''Askeri casusluk'' davasında savcı beraat talep etti

İzmir'deki "askeri casusluk" davasında savcı, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen sanıkların beraatlarını talep etti.

Anadolu Ajansı 15.02.2016 - 12:37 | Son Güncelleme : 15.02.2016 - 20:15

''Askeri casusluk'' davasında savcı beraat talep etti

İzmir'de aralarında muvazzaf askerlerin de olduğu 357 tutuksuz sanık hakkında "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" suçlamasıyla açılan davada, sanık ve avukatları, savcının beraat gerekçesine katılmadıklarını belirterek, delil yetersizliğinden değil, "yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması" sebebiyle esastan beraatını talep etti.

İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, sanıklar ve avukatları hazır bulunurken, sanık yakınları da duruşmaya yoğun ilgi gösterdi.

Mahkeme heyeti, Savcı Ali Ertan'ın bazı asker sanıklar hakkındaki dosyanın görevsizlik kararıyla birlikte "askeri itaatsizlik suçu bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirilmesi için" askeri savcılığa gönderilmesi yönündeki mütalaasını reddetti.

Mahkeme Başkanı Orhan Kızıltaş, hakkında yakalama kararı bulunan sanık Necdet Kılıç hakkındaki delillerin değerlendirilmesi amacıyla dosyasının ayrılmasını talep eden savcıdan, sanık hakkında esasa ilişkin hüküm kurulacağından yeniden mütalaa vermesini istedi.

Savcı Ali Ertan ise esas hakkında mütalaa verdiğinden, yeni bir mütalaa vermeyeceğini belirtti.

"DELİLLERE SONRADAN EKLEME YAPILDI"

Davanın bir numaralı sanığı işadamı Bilgin Özkaynak'ın avukatı Muzaffer Sevgi Sakarya, beraat yönündeki mütalaanın beraat talebine katıldıklarını, davanın başından bu yana çok ayrıntılı savunmalar yaptıklarını, klasörlerle dilekçe ve evrak sunduklarını hatırlatarak, "Aramaların usulüne uygun olmadığını belirttik defalarca. Mütalaada da bunu görüyoruz. Usule uygun olmayan bu dijitaller müvekkilime ait değildir. Materyallere sonradan eklemeler yapıldığı da ortaya çıktı. Hiçbir sanığın birbiriyle bağlantısı yoktur. Dolayısıyla müvekkilimin esastan da beraat etmesini istiyoruz" dedi.

Sanık avukatlarından Nevzat Güleşen, bilirkişi raporunda da belirtilen dijital verilerin hash değerlerindeki farklılıkların, İzmir KOM Şubede delillerde sahtecilik yapıldığını gösterdiğini ifade ederek, genel olarak savcılık mütalaasına katılmakla birlikte savcının suçun sabit olmadığını kaydettiğini, beraat gerekçesinin bu şekilde belirtilmesini istediklerini söyledi.  

Bilgin Özkaynak’tan ele geçirildiği iddia edilen "Pandora" veri tabanının yaratılma tarihinin 31 Mart 2012 olduğunu, bir başka sanıktan ele geçirilen, aynı içerikte ve aynı hash değerlerine sahip bir diğer "Pandora" veri tabanının yaratılma tarihinin 2007 olduğunu belirten Güleşen, "İşte sahtecilik ortada. Beraat kararında bu hususun da belirtilmesini istiyoruz" dedi.  

Güleşen, Genelkurmay Başkanlığı bilirkişi heyetinde görev yapmış olan şahıslar hakkında da ayrıca suç duyurusunda bulunulmasını istedi.  Avukat Murat Ergün, bu dava nedeniyle HSYK tarafından açığa alınan Hakim Serdar Ergül'ün, duruşma devam ederken saat 12.30 sıralarında, "İddia makamında HSYK" oturuyor şeklinde "twitter"da paylaşımlar yaparak mahkemenin vereceği kararı "şaibe altına almaya" çalıştığını savunarak, başta Ergül olmak üzere bu davada tutuklama kararı veren, soruşturma aşamasında "suistimali bulunan" asker ve polis tüm personel hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Diğer sanık ve avukatları da savcının beraat yönündeki mütalaasına katıldıklarını ancak gerekçesine katılmadıklarını, delil yetersizliğinden değil, CMK 223/2-b maddesinde belirtilen "yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması" sebebiyle esastan beraatını talep ettiklerini söyledi.

