İçişleri Bakanı Beşir Atalay, öğrenci olayları ve iki dil tartışmalarını değerlendirdi.

Bakan Atalay, İstanbul'daki öğrenci olaylarına şu yorumu yaptı:

''Polis, belirli bir noktadan sonra öğrencileri uzaklaştırmak için gaz sıkmıştır, vurmamıştır. O yerde yatan bir kız öğrenci görüntüsü var, 40 yönden biz onu inceledik böyle bir görüntü niye meydana geldi diye. Böyle bir görüntü olmamalı. Onunla ilgili bir darbe yok. Çok ileri saldıran, polise vuran öğrencilerden bir kısmını gözaltına alma teşebbüsü sırasında ekran görüntüsü vermek için kendini yere atanlar da oluyor. Öğrencilerde olur bunlar. Bunun içerisinde belli bir grup var. Biz bunları tespit ettik, dosyamda var benim.

Geçen yıl Tekel işçileri eylemine katılmış, İstanbul'da Mc Donald eylemine katılmış, Samsun'daki eyleme katılmış, Ankara'da Siyasal Bilgiler Fakültesinde yumurta atma eyleminde var. Bunlar öğrenci ama her yerde bu tür şeylerin içerisinde olan belli bir grup var. Bunların kim olduğu, nereden geldiği biliniyor. Bunların sayıları çok az çok büyük öğrenci kitlelerini filan temsil etmiyor.

Ne olursa olsun yine de düşüncesini ifade etmek isteyene sonuna kadar müsamaha ediliyor. Belli bir noktadan sonra polis eğer güvenliği sağlamazsa o zaman polisi suçlar vatandaş. Yani bu olayları büyük bir olgunlukla tarafsızca, sabırla bütün boyutlarıyla incelediğinizde polisin gerekeni, fazlasını yapmadığını görürsünüz.''

RESMİ DİL TARTIŞILAMAZ
Bakan Atalay, ''Hükümet, iki dil meselesinden rahatsız oldu. Bu konuya biraz özgürlükler bağlamında bakmak gerekmiyor mu?'' sorusu üzerine, şöyle yanıt verdi:

"2005'ten bu yana vatandaşın kendi istediği dilde rahatça konuşması, öğrenmesi, öğretmesi, televizyon kurması, gazete çıkarmasının önündeki engelleri kaldırmakla meşgulüz. Devletin televizyonundan 24 saat Kürtçe, Arapça yayın yapılıyor, isteyen özel radyo ve televizyon kurup dilediği dilde yayın yapabiliyor. Şu anda vatandaşın istediği dilde konuşmasının önünde bir engel yok.

Cezaevlerinde engel kaldırıldı, hatta Meclis Seçim Kanunu'nu değiştirdi. Siyasetçiler istediği dilde propaganda yapabiliyor. Bütün bunlar realite. Peki bunun ötesinde ne istenebilir? Bugün bir yaşlı anne geldi Başbakanımıza derdini anlatıyor. Kürtçe konuşuyor, bizim Bitlis'teki il başkanımız onun ne dediğini tercüme etti. Türkçe'yi bilmiyorsa, Başbakan'a kendi anadiliyle konuşuyorsa bunda ne gibi bir sakınca olabilir. Tercümeyle Başbakanımızla anlaştı. Bundan daha tabi ne olabilir. Bu şu anda Türkiye'de sağlandı. Bunun ötesinde iki dil gibi yeni bazı şeyler gündeme getirmek yürüyen sürecin iyi yürümesini engelleyici şeyler olarak... Daha ileri ifadeler kullanmak istemem ama Türkiye'de bu kadar gelişme olduktan sonra, şu anda iki dil tartışmasının getireceği yeni bir şey yok. Ondan ötesi nereye gider; resmi dil. Resmi dil olmaz. Resmi dil Türkçedir. Resmi dilimiz tartışılmaz. Bizim dediğimiz budur. Onun dışında günlük kullanımda bir problem kalmadı zaten.''

GENELKURMAY'IN AÇIKLAMASI FAZLALIK
Genelkurmay Başkanlığı'nın iki dil açıklamasının kendilerini rahatsız edip etmediğinin sorulması üzerine Beşir Atalay, rahatsız olmadıklarını ancak Cumhurbaşkanı ve Hükümetin, hemen hemen aynı hassasiyetleri ifade eden açıklamalarının ardından Genelkurmay' açıklamasını fazlalık olarak gördüklerini ifade etti.

ÖNÜMÜZDE YENİ ANAYASA VAR
Köy isimlerinin değişmesini anlatan Bakan Atalay, yeni anayasa mesajı verdi:

"Yaşadığı köyün ismini değiştirmek isteyen vatandaşlar kaymakamlığa başvuruyor. Köy nüfusunun yarısından bir fazlası değişikliği istiyorsa konu İçişleri Bakanlığına geliyor, onaylıyoruz, hallolup gidiyor. Bir tane geri çevirdiğimiz yok. Bütün bunlar çözüldü, bunlarda sorun yok. Şu anda makul yürüyen bir süreç var. Önümüzde yeni anayasa var. Yeni anayasa Türkiye'nin birikmiş sorunlarını çözmede bir ufuktur. Türkiye ilk defa kendi sivil anayasasını yapacak ve bu bir dönüm olacak. Süreci gereksiz tıkayan tartışmalara çok girmemek lazım. Türkiye bu konuda iyi bir yolda yürüyor. Vatandaşların umutlandığı, çok çaba sarf ettiğimiz bir süreç var. Bu süreci yürütmemiz lazım'' diye konuştu.

REFERANDUMDAKİ OY ORANINI GEÇTİK
Atalay, önümüzdeki haziran ayında yapılacak genel seçimler için ise şunları söyledi:

"Türkiye'nin istikrarı en azından bir dönem daha bozulmamalı. Dileriz ki daha uzun olsun. Türkiye asla koalisyonlara düşmemeli. Zaten öyle bir şey de gözükmüyor. Kendi kamuoyu yoklamalarımızda parti olarak iyi bir durumdayız. Şu anda halk oylamasının daha üstünde bir yerlerdeyiz. Elimde birkaç yerde yapılmış iyi araştırmalar var. Şu anda yüzde 47, 48'ler civarındayız. Bizim şu anda oylarımız yükselişte. Daha rahat ve tek başına iktidar olacağız.''