Başbakan Ahmet Davutoğlu, NTV ve Star TV ortak canlı yayınında Oğuz Haksever ile Mustafa Karaalioğlu'nun konuğu oldu. 

HDP'nin Diyarbakır mitingindeki patlamayla ilgili HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'la görüşüp görüşmeyeceği sorusu üzerine Davutoğlu, "Olay olur olmaz, 'siz arayın' dedim. Çünkü ben mitinge çıkıyordum. 'Benim adıma hem taziyelerimi iletin'. Hem de ben görüşmek istiyordum. 'Uygun bir şekilde bir telefon görüşmesi ayarlayın' dedim" diye konuştu.

Davutoğlu, Demirtaş'ın özel sekreterinden müsait olmadığının öğrenilmesi nedeniyle bizzat görüşemediklerini belirterek, "Böyle günlerde bizim geleneğimiz vardır. Türkiye'nin her yerinde başımıza bir iş geldiğinde geçmiş şeyleri unuturuz. Sonra yine mücadelemizi, rekabetimizi yaparız. Doğrusu, bizim için aramak, bir ahlaki vecibeydi. Aradık" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da aradığını ifade eden Davutoğlu, "Herhalde (Demirtaş'ın) dönecek vakti olurdu diye düşünüyorum. Nihayetinde ülkenin başbakanı, cumhurbaşkanı arıyor. Dayanışma için arıyoruz. Şu ana kadar böyle bir tutumda, böyle bir tabloda doğrusu kanalların iletişime açık olması lazım" ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, "Ben 78 milyonun başbakanıyım. Kalbe dökülen tek bir damla kan, benim kendi ailemde dökülmüş kadar benim için önemlidir" dedi.

Bu meseleyi sahiplenme konusunda Demirtaş'la kendisi arasında fark olmadığını vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Ama eğer buradan hareketle hükümetimin, partimin, seçimin güvenliğime dönük, imalı da olsa suçlamada bulunulursa, buna da ben net ve açık tepkimi koyarım. Hiçbir şekilde kimse, AK Parti ve hükümeti zan altında bırakamaz. Burada meşruiyeti olan bir hükümetin meşru yollarla ülkeyi sükunetle seçime götürme çabası var."

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Önemli olan, yarın son gün. Hepimiz meydanlarda demokrasi ve sağduyu mesajları vermeliyiz. Şu ana kadar da bu mesajlar verildi. Sayın Demirtaş'ın açıklamasını da gördüm. Bu mesajları verdi. Ben, bir ihtimal, başka yerlerden başka mesajlar da geldiği için söylüyorum. Sayın Demirtaş'ı kast ederek söylemedim. Onun mesajlarında bu sağduyu boyutu vardı ama aynı esnada aynı partiden başka yerlerden gelen sesler doğrusu yadırgayıcı ortam çıkartıyor."

ÇÖZÜM SÜRECİ 

Başbakan Davutoğlu, yeniden iktidar olmaları halinde çözüm sürecinin öncelik alınacağına işaret ederek, "Kamuoyunun önünde seyrediyor her şey. Başbakanlık görevini aldıktan sonra en fazla önem verdiğim konu çözüm süreci oldu" değerlendirmesinde bulundu.

En önemli boyutun insanların acı çekmemesi olduğunun altını çizen Davutoğlu, aklı başında, makul hiç kimsenin şiddet ve terör üzerinden plan yapmaması gerektiğini belirtti.

Davutoğlu, Türkiye tarihindeki hiçbir 12 yıllık dilimde ülke ekonomisinin bu kadar büyümediğini, böyle bir restorasyon yaşanmadığını dile getirerek, "Böyle bir kazanımı garanti altına almanın yolu, çözüm süreci" ifadesini kullandı.

