Avrupa’nın çözümü Türk üniversiteleri
27.05.2012 12:42

Türkiye, Avrupalı ülkelerle işbirliğini artırarak bilim ve teknolojide çok büyük atılımlar yapmayı hedefliyor. Bu kapsamda Avrupa’ya çözümü Türk üniversiteleri sunacak.
TÜBİTAK, 25 Mayıs günü İstanbul’da düzenlediği uluslararası konferansla, biyoteknoloji, nanoteknoloji, üretim teknolojileri ve uzay teknolojileri alanındaki Türk ve Avrupalı araştırmacılar ile sanayicileri biraraya getirdi. İşbirliğine vurgu yapılan konferansta, Türkiye’deki gelişim hakkında önemli rakamlar da kamuoyuna sunuldu.
Türkiye, Avrupa Birliği Yedinci Çerçeve Programı (FP7) kapsamında, Avrupalı ülkelerle işbirliğini artırarak bilim ve teknolojide çok büyük atılımlar yapmayı ve her alanda dünyadaki gelişmelere ortak olmayı hedefliyor. 'Turkey Enabling Technologies 2012' konferansında, Türk araştırmacı ve kurumların bu alanda ne kadar kararlı olduklarını gördük.
Açılış konuşmasında söz alan Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, Türkiye’nin özelleştiği alanlar ve dünyayı yakalaması gereken noktalardan bahsederken özellikle Almanya ile aramızdaki farka değindi: "Yaşam standartlarımızı yükseltmek için işbirliğine ihtiyacımız var. 2023’te Almanya’nın mevcut ticaret potansiyelinin sadece üçte birine ulaşacağız. Daha fazla sebze satarak bu açık kapatılamaz. İleri teknoloji ürünler satmalıyız. Gelişim adına uluslararası işbirliğini artırmalı, uluslararası eğitim programlarına odaklanmalıyız.”
“TÜRK ÜNİVERSİTELERİ ÇÖZÜM SUNACAK”
Avrupa Komisyonu Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür görevini yürüten Robert Jan Smits, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanlarında çok hızlı gelişim gösterdiğini ifade ederek, “Türkiye’nin birinci sınıf üniversitelerinde yapılacak araştırmaların bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemelere büyük katkı sağlayacağını ve çözümler üreteceğini” belirtti. Smits şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye olağanüstü bir potansiyele sahip. Bir ülke eğitim ve Ar-Ge alanında ne kadar ilerlemişse, ekonomik durumu da o kadar kuvvetli oluyor. Ekonomik krizde gördük ki, Ar-Ge altyapısı güçlü olan ülkeler krizden daha çabuk sıyrıldı. Bugün geldiğimiz noktada bilim ve teknoloji alanındaki sistemler çok karmaşık bir hal aldı. Bu durum işbirliğini kaçınılmaz kılıyor. Avrupa olarak işbirliğini iki katına çıkarmamız lazım. Ar-Ge alanında kontrol odaklı olmaktan güven odaklı çalışmaya kaymamız gerekiyor.”
Konferansta Türkiye’nin FP7’de gösterdiği ilerlemeye ait rakamlar da verildi:
- 761 Türk firması Avrupa ile 648 anlaşmaya imza attı,
- Türkiye’ye yapılması düşünülen yardım 115-160 milyon Euro,
- 2011 yılında 25 milyon Euro bütçeli 200 proje gerçekleştirildi,
- 743 Türk firmanın FP7’deki ortaklık payı 121,2 milyon Euro oldu,
- KOBİ’lere 12 milyon Euro destek verildi,
- 168 Türk araştırmacı Avrupa’daki araştırmalarda rol aldı,
- 119’u Kuzey Amerika, biri Japonya olmak üzere 120 Türk araştırmacısı yurda döndü.
Smits, Türkiye’nin yüzde 16,5 olan Ar-Ge alanındaki başarı oranının AB seviyesi olan yüzde 21,2’yi yakalaması gerektiğini belirtti ve başlıca sağlık, su kaynakları ve enerji alanında ilerleme kaydetmesi gerektiğini söyledi.