"HAYATIMIZI KARARTANLARDAN ŞİKAYETÇİYİZ"

Bazı asker sanıklar, sahte belgelerle bu kumpası kurarak, "hayatlarını karartan" kişilerden ve buna "seyirci kalan" sorumlulardan şikayetçi olduklarını belirtirken, muvazzaf asker öğretmen Yüzbaşı Andaç Keskin, "Buradaki tüm sanıklar gibi ben de bir kumpasın kurbanıyım. beraatımın delil yetersizliğinden değil, benim bu suçları işlemediğim gerekçesiyle verilmesini talep ediyorum" dedi.  

Sanık emekli albay Coşkun Başbuğ, davanın başından bugüne yaptığı "FETÖ silahlı terör örgütüne" dair ve diğer tüm suç duyurularını yinelediğini, mahkeme tarafından işleme konulmasını talep ettiğini söyledi.  Albay Engin Karatekin, üç yıl önce yaptığı ilk savunmasını aynen tekrar ettiğini, o günden bugüne kendisiyle ilgili hiçbir değişiklik olmadığını belirterek, "Zaman gerçeği ortaya çıkardı. Görevimi yaparken, bir örgütün yöneticisi olmaktan müebbet hapisle yargılandım. 2 yılı aşkın süre tutuklu kaldım, bunun ötesinde basında çıkan haberler, internette Engin Karatekin
yazdığınızda casuslukla ilgili onlarca sayfa çıkıyor. Bunun telafi edilmesini istiyorum. Bu kumpas ve komplodan mağdur olduk. Bunu yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunuyorum" diye konuştu.

TSK'dan atılan eski sağlık astsubayı Davut Yıldız, duruşma savcısının asker sanıkların dosyasının ayrılarak askeri savcılığa gönderilmesi yönünde mütalaa verdiği için duruşma savcı Ali Ertan hakkında HSYK'ya suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanı olarak görev yaparken istifa eden Tuğamiral Gündüz Alp Demirus da savunmasında, "Biz hayatımızın hiçbir döneminde suç işlemedik" sözleriyle beraatını isteyerek, kendilerine iftira atanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi.

Sanık Narin Korkmaz da savcının birinci iddianameden hakkında beraat, ikinci iddianameden cezalandırılmasını talep ettiğini hatırlatarak, fiziki dokümanların başından beri kabul etmediğini, "art niyetli" kişiler tarafından konulduğunu söylediği poşet içinde çıkan materyaller olduğunu savundu.  "Dijital materyalleri koyan kim ise, bunları koyanlar da onlardır. Şahsıma ait olmayan, yapılan DNA incelemesinde DNA'larım bulunmayan eşyalardan cezalandırılmamın talep edilmesi hukuken tartışılır. Sayın savcımın beni günah keçisi ilan ettiğini düşünüyorum" savunması yaparak beraatini istedi.  Mahkeme Başkanı Orhan Kızıltaş, mütalaaya ilişkin savunmaları alınmayan sanık ve avukatlarının dinlenilmesine devam etmek üzere duruşmayı yarına erteledi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

TMK 10. maddesiyle görevli Savcı Zafer Kılınç'ın "askeri gizli bilgi ve belgeleri ele geçirme, bulundurma" suçlamasıyla 49'u muvazzaf asker 357 sanık hakkında hazırladığı iddianamede, sanıklar hakkında 2 yıl ile müebbet hapis arasında değişen cezalar istenmişti.

İddianamede adı geçen 831 mağdurdan, aralarında devlet memuru, asker ve MİT mensubunun da bulunduğu çok sayıda kişinin suç örgütü tarafından fişlendiği iddia edilmişti.

Örgüt lideri olduğu iddiasıyla suçlanan marina işletmecisi Bilgin Özkaynak ile Narin Korkmaz hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kişisel verileri kaydetmek, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin etmek" suçlarından müebbet ve dokuzar yıl, sanıklar arasındaki Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Veysel Kösele hakkında da "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yasaklanan bilgileri temin etmek" suçlamasıyla 2 ila 6 yıl hapis cezası talep edilmişti.

İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinde 16 Nisan 2013'te görülmeye başlanan davada bugüne kadar 44'ü Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından olmak üzere tutuklu 69 sanık tahliye edilmişti.

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin ardından davanın İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesi kararlaştırılmış, 5'i asker 10 tutuklunun da bu mahkemece tahliye edilmesiyle 357 sanıklı davada tutuklu kalmamıştı.

Milli Savunma Bakanlığının 20 Ekim 2014'te görülen duruşmadaki müdahillik talebi, "suçtan zarar görme ihtimali bulunduğu" gerekçesiyle kabul edilmişti.

Sayfa Yükleniyor...