Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yeni Spor Salonu'nda düzenlenen 18 tesisin toplu açılış töreninde konuşma yaptı.

Başbakan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

Bakın dün Meclis’te hiç birbirlerine laf etmediler. CHP diğerlerine laf etmedi. Bu ülkenin doğusunda, güneyinde, gelip selam veremeyen MHP, diğerlerine laf etmedi. HDP terör örgütünün sözcüsü olan o parti, diğerlerine laf edemedi. Hep beraber bize saldırdılar. Hodri meydan, kim çıkarsa çıksın karşımıza, ister tek başına, ister hep birlikte, biz buradayız. Türkiye'deyiz, doğudayız, batıdayız, kuzeydeyiz, güneydeyiz.

Yalanları, yaldızları bir bir döküldü. İki seçim sonrasında Meclis'e gelir gelmez sırtını bölücü terör örgütüne, Kandil'e, sınır ötesindeki Türkiye düşmanlarına dayadılar. Partisinden pek çok isim terörist cenazelerinin kadrolu yasçısı olmadı mı? Türkiye'nin nizalı olduğu ülkelere gidip Türkiye'yi buralarda şikayet ettiler. Kirli ittifakın göbeğindeler, merkezindeler, onlar kimlerle ittifak yaparsa yapsın, biz 78 milyonla yürümeye devam ediyoruz. 

Terörden medet umanlar, elini tetikten çekmeyenler ise hiç iflah olmayacaklar. Şimdi tehdit ediyorlarmış, 'daha önce Cizre'de, Silopi'de, Sur'da terör operasyonlarını başlattık', bahar gelince kuzeye, Bingöl'e, Van'a ve diğer illerimize yayılacaklarmış. İşte buradan diyorum, baharında da, yazında da, kışında da, güzünde de ülkenin her yerinde varız, her yerinde olacağız. Bizi kimse korkutamaz. Her hafta buradayım, her bahar buradayım, Nevruz'da da buradayım, Hıdırellez'de de buradayım, Kurban Bayramı'nda da buradayım, Ramazan Bayramı'nda da buradayım, Kurtuluş günlerinde de buradayım.

Biz baharın, şafağın sözcüsüyüz. Onlar, karanlık gecelerin sözcüleri. Onlar, karanlık gecelerdeki kirli ittifakın neferleri, piyonları. Biz ise aydınlık sabahın habercisiyiz. Onlar, sırtlarını Moskova'ya dayayan Stalin'in peşinden, Stalinist anlayışla yürüyenler. Bizler, yüreğimizle Alparslan, gönlümüzde Selahattin, Alparslan'ın çocuklarıyla, Selahattin'in torunlarını bir arada görüyoruz.

Ne yazık ki bizim iyi niyetli ve samimi çalışmalarımız aynı derecede karşılık bulmadı. Bölgemizde gelişen hadiseleri örgüt çıkarları için bir fırsata dönüştürmek isteyen ve bunun için en alçakça yöntemleri kullanmaktan kaçınmayan bir anlayışla karşılaştık. Meşruiyetten nefret eden o cinayet şebekesi, birden bire eski ayarlarına Marksist, Leninist, Stalinist ayarlarına geri döndü.

Barış ve huzur ortamı yerine, yanı başımızda halkını ateşe veren Esed rejimi ile işbirliği halinde, kanlı bir etnik ve mezhebi çatışmanın tarafı olmayı tercih ettiler. Türkiye'nin, bölgenin huzuruna kastettiler. Huzura kasteden güçlerin taşeronu, piyonu haline geldiler. Bugün, Çözüm Süreci'nin durmasının tek sorumlusu, silahların gölgesine saklanmaktan vazgeçmeyenlerdir. '2013 Martı'nda silahları terk edeceğiz' sözünü verdikten sonra 2015'te ve şimdi 2016'da şehirlerimizi ve ilçelerimizi silah deposu haline getirmeye çalışanlar, işte Çözüm Süreci'ni durduranlar da bitirenler de onlardır. Bütün vebal onların omuzlarındadır.

Kimi vekillerin, teröristlerin cenazesine gitmesi de ayrı bir provakasyondur. Kendi meşruiyetini imha eden, ileri düzeyde hastalıklı bir ruh haline sahipler. Bir milletvekilinin, terör örgütünün bile sahiplenmeye çekindiği bir teröristin cenazesine gitmesi tam bir aymazlıktır. Ankara'nın göbeğinde kardeşlerimize saldırıp bombalı araçla 29 canımızı şehit eden bu teröristin cenazesine giden, aynı o terörist gibi bu suça ortak olmuş olur. Hiçbir siyasi sistem, böyle bir şımarıklığa, böyle bir aymazlığa göz yummaz.

Biz 2001'de yola çıkarken bu memlekette insanlar dilleri, kültürleri, inançları, kılık kıyafetleri sebebiyle aşağılanıyordu. Ayrımcılığa tabi tutuluyordu. Biz o aşağılanlar, o mazlumlar adına yola çıktık. Şimdi geldiğimiz noktada ise Allah'a şükürler olsun ki o ayıplardan hiçbir eser kalmadı. Güzel Kürtçe'yi, güzel Zazaca'yı yasaklayan zihniyetten burada, Bingöl'de güzel Kürtçe, güzel Zazaca'yla yiğit Zazaları, yiğit Kürtleri selamlayan bir Başbakan geldi. Aradaki fark bu.

Birileri bu gençleri dağlarda, barikatlarda heba etmek, piyon gibi kullanmak isterken, biz gençlerimizi açtığımız kayak tesisine, gençlik merkezine, kültür merkezlerine, liselere, üniversitelere çağırıyoruz."