İÜ tarafından yürütülen ''Ultrason Tekniğiyle Mersin Balıklarının Cinsiyet Tayini'' projesi kapsamında 2 Rus bilim adamı, 11 yıldır Su Ürünleri Fakültesinin Sapanca Kampüsü'nde yetiştirilen mersin balıklarının doğurganlıklarını ve gelişimlerini ultrasonla görüntüledi.

Görüntülenen balıklar, doğurganlık oranlarına göre kırmızı ve sarı markalar takılarak kayıt altına alındı.

Projeyi Rus bilim adamı Prof. Dr. Mihail Chebanov ve Dr. Elena Galich ile yürüten İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Devrim Memiş, mersin balıklarını Sapanca'da 11 yıldır beslediklerini belirterek, balıkların nisan ve mayıs aylarında yumurtlatılması amacıyla ön çalışmaları yaptıklarını söyledi.

Prof. Dr. Memiş, anaç mersin balıklarının ultrasonla görüntülenmesinin önemli olduğunu ifade ederek, ''Ultrasonla balıkların cinsiyet tayinini Türkiye'de ilk defa yapıyoruz. Türkiye'deki mersin Balıklarının doğal ortamlarının belirlenmesi, türlerinin tayini, bunların yeniden doğaya kazandırılması, kültür çalışmalarının Türkiye'de başlatılmasıyla ilgili uzun zamandır çalışıyoruz'' dedi.

Mersin balıklarını dişi ve erkek olarak ayırdıklarını belirten Memiş, şöyle devam etti:

''Ultrason çok önemli. Çok uzun sürede bu balıklar yumurtlama yaşına geliyor. Yapay yumurta alabilmek için bu yaşın tespiti çok önemli. Dış görünüşle bu balık dişidir, erkektir belli olmuyor. Zamanında yumurtladığını, olgunlaştığını tespit edemezsek o süreyi kaçırıyoruz ve birkaç yıl sonra belki elde edebileceğiz. Bunu biz daha erkene almak için çalışıyoruz. En son balığa sağlık açısından zarar vermeden, onu strese sokmadan, ölümüne neden olmadan geliştirilen bir teknik bu ultrasonla teşhis tekniği yaygınlaşıyor. Çin, İran gibi ülkeler de özel sektör bu işi yaparken bu tekniği kullanıyor.''

Anaç balıkların görüntülenmesinin ardından yumurtalarının belirlenip döllenme işlemi yapılacağını söyleyen Memiş, şunları kaydetti:

''Bu çalışmanın esas önemli olan ayağı bu balıkları üretip satmak. Çünkü dünyada bu balıklar koruma altında. Özellikle Hazar ve Karadeniz'de bulunan bu türler tamamen yok olma tehlikesi altında ve kırmızı listede olan türler. 1990'lı yıllardan sonra bunlar giderek azaldı. Şu an 3 tür üzerinde duruyoruz. Mersin morinası havyarını elde ederler, çok değerlidir. Rus Mersini ve bir de 'stellatus' dediğimiz türlerin havyarları çok değerli. Bunların yok olmasının birinci derece sebeplerinden biri de bu. Havyarları için uzun yıllarca bilinçsiz ve aşırı avlanma yapılmış ve neslini ilerletemez duruma gelmişler. Fakat hala direniyorlar, hala sularımızda yavruları görülüyor.''

Prof. Dr. Memiş, mersin balıklarının yasak olmasına avlandığına dikkati çekerek, ''1996'dan beri uluslararası sözleşmeler ve kanunlarımıza göre koruma altında. Avlanması ve satışı yasak. Kaçak veya hamsi avlarken veya başka balıklarla birlikte ağlara gelebiliyor. Balıkçıların bu balıkları doğaya bırakması gerekiyor ancak ekonomik değerini görünce bırakmıyor, satmak istiyor. Eskiden tezgahlarda görüyorduk. Bunları yapmayalım artık. Bu balıkları yakalandığı an geri bırakmalıyız'' dedi.