Bakan Çavuşoğlu: Libya ile mutabakat uluslararası hukuka uygun

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Libya'yla imzalanan mutabakat zaptı hem haklı davamızı korumak için hem de bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara karşı önemli bir hamle oldu" dedi.

Anadolu Ajansı 15.12.2019 - 23:14

çavuşoğlu.jpg

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Libya'yla imzalanan mutabakat zaptı hem haklı davamızı korumak için hem de bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara karşı önemli bir hamle oldu." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Dışişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili ve bağlı kuruluşların bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

Çavuşoğlu, bakanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Suriye'de tek çözümün siyasi çözüm olduğunu, dolayısıyla siyasi sürecin iyi işlemesi gerektiğini ifade etti.

Suriyelilerin evlerine dönmesinin öncelikli konulardan biri olduğunu belirten Çavuşoğlu, özellikle Astana ve Soçi'deki Türkiye'nin gayretleri sayesinde belli mesafe aldıklarını söyledi. Çavuşoğlu, Astana, Soçi ve Cenevre süreçlerinde aktör ülkenin Türkiye olduğunu, Suriye'nin geleceği için üzerlerine düşeni yapacaklarını vurguladı.

"Barış Pınarı Harekatı'yla bölgede bir terör devleti kurma projesi çökmüştür ve hayaller suya düşmüştür." diyen Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bu harekat önemliydi ama Türkiye, Barış Pınarı Harekatı öncesinde ve sonrasında diplomasiye inandığını da göstermiştir. Türkiye'nin, Barış Pınarı Harekatı başladıktan sonra bir hafta arayla hem ABD ile hem de Rusya ile bir mutabakata varması, esasen Türkiye'nin sahadaki gücünün de yansımasıdır. Masada da diplomasiye inanarak haklı davasını en iyi şekilde savunduğunun bir göstergesidir."

Barış Pınarı Harekatı'yla bölgeyi terk etmek zorunda kalanların yüzde 70'inden fazlasının döndüğünü dile getiren Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"Temennimiz hepsinin dönmesidir. Geri dönüşler konusunda uluslararası toplumu sürecin içine kattık. Burada bizim en önemli ortağımız BM Mülteciler Yüksek Komiserliğidir ve Cenevre'de Bakan Yardımcım Yavuz Selim Bey'in de katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdik, ikinci toplantıyı Türkiye'de gerçekleştirdik, üçüncü ve dördüncü toplantıları da kısa sürede gerçekleştirerek, Suriyeli mültecilerin geri dönmesini birlikte koordine edeceğiz. Irak, Lübnan ve Ürdün'le beraber uluslararası bir konferansın hazırlıklarını sürdürüyoruz. Salı günü Cenevre'de 4 bakan olarak bir araya geleceğiz ki Suriye'ye geri dönüşler konusunda uluslararası toplumla birlikte neler yapacağız, bunları ele alacağız."

Çavuşoğlu, Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa formatındaki "İstanbul Zirvesi"nin ikincisini tekrar gerçekleştirmek için tüm taraflarla görüştüklerini, tarihin en kısa belirleneceğini bildirdi.

Mevlüt Çavuşoğlu, "Türkiye, bu sorunun her boyutunda yapıcı katkı sağlıyor. Türkiye, en önemli aktördür, bir izolasyon ya da yalnızlığın olmadığını özellikle de vurgulamak isterim." dedi.

"AB'NİN BU KONUDA KARAR VERME YETKİSİ YOK"

Gündemdeki önemli konulardan birinin de Libya olduğunu belirten Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Doğu Akdeniz'de, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve KKKC'nin, Kıbrıs Türk halkının haklarını korumaya çalışıyoruz. Bu sebeple de herkesle iş birliği yapmaya hazırız. Biz, müzakerelerden sonra Libya ile deniz yetki alanlarımızı sınırlayan bir mutabakat zaptı imzaladık ve böylelikle kıta sahanlığımızın içinde, özellikle önümüzdeki süreçte faaliyetlerimizi sürdüreceğimiz alanlar net şekilde belirlendi. Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığımızın batı sınırları da bu şekilde belirlenmiş oldu. Bunu neden yaptık? Birçok ülke, özellikle kendi aralarındaki görüşmelerle güya Türkiye'yi saf dışı bırakmaya çalıştılar, tıpkı Kıbrıs'ta yapmaya çalıştıkları gibi. Aynı şekilde Rum kesimi ve Yunanistan buna benzer anlaşmaları diğer ülkelerle imzaladılar, müzakereleri sürdürüyor. Dolayısıyla Libya ile imzalanan mutabakat zaptı hem haklı davamızı korumak için hem de bizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlara karşı önemli bir hamle oldu. Tek taraflı faaliyetler yerine diğer ülkelerin de bizim gibi uluslararası iş birliğine önem vermeleri önemlidir.

Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti, Suheyrat Anlaşması'na göre mutabakat zaptı imzalayabilir. Daha önce AB'yle, Amerika Birleşik Devletleri'yle ve Nijer'le mutabakat zaptı imzalamıştır. Dolayısıyla onlarla imzaladığı zaman yetkili oluyor da Türkiye'yle imzaladığı zaman neden yetkili olmasın? O yüzden, herkesin şaşırdığı, tüm toplumumuzun büyük bir memnuniyetle karşıladığı ve birçok ülkeyi şoke eden bu hamlemizi zayıflatacak yorumlardan kaçınalım. Biz uluslararası hukuka uygun bir adımı, haklarımızı korumak için attık. Avrupa Birliği, tabii ki dayanışma adına Rum kesiminin ve Yunanistan'ın yanında olacak ancak AB burada haklı değil. Bir kere AB'nin bu konuda karar verme yetkisi yok. Uluslararası Adalet Divanı karar verebilir, AB ancak siyasi görüş belirtir ama AB'nin siyasi görüşü, bizim ulusal egemenlik haklarımız söz konusu olduğu zaman kesinlikle geçerli değildir ve siyasi saiklerle verilmiş kararlar da bizi yıldıramaz. Libya'ya baskı yapıyorlar, büyükelçisini sınır dışı ediyorlar yani diplomatik nezakete uymayan, olgunluğa sığmayan hareketlerin sebebi nedir? Demek ki doğru bir adım attık, doğru bir anlaşma imzaladık."

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Libya'yla Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası'nın da imzalandığını ve anlaşmanın TBMM'ye gönderildiğini anımsatarak, "İnşallah, sizlerin oylarıyla o anlaşma da onaylanacak ve yürürlüğe girmiş olacak." dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan'ın, Fransa, İtalya ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin Doğu Akdeniz'de yaptığı askeri tatbikatla ilgili sorusu üzerine Çavuşoğlu, "Uluslararası sularda herkes tatbikat yapabilir. Esas olan nedir? Bizim ve Kuzey Kıbrıs Türk halkının çıkarları söz konusu olduğu zaman, bizim kararlığımızdır. Dolayısıyla bu tür tatbikatlar ve söylemler bizi kararlı yolumuzdan döndüremez ve hiçbir zaman da döndürmeyecektir; tıpkı sondaj gemilerimizi gönderdiğimiz zaman Avrupa Birliği ve diğerlerinin söylemlerine kulak asmadığımız gibi çünkü haklıysak sonuna kadar hakkımızı da savunmak durumundayız." diye konuştu.
TBMM Genel Kurulunda, bakanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, NATO'ya en çok katkı sağlayan ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğini, dolayısıyla Türkiye'siz bir NATO'nun olmayacağını Londra'da tüm liderlerin de vurguladığını belirtti. Çavuşoğlu, "Türkiye'nin NATO üyeliğinin sorgulanmasının da yersiz olduğunu orada bir kere daha görmüş olduk." diye konuştu.

Özelikle NATO'nun savunma planlarıyla ilgili bir yanlış anlaşılma olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "İki tane savunma planı var. Birisi Polonya ve Baltık ülkeleri için, birisi Türkiye'nin savunma planıdır. İki plan, şu anda yayınlanma öncesi iyileştirme için Askeri Komitede duruyor, eşit hale geldi. Burada bir jest yaptık ama bundan sonraki süreçte bizimki yayınlanmadan onlarınki de yayınlanmaz. Gayet açık bir şekilde Baltık ülkelerine ve Polonya'ya da bu konuyu söyledik." değerlendirmesinde bulundu.

"ABD'yle problem yaşadığımız doğru; gizli değil, tüm dünya biliyor." diyen Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Peki, sebebi ne? İki tarafın taleplerine baktığımız zaman hangisi meşru, hangisi haklı? Bizim talebimiz ne? Terör örgütüne desteği kes; silah veriyorsun, eğitiyorsun. Bu bir terör örgütüdür, sen de kabul ediyorsun. Ayrıca, FETÖ'yle ilgili taleplerimizi yerine getir. ABD'nin bizden talebi ne? 'S-400'ü alma.' Benim savunma sistemine ihtiyacım var. 'Olsun, alma.' Şimdi, hangisi makul, hangisi geçerli, hangimiz haklıyız?

Amerika bu kararları aldı diye, hepsinde Türkiye'yi suçlamak doğru değil. Bunun hangisinde biz haksızız? Şimdi, Kongreden bu kararlar geçerken neyi kriter aldılar? Bir, Barış Pınarı Harekatı'mızı, iki S-400'ü. Şimdi, burada bir karar vermemiz lazım. Amerika bu kararları alacak diye ya PKK'ya, YPG'ye göz yumacağız, elimiz kolumuz bağlı kalacak; aynı şekilde savunma sistemine bu kadar elzem bir şekilde ihtiyacımız varken almayacağız; Amerika da bize 'bravo' diyecek ya da Amerika ne yaparsa yapsın, Türkiye kendi kararlarını alıp uygulayacak. Siz iktidarda olsanız hangisini tercih edersiniz? Elbette, biz doğru olanı tercih ettik çünkü Amerika'ya karşı bir yanlışımız yok. Amerika'ya karşı bir yanlışımız yoksa o zaman Amerika hatalı kararlar almıştır ve aynı şekilde adımlar atmıştır."

