Zorunlu eğitim süresi kısalacak mı? Bakan Tekin'den açıklama
05.09.2025 10:56
Son Güncelleme: 05.09.2025 12:01

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 12 yıllık zorunlu eğitimin kısalması için bir kamuoyu oluştuğunu ve revizyon yapmayı planladıklarını söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
"8 YILLIK KESİNTİSİZ EĞİTİM ANTİDEMOKRATİKTİR"
Bakan Tekin, zorunlu eğitim konusunda 4+4+4 uygulamasının 2012 yılında hayata geçirildiğini belirterek, o dönemde yapılan değişiklik sebeplerine değindi.
Türkiye'de, 28 Şubat 1997 yılında başlayan süreçte meslek liselerinin ve imam hatip okullarının önünün kesilmesi amacıyla 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim uygulamasının başlatıldığını hatırlatan Tekin, "Yani meslek liselerinin ve imam hatip ortaokullarının kapatılması için ilköğretim okulu mantığıyla 8 yıllık bir algı başlatıldı. Bu nedir? Bu bir dayatmadır, bu antidemokratik bir uygulamadır. Çocuğunu meslek lisesine ya da imam hatip ortaokuluna göndermek isteyen bir veliye, 'Yapamazsın kardeşim, yasaklıyorum' diyen bir zihniyettir." ifadesini kullandı.
Tekin, AK Parti iktidarlarının ana parametrelerinden bir tanesinin Türkiye'de yasaklar ve antidemokratik uygulamaları ortadan kaldırmak olduğunu ifade ederek, o dönemde bu antidemokratik uygulamayı ortadan kaldıracak bir çözüm olarak 8 yıllık eğitim sürecini "4+4" şeklinde ikiye böldüklerini söyledi.
Bunun o günün koşullarında Türkiye'deki demokratikleşme trendini doğru okuyabilmek ve insanların bu hakkını sağlıklı kullanabilmesi için alınmış çok anlamlı ve çok doğru bir tedbir olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, şunları kaydetti:
"Yine gerek bu 28 Şubat'ın koşulları, gerek teknik ve fiziki altyapı eksikliği, gerekse de kamu otoritesinin bu konuda yeterli tedbir alamaması sebebiyle biliyorsunuz Türkiye'de okullaşma oranları çok düşüktü, uluslararası ortalamaların altındaydı. 2002 sonrası Türkiye'de o güne kadar var olan derslik sayısından daha fazla derslik yapıldığı için, o güne kadar sahip olduğumuz öğretmen sayısının ikiye katlandığı bir öğretmen ordusu oluşturulduğu için, okullaşma oranlarında bahsi geçen 12 yıllık zorunlu eğitimin de getirilmesiyle beraber, Türkiye uluslararası ortalamaların üstüne çıktı. Şu an göğsümüzü gere gere uluslararası ortamlarda biz, 'Türkiye'de çocuklarımız OECD ortalamasının üzerinde bir eğitim öğretim hakkına ve imkanına sahip' diyebiliyoruz. Fakat bunu yaptıktan sonra, hem o yasakçı uygulamayı kaldırttıktan hem de uluslararası göstergeler açısından okullaşma anlamında ortalamaların üstüne çıktıktan sonra şimdi farklı bir konuyu tartışmamız lazım."
"12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİMİN KISALMASI İÇİN KAMUOYU OLUŞTU"
Hem içinde bulunulan çağın bilgiye erişmek konusundaki konumu hem de mesleki ve teknik eğitimde yaşanan sorunlar itibarıyla 12 yıllık zorunlu eğitimin farklı toplumsal kesimler tarafından, farklı gerekçelerle tartışıldığına dikkat çeken Tekin, şöyle devam etti:
"Biz şimdi öyle bir karar almak durumundayız ki bir, Türkiye bu bahsettiğimiz uluslararası göstergelerin altına düşmemeli. İki, kamuoyunda bize bu konuda yönelen eleştirileri ortadan kaldırabilecek iyileştirmeler yapmak durumundayız. Üçüncüsü de 2011 öncesindeki antidemokratik uygulamalara zemin hazırlayacak yeni bir adım atmamak durumundayız. Dolayısıyla bu parametreler ışığında 12 yıllık zorunlu eğitimin tartışılmasını arzu etmiştik, yıl içinde tartışmaları yapıldı, çok farklı kesimler tartıştı. Aşırı ideolojik yaklaşanlar ve niyet okuma mantığıyla bizi eleştirenler hariç tutulduğunda büyük oranda 12 yıllık zorunlu eğitimin süresinin azaltılmasının doğru olacağına yönelik bir kamuoyu oluştu, bu revizyonu yapmayı planlıyoruz. Yasa yapıcılara öneride bulunmadan önce biz hükümet olarak, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi olarak bir karar almak durumundayız. O kararımızı aldığımızda kamuoyu ile paylaşırız."

