Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Tunceli'ye tarihi bir ziyaret gerçekleştirerek 14 yıl sonra bu kente giden ilk Cumhurbaşkanı oldu.

İlişkili Haberler


Çeşitli temaslarda bulunan Gül, Hacı Bektaşı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği'nin Cemevi'ni ziyaret etti.

Bu ziyaret, Atatürk'ten bu yana ilk kez bir Cumhurbaşkanı'nın cemevi'ne girmesi anlamına da geliyordu; saptama Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan'a ait.

Gül'ün cemevi ziyareti sırasında yanında bulunan Doğan, NTV yayınında orada yaşananları anlattı.

"Sayın Gül uzayıp gidebilecek bir süreci kırmış oldu" diyen Doğan, "Sayın Cumhurbaşkanı, Tunceli'nin de bu ülkenin güzel bir parçası olduğunu ve hiçbir zaman akıllardan çıkarmadıklarını söyledi. Tunceli'ye bir üniversite açmak için; rektörün büyük çabalarına destek vermek amacıyla geldiğini dile getirdi" dedi.

"ATATÜRK'TEN SONRA BİR İLK"
Doğan, "Bizim hafızalarımızda böyle bir görüntü yok. Bir Cumhurbaşkanı'nın cemevinde semah izlerken bir görüntüsünü hatırlamıyoruz" saptamasını yaptı ve şunları aktardı:

"Atatürk hariç bugüne kadar alevilerin cemevini ziyeret edip, ayakkabılarını çıkarakak; kimse çıkarmasını istemedi, burası ibadethane mesajı veren bir Cumhurbaşkanı olmadı. Kendisine özellikle 'ayakkabılarınızı çıkarmayın' dendi ancak 'Hayır. Gelenek buysa ben de çıkarırım' yanıtını verdi.

Bunu yapması alevilerin geleneklerinde nasıl giriliyorsa öyle girdi ve fiilen 'burası ibadethanedir' meseajını vermek istedi."

AKADEMİ VE DESTEK İSTENDİ
İzzettin Doğan, alevi geleneğinde olmamasına rağmen Cumhurbaşkanın'nı karşılama amacıyla küçük bir resital düzenlendiğini belirterek, "Bu önemli ziyareti gerçekleştiren Cumhurbaşkanı'na karşılık verilmiş olundu. Seremoni bittikten sonra derneğin başkanı bir dilekte bulundu. Alevi dedelerinin yetişmesi için akademi kurulmasını ve cemevlerini yapımı için de destek istedi. Cumhurbaşkanı, daha sonra halkla kucaklaşarak oradan ayrıldı" ifadelerini kullandı.

"SONUÇLARI AĞIR OLUR"
Doğan, demokratik açılım ardından Cumhurbaşkanı'nın ziyareti ile yıllardır devam eden sorunların çözümüne ilişkin umutlarıyla iigili soruya da, "Devlet adamlığı ciddi bir iştir. Bu tür adımların ardından işlerin ardından somut bir şeyler yapılmazsa bunun siyasi hayatta sonuçları ağır olur. Netice olarak bir şeyler ortaya çıkacaktır" diye konuştu.




Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'de bugün tartışılan birçok konunun sağlıklı bir yörüngeye gireceğine inandığını belirterek, ''Burada en önemli olan şey; bu tartışabilme, konuşabilme, karşılıklı saygı içinde düşünceleri ifade etme ortamını bozmamak gerekir'' dedi.

Tunceli Üniversitesi'nin açılış programına katılan Gül, törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin giderek güçlendiğine, geleceğinin çok daha parlak olduğuna inandığını dile getirdi.

Türkiye'nin başarılarını, gücünü herkesin gördüğünü ve örnek alınmaya başlandığını söyleyen Gül, ''Bunun sebebi şudur; Türkiye'deki hukukun üstünlüğü, demokrasinin derinleşmesi, ekonominin güçlenmesi. Bu konuda önemli adımlar atılmaktadır'' dedi.

