BDP destekli bağımsız sosyalist adaylar olarak 12 Haziran’da seçmen karşısına çıkacak olan Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder ve Levent Tüzel için “onları rakibimiz gibi görmüyoruz” diyen ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onlar bizim arkadaşlarımız ve dostlarımızdır. Onlara seçimlerde en içten duygularımızla başarılar dileriz ve elbette kazanmalarını isteriz. ÖDP müşahitleri de sandık başlarında bu arkadaşlarımızın oylarına sahip çıkacaktır.”

Taş, partisine verilecek her oyun “AKP-Cemaat koalisyonuna” karşı bir direniş mevzisi oluşturulmasına katkıda bulunacağını savundu. Taş, ÖDP’nin seçim döneminde Kürtlerin, Alevilerin, kadınların ve gençlerin taleplerini dile getireceğini, bir arada yaşamı ve özgürlükçü laikliği savunacağını belirtti.

ÖDP liderine ayrıca, seçim işbirliği konusunda BDP ile yaptıkları görüşmelerin neden olumlu sonuçlanmadığını sorduk. Bu sorunun yanıtı da aşağıda…

ÖDP seçime 81 ilde 550 adayla katılıyor. Bu seçimde hedefiniz nedir ve seçmenlerin oyuna hangi temaları ön plana çıkararak talip olacaksınız?

Bugün Türkiye toplumu giderek parçalanan, değerlerini yitiren, sevgisiz, saygısız, bencil, bireyci bir toplum haline dönüştü ve bir piyasa toplumu yaratıldı. “Altta kalanın canı çıksın, büyük balık küçük balığı yer, paran yoksa öl” anlayışının öne çıktığı, herkesin birbirinin sırtına basarak yükselmeyi amaç edindiği, insani değerlerin yitirildiği, doğanın acımasızca tüketildiği bir toplum yaratıldı.

Giderek daha fazla sağcılaşan, muhafazakârlaşan, milliyetçileşen, gericileşen bir Türkiye istemiyoruz. Bizce bu ülkeyi yeniden kurmak gerekiyor. Türkiye toplumunu ve ülkeyi eşitlik ve özgürlük temelinde kuracak olan güç ise ancak sosyalist, devrimci bir güç olacaktır. Ne dini ve piyasayı temel alan siyasal İslamcılar, ne etnik temele dayanan milliyetçiler, ne de “toplum hiçtir birey her şeydir” diyen liberaller yeni bir toplum kurabilir. Paylaşmaya ve dayanışmaya dayalı bir uygarlığı ancak yeni bir sosyalist hareket kurabilir. ÖDP bu iddianın taşıyıcısı olacaktır.

Peki seçmenin karşısına neleri söyleyerek çıkacaksınız?

Az önce özetlediğim temelde ÖDP’ye neden gerek olduğunu anlatacağız. Emperyalizmin egemenliğine son vermek, bağımsız bir Türkiye için, kâr değil insan, müşteri değil yurttaş, sadaka değil hak, rekabet değil dayanışma anlayışına dayanan bir toplum için mücadele ettiğimizi anlatacağız. İnsanın emekle, insanın insanla ve doğayla yaşadığı bütün yabancılaşma biçimlerinin aşılması için, yani gerçek bir özgürlük için çalıştığımıza işaret edeceğiz. Parasız sağlık, sınavsız parasız eğitim için neler yapılması gerektiğini, dahası özel çıkara değil toplumsal ihtiyaçlara ve demokratik planlamaya dayalı bir ekonominin nasıl yaratılabileceğini anlatacağız.

En çok ezilenlerin, yani kadınların özgürlüğü için, gençlerin geleceği ve özgürlüğü için, Kürt yurttaşların dil, kimlik, kültür taleplerini karşılamak, Alevi yurttaşların eşit haklarını tesis etmek ve bir arada yaşamı ve özgürlükçü laikliği savunmak için ÖDP’nin neden gerekli olduğunu anlatacağız. Öte yandan kimilerinin yaptığı gibi solun, sağcılara benzeyerek gelişemeyeceğini anlatacağız.

