Başbakan Ahmet Davutoğlu, Azerbaycan Diplomasi Akademisi'nde, "Küresel Sınamalar Karşısında Türkiye-Azerbaycan Stratejik Ortaklığı" başlıklı bir konuşma yaptı.

Ahmet Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

Türkiye’nin dış siyaseti hiçbir zaman tek boyutlu olamaz. Türkiye ne Asya’yı ne Avrupa’yı ihmal edebilir. Türkiye’nin dünyanın her yerindeki meselerle ilgisi çok boyutludur. Türkiye için hattı değil, sathı diplomosi vardır. Sathı diplomasi de tüm dünyadır.

Türkiye bir Ortadoğu ülkesi olarak da Ortadoğu'da yaşanan tüm krizlerin aşılmasını, halkların kendi iradeleriyle seçtikleri liderlere ve yönetimlere sahip olarak, onurlu şekilde dünya üzerindeki yerini almasını ve herkesin birbirine karşı saygı içerisinde toprak bütünlüğüne tam bir hürmetle davrandığı bir bölge olmasını arzu eder. 

Biz bulunduğumuz coğrafyaya o coğrafyanın diliyle hitap ederiz. Kimseye tepeden bakmayız. Nerede bir mazlum varsa, Türkiye mutlaka oradadır. Suriyeli kardeşlerimize ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyuyoruz. Biz her zaman Suriye halkının yanında olacağız.

Azerbaycan’ın yükselişinde Türkiye’nin, Türkiye’nin yükselişinde Azerbaycan’ın katkısı vardır. İpek Yolu’nun geçtiği her yeri boru ve tren hattı geçireceğiz.

"AZERBAYCAN TOPRAKLARI İŞGALDEN KURTARILMALIDIR"

Can Azerbaycan'ın işgal altındaki toprakları işgalden kurtuluncaya kadar Türkiye Cumhuriyeti devletinin her zaman can Azerbaycan'ın yanında olacağını bir kez daha vurgulamak isterim. Ermenistan'a da buradan bir çağrıda bulunmak isterim, size ait olmayan toprakları barış içinde ait olana devredecek bir barış süreci başlatmanız halinde Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasında oluşan bu barış ve vizyon ittifakına sizler de katılabilirsiniz. Bizler kimseye hasmane bir tutum içinde değiliz ama Azerbaycan'ın her karış toprağı azizdir ve bu topraklar mutlaka işgalden kurtarılmalıdır.

"ORASI TÜRKİYE-RUSYA SINIRI DEĞİL"

Herkes bilmelidir ki coğrafya şunu söyler; Türkiye-Suriye sınırı Türkiye- Rusya sınırı değildir. Türkiye-Suriye sınırı Rusya-Suriye sınırı da değildir. Türkiye-Suriye sınırı Türkiye-Suriye sınırıdır ve sadece bu iki ülkeyi ilgilendirir. Bu çerçeveden baktığımızda son dönemde tırmanan retoriği, söylemi ve Rus liderlerin Rus televizyonlarında yapılan yorumların Türkiye'ye karşı bir iftira kampanyasına yönelmiş olmasını kabul etmemiz, anlayışla karşılamamız bunlara tahammül etmemiz mümkün değildir.

Gelin meselelerimizi konuşarak, yüz yüze ele alalım. Ama 15 gün önce zikretmediğiniz gündemde olmayan iddialarla, 'Türkiye IŞİD'e, DAEŞ'e destek oluyor' gibi iddialarla soğuk savaş dönemini andıran kampanyaları birbirimize karşı kullanmayalım. Eğer böyle bir iddia var idiyse niye 15 günönce gündeme getirmediniz Biz bu iddiaların tümünü Soğuk Savaş döneminin pravda usulü yaklaşımları olarak görürüz. Oturup, konuşalım. Peki ne oldu Türkiye-Suriye sınırında?

Bu sınır üzerinde son dönemde hem Türkiye'nin içerisinde olduğu koalisyon tarafından hem de Rusya tarafından, prensipte DEAŞ'a karşı olduğu söylenen operasyonlar yapılıyor. Türkiye-Suriye sınırında 2012 Haziran'ında Türk uçağı düşürüldü ve o pilotlarımız şehit oldu. O pilotlarımız Türkiye-Suriye sınırında görev yaparken düşürüldü ve şehit oldu. Bunları Rus dostlarımızın çok iyi anlaması gerekir.
Biz o zaman şu kararı aldık; 'Bundan sonra Türkiye-Suriye sınırından, Suriye'den Türkiye dönük gelen uçaklar tehdit kabul edilecek ve Suriye sınırından Türkiye'ye geçiş hiçbir şekilde ihlal kabul edilmeyecek'.

