Baş: 12 Eylül’de tankları alkışlamadım

12 Eylül’de 15 yaşında olduğunu ifade eden Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Baş, “Tankları alkışlayan bir çocuk değildim. Hukukçu olmaya o dönemde karar verdim” dedi.

Anadolu Ajansı 25.12.2012 - 15:40

Baş: 12 Eylül’de tankları alkışlamadım

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nimet Baş, komisyon raporuyla ilgili soruları yanıtladı.

Komisyon Başkanı Baş, hazırladıkları raporun örnek olduğunu belirterek, “Biz kapıyı araladık, önemli bir arşiv bıraktık. Bilim adamlarına da önemli bir kaynak bıraktığımızı düşünüyorum'' dedi.

Baş, şöyle devam etti:

''Belki de psikolojik harbin ve toplumda oluşturulan yanılsamanın sayesindedir ki darbeciler bir yerde toplumla karşı karşıya gelmemişlerdir. Ama darbe ortamının şartlarını olgunlaştıran düşünceyi, darbe generalinin kendi ağzından dökülmüş sözlerle açıklayayım: 'Şartların olgunlaşmasını bekledik' diyor.

Düşünün İstanbul dahil olmak üzere 12 Eylül'e giden süreçte bütün büyük illerde sıkı yönetim ilan edilmiş. Dolayısıyla zaten yetki askerde. Sonra halk şunu sordu yalnız: 'Ne oldu da ertesi gün bir kurşun bile atılmadı ' Yani bu şüphe olmadı mı toplumda, oldu. Hepimizde oldu. Bu şüpheyi giderecek bir açıklama şu ana kadar yapılmadı.”

‘TÜRKİYE GEÇ KALDI’
Başka ülkeleri örnek göstererek darbecilerin yargılanmasında geç kalındığını ifade eden Baş, “Bundan sonra en azından nesillere bırakabileceğimiz en önemli şey, bütün bunlarla açıkça yüzleşebildiğimizi göstermek. Ve en önemlisi caydırıcılık. Bu işe tevessül edecek olanlar, 'Bir gün gelir bizden hesap sorulur' diye düşünecekler. Bu dönemin en önemli katkısı bence bu.''

Ülkede neredeyse herkesin, bir şekilde darbe ve muhtıraların mağduru olduğunu anlatan Baş, şöyle konuştu:

''Herkes, kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyor. 12 Eylül'ün rakamlarına baktığımız zaman, gözaltına alınan insan sayısı milyonun üzerinde, açılan dava 270 bin. Yani, sayısız insan kamu hizmetinde mahrum kaldı. Binlerce insan işinden oldu. Yurt dışına sürülenler, vatandaşlıktan çıkarılanlar var.

Her darbe açıkçası toplumu kutuplaştırdı. Her darbede bir kesim kendisini darbenin mağduru hissetti. Diğer kesim de 'iyi oldu' dedi. Çünkü toplum kutuplara ayrılmasaydı, iç tehdit olgusu ikna edilemeseydi, toplum bütün olsaydı, bu darbeyi yapmak mümkün değildi. İşte darbeciler bunu başardı. Psikolojik desteği sağladılar.”

‘İSYAN DUYGUM ARTTI’
“Dinlemelerde, belgelerde isyan duygumu çok artıran şeyler oldu'' diyen Baş, şu ifadeleri kullandı:

“Darbelerde neredeyse herkesin bir işkence hikayesi çıktı. Meclis'te dahi Genel Kurul salonuna giriyorum, bizim milletvekillerimizin çoğu, 'Ben de 12 Eylül'de gözaltına alındım, 71 muhtırasında gözaltına alındım, başıma şunlar geldi...' Herkesin acıklı bir hikayesi var. Bu toplum, çok yaralı bir toplum. Herkesin yaralandığını, herkesin psikolojisinin bozulduğu dönemler geçirdik. Dolayısıyla ben bir yerde, 'Evet bu da olmamalıydı' dedim ama şaşırmak kelimesi bildiklerimizin ya da kanaatlerimizin bilgiye dökülmesi oldu.''

