Bahçeli, partisince Çağlayan Meydanı'nda düzenlenen açık hava toplantısında yaptığı konuşmada, halktan, ''29 Mart yerel seçimlerinde, 6 yıl 3 ay 26 günden beri iktidarda olan AK Parti'ye, çok yönlü değerlendirerek, büyük düşünerek, İstanbul tokadı atmalarını'' istedi.

Seçim sürecinde Başbakan Erdoğan'ın devletin tüm imkanlarını seferber ederek, Türkiye genelinde açık hava toplantıları düzenlediğin iddia eden Bahçeli, şunları söyledi:

''Sayın Başbakan kürsüye çıkıyor, 'al ananı git' dercesine sol tarafa volta attığında CHP'ye çarpıyor, sağ tarafa volta attığında Milliyetçi Hareket'e saldırıyor ve ne konuştuğunu bilmiyor. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Öyle bir üslup, öyle bir kibir, öyle bir böbürlenmeyle... Sayın Başbakan bu konuşmalarında siyasi kültürü kirletiyor. Siyasi üslubu çirkinleştiriyor. Siyasi üslupta argoya ağırlık veriyor. Muhataplarına iftira, yalan ve saldırılarda bulunuyor. Ve hepsini karalıyor. Şu an için kaç miting yapmışlarsa, o kadar siyasi kültürümüzde tahribat yapmış oluyor. Sayın Başbakan bu yaklaşımınızdan vazgeçin. Bu yaklaşım devam ederse, bir gün bu toplulukta karşılık bulmaya başlar. O zaman da siyaset çok farklı zeminlere doğru kayabilir. Buna dikkat etmek lazım.''

Bahçeli, Başbakan'ın ısrarlı davranmasının gerilim stratejisini sürdürmesinden kaynaklandığını ifade ederek, ''Başbakan bu gerilim stratejisiyle ülkeyi cephelere, kamplara ayırıyor, çatışmayı, kavgayı körüklüyor. Bunu yaparken oy oranlarını bu cepheleşme ile pekiştirmeyi ve Türkiye'yi bir eksende iki zıt gruba ayırarak kitlesini korumayı ve kendisinin siyasi geleceğini bu yönüyle sürdürmeyi düşünüyor.

Onun için etnik temelde bölünmeyi tırmandırıyor. Gerek yokken çıkıyor kürsüye 36 etnik gruptan bahsediyor. Sayın Başbakan, bu 36 etnik grubu gece gündüz saymakla sen kime hizmet ediyorsun?'' diye konuştu. Devlet Bahçeli, ikinci bir tırmandırmanın da inanç temelinde olduğunu belirterek, ''Laikler-laik olmayanlar, inananlar-inanmayanlar, ilericiler-gericiler... Birisi tahterevallinin bir tarafına oturmuş inanç hortumculuğu yapıyor, diğeri bir tarafa oturmuş laiklik istismarı yapıyor'' dedi.

KARANLIK İLİŞKİLER
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın meydanlarda ''Sayın Bahçeli karanlık ilişkilerden bahsediyor. Bunları açıklamazsan namertsin'' dediğini hatırlatarak, Başbakan Erdoğan'ın her gittiği yerde, koalisyon hükümetinin bütün hesabını MHP'ye sorarak, partisini millet nezdinde küçük düşürmeye çalıştığını söyledi.

Koalisyon hükümeti kurulduğu dönemde ülkenin içinde bulunduğu koşullara işaret eden Bahçeli, AK Parti'nin kuruluş sürecini anlattı. ''İç ve dış odakların bu partiye verdiği destek ve batıdan esen rüzgarla AK Parti'nin tek başına iktidara geldiğini'' ve o dönem ''Milli Görüş gömleğini çıkartarak yeni bir tişört giydik'' denildiğini anlatan Bahçeli, ''Bu tişörtün önünde ABD, arkasında ise AB yazıyor. Kendilerine yeni bir kimlik arayanlar, muhafazakar demokrat kimliğini kamuoyunda tartışmaya açtılar'' diye konuştu.