Demirtaş'ın 3 dakikalık grup toplantısı konuşmasıyla türbülansa girildiğine dikkati çeken Davutoğlu, şunları aktardı:

"Benim bütün emeğim, şahsi olarak da söylüyorum, hükümetimiz olarak, şu seçime silahları bırakmış şekilde girmek yönündeydi. Bunu yapmış olsaydık, bugün bu provokasyonu yapamazlardı. Eğer böyle bir açıklama, açık ve net ortaya konsaydı, bugün birçok şey farklı olurdu. Maalesef sabote edildi. O noktaya giden süreç, o açıklamayla birlikte tansiyon yükseldi."

Başbakan Davutoğlu, kendisinin en iyi seçim senaryosunun silahların bırakıldığı bir atmosferde seçime girmek olduğunu anlatarak, "Olmazsa, silahları bırakma konferansıyla bu seçimlere girmekti. Olmazsa, sükunet içinde girmekti. A, B, C planları derseniz. Bunun için süreci hızlandıran taraf, hep biz olduk" dedi.

HDP ve PKK'nın "Kürtlerin tek temsilcisi olma" konusunda yanılgıda olduklarını vurgulayan Davutoğlu, "Tabii ki HDP önemlidir siyasi parti olarak, tabii ki sürece katkıda bulunabilir. Ama süreç, bizim vatandaşlarımız arasındaki aidiyet bağını güçlendirmeye yönelik bir çabadır ve Türkiye'deki her aydının, her siyasi topluluğun ve sivil toplum kuruluşunun paydaş olması gereken bir süreçtir. Sadece hükümetin atacağı adımlarla bir noktaya gelecek bir süreç değil" diye konuştu.

Davutoğlu, "Seçim sonrasında hükümeti kurar kurmaz yapacağım ilk iş, çözüm süreci mekanizmasını tekrar aynı formatta devreye sokmak ve 'nerede kalmıştık' diyip yolumuza devam etmek. HDP barajı aşsa, herkes bunun paydaşı, HDP de paydaşı ama tek paydaşı değil. Tekelleştiremez. Çıkıp da 'Ben Kürtleri temsil ediyorum' diyemez. Biz Kürtleri de temsil ediyoruz, Sünnileri de, Alevileri de. Herkes temsil edebilir. Bir parti çıkıp, 'benim tekelimde' diyemez" ifadelerini kullandı.

"ANAYASA DEĞİŞMELİ"

Diyarbakır'da hükümeti kurunca ele alacağım 10 şeyi anlattım. İlki anayasa olacak. Ne entice olursa olsun, şimdiden çağrıda bulunuyorum. Koşul olmadan oturalım anayasayı konuşalım, tanımlayalım. Biz başkanlık sistemini doğru buluyoruz. Alevi vatandaşlarımızın sorunlarıyla da ilgileneceğiz. Herkes kendi mahallesine sığınmaya kalkıyor. Bu çok tehlikeli. Birilerinin her yere gidiyor olması gerekir. Kimse gidemezse demokrasi de kalmaz. Şu an her yere bir tek biz gidebiliyoruz. Şu anda herkesle konuşan, her yerden aday gösterebilen AK Parti'dir. Bu bir gerçeklik. AK Parti'yi denklemden çıkardığımızda Türkiye'de Irakvari bir tablo çıkıyor ortaya. 

KOALİSYON MU ERKEN SEÇİM Mİ? 

Biz her ikisini de düşünmüyorum. İkisinin de ihtimalini düşünmüyorum. Benim gündemimde yok. Balkon konuşması nasıl olacak diye zihnimde demliyorum. 8 Haziran'dan itibaren nasıl bir kompozisyonla bunu nasıl devam ettiririz diye düşünüyorum. Bütün vatandaşlarımızı sandığa çağırıyorum. Bize oy vermeyecek olanları da sandığa davet ediyorum.

Güneydoğu'da sandığa gidecek olanlar tereddüt etmesin. Özgür bir ülkedeyiz, herkes oyunu kullanacak. Kim tehdit ediyorsa tespit edilip hukuki süreç işletilecek. 

Akmayan su bir müddet sonra kirlenir. AK Parti'nin belki de en büyük meziyeti akan bir su gibi kendisini yenilemesi. Diğer partiler yenilenmiyor. Bizden önce de siyasetin problemi bu. Birinci parti olmazsak bırakırım.