Bakoyannis: Türkiye ekonomisi yeşeriyor

NTV canlı yayınında konuşan eski Yunanistan Dışişleri Bakanı Bakoyannis: Bugün Türkiye ekonomisi yeşeren ve serpilen bir boyutta. Şimdi Yunanistan da aynı yolda... Erdoğan çok bilgili bir lider. Tartışılan 1821 çok iyi bir belgesel.

28.03.2011 - 18:26

Bakoyannis: Türkiye ekonomisi yeşeriyor

Türkiye'de seçime geri sayım sürerken yine yine kadınların siyasete katılımı konuşuluyor. Türkiye tarihinde kadın başbakanı olan nadir ülkelerden ama zamanında Tansu Çiller'in üstlendiği bu göreve yakın seviyede bir kadın siyasetçi yok. Kadınlar genelde aile ve eğitimle ilgili bakanlık görevlerini yürütüyor Ankara'da.

Komşu Yunanistan'da da durum çok farklı değil. Kültür Bakanı olarak oyuncu Melina Mercouri'yi hatırlayanlar vardır, onun takipçilerinden biri de Dora Bakoyannis. Siyaset geleneğine sahip, bir başbakan da çıkarmış olan Mitsokis ailesinden gelen Bakoyannis, Kültür Bakanlığı yaptı, ardından Atina'nın ilk kadın belediye başkanı oldu. Daha sonra da 2006'da da Yunanistan'ın ilk kadın Dışişleri Bakanı.

Dora Bakoyannis, İstanbul'da düzenlenen "Kadınların Siyasi Katılımı: İyi Örnekler" toplantısına katıldı. Ardından Banu Güven'le Artı programında soruları yanıtladı.

Banu Güven: Sayın Bakoyannis, sizi Yeni Demokrasi Partisi'nin saflarında görmeye alışkınız, adeta bir aile partisi gibiydi. Sizin mevcudiyetinizle, babanızla... Ancak şimdi Yunan parlamentosunda kendi partinizi temsil ediyorsunuz. Bize anlatabilir misiniz, ne olup ne bitti?

Dora Bakoyannis: Aslında anlatması biraz da güç... Ben bir partinin başkanlığı için aday olmuştum geçtiğimiz kasım ayında ve kaybettim. Ve bir süre daha partimde kaldım. Yunanistan çok büyük bir ekonomik kriz geçiriyordu, siz de hatırlayacaksınız zaten.

Yunan parlamentosunda çok önemli bir oydu benimki. Bu oy IMF'nin yardımını kabul etmeme konusunda önemliydi. Babam 'hayır' demeye karar verdi, ben ise kendime 'hayır' oyu vermeye müsaade etmedim. Çünkü şunu çok iyi biliyordum, kritik ve yaşamsal bir karardı. Yunanistan'ın da bu paraya ihtiyacı vardı, lehte oy kullanıp 'evet' dedim. Bu yüzden partinin dışına çıkmak zorunda kaldım.

Bir süre sonra Yunanistan'da pek çok insan çok farklı düşünceler ortaya koymaya başladılar. Siyasetin nasıl yürütüldüğüne dair... Bunun sonucunda biz yeni demokrasi hareketini oluşturmaya karar verdik.

Banu Güven: Yeni partide kimler var peki?

Dora Bakoyannis: Eski partimden 5 milletvekili var. Başka partilerden de insanlar var hareket içerisinde. Bir nevi merkez partisi veya ittifak partisi diyebiliriz. Avrupa açısından baktığımızda liberal olarak da ifade edebilirsiniz. Merkez sağ ile sosyalistlerin arasında bir yere konumlandırabilirsiniz. Partiyi inşa etmek çok heyecanlıydı, Yunanistan'ın her yerinden insanlar geliyordu, genç kuşak özellikle.

Yepyeni bir çaba... Bütün o tutku, heyecan var ama tabi ki sorunlar da var aynı zamanda. Ben çok seviyorum, son derece samimi ve açık bir çaba. Yunanistan'ın bütün bölgelerinden genç insanlar büyük bir tutkuyla katılıyorlar.

Banu Güven: Ekonomik krizi aştı mı Yunanistan?