Anayasa'nın değişmez ilkelerinde tam bir mutabakat bulunduğunu söyleyen Gül, şöyle devam etti:

''Türkiye'nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin gereklerini yerine getirme doğrultusunda ki bu doğrultu, büyük Atatürk'ün bize muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma şeklinde işaret edilerek gösterilmiştir, bu yönde çok önemli gelişmeler olmaktadır. Bunları hep beraber, bu ülkenin sahipleri bizler gerçekleştiriyoruz. Demokrasinin standartları yükseldikçe, bu ülkenin çeşitli sorunları, meseleleri kendiliğinden hallolacaktır. Bu sadece belli bir konuyla ilgili değil. Türkiye'nin hangi köşesine gitseniz çeşitli problemler olabilir, ama bunları büyük bir olgunluk içerisinde, hep beraber konuşarak tartışarak, evrensel demokrasilerin standartlarını yükselterek, hep beraber halledeceğiz. Unutmayın ki bu işler yapılırken, Türkiye'nin her tarafının sosyal, kültürel farklılıklarını da tekrar kucaklayacağız.''

Türkiye'nin büyük bir ülke, her şeyden önce çok büyük, şanlı bir imparatorluğun devamı olduğunu ifade eden Gül, böyle büyük bir ülkenin, sosyolojik, kültürel farklılıklarının olmasının da doğal olduğuna işaret etti. Gül, ''Türkiye'nin hangi köşesine gitseniz birbirinden güzel ilgi çekici tarafları vardır. Bütün bunlar bizim zenginliğimizdir. Bu bölgemizin de Tunceli'nin de kendine has, kültürel, sosyolojik yapıları vardır. Alevi kültürü, bununla ilgili üniversitede yapılan çalışmaları takdir ettim. Bütün bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin, bizim, hepimizin kültür parçalarımızdır'' diye konuştu.

''FARKLILIKLAR ZENGİNLİĞİMİZ''
Kültür mirasına sahip çıkmanın Anayasa'da yazılı bir talimat olduğuna işaret eden Gül, şunları kaydetti:

''Kültür mirası dediğimizde, çok geniş bir şekilde bakıp, bu topraklar üzerindeki bütün kültürleri, değerleri anlamamız gerekir. Bu bağlamda biz her şeyi suhuletle halledebiliriz.

Artık bugünkü çağda herkes birbiriyle olmak durumunda. Beraber olurken de kendimizi başkasının yerine koyarak düşüneceğiz, birbirimize saygı, sevgi göstereceğiz, birbirimizi daha çok anlayacağız. Böyle anlayınca da tabii ki farklıklar zenginlik olarak ortaya çıkacaktır. O açıdan Türkiye'de bugün tartışılan birçok konunun sağlıklı bir yörüngeye gireceğine inanıyorum. Burada en önemli olan şey; bu tartışabilme, konuşabilme, karşılıklı saygı içinde düşünceleri ifade etme ortamını bozmamak gerekir.

Terör, devletin güçlerinin dışında silahlı insanlar, kesinlikle bu süreci engelleyen birinci unsurdur. Bunu açıklıkla söyleyeyim; terör olduğu süre içerisinde devlet güçlerinin dışında, devletin askerinin, polisinin dışında herhangi bir kişi 'benim de gücüm var' dediği süre içerisinde, bunların hiç biri olmaz. O bakımdan Türkiye'yi daha güçlü yapmak için bugünkü sorunlarımızı konuşarak, kendi aramızda çözerek, gelecek nesillere yük taşımamak için teröre asla sempatiyle hiç kimse bakmayacak, teröre asla yer vermeyeceğiz. O zaman her şey, farklı düşünceler de arkasında şiddet olmadığı süre içerisinde konuşulabilir, tartışılabilir.''

''HALKIN SAĞ DUYUSU SAĞLAM''
Gül, Türkiye'nin temel direklerinin, halkın sağ duyusunun sağlam olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

''Çünkü bunlar bizim geleneklerimizde, genlerimizde vardır. Hoşgörü, saygı, beraber yaşama. Bugün Avrupa'nın demokrasi, insan hakları çerçevesinde ifade ettiği değerler, yüzyıllar önce bizim büyüklerimiz tarafından o günkü dünyada zaten ifade edilmiştir, hoşgörüdür, toleranstır, birbirine saygıdır. Bu öğütleri bugünkü modern terminolojiye çevirdiğinizde karşınıza demokrasi, insan haklarına, insanlara saygı, sevgi çıkar. Onun için bu değerler bize yabancı değildir. Bunları biz bugün daha geçerli kılacağız ve ülkemizi güçlü kılacağız.''