“SADECE HÜKÜMETİN DEMESİYLE OLMAZ”
TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Çengel, Prof. Dr. Kavranoğlu ve Robert Jan Smits, basın mensuplarının sorularını da cevapladı. Kavranoğlu, Türkiye’nin hızla gelişim göstermesine rağmen gelinen seviyenin yetersiz olduğunu vurguladı:
“Son 30-40 yılda ihracatımız önemli derecede arttı ancak hala çok gerideyiz. 2020’de ilk 10 ekonomiden biri olmayı amaçlıyoruz. Bu amaç altında üniversiteler dönüştürülmeli, bilim ve sanayi ile inovasyon alanında atılım yapılmalı… Sadece hükümetin harcama yapıyor olması bir anda kapasitemizin katlarca artacağı anlamına gelmiyor. Çok fazla reform gerek.”
Kavranoğlu sözlerine işbirliğinin önemine dikkat çekerek devam etti: “Bilim ve teknoloji alanındaki işbirliği sayesinde yanlış algılara dayanan dışlayıcı etkiler azalacak. Bilim elçilikleri açacağız ve buralara atamalar yapılacak.”
GEBZE’DE DEV BİLİM VADİSİ
Kavranoğlu, “Türkiye’nin yapılan yatırımları ne zaman somut olarak almaya başlayacağı” sorumuza, “ilk olarak altyapının güçlü bir şekilde kurulması” gerektiğini cevabını verdi. Kavranoğlu, “Hükümet, gerekli ekosistemi oluşturmalı. Amacımız, özel sektörün, yerel girişimcileri ileri teknoloji üretmeleri için teşvik etmelerini sağlayacak ortam oluşturmak.”
Sadece hükümetin çabalarıyla bir yere gelinmesinin çok zor olduğunu belirten Kavranoğlu, “Amaç birbirimize destek olmak ve engelleri ortadan kaldırmak. Gebze’de beş bin dönümlük bilim vadisi kurulacak. Elde edilen teknolojiler şirketlere dönüşecek, avantajlar elde edilecek… Yeni teşvik paketleriyle girişimciler Van, Hakkari olsun istediği yerde tesisini kurabilmeli.”
Türkiye, Avrupa Birliği Yedinci Çerçeve Programı (FP7) kapsamında, Avrupalı ülkelerle işbirliğini artırarak bilim ve teknolojide çok büyük atılımlar yapmayı ve her alanda dünyadaki gelişmelere ortak olmayı hedefliyor. 'Turkey Enabling Technologies 2012' konferansında, Türk araştırmacı ve kurumların bu alanda ne kadar kararlı olduklarını gördük.
Açılış konuşmasında söz alan Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, Türkiye’nin özelleştiği alanlar ve dünyayı yakalaması gereken noktalardan bahsederken özellikle Almanya ile aramızdaki farka değindi: "Yaşam standartlarımızı yükseltmek için işbirliğine ihtiyacımız var. 2023’te Almanya’nın mevcut ticaret potansiyelinin sadece üçte birine ulaşacağız. Daha fazla sebze satarak bu açık kapatılamaz. İleri teknoloji ürünler satmalıyız. Gelişim adına uluslararası işbirliğini artırmalı, uluslararası eğitim programlarına odaklanmalıyız.”