Dora Bakoyannis: Henüz değil, bence çok erken. Yapısal değişiklikler yapılması gerekiyordu, ekonomi noktasında. Bunları yapmak çok zor, sert önlemler. Halk için çok zor... Siz bunları biliyorsunuz zaten, ekonomik krizi yaşadınız geçmişte. Ancak bugün Türkiye ekonomisi yeşeren ve serpilen bir boyutta. Şimdi Yunanistan da aynı yolda...

Her şeyden önce çok büyük bir devletimiz var, her şeyde çok fazla bulunuyor. Ekonomimiz özel girişimden ziyade çok fazla devlete bağımlıydı. Bunu çok ivedilikle değiştirmek zorunda kaldık, bu kolay değil ancak ben iyimserim. Biliyor musunuz, aslında Yunanlar çok iyi girişimciler. Eğer onları biraz yalnız bıraksanız ve çok fazla kontrol etmeye çalışmazsanız onları, sürekli olarak devlet kontrolü üzerlerinde olmazsa bence çok başarılı olacaklar. Krizi aşacağımızı ve çok daha sağlam bir ekonomiye kavuşacağımızı düşünüyorum.

Banu Güven: Yunanistan'da en son Girit'e gitmiştim ve sizin bir önceki partiniz erken seçim kararı verdi, oradaki pek çok insan öfkeliydi, kızgındı. Bu kişilerden birisi de 'Karamanlis ekonomiyi mahvetti, şimdi de Papandreu'ya verecek, çok zor bir zaman başlayacak' dedi. Sizin özeleştirinizi duymak isterim...

Dora Bakoyannis: Çok dürüstçe yanıt vereceğim. Son 30 yıldır varolan sorunlar bunlar, son hükümet zamanında ortaya çıkmış sorunlar değil. Çünkü yıllardır Yunanistan sürekli borçlarla yaşadı, sürekli borç aldık, borç aldık. Bu parayla birlikte gerçekten devam edebileceğimizi, hayatımızı sürdürebileceğimizi düşündük. Avrupa Birliği'nden gelen para vardı ve ancak bu yeterli değildi.

Süreç büyük Yunanistan krizine yol açtı. Benim de içinde yer aldığım Karamanlis hükümeti ne yazık ki gerekli radikal adımları gerçekleştirmedi. Yunan halkına aslında bunları yapacağımıza dair söz vermiştik ama yapamadık.

Dolayısıyla şimdi bütün siyasi sistem bütün bu yaşananların karşısında. Asıl sorulması gereken soru, derslerimizi öğrendik mi öğrenmedik mi? Ders çıkardık mı çıkarmadık mı? Banan sorarsanız çıkarmadık. Bütün partiler kriz öncesinde nasıl politikaları savunuyorsa şimdi de aynısını savunuyor. Oysa bugün ihtiyacımız olan Yunan halkına bütün gerçekleri anlatmak.

Banu Güven: Ama bu çok acı bir gerçek değil mi? Tepkileri gördük sokaklarda... Toplumsal bir patlama yaşandı.

Dora Bakoyannis: Evet bu normal tabi ki... Yunanlar, her şeylerini kaybettiklerinde, paralarını kaybettiklerinde, yarınlarından endişe ettiklerinde öfke duyuyorlar sisteme karşı, siyasetçilere karşı, hatta her şeye karşı öfke duyuyorlar. Şimdi artık politikada bir inanınırlık olduğunu göstermemiz gerekiyor.

Banu Güven: Yunan toplumunda bir anlayış olarak ifade edebilir miyiz, böylesi sokaklarda yaşanan toplumsal patlama tepkileri birkaç yıl önce de olmuştu? 15 yaşında bir çocuk öldürülmüştü, çok büyük ölçekli gösteriler yaşandı. Sonra bu acı gerçek ortaya çıktığında da büyük gösterilere tanık olduk. Protestolar Yunan toplumunun çok acı bir tarihe tanıklık etmiş olmasından mı? Çünkü geçmişte faşist dönemler yaşandı. Dolayısıyla bu bir demokrasi algısı mı?

Dora Bakoyannis: Biz bir diktatörlükte yaşadık, 60'ların sonunda ve 70'lerin başında... Ama Yunanistan demokrasi asla tehlikede değildir, çünkü son derece yerleşmiş bir demokrasi vardır, Avrupa'ya aittir. Dolayısıyla insanlar öfkeliler...

Banu Güven: Bu gösteriler Türkiye'de olsaydı belki de olağanüstü halden bahsediliyor olabilirdi?