"KİMSE 'KAYIT İÇİN PARA İSTİYORLAR' DİYEMEZ"
Tekin, öğrencilerin okullara kayıt süreçlerinin tamamen sistem üzerinden otomatik şekilde yürütüldüğünü belirterek, "Biz herhangi bir öğrenci ilkokula başlarken, ortaokula başlarken ya da liseye başlarken, biz bütün çocuklarımızın, bütün gençlerimizin okullara kayıtlarını zaten yapıyoruz. Liseye kayıt yaptıran bir çocuk, bir genç ya adresine dayalı olarak bir ortaöğretim kurumuna bir liseye yerleştiriliyor ya da sınavla yerleştirilmişse sınavla yerleştiği okula gidip kaydını yapıyor." diye konuştu.
İlkokul ve ortaokul kayıtlarının da otomatik olarak gerçekleştiğini vurgulayan Tekin, şunları kaydetti:
"Bütün okullarımızı, İçişleri Bakanlığımızla birlikte sokak sokak eşleştiriyoruz. Mesela hangi sokakta kaç çocuk var okula giden, onun bilgisini alıyoruz. Diyoruz ki buradaki okulumuz, şu üç sokaktaki öğrenciyi kayıt yaptıracak. Dolayısıyla biz bütün öğrencilerimizi, yani bütün gençlerimizi orta öğretim kurumlarımıza, bütün çocuklarımızı temel eğitim kurumlarına otomatik olarak kaydını yapıyoruz."
Tekin, velilerden kayıt için ücret istenmesinin söz konusu olmadığını dile getirerek, "Bir veli 'Çocuğumu okula kaydetmek için ücret istiyorlar' diyorsa burada bir yanlış anlaşılma var. Bir eksik bilgilendirme var. Kimseye kayıt için ilave bir inisiyatif tanımıyoruz. Her çocuk veya her okulumuza kimin kayıt yaptıracağı belli. Tekrar söylüyorum kimse 'Çocuğumu şuraya kaydettirmek istiyorum ama benden kayıt için para istiyorlar' diyemez." ifadelerini kullandı.
İstisnai durumlar olduğunu anlatan Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İki tane istisnası var bunun. Bu da doğru değil, hukuka uygun değil. Bunlardan bir tanesi veliden kaynaklanıyor. Veli, çocuğunu bizim tanımladığımız okula değil, başka bir okula göndermek istiyor, ama hakkınız yok. Hakkı olmadığı halde bir yere kayıt yaptırmak istiyor ve bunu yaptırırken de diyor ki 'Ben oraya kayıt yaptıracaktım, benden para istediler.' Şimdi bu tamamen hukuka aykırı, gayri nizami bir durum. Buna asla müsaade etmiyoruz. Buna okul yönetiminin de yetkisi yok, yapamaz. Ama böyle bir şayia var, bunun altını çizelim. Biz, hiçbir çocuğu herhangi bir okula kayıt olmamış halde bırakmıyoruz. Mutlaka kayıt yaptırıyoruz."
Tekin, ikinci istisnai durumun ise okul aile birlikleri üzerinden alınan bağışlar olduğuna dikkat çekerek, "Bazı okullarımızda çocuklarımıza ekstra imkanlar sunulması isteniyor. Veliler istiyor bunu. İşte 'Çocukları geziye götürün ya da halı saha götürün.' gibi. Bizim yapmadığımız bazı yatırımları talep ediyorlar. Karşılığında da okul aile birliği diyor ki biz şu hizmetleri de sunacağız. Dolayısıyla biz velilerden bağış istiyoruz. Bu okul aile birliğinin aldığı bir karar. Bu bir zorunlu karar değildir." şeklinde konuştu.
Bu tür kararların velilerin kendi inisiyatifiyle alındığının altını çizen Tekin, "Ama bunu zorunlu olarak herkese şamil bir uygulama haline dönüştürmenin doğru olmadığını, bunun yasak olduğunun tekrar altını çizerek söylüyorum. Biz okullarımızın bütün asgari ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Biz okullarımızdan, okul öğrencilerimizden, velilerden herhangi bir zorunlu bağış almalarını istemiyoruz. Böyle uygulamalar varsa bize ulaştırmalarını istiyoruz. Bu uygulama bize ulaştığında ilgili arkadaşlarla gerekli görüşmeleri yapıyoruz, ihtiyaç duyulursa inceleme ve soruşturma süreçlerini yürütüyoruz." sözlerini sarf etti.
