Eren Şahin...Engin Taşkaya...Ferhat Mutlu...Rıdvan Süer...Melek İpek...Salih Ekinci...Ve öğrenci velisi Cengiz Kaya... Diyarbakır Selahattin Yazıcıoğlu caddesi üzerinde 4 yıl önce, askeri servis aracının geçişi sırasında bomba yüklü bir aracın patlaması sonucu öldüler. Bu yedi isim için, saldırının yıldönümünde önce olay yerinde, ardından da Orhan Asena Devlet Tiyatrosu'nda anma etkinlikleri düzenlendi.

Törende konuşan Vali Mustafa Toprak, "Kardeş kavgası"nın bir an önce bitmesini istedi. Bunu isterken Diyarbakır’lı Şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket isterim” şiirine atıfta bulunan Toprak şöyle dedi:

"Evet bu kavga neden? bunlar neden oluyor? bunun bir nihayet bulması gerekiyor. Cahit Sıtkı Tarancı elli yıl önce bu hissiyatlarımızı düşünmüş. Bu kavga neden? neden bu kavga oluyor?niye nihayet bulmuyor? neden insanlar acılar çekiyor? annelerimiz, babalarımız, toplum sıkıntı çekiyor? zulum görüyor, sıkıntı içerisinde yaşıyor. Birbirine güvenemiyor neden? neden kafamızda problemler var? neden gönlümüzde hasretlerle yaşıyoruz? niye kardeş kavgası sona ermiyor? evet bunlar son bulmalıdır. Bunun son bulması için hepimizin de gayret göstermesi gerekiyor. Bir kere öldürmemek gerekiyor. Burada devlete karşı bir başkaldırı içine girip dağa çıktıktan sonra adı teröristtir; öldürmemesi gerekiyor. Ve sonrasında da o’nun da ölmemesi gerekiyor bu birbiriyle bağlantılı hadise içerisinde. Annelerimiz, babalarımız, şehitlerimizin yakınları... Aslında tüm toplum ağlıyor. Ama nasıl garip bir şeydir ki; bu gençlerimizi, bu toplumun fertlerini öldürenlerin anne ve babaları da ağlıyor. Onların terörist olarak cenazeleri geldiğinde onların da anne ve babaları ağlıyor. Bu nasıl bir şey? o zaman herkesin aklını başına alması gerekiyor. Anne ve babalar başta olmak üzere sevgiyi, şefkati, merhameti anne ve babalar olarak gönlümüzde yaşamıyor muyuz, elbetteki yaşıyoruz. O zaman bunu çocuklarımıza hissettirelim, onları kaybetmeyelim. Onların sonu olmayan yola girmesine engel olalım."

Toprak , “barış anneleri”ne de çağrıda bulundu. Zaman zaman güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonlara engel olmak için söz konusu bölgelere giden annelerin, çocuklarını dağdan indirmek içinde çaba göstermesini istedi. Toprak, şöyle devam etti:

"Diyorlarki bu operasyonlar olmasın. Peki biz bu gücümüzü, bu sesimizi operasyon olmadığı dönemlerde, o dağa çıkmış, bir vesile orda bulunan terörist diye anılan kişileri, gençleri buraya getirmek için niye kullanmıyoruz ? niye gücümüzü onları oradan getirmek, yeni yeni annelerin ağlamaması için, altyapıyı oluşturma için harcamıyoruz ? Bunun gereğini derhal yapmalıyız. Eğerki biz zarar gören anne ve babalar olarak şahaddete eren çocukların anne ve babası olarak içimiz kan ağlıyorsa, orda terörizim faaliyetine girenlerin anne ve babaları da lütfen buna bir çare olmak için kendilerini gerekli noktalara götürsünler ve o gidenleri buraya getirsinler."

