Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.

Çelik, Nevruza ilişkin bir soru üzerine şöyle konuştu: “Kurban Bayramını, Kurban Bayramı gibi Ramazan Bayramını, Ramazan Bayramı gibi kutlayalım. Milli bayramları, milli bayram gibi kutlayalım. Bahar bayramında, baharın gelişine sevinelim ve ruhuna uygun bu bayramları idrak edelim.

21 Mart Nevruz Bayramı Abdullah Öcalan için icat edilmiş değil. Bahar sadece Kürtler için gelmiyor. Türkler için, İnglizler için gelmiyor, herkes için bahar geliyor. Nevruz dolayısıyla efendim bunlar gündeme getirildiği zaman, Nevruzun mahiyetini değitiriyorsunuz. Biz, başından beri şunu söylüyoruz; Türkiye'de Kürt dediğimiz vatandaşlarımız var, milyonlarca Kürt vatandaşımız var. Kürt vatandaşlarımızın makul, meşru, mantıklı taleplerine AK Parti hükümeti her zaman olması gerektiği gibi muhatap olmuştur ve bunların çok önemli bir kısmını karşılamıştır. Bundan sonra da karşılamaya devam edecektir.

Türkiye'de Kürt meselesini veya gündemde olan meseleyi halletmek için bizim formulümüz şudur; bu meselenin çözülmesi için Türklerin ikna edilmesi ve Kürtlerin tatmin edilmesi gerekiyor. Başından beri bunu söylüyoruz. Demokratik açılım kitabımızda bunu ifade ettik. Kamuoyu algısını iyi yönetmeden, reform yapamazsınız, ama birilerinin ideolojik emellerini gerçekleştirmek için reform yapmayız. BDP istedi diye, PKK istedi diye, birisi kan döktü diye reform yapılmaz, yapılmadı, yapılmaz. Ne zaman, bir reform yapsak, Kürt meselesiyle ilgili ileri bir adım atsak, PKK ve BDP çevreleri “Efendim bu kendiliğinden mi oluyor, biz kan döküyoruz, canımızı veriyoruz can alıyoruz. Bunun karşılığında taviz koparıyoruz' şeklinde bir propaganda yapıyorlar.”

'DEMOKRATİKLEŞME SONUNA KADAR DEVAM EDECEK'
1990'lı yıllarda, yılda yaklaşık bin güvenlik görevlisinin şehit olduğunu hatırlatan Çelik, 4-5 bin bölücü örgüt mensubunun da aynı dönemde ölü olarak ele geçirildiğini ifade etti.

O günkü siyasi iradenin, devlet aklının, meseleyi polisiye ve askeri tarafıyla gördüğünü kaydeden Çelik, AK Parti hükümetinin bir taraftan, bu işi polisiye, askeri tarafını elbette ihmal etmediğini, yapılması gerekeni yaparak terörle mücadeleye devam ettiğini söyledi.

Hüseyin Çelik, şunları kaydetti: “Ama bir taraftan da biz Kürt vatandaşlarımızın bu memlekette gayrimemnun vatandaşlar olmasını asla istemiyoruz, memnun vatandaşlar olmalarını istiyoruz. Bu ülkenin birinci sınıf, bu ülkenin tadını çıkaran vatandaşları olmasını istiyoruz.

Biz gayrimüslimlerle ilgili açılımlar yapıyoruz. Gayrimüslimler adına eline silah alıp dağa çıkan mı var? Terör yapan mı var? Alevi vatandaşlarımızla ilgili açılımlar yapıyoruz. Alevi vatandaşlarımız adına eline silah alıp dağa çıkan, terör yapan birileri mi var? Yok. Mütedeyyin vatandaşlarla ilgili birçok açılım yaptık. Peki mütedeyyin vatandaşlarımız adına terör örgütü kurup insanları katleden birileri mi var? Hayır, bunlar olması gerektiği için yapılıyor, insani olan bu olduğu için yapılıyor. AK Parti'nin meseleye bakışı budur.

Demokratikleşme sonuna kadar devam edecek. Nereye kadar gidecek diye sorarsanız? Medeni, kalkınmış ileri demokratik ülkelerde nereye kadar gidildiyse biz de oraya kadar gideriz. Tekerleği yeniden icat etmeyeceğiz. Avrupa Birliği standartları nereye kadar istiyorsa oraya kadar gideriz. Demokratikleşme, İnsan hakları gereken neyse yapılıyor. İnsan hakları ile igili kanun TBMM'ye sunuldu. Kolluk gözetim mekanizması kanunu TBMM'ye geliyor. Bunların hepsi demokratikleşme adımlarıdır. Bütün bunları yapan kim? AK Parti hükümeti. Bir yandan yargıda demokratikleşme...

Her kesim insanın kendisini bu ülkenin bir parçası ve saygın bir bireyi olarak hissetmesi için ne gerekiyorsa yapılıyor. Kendini şu veya bu şekilde öteki hissetmiş ve öteki olarak muamele görmüş bütün insanlar için bunu yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Biz de herkese şu çağrıyı yapıyoruz; bu memleket hepimize aittir, hepimiz bir geminin içindeyiz. Geminin dibi delinirse hepimiz birlikte boğuluruz. Kimse bu geminin dibini delme teşebüsünde bulunmasın, bu geminin içerisinde kendisinin de olduğunun farkında olursa bu sorumlulukla herkes hareket ederse zaten problem kalmaz.”