İSTANBUL'DA PAZARTESİ GÜNÜ OKULLAR SAAT 10.00'DA AÇILACAK
Bakan Tekin, 8 Eylül Pazartesi günü başlayacak yeni eğitim-öğretim yılı öncesi önemli bir duyuruda da bulundu.
Tekin, İstanbul'da trafikte oluşabilecek yoğunluğa karşı okulların ilk gününde eğitimin saat 10.00 ile 15.00 arasında yapılacağını söyledi.

"SERBEST KIYAFET PEDAGOJİK SORUNLAR ORTAYA ÇIKARDI"
Yusuf Tekin, okullarda serbest kıyafet uygulamasının kaldırılmasına yönelik soruyu, şöyle yanıtladı:
"Bu serbest kıyafet uygulamasının başlatıldığı dönemin Türkiye'siyle ilgili bazı şeylerin altını çizmemiz lazım. Çabuk unutuyoruz. Bunu hatırlatmakta fayda var. Bu konunun tartışıldığı ve bu düzenlemelerin yapıldığı dönemin Türkiye'sinde bırakınız öğrencileri, kamu görevlisi öğretmenlerimizin kılık kıyafet serbestisi yoktu. Yani bir öğretmenimiz derse girerken inancının gereği olan başörtüsünü takmak istediğinde devlet memurluğu ilkesiyle, öğretmenlikle bağdaşmadığı için yasaklanmış bir Türkiye'ydi. Aynı şey öğrencilerimizin kılık kıyafetleri için de geçerliydi ve o dönemin koşullarında bu düzenleme yapıldı ve serbest kıyafeti hem öğretmen arkadaşlarımız için hem öğrenci arkadaşlarımız için böyle bir uygulama başlatıldı."
Tekin, serbest kıyafet uygulaması başlatılırken velilerle, okul yönetimiyle birlikte yürütecekleri bir karar mekanizmasıyla, serbest kıyafet ya da okul üniformasını seçme hakkı verildiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:
"Büyük oranda çocuklarımızın serbest kıyafetle okula gittikleri bir dönem başladı. Bu, o dönemin koşullarında gerekliydi. O yasakçı zihniyeti ortadan kaldıracak, özgürlükçü bir bakış açısı gerekliydi ve onu hayata geçirdik. Şimdi gelinen noktada serbest kıyafet uygulamasından kaynaklanan sorunlar ortaya çıktı. Bu sorunları 2 kategoriye ayırabiliriz. Bir tanesi pedagojik problemler. Okulda okul kimliğinin oluşmamasından tutun, okuldaki kıyafetlerden kaynaklanan öğrenciler arasındaki ayrımcılık mantığına kadar. İşte 'Sen şu marka giydin, ben bu marka giydim' üzerinden yürüyen ve akademik eğitimi negatif etkileyen, zarar veren bir duruma el vermişti, bu pedagojik boyutu."
İkinci boyutun, veliler üzerinde oluşturduğu yük olduğuna dikkat çeken Tekin, veliler üzerindeki yükün de beraberinde başka sorunları getirdiğini aktardı.
Bakan Tekin, velilerin, çocuklarının okul kıyafetlerinin, aile bütçelerine ciddi şekilde yük teşkil edecek boyutlara ulaştığını söylediklerine işaret ederek, şunları paylaştı:
"Yıl içerisinde okullarda öğretmenlerimizle, velilerimizle yaptığımız toplantılarda buradan kaynaklanan sorunlardan bahsedildi. Biz bu sorunları ortadan kaldırmak için bir düzenleme yapmaya karar verdik. Bu düzenleme dediğim gibi bir pedagojik boyutu olan düzenleme. Biraz önce söyledim. 2 ailelerin üzerinden ilave külfet oluşturabilecek, bu tür durumları kaldırabilecek bir düzenleme. Bir de üçüncü boyutu da şu, şimdi velilerimiz okulun tanımladığı üniformaları satın alırken, bazı kötü örneklerle karşı karşıya kaldığımız veya velilerimizden duyduğumuz örnekler oluyordu. Okul idaresi bizi herhangi bir ildeki, ilçedeki herhangi bir konfeksiyon mağazasına yönlendiriyor. Okul idaresi orayla anlaşma yapmış. Aralarında başka türlü işler var gibi şaibeler ve dedikodular okullarımız üzerinde öğretmenlerimiz, idarecilerimiz üzerinde haksız eleştiriler ortaya çıkmasına sebebiyet veriyordu."
Tekin, düzenlemeyi yaparken pedagojik anlamda eğitimi olumsuz etkileyecek uygulamaları ortadan kaldırmaya amaçladıklarını kaydetti.


