Bahçeli'den Erdoğan'a hodri meydan

MHP lideri, Erdoğan'ın "İsrail'le gizli anlaşma yapıldı" sözleriyle ilgili "Başbakan siyasi ahlaktan, onur ve haysiyetten nasibini aldıysa iddiasını ispat etmek durumundadır" dedi.

Bahçeli'den Erdoğan'a hodri meydan

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündeminde Deniz Feneri davası ve İsrail'le yapıldığı iddia edilen gizli anlaşma vardı.

Bahçeli, şunları söyledi:

"Özellikle son zamanlarda yaşanan gelişmeler yıllardır süregelen adam kayırma, rant sağlama, devlet imkanlarını peşkeş çekme, yandaşları himaye olarak görülen ahlaki yozlaşmanın bütün  boyutlarının gözler önüne serilmeye başladığını göstermektedir. Bunlardan en önemlisi, Almanya'daki soydaşlarımızın tertemiz vicdanlarını istismar ederek gerçekleştirilen zekat ve sadaka soygunculuğunun Alman mahkemelerince hukuken belgelenmesi olmuştur.

Almanya'da yargılananların bir bölümü mahkum oldu. Ancak işin vahameti, dava kapsamında hakkında suç iddia edilen  şahısların bir bölümünün 'de bulunuyor olmasıdır. Alman Mahkemesi bizim vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın karıştığı bir hukuki süreci sonuçlandırmış, verdiği karar ve yaptığı açıklamalarla milletimizi ve adalet sistemimizi açıkça töhmet altında bırakmıştır. Bu durumda sorumlu bir siyasal iktidarın yapması gereken, iddialara konu olan suçun Türkiye'deki ayağının da ortaya çıkması için adaleti acilen harekete geçirmek ve konuyu sonuna kadar takip etmek olmalıdır.

Oysa gelişmeler bunu doğrulamamış, ucu AKP'ye de dayandığı söylenen bu davanın, Türkiye uzantılarını ortaya çıkarmamak için hükümet tarafından işin ağırdan alındığına, dava dosyasının intikali ve tercümesinde yavaş davranıldığına dair haklı bir kanaat hasıl olmuştur.

Dava konusu olan şahısların bir kısmının ideolojik anlamda ortak bir siyasi amaç için birlikte mücadele ettikleri; bir kısmının iktidar partisinin desteği ile kamu kurumlarında kadro buldukları ve hatta bazılarının ticari ve siyasi ortaklıklarına kız alıp verme şeklinde tecelli etmiş bir aile yakınlaşmasını da katmış oldukları görülmektedir.

İlgili yasa gereği Adalet ve Kalkınma Partisi kontenjanından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına seçilen bir şahısla ilgili yaşanan tartışmalar, dürüstlüğü ağzından düşürmeyen AKP zihniyetinin gerçek yüzünü ortaya çıkartması bakımından anlamlı olmuştur."

BAŞBAKAN BİZZAT AVUKAT ROLÜNE SOYUNDU...
Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

"Türk milletinin yardımlaşma geleneğini ve temiz din duygularını hırsızlık aracı haline getiren Deniz Feneri soygunculuğu karşısında Başbakan Erdoğan'ın 'temiz bir arkadaş' olduğunu söyleyerek kefil olduğu RTÜK Başkanını korumak için çırpınması yadırganmamalıdır. Hakkında çok ciddi iddialar bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından mal varlığı üzerine tedbir konulan bu kişinin yargı sürecinin selameti ve asgari ahlakın gereği olarak kamu görevinden istifa etmesinin gerekmediğini savunan Başbakan'ın bu tavrı karşısında şaşırmadık.

Bu konuda Başbakan Yardımcısı olan hükümet üyesinin durumu vicdanına sindiremeyip, açıkça ve yüksek sesle haklı eleştiri ve istifa çağrısı 'kendi görüşü' olduğu gerekçesiyle Başbakan Erdoğan'dan dönmüş ve bu noktada Başbakan aslında kendisine yakışanı yapmıştır. AKP bünyesinde bulunan sağduyu sahibi insanların Başbakan'a itidal ve adalet yolunu gösterememeleri,  gösterenlerin de yalnız kalmaları, Başbakanın giderek kirlenen ve kirlendikçe öfkesi artan siyaseti açısından en büyük bir talihsizliktir. Bu tartışmalar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin atadığı bir görevlinin işgal ettiği makamdan soruşturmanın selameti ve aklanması açısından istifa etmekten kaçınmasının nedenini ve bu cüreti kimden aldığını ortaya koymuştur. Başbakan'ın bu konudaki konumuna ayarlama yaparak kamu adına savcılık değil, bizzat avukat rolüne soyunduğu bu süreçte ortaya çıkan gerçek şudur: AKP'nin sahte ampulü ile deniz fenerinin sararmış ışığı aynı kirli yolu aydınlatmaktadır."

İDDİASINI İSPATLAMAK ZORUNDA
MHP'nin mayın yasasına haklı tepkileri karşısında Başbakan Erdoğan'ın dikkatleri başka yerlere çekmeye çalıştığını anlatan Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü

"Başbakan, ortağı olduğumuz 57. Hükümet döneminde İsrail ile gizli anlaşmalar yapıldığı, gizlilik kaydı olmasa bunların açıklanabileceği yalanına sarılmıştır. Başbakan'ın siyasi ahlak zafiyetinin derinliğini gösteren bu hezeyan karşısında, bizim dönemimizde İsrail ile yapılmış hiçbir gizli anlaşma olmadığını buradan açıkça belirtmek ve kendisini dürüst ve namuslu olmaya davet etmek isterim.

Edep ve mertlik tartışmasıyla bu hasletlere sahip olduğu izlenimi yaratmaya çalışan Başbakan'ın şimdi yapması gereken, mertliğin gereğini yerine getirerek, iddia ettiği gibi böyle bir anlaşma varsa bunu açıklamak, ya da özür dileme erdemini göstermeye çalışmak olacaktır. İddiasının arkasında durarak kamuoyu önünde olduğunu söylediği bu anlaşmayı açıklamak veya özür dilemek Başbakan için kaçamayacağı bir ahlaki zorunluluktur.

Aleni iftirasına kılıf olarak 'gizlilik kaydı' yalanına sığınmaya yeltenmek Başbakan'ı, bu ahlaki vecibeden kurtaramayacaktır. Başbakan siyasi ahlaktan, onur ve haysiyetten nasibini aldıysa bu iddiasını ispatlamak durumundadır. Bunu yapamadığı takdirde, yalandan medet uman müfteri Başbakan sıfatını kabul ettiği anlaşılacak ve partisinin isminin başındaki 'AK' yakıştırması ile 'adımız da alnımız da aktır' söyleminin içi boş bir aldatmaca olduğu gerçeği milli vicdanda tescil edilecektir. Karar ve tercih Başbakanındır."

Sayfa Yükleniyor...