Ay, kraterlerinde Güneş Sistemi’nin antik zamanlarından kalma asteroitlerin ‘DNA’sını barındırıyor. Gökbilimciler, kraterleri oluşturan çarpışmalarda, asteroitlerin sadece Ay’ın iç yapısını yüzeye çıkararak yok olmadıklarını, aynı zamanda kalıntılarını da geride bıraktıklarını tespit etti.

ABD’nin Purdue Üniversitesi’nden Jay Melos, Space.com’a yaptığı açıklamada, “Ay’ın yapısı hakkında gelecekte yapılacak araştırmalar, yüzeydeki kayaların gerçekten Ay’a ait olduğunu ve çarpışmalardan kalmadığını gösterecek. Bu özellikle alışılmamış ve egzotik mineraller için geçerli” ifadesini kullandı.

‘AY’A ÖZGÜ OLMAYABİLİRLER’
Nature Geoscience dergisinde yer alan araştırmada Melosh, Pekin’deki Çin Bilim Akademisi’nden Zhong Yue ile birlikte bilgisayar modelleri kullanarak Ay kraterlerinin düzenini inceledi.

Hesaplamalar, kraterleri oluşturan çarpışmaların yüzde 25’inin, saaatte 43,130 km veya daha düşük bir gerçekleştiğini gösterdi. Ancak bu hız, ne kadar yüksek görünse de asteroitlerin tamamen yok olmasına yetmiyor.

Ay'ın güneyinde yer alan 86 km genişliğindeki Tycho kraterindeki mineral tepeleri.
Ay'ın güneyinde yer alan 86 km genişliğindeki Tycho kraterindeki mineral tepeleri.

Diğer simülasyonlar, aynı hızda küçük asteroitlere ait minerallerin buharlaştığını ve büyük kısmının yeni oluşan kraterin kenarlarına dağıldığını gösterdi. Yeni oluşan kraterin en az 20 kilometre genişliğinde olduğu hesaplandığında, çarpışmadan arta kalan enkazın, krater Ay’ın yerçekimiyle çökerken merkezi bir noktada biriktiği anlaşıldı.

Araştırma, 93 kilometre genişliğindeki Copernicus gibi Ay kraterlerinde nasıl spinel ve olivin gibi minerallerin bulunduğunu açıkladı.

‘AY’DA DÜNYANIN ESKİ MİNERALLERİ BULUNABİLİR’
Gökbilimciler, Ay’ın doğasına özgü olduğu düşünülen spinel ve olivinin, aslında antik asteroitler tarafından taşınmış olabileceği sonucuna vardı.

Dünya’nın çok eski zamanlarda Mars büyüklüğündeki bir kozmik cisimle çarpışmasından oluştuğu düşünülen Ay’ın, oluşmasını sağlayan çarpışma hakkında da yeni düşünceler ortaya atıldı.

Arizona State Üniversitesi’nden Erik Asphaug, “Çarpışma hızlarının minerallerin kalıcılığı hakkında verdiği bilgiler, milyarlarca yıl önce Dünya’dan saçılan materyallerin Ay’da bulunuyor olabileceğine işaret ettiği gibi, spineller için de yeni bir açıklama sunuyor. Spineller, Dünya’nın üst manto tabakasından Ay’a saçılmış olabilir” dedi.

Space.com’a açıklama yapan Asphaug, “Daha ilgi çekici olan düşünce, Dünya’da artol jeolojik olarak aktif olmayan protobiyolojik materyalleri bir gün bulabileceğimiz” ifadesini kullandı.