Çelik, Suriye sınırında tampon bölge oluşturulması konusunda ve büyükelçiliğin gere çekilmesi konusunda alınmış bir karar olmadığını açıkladı. Kayıp iki gazeteci için can güvenliği ve Türkiye'ye iadesi için Suriye yönetimine resmi başvuru yaptıklarını söyleyen Hüseyin Çelik, henüz cevap alamadıklarını belirtti.

Suriye konusunda Türkiye'nin üzerine ne düşüyorsa yapacağını vurgulayan Hüseyin Çelik, "Şu an itibariyle tampon bölge oluşturulması konusunda alınmış bir karar yoktur. Büyükelçiliğimizin resmen ve diplomatik olarak geri çekilmesi de söz konusu değildir. Ancak Şam'daki büyükelçiliğimiz bünyesinde vatandaşlarımıza hizmet veren başkonsolosluğun faaliyetleri askıya alınmıştır. Konsolosluk hizmetleri Halep Konsolosluğu üzerinden verilmektedir"diye konuştu.

'GELEN İNSANLAR EN İYİ ŞEKİLDE AĞIRLANMAKTA'
Türkiye'deki Suriyeli sığınmacı sayısının 16 bin 79 kişi olduğunu ifade eden Hüseyin Çelik, "Bu sayı artma eğilimi gösterebilir. Hatay'ın dışında Gaziantep'n İslahiye ilçesi olmak üzere yakın yerlerde sığınmacılar için yeni kamplar hazırlanmaktadır. Gelen insanlar en iyi şekilde ağırlanmaktadır. Sağlık hizmetleri en iyi şekilde kendilerine verilmektedir. Türkiye, ister rejim tarafı ister rejim muhalifi olsun onlara gereken insani desteği vermektedir. Türkiye kendi halkına tanklarla giden Suriye rejiminini gitmesini istemektedir. Türkiye'nin rejimle ve yönetimle problemi vardır. Türiye'nin Suriye halkı ile hiçbir zaman problemi olmamıştır. Humus'ta sergilenen vahşet ile Bosna-Hersek'te sergilenen vahşet ile eşdeğerdir. Dünyanın göz önünde Beşar Esad halkını katletmeye devam ediyor. Türkiye bu süreci başından beri takip ediyor. 'Suriye'nin Dostları Toplantısı'na Türkiye ev sahipliği yapacak. Bu toplantıda Suriye yönetimi ile ilgili önemli kararlar çıkacağını sanıyorum" dedi.

KAYIP TÜRK GAZETECİLER
Suriye'de kendilerinden haber alınamayan iki Türk gazeteci ile ilgil olarak Hüseyin Çelik, "Suriye yönetimi bu gazetecilerin kendi ellerinde olduğuna dair henüz resmi bir açıklama yapmadı. Türkiye resmen Suriye'ye çağrıda bulunmuştur. Türkiye'nin Suriye yönetimine gazetecilerimizin can güvenliklerinin sağlanması, onların bulunması ve Türkiye'ye iadesi yönünde resmi bir başvurusu olmuştur. Ancak bu saate kadar bu gazetecilerin nerede olduğu ve kimin elinde olduğu ile ilgili olarak Türkiye'ye bir cevap verilmiş değildir. Şu aşamada bundan fazla söyleyebileceğimi maalesef detaylı bir bilgi de yok"diye konuştu.

AFGANİSTAN'DA HELİKOPTERİN DÜŞMESİ
Afganistan'da helikopter düşmesi sonucu şehit olan 12 askerin ardından muhalefetin eleştirilerine değinen Hüseyin Çelik şunları söyledi:

"Türkiye'nin milli menfaatleri göreceli bir kavramdır. CHP'ye göre milli menfaat başkadır, bize göre milli menfaat çok daha başkadır.

Kore Savaşı'nda beri dünyanın birçok yerinde özellikle insanı yardım amaçlı olarak bizim ordumuz olmuştur. Lübran ve Kosova'da olduğu gibi. Afganistan'da da insanı yardım amaçlı ve barış amaçlı olarak ordalar. Kaza meydana gelmiştir. Kaza, Afganistan'da değil Türkiye'de de olabilirdi. Savaşa giderken birileri tarafından saldırıya uğramış değillerdir. Bzim Afganistan'daki askerlerimiz bi zati Afganistan halkının güvencesi durumundadır orada. En çok sevilen asker bizim askerimizdir. Birçok ABD'li asker rahat dolaşmak istediği zaman bizim bayrağımızı omuzuna ve koluna takıp öyle geziyor. Askerlerimiz Afgan halkı ile çatışırken hayatlarını kaybetmemişlerdir. Bir kaza meydana gelmiştir. Türkiye'de herhangi bir göreve giderken bu tür kazalar maalesef zaman zaman oluyor. Muhalefet buradan hareketle 'Orada ne milli menfaatimiz var ?' şeklinde sorgulma yapabilir. Ak Parti kesinlikle bu düşüncede değildir. Biz artık dünya ülkesiyiz"dedi.