YENİ KOMİSYON ÖNERİSİ
Bu nedenle, özellikle darbe ve muhtıraların, 28 Şubat sürecinin mağdurları ile ilgili yeni bir komisyonun kurulmasının yararlı olacağını düşündüklerini dile getiren Baş, ''Halen haksız yargılamalar sonucu ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olup, cezaevinde hükmün infazını çekenler var. Olağanüstü dönemlerdeki yargılamalarda hakkına, hukukuna, mal varlığına el konulanlar var. Bunlara baktığınız zaman, mağdurların durumunu yeniden değerlendirmek gerekiyor. Bize sayısız başvuru oldu; işkenceye uğrayanlar, işini kaybedenler...'' dedi.

‘ADNAN MENDERES VE DİĞERLERİ’
Nimet Baş, Adnan Menderes'in idam kararının iptali ve ''iade-i itibarı'' için Meclis'e yapılan başvuruyu da değerlendirdi. Baş, şunları söyledi:

''Mağdurlar arasında makam, mevki, statü ayrımı olmaz. Eğer bir ülkede darbe sonucu haksız bir idam olmuşsa, 'Adil olmayan, toplum vicdanını kanatan kararlar var' diyorsak, bu kararların hepsine birlikte bakmamız gerekir. Dolayısıyla Adnan Menderes'ten başlanarak 12 Eylül'de idam edilen 50 gence kadar, herkes dahil olmalı.

Bu, tek başına Adnan Menderes'in kararının ele alınması değil. Ben, bu konularda çok isimsiz ve gerçekten kimsenin hatırlamadığı kişilerin hakkının, hukukunun korunmasını çok daha anlamlı buluyorum. Bu nedenle, 'Adnan Menderes ve diğerleri' denilmeli.''

‘TANKLARI ALKIŞLAMADIM’
Baş, 12 Eylül'de 15 yaşında lise öğrencisi olduğunu belirterek ''Tanklar sokaklarda yürürken alkışlamış çocuk değildim'' dedi.

‘HUKUKÇU OLMAYA O ZAMAN KARAR VERDİM'
Hukukçu olmaya o dönemde karar verdiğini belirten Baş, şu ifadeleri kullandı:

''Okuduğum lisenin pansiyonlu bölümüne tamamen askerler yerleşmişti. Okulun çevresi de aynıydı. Çok tepki gösterdiğimi hatırlıyorum. Anlayamıyorsunuz.

Hukukçu olmaya darbe döneminde karar verdim. Çünkü çok yakınlarım da dahil olmak üzere, çok sayıda insana çok büyük haksızlıklar yapıldığını, haksız cezalar verildiğini gördüm. İnsan hakları ihlallerine, işkencelere maruz kalan çevremde insanlar oldu. Çocuk aklımla, vicdanımda karşılık bulmayan korkunç bir dönemdi.”

‘TANIMAK İÇİN KİMSE ÇABA SARFETMEDİ’
28 Şubat’ın da ağır bir dönem olduğunu dile getiren Baş, “İnsan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönemdi. Tehdit olarak algılanan kesimin avukatlığını yaptım. İnançlı insanların çok küçük sebeplerle hayatlarının nasıl karartıldığına şahit oldum. Toplum şimdi barışmaya çalışıyor. Birçok insan, 'Biz sizi tanımıyorduk ve böyle bilmiyorduk' diyor belli kesimlere karşı. Ama tanımak için kimse çaba sarf etmedi ki” dedi.

Şimdiki şartların geçmiş yıllardan çok farklı olduğunu vurgulayan Baş, “Bizim çocuklarımız daha başka bir dünyaya geldi. 'Eğer siyasiler kavga ederlerse ülkenin yönetimine ordu el koyabilir mi 'denildiğinde 'Ordunun el koyması ne demek? Nasıl bir şey?' diyebilir artık benim oğlum'' dedi.

Nimet Baş, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu ülkede yalnızca ben değil, darbelerde herkesin bir yakının başına gelmiş kötü bir hadise vardır. Bu bedeli yeteri kadar ödedik. İnşallah, Türkiye sadece, geçmişteki tarihi acı olaylar olarak ansın bunları, bir daha bu tür şeylere kimse tevessül etmesin diyorum.''

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...