“TÜRK ÜNİVERSİTELERİ ÇÖZÜM SUNACAK”
Avrupa Komisyonu Araştırma ve İnovasyon Genel Müdürlüğü’nde Genel Müdür görevini yürüten Robert Jan Smits, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanlarında çok hızlı gelişim gösterdiğini ifade ederek, “Türkiye’nin birinci sınıf üniversitelerinde yapılacak araştırmaların bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemelere büyük katkı sağlayacağını ve çözümler üreteceğini” belirtti. Smits şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye olağanüstü bir potansiyele sahip. Bir ülke eğitim ve Ar-Ge alanında ne kadar ilerlemişse, ekonomik durumu da o kadar kuvvetli oluyor. Ekonomik krizde gördük ki, Ar-Ge altyapısı güçlü olan ülkeler krizden daha çabuk sıyrıldı. Bugün geldiğimiz noktada bilim ve teknoloji alanındaki sistemler çok karmaşık bir hal aldı. Bu durum işbirliğini kaçınılmaz kılıyor. Avrupa olarak işbirliğini iki katına çıkarmamız lazım. Ar-Ge alanında kontrol odaklı olmaktan güven odaklı çalışmaya kaymamız gerekiyor.”
Konferansta Türkiye’nin FP7’de gösterdiği ilerlemeye ait rakamlar da verildi:
- 761 Türk firması Avrupa ile 648 anlaşmaya imza attı,
- Türkiye’ye yapılması düşünülen yardım 115-160 milyon Euro,
- 2011 yılında 25 milyon Euro bütçeli 200 proje gerçekleştirildi,
- 743 Türk firmanın FP7’deki ortaklık payı 121,2 milyon Euro oldu,
- KOBİ’lere 12 milyon Euro destek verildi,
- 168 Türk araştırmacı Avrupa’daki araştırmalarda rol aldı,
- 119’u Kuzey Amerika, biri Japonya olmak üzere 120 Türk araştırmacısı yurda döndü.
Smits, Türkiye’nin yüzde 16,5 olan Ar-Ge alanındaki başarı oranının AB seviyesi olan yüzde 21,2’yi yakalaması gerektiğini belirtti ve başlıca sağlık, su kaynakları ve enerji alanında ilerleme kaydetmesi gerektiğini söyledi.
“SADECE HÜKÜMETİN DEMESİYLE OLMAZ”
TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Çengel, Prof. Dr. Kavranoğlu ve Robert Jan Smits, basın mensuplarının sorularını da cevapladı. Kavranoğlu, Türkiye’nin hızla gelişim göstermesine rağmen gelinen seviyenin yetersiz olduğunu vurguladı:
“Son 30-40 yılda ihracatımız önemli derecede arttı ancak hala çok gerideyiz. 2020’de ilk 10 ekonomiden biri olmayı amaçlıyoruz. Bu amaç altında üniversiteler dönüştürülmeli, bilim ve sanayi ile inovasyon alanında atılım yapılmalı… Sadece hükümetin harcama yapıyor olması bir anda kapasitemizin katlarca artacağı anlamına gelmiyor. Çok fazla reform gerek.”
Kavranoğlu sözlerine işbirliğinin önemine dikkat çekerek devam etti: “Bilim ve teknoloji alanındaki işbirliği sayesinde yanlış algılara dayanan dışlayıcı etkiler azalacak. Bilim elçilikleri açacağız ve buralara atamalar yapılacak.”
GEBZE’DE DEV BİLİM VADİSİ
Kavranoğlu, “Türkiye’nin yapılan yatırımları ne zaman somut olarak almaya başlayacağı” sorumuza, “ilk olarak altyapının güçlü bir şekilde kurulması” gerektiğini cevabını verdi. Kavranoğlu, “Hükümet, gerekli ekosistemi oluşturmalı. Amacımız, özel sektörün, yerel girişimcileri ileri teknoloji üretmeleri için teşvik etmelerini sağlayacak ortam oluşturmak.”
Sadece hükümetin çabalarıyla bir yere gelinmesinin çok zor olduğunu belirten Kavranoğlu, “Amaç birbirimize destek olmak ve engelleri ortadan kaldırmak. Gebze’de beş bin dönümlük bilim vadisi kurulacak. Elde edilen teknolojiler şirketlere dönüşecek, avantajlar elde edilecek… Yeni teşvik paketleriyle girişimciler Van, Hakkari olsun istediği yerde tesisini kurabilmeli.”



