Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gazetecilerin Deniz Feneri davasında RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın mal varlığına tedbir konulmasıyla ilgili sorularını yanıtladı.

İlişkili Haberler


Arınç gazetecilere şunları söyledi:

"Deniz Feneri'nin Almanya'da mahkumiyetle sonuçlanan davasının Türkiye'de bağlantısı olduğu iddiasıyla Türkiye'de bazı kişilerle ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bir soruşturma başlattığını biliyoruz. Bu soruşturma kapsamında söylediğim olay gerçekleşmiş. Bu tamamen yargı süreciyle ilgili bir konudur.

Yargı süreci dilerim ki en kısa zamanda ve en güzel şekilde sonuçlanır. Sonuçlanan ve ortaya çıkan durum karşısında da biz Almanya'daki Deniz Feneri davasının, Türkiye ile ilgisi ve bağlantısı olup olmadığını öğreneceğiz. Bunu gerçekten bekliyoruz. Kamuoyu da bekliyor. Bu olay sebebiyle bir yargı kararına ihtiyacımız var. Onun da en adil şekilde gerçekleştirilmesini ümit ediyoruz."

Zahid Akman ile ilgili sözlerinin daha sonra Akman tarafından farklı şekilde kamuoyuna yansıtıldığını belirten Arınç, kendisinin de daha sonra bu açıklamaya cevap verdiğini söyledi. Arınç, şöyle konuştu:

"Ben daha önceki konuşmamı tekrarladım. Bu doğru olandır. Bir başkasının bunu başka türlü söylemesi veya tekzip etmesi, beni ilgilendirmez. Ben söylediğimin ne olduğunu biliyorum. Bunu tekrar açıklıkla ifade etmiş olayım. Dolayısıyla bu yargı süreci içinde RTÜK Başkanı konumunda bulunan Sayın Zahid Akman'ın benim söylediğim söz çerçevesinde belki ondan daha farklı olarak gelişen durum karşısında bir an önce kendisine yakışanı yapması lazım. Maalesef benim sözlerim karşısında bazı gazetelerde köşe yazarları, bazı televizyonlarda yorumcular, ya bilmiyorlar cehaletlerinden ya gafletinden olayı çarpıtmaya çalışıyorlar.

Bir defa Zahid Akman benim bürokratım değil. Atamasını ben yapmadım. Sayın Başbakan da yapmadı. Hükümetimiz de yapmadı. Dolayısıyla gerektiği zaman onu görevden almak, imkanına sahip değilim. Sayın CHP milletvekilleri bunu bilmiyorlarsa şunu yapabilirler, bir kanun değişikliği ile 'RTÜK üyeliklerine Bakanlar Kurulu tarafından atama yapılması gerekir. Meclis atama yapmasın' diyorlarsa ben bunu saygıyla karşılarım. Bunun gereği yapılır. Ondan sonra da atamasını yaptığımız insanları gerektiğinde nasıl görevden alabileceğimizi herkes görmüş olur. RTÜK üyeliklerine seçim TBMM tarafından yapılmaktadır. Ne benim ne Sayın Başbakanın ne Akman ne de bir başkasını doğrudan görevden alması mümkün değildir.

GÖREVDEN ALMA YETKİM YOK
Bülent Arınç, RTÜK Başkanı Zahid Akman'ı doğrudan görevden alamayacakları ortadayken, hala bu konunun istismar edildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Hala bunun istismarını yaparak 'hala bir bürokratı bile görevden almayan Başbakan Yardımcısının kendisi istifa etsin' diyorlar. Bu kadar sulu, bu kadar temelsiz, bu kadar yanlış, saçma sapan bir şey de olamaz. Bana o yetkiyi verin, ne yapacağımı size göstereyim. Öyle bir yetkim yok. Ben sadece yargı sürecinde etik olarak Sayın Akman'a ne yapması gerektiğini söyledim.

Bunu tekrarladım. Bunu yapmadığı takdirde, yerine getirmediği takdirde elimde bir müeyyide yok mu? Yok ki, onu yerine getirmiş olabileyim. Benim şu anda bütün beklediğim şey, Türk milleti adına, kamuoyu adına titiz bir yargı sürecinden sonra Almanya'daki Deniz Feneri davasının Türkiye ile bağlantısını çok açık biçimde görebilmektir. Burada da yanlış yapanlar varsa, suç işleyenler varsa, şüphesiz onların cezalandırılması kamuoyunu tatmin edecektir.

Ancak böyle bir bağlantı bulunmuyorsa veya bulunamıyorsa, yeterli deliller de yoksa o zaman yapacağımız şey, bu ismi geçen, üzerlerinde spekülasyon yapılan, itham edilen insanların tekrar saygın birer kişi olarak kamuoyunda selamlamaktır.

Deniz Feneri ile bağlantılı olarak dünkü olay, yargı sürecinin bir parçasıdır. Bu isimler kimdir, Sayın Akman dışındakileri tanımıyorum. Elbette avukatları vardır, kendilerini savunabilirler, savunacaklardır. Hukuk devletinde tüm imkanları herkes rahatlıkla kullanabilir."

HİÇ KİMSE BAĞLANTI KURAMAZ
"Almanya'daki Deniz Feneri e.V soruşturmasıyla AK Parti arasında bağlantı kurulmasını nasıl değerlendirdiğinin'' sorulması üzerine Arınç, "Hiç kimse bağlantı kuramaz, bağlandırılamaz" dedi.

Türkiye'de AK Parti dışında gelir ve giderini, harcamalarını, hazine yardımını günü gününe internet sitesinden yayımlayan parti olmadığını ifade eden Arınç, şunları söyledi:

"AK Parti'nin alnı açıktır. AK Parti Türkiye dışında hiç bir kurum ve kuruluştan bir kuruş para temin etmez ve etmemiştir. Birileri AK Parti'yi 'şu kadar hazine yardımı alıyorsunuz' diye eleştiriyor. Bu kadar hazine yardımıyla biz, seçim çalışmalarımızı ve teşkilatlanmamızı yapıyoruz. Dışarıdan ne paraya ihtiyacımız var, ne de böyle bir saçmalığı yapacak akılsızlığımız var. Biz hiç bir kurum ve kuruluştan Anayasa'nın temel ilkesine aykırı olarak bir kuruş temin etmiş değiliz. Hiç kimsenin elinde de böyle bir belge ve bilgi olamaz. Buna yürekten inanıyorum. Ama ne yazık ki Türkiye'de hala korkular, vehimler, acabalar, ortalığı bulandırmak için yazılar yazılıyor, dedikodu, fısıltı gazetesi devam ediyor. Bunların hiç birisine değer vermeyiz.

Eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu tür dedikodularla meşgul olacak idiyse daha önce CHP hakkında bir vakıftan alındığı iddia edilen parayla ilgili olarak şimdiye kadar 20 defa kapatma davası açmış olurdu. Bir kişinin sözüyle, bir kişinin bir yerde dedikodu etmesiyle yüksek yargı hiç bir zaman meşgul olmaz. Ancak biliyoruz ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tüm siyasi partiler hakkında bilgi ve belge toplar. Partilerin dosyası vardır ve o parti hakkında sicil her zaman tutulur. Bunlardan birisi de Adalet ve Kalkınma Partisi'dir. Dedikodularla uğraşacak vaktimiz yok. Bütün bunlara toplumda da hiç kimse inanmıyor."