Dora Bakoyannis: Sizde de örneğin Taksim Meydanı'na göstericiler doldu... Pek çok gösteri yapıldı, Türkiye'de çok fazla gösteriye tanık oldum. Ama bu demokrasinin tehdit altında olduğunu göstermiyor. Yunanistan'da durum aynı..

Banu Güven: Yunanistan'da zaten demokrasiyi tehdit edebilecek hiçbir şey yok. Atina'daki meydanda gazetelere bakan insanlar kendi aralarında son derece sert bir siyaset tartışması yapıyorlardı. Devlete yönelik eleştireler daha iyi karşılanıyor sanki Yunanistan'da.

Dora Bakoyannis: Ben o kadar emin değilim. Bence bu demokrasinin bir imtiyazı. Türkiye'de hala kendisini ifade etmekten korkan çok sayıda insan var, Yunanistan'da buna dair bir soru yok tabi ki... Bu demokrasinin gücünü gösteriyor zaten. Eğer halk, insanlar öfkeliyse bunu ifade etmek durumundadırlar, şiddete başvurmadığı müddetçe. Düşünce özgürlüğü diyorsak zaten demokrasi bundan ibarettir.

Şimdi bizim Yunanistan'da yaşadığımız gibi bir radikal değişim olduğunda insanlar elbette kendilerini öfkeyle, kızgınlıkla sokağa atacaklar. Öte yandan oy vermeye gittiklerinde Yunanların çok da olgun olduğunu görüyorsunuz. Biliyorsunuz, demokrasiyi biz keşfettik zaten, iyi yanlarını da kötü yanlarını da biliyoruz. Aynı zamanda demagojiyi de biz keşfettik. Bu bağlamda da biraz ihtiyatlı olmamız gerekiyor. Ülkem için iyimserim, zor ve karanlık bir tünelden geçiyoruz. Ama ben kesinlikle Yunan halkına güveniyorum ve bu hep böyleydi. Ne zaman büyük bir sorun yaşadık, her zaman ayağa kalkmayı başardık.

Banu Güven: Hem Yunanistan'da hem Türkiye'de kadınların siyasete katılımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Muhtemelen daha iyi olmasını isterdiniz...

Dora Bakoyannis: Evet kesinlikle... Bugün İstanbul'a gelmemin nedeni de bu... Türkiye'deki kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmeleri çok önemli. Doğrusu toplumsal cinsiyet eşitliği varolmayan bir şey zaten, Türkiye'de de yok Yunanistan'da da. Hatta Avrupa'nın büyük bir kısmında yok, dürüst olmamız gerekiyorsa. Her zaman kadın temsiliyeti daha az, özellikle siyasette. Buradaki sorun neden?

Benim ilk yanıtım siyaset çok zor bir iş. Günde 24 saat çalışıyorsunuz, hafta sonu diye bir şey yok. Genç bir kadınsanız ve çocuklarınız varsa siyasete atılmaktan korkuyorsunuz. Eşleri tarafından da destek görmüyorlar belki de. Ben duldum siyasete atıldığımda örneğin. Ama şunu çok iyi hatırlıyorum, oğlumun doğum günü partisi vardı ancak benim çok önemli bir siyasi toplantım da vardı. Dedim ki, 'Ya kusura bakmayın ama benim gitmem gerekiyor, çünkü oğlumun doğumgünü partisi var.' Herkes bana öfkeyle ve kızgınlıkla bakmıştı. 'E zaten ne beklersiniz ki, kadın işte' dediler ama aynı zamanda bir anneyim, oğlum da benim için önemli. İyi bir anne olamazsanız iyi bir siyasetçi olamazsınız. Erkek siyasetçiler de baba olduklarını hatırlamalılar.

Bir hikaye anlatayım. 30 yıl önce bir toplantıya katıldım. İngiltere'den bir Lord vardı. Toplantıya başkanlık yapıyordu. Ben söz istediğimde şaşkınlıkla Yunanistan'dan gelen genç kadın söz istiyor dedi. Ben bakandım. 10 dakika sonra genç kadından madama, madamdan sayın bakana terfi ettim. Bizim bakış açımızı ortaya koymak zorundayız.

Başbakanlık adaylığımı koymayı elbette düşünüyorum. Yunan halkına başka bir bakış açısına ihtiyaç duydukları konusunda ikna edebileceğimi düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığı Yunanistan'da farklı bir konum. Hiçbir sorumluluğu olmayan mevki.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...