Anne ve babaları kullananları da uyaran vali Toprak, “Anne ve babalarımızı kullananlar akıllarını başlarına alsınlar. Gerçekten görsünler.Bu anne ve babalarımızın içine, yüreğine acı düşmesini engellesinler. Ama görüyorum ki, bunu yapmıyorlar. Onlar geleceklerini güzel kılmak adına o gençlerimizi kendi emellerine alet ederek, onların hazin sonunu da aileleriyle birlikte hazırlıyorlar. Ama kendileri de biraz önce ifade edildi. Kendi bülbül yuvalarında, kafeslerinde güzellikler için yaşamaya ve her türlü imkanı da kullanmaya devam ediyorlar. Allah bunun hesabını bir gün sorar. Kamu da soruyor.. Çünkü sonlarını görüyoruz. Ama biz diyoruz ki, yanlıştan geri dönelim...Neden öldürüyorsun, neden ölüyorsun ?” diye konuştu.

Olayda yaşamını yitiren Eren Şahin’in annesi ve Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat da, isim vermeden Barış ve Demokrasi Partisi’ni eleştirdi. Eronat, “Diyarbakır’da 2006 yılında Koşuyolunda bir bomba patladı. 7’si çocuk 11 vatandaşımızı kaybettik. Şimdi enteresan olan bombayı patlatan terör örgütü... Fakat terör örgütünü destekleyen bir siyasi parti, gidip oraya yaşam anıtı dikiyor. Hani Güneydoğu’da bir deyim vardır. Kurtla beraber kuzuyu avlar, sonra koyunla oturur ağlar. Şimdi bunlarınki de o hesap... Hem öldürüyorlar, hem de gidip yaşam anıtı dikiyorlar, bir de her sene anıyorlar”dedi.

12-13 yaşındaki çocukların dağa çıkarıldığını savunan Eronat, bunların “bakan olacaksın, tim komutanı olacaksın” şeklinde kandırıldığını söyledi. Eronat, şunları söyledi:

"Maalesef çocuklarımız ziyan oluyorlar. Efendim diyorlar ki ‘kendi rızalarıyla çıktı’. Şimdi ben size bir hikaye anlatacağım. Bundan bir iki ay önce bir N.Ç. davası yaşandı. N.Ç. davasında içimizi en çok acıtan gerekçeli kararda N.Ç’nin kendi rızasıyla bunlarla birlikte olduğu belirtildi. Buna bütün siyasiler, bütün partilerimiz karşı çıktı. Terör örgütünü destekleyen siyasi oluşum da karşı çıktı ve ben onları alkışladım. Çok doğru bir yaklaşımdı. 12 yaşındaki bir genç kızın tabi ki rızası olamaz. Çocuk o... Peki 12, 13, 15 yaşında dağa çıkan çocuğun rızası nasıl olabilir ? Onları nasıl ailelerinin yanına göndermezsiniz, nasıl sömürürsünüz, nasıl kullanırsınız. Ben o çocuklara hiç kızamıyorum, çünkü onlar daha çocuk. Sivil itaatsizlik diyorlar, ama sivil hayatlarında bile makam araçlarından inmiyorlar. Eyleme gönderdikleri çocuklarla kendi çocuklarını bir karşılaştırın bakalım. Eyleme gönderdikleri çocuklar gariban ailelerin çocukları. Onların parmakları kopsun, kendi çocukları da özel okullarda okusun, hatta yurtdışında, İngilterelerde, Almanyalarda okusunlar. Bir araştırın, karşılaştırın bakalım kimler ziyan oluyor sokaklarda. Kendileri keyflerini çatsınlar, bizim çocuklarımız, gençlerimiz de dağda, eylemlerde ziyan olsunlar, molotof atarken parmakları kopsun. Bombalarda parçalansınlar. Ben eylemlere katılan çocukların hiçbirine kızamıyorum. Hiç birinden nefret de etmiyorum. 12-13 yaşındaki çocuktan nefret edemem. Benim yüreğim oğlumun ve bütün çocukların sevgisiyle o kadar ağır ki, bir de nefretle, kızgınlıkla bu yüreği ağırlaştıramam."