"SONDAJ GEMİLERİMİZİ GÖNDEREREK DENGELERİ DEĞİŞTİRDİK"

Çavuşoğlu, Kıbrıs'ın, Türk dış politikasının her zaman önceliklerinden biri olduğunu ifade etti.

Kıbrıs'ta hep kalıcı bir barış, çözüm için çalıştıklarını dile getiren Çavuşoğlu, bu çabaları Rum tarafının kabul etmediğini söyledi.

Çavuşoğlu, "Bundan sonra laf olsun diye bir müzakere olmasın, sonuç odaklı olsun ve neyi müzakere edeceğimize karar verdikten sonra biz bu adımları atalım. Müzakere çerçeve belgesini belirleyelim. Bu federasyon da olabilir, konfederasyon da olabilir, iki devletli çözüm de olabilir. Hiçbirini dışlamıyoruz, hiçbirini de ısrarla bastırmıyoruz. Ama özellikle de federasyon için müzakere edeceksek Kuzey Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği, tüm boyutlarıyla beraber, dönüşümlü başkanlık dahil, hepsinin müzakere çerçeve belgesine işlenmesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Hidrokarbon zenginliklerde KKTC ve Kıbrıs Türk halkının hakkı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Ben toplumumun hakkını korumak için adım atıyorum. Eskiden bunları oturur, konuşur, kınardık ve sismik araştırma gemisi gönderirdik ama şimdi sondaj gemilerimizi göndererek orada da dengeleri değiştirdik. Bundan sonra Kıbrıs Türk halkının hakkını korumak için kararlılığımızı devam ettireceğiz." dedi.

LEVENT GÖK'E TEŞEKKÜR

İçeride olduğu gibi dışarıda da terörle mücadelenin, her boyutuyla önemli olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, TBMM Başkanvekili Levent Gök'e yönelik, "Zatıalinizin liderliğinde Kazakistan'a Cumhurbaşkanlığı Günü'nde bir heyet gitmişti. Toplantı salonunda bir FETÖ'cü gazeteci olduğunu öğrendikten sonra verdiğiniz tepkiden dolayı zatıalinize çok teşekkür ediyorum. Ülkemizin de milletimizin de hislerine tercüman oldunuz. Heyetinizdeki tüm milletvekili arkadaşlarıma da keza teşekkür etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

AB'nin Türkiye için halen stratejik bir hedef olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Şu süreçte yaşanan tüm sorunların suçlusu olarak ülkemizi görmeyelim. Biz ev ödevimizi yapalım. Bu konulardaki tavsiyelerinizi de önemli buluyoruz ama biz AB'ye diyoruz ki 'şu fasılların önündeki siyasi engelleri kaldır, bize de açılış kriterlerini bildir ama siyasi engel koyuyorsun'. Özellikle AB ile ilişkilerde Meclis'imizin de rolü çok önemli. Tüm diplomaside olduğu gibi ve önümüzdeki süreçte AB ile ilişkilerimizi geliştirmek için biz hazırız. Fakat, genişleme süreciyle ilgili sorunun sadece bizimle olduğunu düşünürsek, aldanırız. AB'nin kendi içinde sorun var." dedi.

"SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ"

"Uygur Türkleri konusunda sessiz kalmamız mümkün değildir." diyen Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"Bu süreci; Çin, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum nezdinde takip ediyoruz. Çin de yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Dolayısıyla Birleşmiş Milletlerde, örneğin en son üçüncü komitede biz yine bildirimde bulunduk, büyükelçimizi gönderdik. Cenevre'de BM toplantısında, iki hafta içinde hem Cidde'de hem de birkaç gün önce Rabat'ta İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında bu konuyu bizzat gündeme getirdim. Tüm İslam dünyasının ve İslam İşbirliği Teşkilatının da yükümlülüğüdür bu ve biz bu sorunu kesinlikle görmezden gelemeyiz. Bu konuyu da yine Cumhurbaşkanımız en son ziyaretimizde Çin Devlet Başkanı'na iletti. Çin Devlet Başkanı, Türkiye'den bir heyet davet etti. Biz şimdi tam durumu tespit etmek için bu heyeti, nerelere gitmesi gerektiğini, hangi toplantıları yapması gerektiğini net bir şekilde belirledikten sonra göndereceğiz; tıpkı Kırım'a gönderdiğimiz heyetin orada gerçek tespitler yaptığı gibi."

Sayfa Yükleniyor...