Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı (MHP) Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.

SINIR KAPISINDAKİ PATLAMA
MHP Lideri Bahçeli, Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı'nda dün meydana gelen 14 kişinin hayatını kaybettiği patlamayla ilgili olarak, ''Azmettiricileriyle beraber tüm ihtimaller hesaba katılarak incelenmeli ve kamuoyu aydınlatılmalıdır. Sınırlarımız barut fıçısına, ateş topuna dönüşmüştür. Suriye'deki kör dövüşün Türkiye'ye maliyeti yıkıcı, neden olduğu sonuçları yakıcı olmaktadır. Suriye'den yayılan istikrarsızlık dalgaları ülkemizi doğrudan etkilemektedir. Esad rejimi ölüm kalım mücadelesi verirken bunun Türkiye'ye yansıması her anlamda olumsuz olmaktadır. Suriye'de dökülen kan sürekli mesafe alan kaos ortamı Türkiye'nin bekasını tehdit etmektedir. Bizim için öncelikli konu Suriye'nin toprak bütünlüğü ve bu ülkedeki iç savaşın sona ermesidir. Suriye güven ve huzura ulaşmadan sınır bölgelerimizin güvenli olması mümkün olmayacaktır. Suriye bölünmemelidir'' dedi.

BAŞBAKAN'IN SAYGUN'U ZİYARETİ
Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın 'Balyoz Planı' davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılan, geçtiğimiz Perşembe günü açık kalp ameliyatı olan ve sağlık sorunları nedeniyle tahliyesine karar verilen emekli Orgeneral Ergin Saygun'u hastanede ziyaret etmesiyle ilgili olarak ise, ''Şu feleğin işine bakınız ki Başbakan Erdoğan değerli bir komutanımızı ziyaret etmiştir. TSK mensuplarına karşı birden bire merhamet göstermeye başlaması yeni bir oyunun habercisidir.

'ELİNDE ÇİÇEKLERLE SİLİVRİ'YE...'
Bu ziyareti samimi görmüyoruz. Başbakan keşke ameliyat masasına gelmeden önce bu değerli şahsiyeti hatırlamış olsaydı. Başbakan elinde çiçeklerle Silivri'ye kadar koştura koştura giderse hiç kimse şaşırmamalıdır. Başbakan yargıyı da hedefine almıştır'' diye konuştu.

MHP Lideri, konuşmasına şöyle devam etti:

MHP'NİN KURULUŞUNUN 44. YILI
''Başbakan Erdoğan Türk milliyetçiliğine karşı sert mesajlar vermektedir. Millyetçiliği ayaklar altına alanların maksadı bellidir. Bu zihniyet elbette yanılacak, şaşkına dönecektir. Türk milliyetçiliğinin devrinin kapandığı söyleyen yüzsüzlere de epey tesadüf edilmektedir. Nihayetinde yer kayadan hiçbir şey koparamayacaktır. Partimizin önem ve sorumluluğu daha çok artmıştır. Partimizi kendi dar çapsız anlayışlarına sığdırmaya yeltenenlere kendi geçmiş ve sicillerini gözden geçirmeleri tavsiyemizdir. MHP tam 44 yıldır ülkülerinin peşinde, milli hedeflerinin arkasındadır. Birileri gibi zihnimizi ipotek ettirmedik 44 yıl önce ne söylüyorsak bugün aynı çizgideyiz. Metanetle çileleri, sabırla güçlükleri yendik. MHP Türkiye'ye sahip çıkacaktır. Bilinsin ki Türkiye Irak, Yogoslavya olmayacaktır. Bize düşen iktidar olmak ve Türkiye'yi ayağa kaldırmaktır. AKP'den hesap sormanın tek seçeneği MHP iktidarından geçmektedir. MHP dündür, bugündür ve yarınlarda da olacaktır. Bunu hiç bir güç engelleyemeyecektir.

İMRALI SÜRECİ
Bu serüvenin sabit aktörü bebek katili, bağımlı figürü BDP, çok yüzlü figüranı da AKP'dir. Bölücülük AKP'nin himayesine alınmış, İmralı canisi AKP'nin tepesine binmiştir. Başbakan'ın milli hislerle yolu bir daha çakışmamak üzere ayrılmıştır. Başbakan Erdoğan BDP'yi yanına alarak Türk milletine ve Türklüğe adeta savaş ilan etmiştir. Türkiye'nin geleceği PKK'ya bağlanmıştır. AKP ile PKK anayasa değişikliği konusunda bir araya gelmiş. Başbakan Erdoğan, başkanlık ümidini İmralı canisine bağlamıştır. Anlaşıldığı kadarıyla, AKP'yle PKK anayasa değişikliği konusunda bir araya gelmiş, aralarındaki son anlaşmazlıkları da giderme telaşına kapılmışlardır. İmralı süreci isimli kısa metrajlı ihanet filminde başrol oyuncusu İmralı canisi, yönetmen ABD, makyajcı AB, dublör BDP, set dekoratörü CHP, montajcı peşmerge, kameraman sözde aydınlar, ses tasarımcıları da bazı eski sinema artistleri olarak yerini almıştır. İşte ülke olarak geldiğimiz durumun içler acısı hali budur. Başbakan'ın 'Dağdaki teröristlerle kucaklaşan adaya gidemez' demesi abesle iştigaldir. Başbakan kimi kandırmaktadır, yalandan manevra yapmasının inandırıcı olacağını mı düşünmektedir? Şayet mümkün olursa PKK'nın silah bırakması neyin karşılığında gerçekleşecektir?

RICCIARDONE'NİN YARGIYI ELEŞTİREN SÖZLERİ
Bir yabancının (ABD'nin Ankara Büyükelçisi'ni kastederek) iç işlerimiz hakkında doğru veya yanlış konuşabilmesi diplomatik nezaket ve teamülleri hiçe saymaktır. Başbakan'ın 'Türkiye hiç kimsenin şamar oğlanı değildir' sözleri günü ve vaziyeti kurtarmak adına söylenmiştir. Çıkış kuru gürültüdür. Başbakan Erdoğan gerekeni yapmalıdır. ABD Başkanı Obama da, bir gazeteye verdiği mülakatta Türkiye'nin hassasiyet taşıyan iç meseleleri hakkında yorum yapmıştır. Obama kendisine verilen sorulardan sadece 7’sine cevap vermiş, diğer 4 soru neden cevaplanmadı. Obama, Başbakan'ı küresel konularda harika bir partner olarak gördüğünü itiraf etmiştir. Ayrıca Obama, İmralı canisiyle sürdürülen müzakereleri alkışladığını belirtmiştir.''