MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde Ülkücü Şehitleri Anma Günü nedeniyle Ülkücü Şehitler Anıtı'nı ziyaret etti.

Buradaki konuşmasında, tarihine mühür vuran, Türkiye'nin bir dönemine mücadeleleriyle imza atan şehitleri Fatihalarla, Yasin-i Şeriflerle andıklarını belirterek başlayan Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı'nın "bir hilal uğruna can veren, ülküleri için ölüme meydan okuyan, dünyevi ve nefsani arzulara ödün vermeyen Ülkücü şehitlerin" anıtlaştığı kutlu bir mekan olduğunu ifade etti.

Milliyetçi, ülkücü hareketin şehidine ve şühedasına, geçmişine ve geleneğine, köküne ve öz değerlerine sıkı sıkıya bağlı ve saygılı olduğunu belirten Bahçeli, geçmişini unutan, geçmişine yüz çeviren, geçmişle yollarını ayıran insan ya da toplumların geleceğinin belirsiz olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, "Dün, bugünün temeli ve çimentosudur. Bugün ise geleceğin yeşerdiği vahadır. Biz umutla ileriye, özlemle de geriye bakıyoruz. Çok şükür, kendi yönünü tayin edemeyip rüzgarla birlikte sürüklenen rotasız bir geminin durumuna hiç düşmedik. Zamanın ve şartların değişkenliğine kapılarak heyecan ve hedeflerimizden ayrılmadık, ilke ve ülkülerimizden taviz vermedik" diye konuştu. 

Ülkücülüğün, vatan ve millet sevdasında erimek, iman ve ahlak mücadelesinde doruklara tırmanmak, hak ve hukuk kavgasında öne çıkmak, milli ve manevi değerlere yılmadan, yorulmadan, yüksünmeden bağlanmak olduğunu anlatan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Ülkücü ise ülküsüyle anlam kazanan, ülküleriyle karmaşa ve kaosa direnen, daha yerinde bir tabirle meselelere çözüm ve teklif getiren sorumluluk şuurudur. Ülkücü hiçbir zaman çağının kalıplarına sığmamış, hiçbir zaman döneminin kısır döngüsüne hapsolmamıştır. Çıkar vaatleri bir yana tehditler, tuzaklar, hain saldırılar, kurulan darağaçları Ülkücüyü yolundan caydıramamış, duruşundan koparamamıştır. Çünkü Ülkücü, hakkın ve haklının hizmetkarıdır. Çünkü Ülkücü Türk ve İslam'ın gönüllü neferidir. Çünkü Ülkücü doğrunun ve doğru olanın yanındadır. Çünkü Ülkücü dürüstlüğün ve düzgün bir hayat tarzının bizatihi kendisidir."

Milliyetçi ülkücü hareketin Türk milletinin sinesinden doğduğunu dile getiren Bahçeli, Türk milletinin tüm değer ve özelliklerinin kendilerinin varlık ve anlam kaynağı olduğuna işaret etti. Bahçeli, şunları söyledi:

"Bu kaynağı kurutmak, bu kaynağı lekelemek, bu kaynağı kesmek isteyen kim olursa olsun 45 yıldır karşımızdadır. Millet aleyhine sinsi teşebbüs ve tahriklerin bizim nezdimizde geçerliliği, masumiyeti asla yoktur ve olmamıştır. Türkiye'nin milli bekasını, Türk milletinin milli varlığını aşındıracak, tartışmaya açacak her ideoloji, her siyaset, her önerme, her plan bize yabancı ve aykırıdır. Bu itibarla yıllardan beri, kötü niyetlilere karşı tutumumuz değişmemiştir. Türklüğe ve İslam'a kin ve garezle bakan, istismar ve inkarla yaklaşan çevrelere tavrımız başkalaşmamıştır."

Durdukları yerin Türk milletiyle aynı olduğunu, talep ve beklentilerinin Türk milletiyle birebir örtüştüğünü ifade eden Bahçeli, Zira Milliyetçi-Ülkücü Hareket Türk milletinin aynası ve aynısıyla yansımasıdır. Biz yarım asra varan mücadelemizi, parlak kavrayışlar, umut dolu dilekler, imanlı haykırışlar ve yürekli çıkışlarla süsledik. Tutarlılığımızı bozmadık, sözümüzden dönmedik. İhlaslı ve inançlı Ülkücü hayatlarla Türk-İslam alemine mesaj verdik. Vatan, millet ve bayrak hassasiyetimizden en ufak gedik, kafa karışıklığına neden olacak en küçük taviz vermedik, vermeyeceğiz" ifadesini kullandı. 

"Ne mutlu bizlere ki Türk-İslam ülküsünü kendimize rehber yaptık" diyen Bahçeli, asıllarından ve ana fikirlerinden ayrılmadan, sürekli değişen, sürekli yenilenen, herkesi kucaklayan, kaynaşmanın ve kardeşliğin önemine inanan bir bakış açısıyla Türk milletini ve Türk devletini kalkındırmaya, büyütmeye, kudretli yapmaya azmettiklerini, çaba sarfettiklerini söyledi.