"RUSYA'YA DOSTÇA SÖYLEDİK"

Rusya Suriye'ye müdahale etme kararı aldığında 30 Eylül 2015'te, 3-4 Ekim'de üç kez Türkiye sınırı Rus uçaklar tarafında ihlal edildi. Biz kimsenin sınırını ihlal etmedik. Biz Rusya'ya veya herhangi bir ülkeye ofansif bir müdahalede bulunmadık ama bizim sınırımız ihlal edildi. O zaman dostça Rus yetkililere açık bir şekilde şunu ifade ettik; 'Lütfen, bu sınırların tekrar ihlal edilmesine izin vermeyin'. Yine dostça şunu söyledik. 'Operasyon yaptığınız bölgelerde kesinlikle hiç bir DEAŞ unsuru yoktur, orada bizimle tarihi bağları olan ve Türkiye'nin himayesine muhtaç Türkmenler yaşar. Lütfen yeni göç dalgalarına da izin vermeyin. Sizin yaptığınız operasyonlar binlerce, on binlerce insanı Türkiye'ye yöneltiyorsa Türkiye'ye yeni mülteci akınlarına yol açıyorsa, bu Türkiye'nin çıkarını doğrudan etkiliyor demektir.' Bunları açıkça kendileriyle paylaştık.

Gözümüzün önünde Türkmen Dağı'ndan Türkmenler katledilirken, 'DEAŞ'e karşı operasyon yapıyoruz' diyerek DEAŞ'ın hiç olmadığı yerde sivillerin üzerine bomba yağdırılırken yine de biz sabırla bekledik ama bizim üzerimizde ihlal yapıp tekrar oradaki masum insanların bombalanmasına da ne vicdanımız ne tarihimiz ne de ahlakımız müsaade eder.

"RUS HALKIYLA HİÇBİR SORUN YOK"

Türkiye-Rusya ilişkileri AK Parti döneminde büyük ivme kazanmıştır. Rusya ilişkilerimize büyük önem verdik. Türk ve Rus halkları arasında hiçbir sorun yoktur ve olmayacaktır. Buradan Moskova'ya ve bütün Rus halkına seslenerek ifade ediyorum. Rus halkına dönük en ufak bir tereddüt, kaygı ya da en ufak bir olumsuz hissiyat içinde değiliz. Türkler ve Ruslar, Avrupa ile Asya tarihini birlikte şekillendirmiş iki büyük halktır. Rus halkı onurlu bir halktır, biz ona saygı duyuyoruz ama herkes de bilmelidir ki Türk halkı da onurlu bir halktır ve saygı duyduğu halklardan saygı görmeyi bekler.

PUTİN'E ÇAĞRI

Çağrım, Rusya'daki liderlere, Sayın Putin'e ve bütün Rus liderliğine, gelin meselemizi konuşarak, yüz yüze ele alalım. Ama 15 gün önce zikretmediğiniz, gündemde olmayan iddialarla, 'Türkiye DEAŞ'a destek oluyor' gibi iddialarla soğuk savaş dönemini andıran kampanyaları birbirimize karşı kullanmayalım. Eğer böyle bir iddia var idiyse neden 15 gün önce gündeme getirmediniz? 

Türkiye-Suriye sınırı problemli bir sınırdır. Buradan gelen herkesi mülteci olarak kabul ettik. Biz kimsenin sınırını ihlal etmedik. Ama bizim sınırımız ihlal edildi. Rus yetkililere dostça sınırımızın ihlal edilmemesi gerektiğini söyledik. Yeni göç dalgalarına izin vermeyin dedik.

"RUSYA'YA SALDIRI MAİYETİ TAŞILMAZ"

Türkmenlerin bombalandığını gördük. Bombalanan uçağın milliyeti belli değildi. Rus dostlara DEAŞ'e karşı operasyon yapacaksanız birlikte yapalım dedik. Suriye uçağı da olabilirdi. Angajman kuralları çerçevesinde müdahale edildi. Rusya'ya saldırı maiyeti taşımaz.

"NEREDE OPERASYON YAPACAKSINIZ BİLELİM"

Nerede operasyon yapacaksanız bize söyleyin, bilelim. DEAŞ'a karşı operasyon yapacaksanız birlikte yapalım ama bizim sınırlarımızı ihlal eden uçağın hedefini, mahiyetini bilmediğimiz için bu sınır ihlallerine izin vermeyiz.

