Adalet Bakanlığı, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in dün adli yıl açılış konuşmasında yaptığı konuşmaya bugün bir yazılı açıklamayla yanıt verdi.

Anayasa değişikliği paketinin Anayasa Mahkemesi'nin denetiminden geçtiği hatırlatılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

''Yüksek Mahkemenin gerekçeli kararında, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin belli somut bir Kurul yapısını gerektirmediğini, Kurul'un, yargı bağımsızlığını ihlal etmediği sürece çok farklı modellerde tasarlanabileceğini, bu farklı modellerden hangisinin benimseneceğinin tali kurucu iktidarın (yasama organının) takdir yetkisi içinde kaldığını belirtmiştir. Ayrıca bu değişiklikle Kurul'un, üye sayısının artırıldığı, seçim tabanının genişletildiği, Kurul üyelerinin büyük çoğunluğunun yargıçlar tarafından doğrudan seçilmesinin kabul edildiği, Kurul'un kendi sekretaryasına kavuşturulduğu, Teftiş Kurulunun Kurula bağlandığı ve böylece HSYK'nın özerk yapısının güçlendirildiği vurgulanmıştır.

Bu değerlendirmelerin yanı sıra Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında mevcut düzenlemenin, Adalet Bakanı'nın dairelerin çalışmasına katılmasının yasaklandığı ve Bakanın Teftiş Kurulu üzerindeki mutlak kontrolünün kaldırılması suretiyle yürütmenin Kurul üzerindeki etkisinin azaltıldığı, nihayet Kurul kararlarının kısmen de olsa yargı denetimine açılmasının hukuk devletinin güçlendirilmesine yönelik bir adım olduğu belirtilmiştir.

Sayın Yargıtay Başkanı konuşmasında 'Yargının verdiği kesinleşmiş kararlara uyulması, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkelerinin gereği olarak anayasal bir zorunluluktur. Beğenilmese de saygı gösterilmesi, uygulanması gerekir' şeklinde ifadelere yer vermiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin tespitlerine rağmen bu karara saygı gösterilmemesi ve sonuca bağlanmış konularda kamuoyunu yanlış yönlendirecek şekilde yeniden tartışma açılması ciddi bir çelişkidir.

Açıklamalar, statükocu bir yaklaşımla, mevcut pozisyonlarını koruma ve yüksek mahkemelerin yargı üzerinde kurmuş olduğu vesayet rejimini sürdürme amaçlı hareket edildiğinin de açık bir ifadesidir. Öte yandan söz konusu konuşmada, Adalet Bakanlığının 2002 yılından bu yana görev alanıyla ilgili olarak fiziki kapasite, teknoloji, insan kaynakları, eğitim ve özlük hakları vs. konularda yaptığı faaliyetler göz ardı edilerek bu hususlara değinilmemesi manidar bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesinin denetiminden geçerek kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı konusunda ilerleme olarak kabul edilmiş değişiklik paketine, kuvvetler ayrılığını ve yargı bağımsızlığını zedeleyen düzenlemeler olarak bakılması, ayrıca yıllarca ihmal edilmiş birçok konuda yapılan ilerleme ve iyileştirmelerin görmezden gelinerek bu konularda hiçbir şey yapılmamış gibi açıklamalarda bulunulması, konuya ne kadar taraflı ve maksatlı yaklaşıldığının açık bir göstergesidir.''