İçişleri Bakanı Atalay'ın Kürt açılımı ile ilgili açıklamaları Meclis'te grubu bulunan siyasi parti temsilcileri şöyle değerlendirdi.

CHP'Lİ MUSTAFA ÖZYÜREK : KIRMIZI ÇİZGİMİZ ÜNİİTER YAPI
"İşin özüyle ilgili açıklama yapamayacağını sayın bakan da söyledi. Herkesin beklentisi, ilgisi özüyle ilgili ne söyleyecekleriydi. Yöntemle ilgili açıklamalarda bulundu.

O açıklamalarda 'iyi niyet, olumlu bir hava var, bu olumlu havayı değerlendirmek istiyoruz' şeklinde. Bunlara kimsenin itiraz etmesi mümkün değil.

Kürt sorunu önemli bir sorun, bunun çözülmesini herkesi istiyor. Biz de istiyoruz. İnanıyoruz ki hükümet de istiyor. Ama nasıl çözeceğiz, hangi somut adımları atacağız, bu noktalarda sayın bakan açıklama yapmadı.

Bizimle herhangi bir temas olmadı. Bizim 1989 yılında yayınlanmış olan Kürt raporumuz var. O zaman SHP’nin genel sekreteriydi sayın Başkanımız Deniz Baykal. Onun başkanlığında hazırlanan bir rapordu. Genel başkanımız o çalışma nedeniyle yargılanmıştır. Bu konuda en hazırlıklı parti CHP’dir.

Türkiye’de sadece Kürt meselesinin çözümü için değil, Türkiye için daha fazla demokrasiye ihtiyaç var.

Bizim kırmızı çizgilerimiz belli. Biz çözümün üniter yapı içinde yani Misakı Milli sınırları içerisinde yapılmasından yanayız. Türkiye’nin bölünmesine yol açacak demokratik özerklik, federal çözüm gibi çözümler, bizim düşünmediğimiz çözümler. Bu konularda kesin angajmanımız var.

Herkes ana dilini özgürce öğrenmeldir. Demokrasi en etkin şekilde çalışmalıdır. Kültürel haklar sonuna kadar kullanılmalıdır. Ana dilde yayın yapılmalı, biz daha da ileri gidiyoruz sadece devlet televizyonu değil özel televizyonlarda da Kürtçe yayın yapılmalıdır. Ama eğitim dili anayasamızda yazdığı gibi Türkçe olmalıdır. Çocuklarımızı dil olarak baştan ayırırsak toplumda giderek ayrışmaya neden olur.

Sayın bakanın söylediğinde demokrasi çok önemli, hep istiyoruz. İşleyen demokrasimizde nerede eksiklik var, keşke sayın bakan onu tespit edip çözümüyle ilgili birşey söylemiş olsaydı.

İnsan haklarıyla ilgili yasal düzeyde önemli açılımlar olmasına rağmen o bölgede uygulamada çok ciddi sorunlar var. Sayın bakan herkes katılmalı, diyor ama bu yasaların uygulanması görevi hükümetindir. İstanbul'daki bir yürüyüşü anlayışla karşılıyorken, Diyarbakır'daki yürüyüşü şiddetle bastırıyorsanız, bBu konuda herkesin katkıda bulunması mümkün değil.

AB uyum sürecinde anayasada önemli değişiklikler yaptık. Ama bölgeden gelen haberlerden anlıyoruz ki yasalar oralarda etkin bir şekilde oralarda uygulanmıyor. Hükümet bunları almalı ama onun dışında bu konular sürekli konuşulur, somut birşey ortaya çıkmazsa toplumda bir bezginliğe yol açar. Toplumda bu konu çözülecektir görüşü var. Ama artık özüne girelim, somut adımlar atalım. Bu somut adımlar üzerinde herkes o zaman görüşlerini ifade etsin."

