İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tanık beyanlarına ve dosyaya gelen belgelere ilişkin söz verilen Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından gazeteci ve CHP Milletvekili Mustafa Balbay, mahkemenin son 6-7 aydır yaptığı uygulamaları eleştirerek, Türkiye'deki bir mahkemede yargılanmadığı hissine kapıldığını söyledi.

''Sanık ve tanık beyanlarının bu davayı getirdiği nokta 'bilinmeyen bir yerden üzerimize ateş açılıyor, heyetçe kıpırdamamızın yasaklandığını' hissediyoruz'' diyen Balbay'ı, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, ''Burada suçlamalar belli, CMK'ya uygun yargılama yapılıyor. Bilinmeyen bir yerden ateş açıldığı yok. Savunma amacını aşıyorsunuz'' diyerek uyardı.

Bugüne kadar dinlenen tanıklardan 10'unun kendisiyle ilgili beyanda bulunduğunu ifade eden Balbay, bu davada hiçbir şeyin belli olmadığını, her tanığın davanın seyrini değiştirdiğini dile getirdi.

Balbay, şunları kaydetti:

''Tanıkların ifadelerine göre Gaffar Okkan 5 ayrı, Eşref Bitlis 10 ayrı şekilde öldürüldü. Allah aşkına bu mu adalet. Bu anda burada adalet aranmıyor. Tanıklar bize bildiklerini anlatmıyor, tanıklar kanaatlerini anlatıyorlar. Kanaat hukuku söz konusu. Tanık son anda 'Şu anda aklıma geldi, şunu da söyleyeyim' diyor. O anda bizim bir şey söylememize izin verilmiyor. Bu şuna benziyor. 5 ay önce kaza yaptık. 5 ay sonra 'Acı var mı?' diye soruyorsunuz.''

Sanıklar olarak sınırlı bir savunmayla karşı karşıya olduklarını öne süren Balbay, tanıkların ise sınırsız bir suçlama hakkı olduğunu iddia etti.

Başkan Özese de, Balbay'a müdahale ederek ''Haksız suçlamalarda bulunuyorsunuz. Burada CMK hükümleri uyarınca yargılama yapılıyor. Mahkemeyi töhmet altında bırakan beyanlarda bulunuyorsunuz. Tarafsız ve bağımsız yargılama yapıyoruz'' dedi.

Tanıklar beyanda bulunurken kendilerine söz verilmediğini ifade eden Balbay, ''5 ay sonrada acı var mı?' diye soruyorsunuz. Bizim o anda soru sorma şansımız olsa belki tanık özür dileyip 'Sözlerimi geri alıyorum' diyecek. Buraya gelen tanıklar gerçeği ortaya çıkarmak için değil, iddianameye uygun konuşmak için tanıklık yapıyor. Tanıkların bu iddianameye uygun konuşması bekleniyor. Eğer bir tanık, iddianameye uygun konuşmuyorsa sanık muamelesi görmeye başlıyor. Böyle bir duygu ile adalet bekliyoruz'' diye konuştu.

''Meclis'in çıkardığı yasaların oluşturduğu hukuka göre değil, yargılama sırasında oluşturulmuş hukuk ile yargılanıyoruz'' diyen Balbay'a Başkan Özese, ''Burada özel hukuk yok. Maddi gerçeği CMK'ya göre ortaya çıkarmaya çalışıyoruz'' dedi.

İddianamelerin birleştirildiğini, dosyanın 5 terabayt olduğunu ifade eden Balbay, ''Yani 120 milyon sayfa. Bir kişi bir günde 100 sayfa okusa, dosyayı 3 bin 200 yılda okuyabilir. Allah ömür verirse okurum'' şeklinde konuştu.

'SESSİZLER ALFABESİNİ ÖĞRENECEĞİM
Avukat ve sanıkların belge alışverişinin mahkeme tarafından yasaklanmasını eleştiren Balbay, ''Her şeyden önce insan olduğumuzu bilmenizi isterim. Yakında, selamlaşmak için sessizler alfabesini öğrenmek zorunda kalacağız'' dedi.

TBMM'nin çıkardığı 3. Yargı Paketi'nin demokratikleşme ve hukukun iyileştirilmesi adımı olarak değerlendirildiğini belirten Balbay, mahkemenin bir sayfalık kararla ''tutuklamanın devamına'' dediğini söyledi.

Mahkemenin konuşma haklarını ellerinden aldığını ifade eden Balbay, ''Her şey ilerleyecek derken geriledik. 4. Yargı Paketi'yle elimizden hangi haklarımız alınacak merak ediyoruz. TBMM'ye de sitemimi iletiyorum. Çıkardıkları yasaların nasıl uyguladığına bakmıyorlar. İç hukuk yolları tükendiği gibi dış hukuk yolları da tükendi. Artık adil, hızlı, tutuksuz yargılanma talebimizden vazgeçtik, bu davanın hukuk zeminine çekilmesini istiyoruz'' dedi.

'BU HUKUK CİNAYETİ BİTSİN'
Tutuklu sanıklarda emekli Albay Dursun Çiçek de, ''Bir kişiyi tutuklamak, insanların yıllarca özgürlüklerini elinden almak hukuk cinayetidir. Bu cinayetin bir an önce son bulmasını istiyorum'' diye konuştu.

Tutuklu sanık emekli Orgeneral Hasan Iğsız ise, duruşmada tanık olarak dinlenilen Ak Parti Milletvekili emekli Tümgeneral Şirin Ünal'ın ifadelerini değindi.

Annesinin vefatı nedeniyle Ünal dinlenildiği duruşmada bulunamadığını ifade eden Iğsız, Ünal'ın ''12 Haziran 2009 tarihinde 'İrtica İle Mücadele Eylem Planı' belgesinin Taraf Gazetesi'nde yayınlanmasından sonra 2 albayla yanına geldiğini, ama Dursun Çiçek'in olmadığını söylediğini'' belirtti.

Genelkurmay 2. Başkanı olduğu dönemde Dursun Çiçek'in Şirin Ünal ile birlikte yanına geldiğini net olarak hatırladığını vurgulayan Iğsız, ''Çiçek'e, bu şekilde bir emrimizin olmadığını, bununla ilgili yasal soruşturma başlattığımı ifade ettiğimde, isabetli olacağını, bu şekilde gerçeğin ortaya çıkacağını söyledi. Ünal geçen zaman içinde herhalde Çiçek'in içeri girip girmediğini tam olarak hatırlayamıyor'' diye konuştu.