Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.

MHP Lideri Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, İmralı ile MHP'nin iktidar ortağı olduğu dönemde görüşüldüğü iddialarına, "Biz İmralı'da sorgulama yaptık. Asıl pazarlığı sen başkanlık ve özerklik üzerinden yapıyorsun" yanıtını verdi.

Çekilme sürecine de değinen MHP Lideri, "PKK'lıların sınırdışına geçişini izlemek suçtur" ifadesini kullandı.

Bahçeli'nin konuşmasından satır başları şöyle:

'KALEMİZ İÇTEN TAHRİP EDİLMEKTEDİR'
''63'lükler PKK'nın elinden tutmuş ve bölünmeyi vaad etmiştir. Bu 63 kişi kimleri doğru yola getirmekle görevlendirilmiştir? Türk milleti yanlış yolda mıdır ki, irşat (doğru yol) edilmektedir? Kalemiz içten tahrip edilmektedir. Milletler topla, tüfekle yıkılmaz. 63'lükler bölücülüğe göz kırparken, milli değerlerimizi dağlamaktadırlar. Türklüğe hasımlık bunların ortak paydasıdır. Pazarlık edilen Türk vatanıdır, pazarlık edilen başkanlık sistemiyle birlikte, özerklik ve federasyondur. Başbakan 1999 yılında 'Genelkurmay mı size bağlıydı, siz mi Genelkurmay'a bağlıydınız?, Adalet Bakanlığı mı size bağlıydı, siz mi Adalet Bakanlığı'na bağlıydınız?' türünde sorular yöneltmiştir.

'İMRALI'YA MI BAĞLISIN, KANDİL'E Mİ BAĞIMLISIN?'
İmralı canisi Mayıs 1999’da yargılanmaya başlamış, sadece bağımsız yargı tarafından sorgulanmış ve kendisinden işlediği cinayetlerin hesabı sorulmuştur. Pazarlık başka bir şeydir, sorgulama, ifade alma, soruşturma ve kovuşturma başka bir şeydir. Sayın Başbakan bizim kime bağlı olduğumuzu cümle alem bilmektedir. Bu da büyük Türk milletinden başkası değildir.

Sayın Başbakan asıl sen kime bağlısın? İmralı’ya mı bağlısın Kandil’e mi bağımlısın? Sen Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı mısın, yoksa BOP'un kıdemli eş başkanı mısın? Bugün herkesin hedefi, kalitesi ortadadır. MHP'yi karalamak başbakanı kurtarmaz.

'ÇEKİLMEYİ İZLEMEK SUÇTUR'
Başbakan Erdoğan bölücülüğün ikinci el piyasasında terör örgütüyle pazarlığa tutuşmuştur. Pazarlık edilen başkanlık sistemiyle birlikte, özerklik, federasyon ve konfederasyondur. PKK’lıların beşerli gruplarla sınırötesine geçişlerini seyretmek suçtur ve uyarmak isterim ki bu sorumluluktan başta hükümet olmak üzere hiç kimse hiçbir kurum muaf olmayacaktır.

'YAŞARKEN VEFA GÖSTERMEDİKLERİNİ...'
Bu arada başbakanın hatırına birden bire merhum başbakanlarımızdan Necmettin Erbakan hocamız gelmiştir. Yaşarken sırtından vurduğu merhum Erbakan'ı bugünlerde anması gecikmeyle de olsa yediği hakkının karşılığını vermeye çabalaması kendisi adına bir gelişmedir.

Başbakan Erdoğan'ın 1993 yılı Kasım ayında yaptığı bir konuşmasında 'Benim memurum işini bilir' demek suretiyle rüşveti, yolsuzluğu meşrulaştırmakla suçladığı merhum cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal'ı takdir ve şükranla idrak etmesi de bir o kadar manidardır. Başbakan Erdoğan çözüm ve barış sözleri ile milletimizi kandırmaya bu iki değerli devlet adamını kullanarak ulaşacağını zannediyorsa kesinlikle yanılmaktadır. Yaşarken vefa göstermekdiklerini, ebediyete göçtükten sonra hatırlaması geçtir, istismardır ve tıpatıp şark kurnazlığıdır.''

'1 MAYIS KANA, GAZA VE TAZYİKLİ SUYA BULANDI'
Devlet Bahçeli, İstanbul'daki 1 Mayıs kutlamalarında yaşanan olayların üzücü olduğunu ifade ederek, hükümetin, muhtemel hadiselerin seyrini okuyamadığını, gerekli tedbirleri alamadığını savundu.

Hükümetin, 1 Mayıs kutlamalarına katılanlara orantısız güç kullanarak, Türkiye'yi üçüncü dünya ülkesi seviyesine indirdiğini öne süren Bahçeli, "Hedef ayrımı yapılmaksızın gerçekleştirilen kontrolsüz ve ölçüsüz müdahaleler 1 Mayıs'ı kana, gaza ve tazyikli suya bulamıştır" dedi.

Ortamı fırsat bilen marjinal ve aşırı uç örgüt militanlarının sahneye çıkarak, şiddet ve saldırılardan nasıl geçindiklerini bir kez daha gösterdiğini anlatan Bahçeli, "Sınır ötesine çıkma hazırlığı yaptığı ileri sürülen teröristlerin uzantıları şehirleri mesken tutmuşlar; resmen 1 Mayıs'ı kundaklamışlar ve terörize etmişlerdir. İstanbul'daki manzaralar, teröristlerin dağdan şehre indiğinin en açık kanıtı olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.

Bahçeli, yasadışı örgüt üyesi olarak gösterilen 17 yaşındaki Dilan Alp'in başına gaz bombası isabet etmesiyle 1 Mayıs'ın anlam ve özelliğinin tamamen gölgelendiğini dile getirerek, "Günlerdir bu kız çocuğunun elinde taşıdığı şişenin sirke mi, molotof mu olduğu yazılmış, çizilmiş ve tartışmaların odak noktasına yerleştirilmiştir. Diğer provokatörlerin, saldırganların ve azmettiricilerin üzerine gidilmesi gerekirken, meselenin magazinleştirilmesi, söz düellolarına boğulması elbette kabul edilemeyecektir" şeklinde konuştu.

Devlet Bahçeli, bazı münferit aşırılıklar ve sert tutumlar dışında talimatları uygulayan emniyet güçlerini topyekun suçlamanın doğru olmadığını ifade etti.