MHP'Lİ MEHMET ŞANDIR: AYRIŞMAYA ZEMİN HAZIRLANMAMALI
"Sayın Bakan temennilerin dile getirdi. Modaya uydu. Bugünlerde herkes bir şeyler söylüyor. MHP olarak biz bu konuşmaları dikkatlice takip ediyoruz. Genel başkanımız Bahçeli'nin açıklamaları partimizin temel görüşleridir. Bu topraklar üzerinde birlikte yaşamış insanları bir sebep geliştirerek ayrıştırmak bu insanların hayrına değil.

Demokratikleşmeyi ve uygulama yanlışlarını gerekçe göstererek bu toplumun ayrışmasına kimlik olarak zemin hazırlayacak hiçbir yaklaşımı doğru ve faydalı görmemekteyiz. Bu durum bu insanları kamplaştırır. Burada bir iç çatışma endişemiz ortaya çıkar.

MHP olarak biz diyoruzki farklılıkların farkında olarak birlikte yaşamak istiyoruz. Örneğin herkes gündelik hayatında ana dilde konuşabilir. Ama bunu bir topluluk hakkı haline getirdiğinizde ayrıştırma başlar.

Terörle mücadele terörle silahlı mücadeledir. Bir grup silaha sarılmış, isyan etmiş, mayın döşüyor, bombalar patlatıyor. Etnik terörle mücadeleden vaz mı geçeceğiz?

Bu noktada başarısızlık varsa Türkiye'yi yönetenlerden sormak lazım. Siz mücadeleden vazgeçip müzakereye geçerseniz, size niye inanalım.

Türk birliğini bozacak bir girişime hiçbir kurum onay vermemeli. Hükümet söylemek istediğini açıkça söylemeli. Hükümet siyasi partileri bilgilendirmeli."

DTP'Lİ SIRRI SAKIK: GECİKMİŞ AMA UMUT VERİCİ BİR AÇIKLAMA
"İlk günden beri diyalog oluşturulmalı diyoruz. Bakan iyi niyetini seslendirdi. Umutlandık ama halen yol haritasını bilmiyoruz. Bugün toplumsal uzlaşıyla çözüm istemesini, bakanın bunu söylemesini olumlu buluyoruz. Uzlaşıyla ilgili hükümet adım atıyorsa STK'larla, partilerle, kurumlarla birlik oluşturulacaksa, özgürlükler hayata geçecekse, biz bundan mutlu oluruz. Destek veririz.

Türkiye'de bütün kesimleri bu sürece dahil etmezseniz olmaz. Halkın iradesiyle Meclis'e gelmiş DTP'yi dışlayarak nasıl soruç alabilirsiniz. Ben geç kalınmış bir adım olarak görüyorum ama bugünkü açıklamaları olumlu buluyoruz. Parlamento'da yol haritasını görüşübiliriz.

Türkiye'ye özgü bir model Meclis'te konuşulmalı. Türkiye'ye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin sürece dahil olmasını istiyoruz. Bakan da bunu söyledi.

Geçmişin argümanlarıyla hayat dizan edilemiyor. Elinde silah olan örgüt var. Bu örgütü dışlayarak sorunu çözebilir misiniz? Demokratik süreçte bu silahlı örgüt de kendini gözden geçirebilir.

15 Ağustos'ta sunulacak yol haritası da, üzerinde çalışılan yol haritasıyla uzlaşsın istiyoruz. Bu süreci zaman zaman baltalamak isteyenler olabileceğini bakan söyledi, biz de söylüyoruz. Duyarlı ve sabırlı olmamız gerekir. Önyargılarımızı kırarsak sorunu çözebiriz diye düşünüyorum.

DTP 2007 seçimlerinde ve 2009 seçimlerinde halkın büyük bölümünden onay aldı. Ama DTP'yi ötekileştiren başta başbakan oldu. DTP ile bugüne kadar diyalog oluşmuş olsaydı bu noktada olmayacaktık. Geçmişe çok takılıp kalmamalıyız. Nasıl bu gün yeni bir tarih yapabiliriz, ona bakmak lazım.

Kürtler demokratik haklarını istiyor. Bir lütuf olarak değil. Hükümetin bu noktadaki tespitleri doğru. İyi bir çalışma yapılırsa sonuç alırız."