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'yi herkesin imrenerek seyrettiğini, Türkiye'nin 5-10 sene sonrasının çok çok daha güçlü olacağını anlattı.

Türkiye'nin bugünkü haliyle Avrupa'nın 6. büyük ekonomisine sahip olduğunu belirten Gül, ''Türkiye'nin demokrasisi, ekonomisi güçlü olunca, güçlü güvenlik güçleri, silahlı kuvvetleri, polis teşkilatı bunlar olunca, bu ülke hem kendi içerisinde herkese hem de çevresine huzur verecektir. Hiç bir şeyden çekinmemek lazım. Çünkü bu ülkede sevgi, saygı bu ülkenin temelinde ve bu ülke insanlarının geninde vardır'' şeklinde konuştu.





Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ülkenin her tarafının, dört bir yanının birbirinden kıymetli olduğunu belirterek, ''Tüm illerimiz, hepsi bu aziz vatanın en kıymetli illerindendir, hiç birinin birbirinden farkı yoktur. Hepsi de bizimdir. Biz de bütün bu illerimizin hepsindeyiz'' dedi.

Gül, ülkenin her tarafının, dört bir yanının birbirinden kıymetli olduğunu, Samsun'dan Mersin'e Edirne'den Hakkari'ye kadar her tarafın bu ülkenin parçası olduğunu ve bir bütünü oluşturduğunu kaydetti. ''Tüm illerimiz, hepsi de bu aziz vatanın en kıymetli illerindendir, hiç birinin birbirinden farkı yoktur. Hepsi de bizimdir. Biz de bütün bu illerimizin hepsindeyiz'' diyen Gül, bu çerçevede Tunceli'ye gelmenin, buranın sorunlarını dinlemenin, buradaki gelişmeyi görmenin kendisini çok mutlu ettiğini dile getirdi.

Üniversitenin kısa süre içinde bu kadar başarı elde ettiğinin hep beraber görüldüğünü söyleyen Gül, ''Açıkçası ben de bu kadar beklemiyordum'' dedi.

Hiç asistanı, öğretim üyesi, profesörü, doçenti olmayan, sadece idari personeli olan bir üniversitenin, 150'ye yakın öğretim üyesine ulaşmış olmasının büyük bir başarı olduğunu ifade eden Gül, bundan dolayı üniversite rektörünü kutladı. Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:

''Bir insan işine gerçekten sahip çıkarsa, onun heyecanını duyarsa veya halk diliyle bir işin delisi olursa muhakkak ki orada başarılar gerçekleşir ve olur. Bugün bunları burada görüyorum ve rektörün sunduğu vizyonun kısa süre içinde Tunceli'de Tunceli Üniversitesi vasıtasıyla gerçekleşeceğine inanıyorum. Buna inancım tamdır. Çünkü bir şey sahiplenilmiş, Tunceli halkıyla bütünleşilmiş, idarecilerle hep beraber olunmuş ve el ele hep beraber, bu şehri güzelleştirmek, bu üniversiteyi güzel bir üniversite haline getirmek için ciddi bir çalışmayı gördüm.''

''ÜNİVERSİTENİN SEMBOLİK ANLAMI VAR''
Üniversitenin, şehrin meselelerine kısa süre içinde sahip çıktığını da gördüğünü söyleyen Gül, üniversitenin güçlenmesi için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti. Gül, ''Ben de bu üniversitenin sadece devlet kaynaklarıyla değil, hayırsever vatandaşlar��mız vasıtasıyla da gelişmesi için ne gerekiyorsa bunu yapacağım'' dedi.

Bu üniversitenin başarısının hep beraber görülmesi gerektiğini söyleyen Gül, ''Bir taraftan eğitim yapacaksınız, bir taraftan bu şehrin gelişmesini, bu şehrin insanlarının sorunlarını çözeceksiniz, çevresine, ekonomisine, kültürüne duyarlı olacaksınız. Böyle bir misyonunuz da var. Unutmayın ki, sembolik anlamı var bu üniversitenin. Onun için bu görevinizi en iyi şekilde yapacağınıza inanıyorum. Başta Tunceli'deki bütün kamu görevlileri ve halk yardımcı olacak sonra da Ankara tabi size yardımcı olacak'' diye konuştu.