116 GÜNLÜK ALACAKARANLIK
Bahçeli, seçimlerde Erdoğan'ın milletvekili olamadığı için parti genel başkanı olarak kaldığını ve Abdullah Gül'ün 18 Kasım 2002'de Başbakanlık görevini üstlendiğini hatırlatarak, şunları söyledi: ''Bu arada sayın Başbakan, genel başkan olarak parlamentonun dışında kalıyor. Aradan 116 gün geçiyor, 14 Mart 2003'te 58. Hükümet yıkılıyor, yerine Recep Tayyip Erdoğan'ın Siirt Milletvekili olarak Meclis'e gelmesi nedeniyle 59. Hükümet kuruluyor. Benim merakım şudur? Seçimlere 23 Kasım 2002'de girerken milletvekili sıfatını kazanamayacak bir güvenlik sorunu olan bir şahsiyet, 116 gün içerisinde nasıl, hangi süreçten, hangi karanlık odaklardan, hangi karanlık ilişkilerle Siirt'te seçilmiş milletvekilini istifa ettiriyor, CHP'nin desteğiyle ara seçim kararı aldırtıyor ve Anayasa değişikliğine gidiyor.

Sonra Siirt'ten mebus seçiliyor, arkasından da Başbakan oluyor. Şimdi MHP'ye dil uzatırken hiçbir şey yok da bu 116 günlük alacakaranlıkta nelerin olduğunu sormak benim hakkım değil mi? Ben de diyorum ki; gel kürsüye çık, milletin huzuruna de ki; '116 günde şunlar, şunlar, şunlar oldu, şunlarla, şunlarla, şunlarla görüştüm. Netice itibariyle Siirt'ten milletvekili olarak TBMM'ye geldim. 14 Mart 2003'te de 59. Hükümeti kurarak Başbakan oldum' de. Bunları anlat diyorum.

Eğer sen bunları milletime doğru anlatırsan, milletimi bu konuda doğru aydınlatırsan, o zaman ben de namert olayım, ne var yani. Ama bunları anlatmamakta ısrar eder, o alacakaranlıkta, karanlık odalarda, karanlık ilişkilerle kimlerden neyi getirerek, sizin ara seçimde mebus olduğunuzu bir gün tarih yazacak. Eğer iktidar olursam, o günü özel olarak inceletip, senden hesap sormazsam, o zaman namerdim diyorum. Biz kimseye iftira etmiyoruz. Gel doğruyu anlat, doğru konuş, doğru davran diyoruz.''

2 TEZKERE GELDİ Mİ?
Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan'ın Davos ziyaretinin ardından seçim sürecinde ''Son Padişah Recep Tayyip Erdoğan'' denildiğini ancak Erdoğan'ın bunlara karşı 'Yapmayın, bu ne biçim söz, bize yakışmaz. Bu kadar da yalakalık, dalkavukluk olmaz' demek yerine, rüzgara kapılıp afişlerdeki duruşu gibi padişah duruşu edasıyla topluma mesaj vermeye başladığını'' öne sürdü.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a şu soruları yöneltti: ''14 Mart 2003'te 59. Hükümeti kurduğunuz dönemde, savcılık ve Adalet Bakanlığı aracılığıyla Başbakanlığa dokunulmazlığınızın kaldırılması için sizinle ilgili 2 tezkere geldi mi? Gelmiş ise bunları kendi imzanızla Meclis'e sevk ettiniz mi? Bunların hepsinin cevabı 'Evet'. Bu iki tezkere gelmiştir ve o tezkereleri sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olarak imzalayıp Meclis'e göndermiştir. Şimdi 1. Recep Tayyip Erdoğan dosyasını söylüyorum. Dosya no: 3/127. Suç içeriği: Görevi ihmal. 2. Recep Tayyip Erdoğan dosyası. Dosya no: 3/132. Suç içeriği: Zimmet, evrakta sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak. Şimdi 'Son Padişah 1. Recep Tayyip Erdoğan' diye afiş asacaklarına, gelsinler meydanlara 1. Recep Tayyip Erdoğan dosyası, 2. Recep Tayyip Erdoğan dosyasını assınlar.

Eğer AK Parti olarak, Türk siyasi hayatında yer alacaksanız, önce aklanın gelin, dokunulmazlıkları kaldırmaya teşebbüs edin, biz de 68 milletvekiliyle size destek verelim. Önce sayın Başbakan bir aklan, paklan, ondan sonra da kalk MHP ve diğerlerine hakaret etmekten vazgeç. Eğer bunlara devam edersen, senin nasıl aklanacağını, paklanacağını bir gün Meclis'te bir çoğunluk sağlandığı günde, dokunulmazlıklar kaldırılarak yüce yargının önünde hangi hesabı nasıl vereceğini biz biliyoruz. Onun için her zaman söylüyorum; sayın Başbakan, bozkurtların nefesi her zaman ensenizde olacak.''