Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi müşterek Genel Başkanı (!) [yoksa 'Genel Baba'sı mı demeliydim?] Süleyman Demirel, 12 Haziran seçimlerinde bu iki partinin milletvekili aday listelerine ağırlığını koymuş bulunuyor.

Elbette bir liderden beklenen de budur: Genel Başkan Demirel, genel başkanı olduğu her iki partinin listelerinin seçilmelerinden asla kuşku duyulmayacak yerlerine, mutemed adamlarını yerleştirmiş, milletvekilliklerini garantilemiştir. Bursa CHP listesinin 2. sırasına 28 Şubat'ın DYP'li bakanlarından Turhan Tayan'ı, Zonguldak CHP listesinin 1. sırasına da Mehmet Haberal'ı yerleştirmiştir. Sinan Aygün de CHP Ankara adayıdır. MHP Manisa listesinde ise, Sümer Oral liste başıdır. Bunlar, kamuoyunca tanınan bildik isimler. Süleyman Bey, hiç şüpheniz olmasın, bizim adlarını bilmediğimiz başka 'mutemed'lerini de CHP ve MHP listelerine koymuştur! E, Genel Başkandır elbet, dilediğini yapacak ya da yaptıracaktır! Kısaca, eski deyişle 'gayritabii bir vaziyet' bahis mevzuu değildir!

Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç uluslararası bir toplantıda uyuyakalmıştı.
Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç uluslararası bir toplantıda uyuyakalmıştı.

Şaka bir yana, Süleyman 'Baba'nın, partiyarkal bir nüfuzla CHP'nin ve MHP'nin listelerini etkilediğinden kimsenin şüphesi yoktur: Haberal'lara, Tayan'lara, Aygün'lere, Oral'lara bakarak, görünen köyün kılavuz istemediği ortada...

Şimdi, asıl soru, Demirel'in, CHP ve MHP Genel Başkanlarından bu isimlerin milletvekili olmalarını sağlayacak yerlere yerleştirilmesini talep etmesinin esbab-ı mucibesi ne olabilir? Kafasında el'an sayılarını bilmediğimiz çarıklı erkân-ı harp tilkilerini, kuyruklarını birbirine değdirmeden dolaştıran 'Baba'nın, mutlaka ve mutlaka bir maksadı olmak gerekir.

Bu maksat ne olabilir? Kendi 'mutemedleri'ni CHP ve MHP listelerinden seçtirerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir grup kurma niyeti mi? Süleyman Bey'in, Allah ömrünü daha da müzdad kılsın, 87 yaşına rağmen (Hırs-ı Pirî mi desek, bilemiyorum!) siyasetten el etek çekmek niyetinde olmadığı cümlenin malûmu! Bakalım, ayine-i devran ne suret gösterecek? Göreceğiz!

CHP'de bir de 'içerden' Genel Başkan var: CHP İl Başkanı Nebil İlseven'i 53 gün sonra Partiden 'yandım Allah!' diye kaçırtan Genel Başkan! Geçtiğimiz Cuma günü Milliyet'te Melih Aşık yazdı:

Kurultay'da Kılıçdaroğlu'nun adaylığına destek veren 81 il başkanından sadece 4'ü listelerde yer almış;- o da ön seçim sonucunda! Ankara ve İstanbul'da ilk sıralarda parti örgütünün yerel yöneticilerinden hiç kimse yok! [Bu aslında, bu iki büyük ilin listesinde CHP örgütü yok, demek]. Alevî örgütlerinin önde gelen isimlerinden Ali Balkız başta olmak üzere hiçbiri listelerde yer bulamamış! [Kılıçdaroğlu acaba, 'Ben varım ya, başka Alevî'ye gerek yok diye mi düşündü?]. İzmir CHP listelerine 9 Ankaralı konmuş, vesaire, vesaire!

Bu durumda CHP örgütü herhalde gereğini yapmak durumundadır. Onurlu bir örgüt, bu kertede aşağılanmayı kendine yedirmeyecektir. 'Ne olursa olsun, yeter ki partimiz iktidar olsun!' diye düşünecekler, partinin nasıl bir yönetici kadrosuyla iktidar olacağını görmek mecburiyetindedirler.

Bir çift sözüm de AK Parti'ye. Tayyip Bey, Prof. Dr. Nabi Avcı ve Prof. Dr. Naci Bostancı gibi gerçekten değerli kimlikleri Eskişehir ve Amasya'dan aday göstermekle fevkalade isabetli bir karar verdi, ama, yine gerçekten değerli bazı isimleri liste dışı bıraktı,-Atilla Koç gibi! Tayyip Bey, medyanın olumsuz yaklaşımını dikkate almamalıydı. Zira, anlı-şanlı medyamız, son derece yüzeysel yaklaşımıyla alaya almaya yeltendiği Atilla Koç'un, Türkiye'nin sayılı entelektüellerinden biri olduğunu araştırıp öğrenmek gereğini duymadı bile...