''Başarılı siyasetçi'' dediği, Almanya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir'e fahri doktora unvanı verdikleri için üniversite yönetimini tebrik eden Gül, Almanya'da artık Türklerin bakan, milletvekili olduğunu, bundan da gurur duyduklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Gül, şöyle devam etti:

''Kendimize güvenmemiz lazım, öz güvenimizin çok sağlam olması lazım. Türkiye gerçekten çok güçlü bir ülke. Her bakımdan çok zenginiz, sorunlarımız yok mu, herkesin sorunları var. Ama bu öz güven içerisinde sorunlarımızı aşmak, halkımızın dertlerine derman olmak bizim görevimiz. O açıdan geleceğe çok ümitle bakıyorum. Tunceli'nin de geleceğine çok ümitle bakıyorum. Buranın sorunlarını da yakından görme fırsatım oldu. Şüphesiz ki bunlarla da hep beraber ilgileneceğiz.''

DİĞER KONUŞMALAR
Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, konuşmasında üniversitenin akademik çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Üniversitenin fen bilimleri ve sosyal bilimler adı altında 2 enstitüsü olduğunu anlatan Boztuğ, geçen yıl eğitime başlayan üniversitede akademik kadroların da gelişim gösterdiğini ifade etti. Üniversitede 6 profesör, 4 doçent, 36 yardımcı doçent, 41 öğretim görevlisi, 22 okutman, 44 de araştırma görevlisi bulunduğu kaydeden Rektör Boztuğ, yakında ABD'ye yapacağı ziyarette bazı üniversiteler ile kardeş okul protokolü imzalayacaklarını bildirdi.

Üniversitede ''Anadolu Hümanizması'' adı altında seçmeli ders koymayı düşündüklerini belirten Boztuğ, bu dersi bizzat kendisinin vereceğini, derste Mevlana, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre'yi anlatacağını ifade etti.

YÖK Başkanı Prof Dr. Yusuf Ziya Özcan ise bir yıllık eğitim ve öğretim süresinde üniversitenin yaşadığı fevkalade gelişmelerin herkes tarafından görüldüğünü dile getirdi. Üniversitelerin güncel sorunlara ilişkin daha etkin çalışmaları gerektiğini belirten Özcan, şöyle konuştu:

''Bir H1N1 virüsü salgını yaşanıyor. Aşısı için dışarıya bir sürü ödeme yapıldı. Bizim sağlıkta dışarı bağımlılık oranımızı yüzde 98 civarında. Bu konularda üniversitelerin gayret göstermesi lazım. Bu grip çıktığında siz bir üniversitenin 'Biz aşı geliştirmek istiyoruz' diye ortaya çıktığını duydunuz mu? Yerli tohumlar bitmiş durumda. Tohum İsrail'den, ABD'den alınıyor. Bir kilogram tohumun bir kilo altından pahalı olduğunu biliyor muydunuz? Üniversitelerden konuşma talebi geldi mi ses çıkmıyor. Umarım bu konuda çalışmalar en kısa zamanda başlar.''

Tunceli Valisi Mustafa Taşkesen de akademik yıl açılışının kendilerine ''umut verdiğini'' söyledi. Taşkesen, ''Türkiye artık geçmişiyle hesaplaşarak ve ondan faydalanarak ilerlemeyi özümsemiş bir toplum barındırıyor'' diye konuştu.

Akademik yıl açılış töreninde Tunceli Valiliği tarafından hazırlatılan ve ilin güzelliklerinin anlatıldığı ''Saklıkent'' isimli belgesel film de gösterildi. Törende, ozan Hozatlı Ahmet Dede, ''Gülbeng ve Deyiş Dinletisi'' sundu.

Akademik yılın ilk dersi, Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan,e ''Türkiye ve AB'' konulu ilk dersi verdi.

Tunceli Üniversitesi açılışı törenine Devlet Bakanı Faruk Çelik de katıldı.

Törende, Rektör Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e teşekkür plaketi verdi.