Seçimde oy oranı veya sayısı biçiminde ifade edebileceğiniz net bir hedefiniz var mı?

Yüzde 10 barajı gibi dünyada örneği olmayan bir engelle sakatlamış bu seçim sistemi içinde ve paranın siyaseti belirlediği bir ortamda alacağımız oy toplamı bakımından hayal kurmuyoruz. Biz Türkiye devrimci sosyalist hareketinin bu seçimlerle iktidara gelemeyeceğini biliyoruz. Bu nedenle “Eğer iktidara gelirsek” diye başlayan vaatlerde bulunacak değiliz. Bir iktidar perspektifimiz ve programımız olmadığı için mi? Hayır. ÖDP program itibariyle en kapsamlı programa sahip partidir.

Bizim vaadimiz AKP-Cemaat koalisyonunun ülkemizi sürüklemekte olduğu karanlığa karşı güçlü bir direniş mevzisi kurmaktır. ÖDP’ye verilecek hiçbir oy boşa gitmeyecek, bu direniş gücüne verilecek bir oy olacaktır. ÖDP’ye verilecek her oy zalimlerin yüreğine korku, geleceğe dair bir umut ışığı olacaktır. Türkiye toplumuna hâkim olan korkuyu dağıtacak tek güç devrimcilerin direnme kararlılığıdır. Bu kararlılığın bir parçası olmanın zamanı geldi. ÖDP’ye verilecek her oy bu kararlılığa verilecek oy olacaktır.

Tek başına katılma kararınız öncesinde BDP ve sizin dışınızdaki sosyalist gruplarla olası bir işbirliği için yürüttüğünüz temaslar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bizim bu seçimlerde öncelikli hedefimiz, tüm sol sosyalist hareketleri ve muhalefet inisiyatiflerini kapsayan, yeni bir Türkiye yaratma perspektifine sahip güçlü bir direniş mevzisi oluşturmaktı. BDP ile de bu çerçevede anlamlı ve eşit bir ilişki içerisinde seçim platformunda buluşmayı arzuladık. Tüm görüşmelerimizde ısrarla vurguladık ki, bugün Türkiye’de siyasetin en temel ihtiyacı, sosyalist, devrimci bir gücün geliştirilmesidir.

Ancak böyle bir inisiyatifin yaratılması ihtiyacının dostlarımız tarafından aynı hassasiyetle paylaşılmadığını gördük. BDP’nin getirdiği öneri ise kendi gerçekliğinden ve ihtiyaçlarından hareketle doğal olarak kendi merkezi inisiyatifinin belirleyici olduğu bir seçim siyaseti idi. Biz sosyalist devrimci hareketin sade, açık bir temelde, net mesajlar ve politikalarla kendisini ifade etmesinin bu verili koşullarda herkes açısından daha sağlıklı olacağını düşündük. Örgütümüzle yaptığımız tartışmaların sonunda da seçimlere tek başımıza girerek sosyalist devrimci bir siyaset iddiasını taşımayı önümüze koyduk.

Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder ve Levent Tüzel gibi BDP destekli bağımsız sosyalist adaylar da seçmen karşısına çıkacak. En azından kâğıt üzerinde bu isimlerle “rakip” durumundasınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bu isimleri rakibimiz olarak görmüyoruz. Onlar bizim arkadaşlarımız ve dostlarımızdır. Onlara seçimlerde en içten duygularımızla başarılar dileriz ve elbette kazanmalarını isteriz. ÖDP müşahitleri de sandık başlarında bu arkadaşlarımızın oylarına sahip çıkacaktır.

Ancak biz sosyalist hareketin kolektif bir özne olarak kendisini inşa etmesini daha temel ve öncelikli bir görev olarak önümüze koyduk. Bu görevi gölgeleyecek herhangi bir yaklaşım içerisinde olmayı doğru bulmadık. Bu görevin içinde bulunduğumuz koşullarda meclise bir veya birkaç milletvekili sokularak başarılabileceğini düşünmedik. Biz ÖDP olarak kendi rüzgârımızı kendimiz yaratmayı amaçlıyoruz.