Bahçeli, Türk-İslam ülküsünün, kimlikli ve kişilikli yaşamak amacına dönük bir medeniyet projesi, demokratikleşmeyi özümsemiş bir gelecek tasarımı ve çağdaşlaşmayı hedeflemiş diriliş stratejisi, Türk vatandaşının ana çatısı, ana harcı, tüm Türklerin tercümanı, tüm mazlumların sığınağı olduğunu ifade etti. Bahçeli, "Bizim ülkümüz, merhum Ziya Gökalp'in dediği gibi milletin mazisinden gelip istikbaline iten fikir hamlesidir. Devlet-i ebede müddet ve millet-i ebed müddet bu sayede gerçekleşecektir" dedi.

'ŞEHİTLERİMİZ TESADÜFÜN SONUCU DEĞİLDİR'
Milletin uzun bir tarihi, derin bir kültürü, devasa bir adı bulunduğunu dile getiren Bahçeli, bu emaneti geleceğe taşımanın ve payidarlığına katkı vermenin milli görev olduğunu bildirdi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hedefleri sığ ve küçük olanların mensup oldukları toplum ya da millete kılavuzluk yapmaları imkansıza yakındır. Gündelik hayatın açmazları ve tortuları altında kitlelere güç ve enerji veren, ülkü ve ruh aşılayan, gerekirse inançları uğruna ölümü göze alan büyük isimler tarihin aktığı yatağı değiştirmiştir. Ülkücü şehitler işte böylesi bir mucizenin, işte böylesi bir insanüstü mücadelenin milli kültür, milli tarih ve maneviyatla yoğrulmuş zirve isimleridir. Vatan ve milletimizi, küresel hesapların çarkında öğütmek isteyenlere itiraz eden ve teslimiyete asla yanaşmayan millet evlatları bağımsızlığımıza ve bütünlüğümüze can pahasına sahip çıkmışlardır" değerlendirmesini yaptı.

Ülkücü şehitlerin kendilerinden vazgeçtiğini, Türk milletinin geleceğine varlıklarını hediye ettiklerini anlatan Bahçeli, bunun tarifsiz bir feragat örneği olduğunu söyledi. Mehmet Akif'in "Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın" dizelerini hatırlatan Bahçeli, Akif'in bu dizelerinin genç yaşta kaybedilen ülkücüleri tarif ettiğini söyledi.

Bahçeli, "Ocak 1968'de, henüz 22 yaşında bir fidan iken, Ankara'da kaldığı yurdun kantininde silahla vurulan ilk şehidimiz Osmaniyeli Ruhi Kılıçkıran'dan, 26 Ocak 2014'te Esenyurt'ta şehit edilen Yusufiyeli Cengiz Akyıldız'a kadar verdiğimiz ve acısına katlandığımız şehitlerimizi unutmayız, unutmayacağız, unutturmayacağız. Şehadet şerbetinden milleti uğruna kana kana içen iftihar isimlerimizi mahcup etmeyeceğiz" diye konuştu. 

Şehitlerin tesadüfün sonucu olmadığını belirten Bahçeli, şehitlerin ölmediğini, Allah nezdinde hazır ve diri olduğunu, cennetin kapılarının onlara ardına kadar açıldığını dile getirdi.

"Ülkücü şehitlerimizin hepsi şu an bizimle, duaları üzerimizedir. Hepsinin ruhu aramızdadır, yanıbaşımızdadır" ifadesini kullanan Bahçeli şunları kaydetti:

"Cenab-ı Allah Mahşer Günü her bir şehidimizin yüzüne bakabilmeyi bizlere nasip ve müyesser etsin. Vatan ve millet yolunda candan geçen cesaret timsallerini hafızalarımızdan ve hatıralarımızdan asla çıkarmasın. Yine niyazım odur ki Türk milletine içten ve dıştan ivme kazanan husumet çemberini yarmak için bizlere güç ve azim versin. Zira karşımızda rüşvetten, yolsuzluktan, nefretten ve bölücülükten niyet ve yüzleri kapkara kesilmiş suçlular ve suç ortakları vardır. Bunların saçtığı günah tohumları fitne ve bozgunculuk olarak filizlenmektedir. Kutuplaşmayla, kavgayla, iftirayla, dedikoduyla yabancı güçlerin taşeronluğuna soyunanların oyunlarını bozmak bizlerin namus borcudur. Kefensiz yatan Ülkücü şehitlerimizin davalarını, sahte kefene sarılıp ölüm edebiyatı yapan şeytani heveslere karşı bayraklaştırmak ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne var gücümüzle sahip çıkmak bizim amacımızdır. Şehitlerimiz boşuna toprak olmadı. Analar boşuna ağlamadı. Evlatlar boşuna yetim kalmadı. Güvence dün şehitlerimizdi, bugün de biziz. Allah varlığımızı, birliğimizi ve kardeşliğimizi daim etsin."

Bahçeli, Alparslan Türkeş, Gün Sazak ile tüm şehitlere ve Soma'da hayatını kaybeden 301 madenciye Allah'tan rahmet diledi.

Bahçeli'nin konuşmanın ardından Kuran-ı Kerim okundu. Öğle namazını anıtta kılan Bahçeli, partililerle yemek yedi.