"ÖZÜR DİLEMEYİZ"

Yani biz başka bir yerde Rus menfaatlerini göz ardı etmiş değiliz. Açık hava sahasında ya da başka bir ülkenin hava sahasında Rus uçaklarına dönük bir operasyon da yapmış değiliz. Biz, bizim hava sahamıza giren, milliyeti belli olmayan bir uçağa karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanarak, herkesin bildiği angajman kurallarını uyguladık. Bunun için kimse Türkiye'yi suçlayamaz. Bunun için Türkiye'den kimse özür bekleyemez. Biz, sınırlarımızı koruduğumuz için özür dilemeyiz. Hesabımızı da sadece ve sadece, meşruiyetini 1 Kasım seçimlerinde halktan aldığımız aziz milletimize karşı veririz. Kimseye hesap vermeyiz.

"SOMUT TEKLİFLER OLDU"

Bu olay, bütün bu mülteci dalgalarını üzerine çekmek durumunda kalan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin daha fazla mülteci almaması için... Olayın aslı budur. Olayı, bu oluş seyrinden çıkararak sanki 'Türkiye, Rusya'ya saldırıda bulunmuş, Rusya'yı arkadan hançerlemiş' gibi bir argüman kullanmak doğru değildir. O zaman bizim de 'Hava sahamızı ihlal eden uçak kim olursa olsun bizi göğsümüzden hançerlemiştir' deme hakkına sahip oluruz. Biz, Rusya ile hiçbir zaman gerilimli bir politika içinde olmadık, olmayacağız. Bütün provokatif açıklamalara rağmen defaatle ve tekrar tekrar her türlü diyaloğa açık olduğumuzu söyledik. Dün, Dışişleri Bakanımız da Rus Dışişleri Bakanı ile bu çerçevede bir görüşme gerçekleştirdi. Bu anlamda da bazı somut teklifler de söz konusu oldu. 'Gelin beraber konuşalım, bunları ele alalım' hala teklifimiz, çağrımız budur.

İngiltere de haklı bir kararla Suriye'de DEAŞ'a karşı koalisyona katılacağını ilan etti. Bu kadar çok hava unsurunun aynı hava sahasında DEAŞ'a karşı mücadele ediyor olmasından doğacak birçok kaza veya istenilmeyen olay, burada olduğu gibi yaşanabilir. O zaman yapılması gereken, DEAŞ'a karşı mücadelede bütün ülkelerin birbirleriyle koordineli bir şekilde ve birbirlerine haber vererek sadece DEAŞ'a karşı operasyon yaparak mücadele etmeleri lazım. 'DEAŞ'a operasyon yapıyoruz' diyerek Türkmenleri katletmek ya da Suriye rejimini ayakta tutmaya çalışmak için ılımlı muhalefeti yıpratmak 'DEAŞ'a hizmet etmek' anlamına gelir.

"AMBARGO BÜYÜK ÇELİŞKİ"

Rus dostlarımız şunu çok iyi bilirler, kendilerine dönük çok kapsamlı bir ambargo uygulandığında biz açık, şeffaf ve dürüst bir politikayla ambargolara karşı olduğumuzu ve Rusya'ya ambargo uygulamayacağımızı ilan ettik. Başka ülkeler kendilerine ambargo uygulandığında memnun olmayan Rusya'nın dönüp Türkiye'ye ambargo uygulaması kendi içinde büyük çelişkidir. Ekonomik ambargoların Türkiye gibi onurlu bir ülkeyi, Türk milleti gibi onurlu bir milleti dize getireceğine düşünenler yanılırlar.

Rusya'ya çağrımız, 'Gelin, ekonomik ambargolar yerine ekonomik işbirliğini artıralım. Rus dostlarımızın Türkiye'ye gelmesini engellemek yerine daha çok Rus'un Türkiye'ye, daha çok Türk'ün Rusya'ya gitmesi suretiyle dostluğumuzu pekiştirelim. Gelin şimdiden kutuplaştırıcı bir dil kullanarak, sanki Türkiye ile Rusya her yerde mücadele edecekmiş gibi bir hava vererek, bütün Avrasya ölçeğinde birlikte hareket ettiğimizde barış gelecek olan bölgelerde, yeni gerilim alanları oluşturmayalım.'

Bir kez daha Türkiye'nin temel dış politikasına, içinde bulunduğu ve ait olduğu bütün bölgelere ve coğrafyalara sadece barış odaklı bakıyoruz, buralardaki istikrardan medet umuyor, istikrarı hedefliyoruz. Bütün bu zor günler geçer, geride kalacak olan uluslararası ve bölgesel istikrara katkı yapan politikalar olacaktır."