ise koloni kayıplarının toplamı ise yüzde 29 çıktı.

Birçok ülkede, amatör arıcıların (1-50 koloni ya da arılı kovan), orta seviyede (51-500 koloni ya da arılı kovan) veya ticari arıcılıkla uğraşan arıcılardan (500 artı arılı kovan), 3 sene boyunca daha fazla kayıp verdikleri gözlendi.

Uluslararası Arı Araştırmaları Derneği (IBRA) Bilim Sorumlusu ve Arı Bilimi Araştırmaları Dergisi (JAR) Baş Editörü Norman Carreck, konuya ilişkin olarak ''Kayıp oranları ülkeden ülkeye büyük oranda değişmekle beraber, bu sonuçlar bal arısı koloni kayıplarının devam etmekte olduğunu göstermektedir. Bu durumun sebepleri konusunda kesin yargılara varamıyor olsak da, öne çıkan tek bir nedenden çok, pek çok faktörün birlikte etkili olduğu açıktır'' ifadelerini kullandı.


Türkiye'deki durum

Çalışmanın Türkiye ayağı ise TÜBİTAK ve Türkiye Arı Yetiştiriciler Birliğinin katkılarıyla gerçekleşti. Türkiye'de 2009 yılında ortalama kayıp yüzde 15, 2010 yılında yüzde 22, 2011 yılında ise yüzde 25 civarında oldu.

Konuya ilişkin çalışmayı yorumlayan ODTÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Kence, arı kayıplarının birbirini izleyen yıllarda giderek artmasının, ilerisi için kaygı verici sinyaller sunduğunu söyledi.


Bal arılarının ekonomik önemi

Koloni kayıplarını önleme ağının amacının, arı kayıplarının nedenlerini belirlemek ve bu nedenlere karşı önlemler alarak arı kayıplarının önüne geçmek olduğunu ifade eden Kence, araştırmanın en önemli sonuçlarından birisinin arı kayıplarının tek bir nedene bağlanamayacağı sonucu olduğunu vurguladı.

Kence, kayıp nedenlerinin bölgelere ve ülkelere göre değişebildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

''Bu kayıpların önemli nedenleri arasında, son 5-10 yılda arı kolonilerini etkileyen nosema cerenae, İsrail akut paraliz virüsü gibi patojen ve virüsler, pestisitlerin hoyratça kullanımı ve kötü beslenme gibi nedenler bulunmaktadır. Bu nedenlerin önceden belirleyip bunların üzerine gitmek en uygun çözüm olacaktır. Örneğin bizim çalışmalarımızda İsrail akut paraliz virüsüne Türkiye'de rastlanmamıştır. Nosema cerenae ise oldukça yaygındır. Bu durumda İsrail akut paraliz virüsü için önlem almak pek yarar sağlamayacaktır. Ama nosema ceranae'nin yayılmasını önlemeye çalışmak arı kayıplarını önleyebilir. Bal arılarının ekonomik önemi sadece ürettikleri bal ile ilgili değildir. Çiçekleri tozlaştırarak, bitkilerin verimini artırmadaki ekonomik katkıları, bal üretiminden gelen ekonomik katkıların en az 100 katıdır. Öyle ki yediğimiz üç lokmadan biri arılara bağlıdır. İşte bu nedenle dünya, arı kayıpları konusunda kaygı duyuyor ve bunları önlemeye çalışıyor.''