Başbakan Erdoğan, 3 ülkeyi kapsayan Uzak Doğu gezinin ilk ayağı olan Japonya’da.

Erdoğan, Japonya Başbakanı Şinzo Abe tarafından resmi törenle karşılandı.

İki ülkenin milli marşlarının çalındığı törende Erdoğan ve Abe, tören kıtasını selamladı. Devlet Konukevi önünde düzenlenen törenin ardından Erdoğan, Nikkei gazetesinin düzenlediği konferansta bir konuşma yaptı.

Erdoğan’ın konuşmasını ve sorulara verdiği yanıtları, Tokyo’da bulunan NTV Muhabiri Murat Koralp beş başlık altında aktardı:

— Başbakan Erdoğan'a, Japon gazetecilerden gelen bir soru, "Hem partinize hem de ülkenize 2023 hedefi koyuyorsunuz. Politik liderliğinizi nasıl sürdüreceksiniz?" oldu. "Bu zor bir soru" diyen Erdoğan, 3 dönem şartını hatırlatarak, "Siyaste sadece parlamentoda yapılmaz. Parti çatısı altında da çalışılır. 'Ölene kadar ben burada çalışacağım' mantığı doğru değil" dedi.

— Erdoğan'ın konuşmasındaki bir diğer konu Türkiye'nin cari açığıydı. "Şu ana kadar ekonomiyi tehdit edecek noktaya getirmedik" diyen Erdoğan, cari açığa vade biçti: "3-4 yıl içerisinde tehlike olmaktan çıkacaktır. Ekonomik krizlere rağmen şu ana kadar bizi tehdit edememiştir..."

— Konuşmadaki bir diğer başlık da, Suriye özelinde Türkiye'nin dış politikasıydı. Suriye'de yaşananları devlet terörü olarak niteleyen Erdoğan, "Adeta soykırım. Suriye’nin Beşşar'sız devam etmesi gerekiyor. 130 bin kişinin katili olan birinin başında olduğu ülkede bu süreç bitmez" ifadesini kullandı.

— Erdoğan, Türkiye ile AB arasındaki ilişkiye dair soruya ise, "AB'nin Türkiye'ye karşı tavrı ikircikli. AB'nin içinde Türkiye'nin standartlarını yakalayamamış çok ülke var. Bizi niye almadıklarını farkındayız ama açıkça dillendiremiyoruz" yanıtını verdi.

— Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan son başlık ise uluslararası terördü. İnsanlık suçu olan terör için uluslararası mücade gerektiğini belirten Erdoğan, "Terörün önüne inanç getirilmesi, suyla ateşin kucaklaşması kadar imkansızdır. İslami, Hristiyani, Budist ya da Musevi terör diye bir şey olmaz" şeklinde konuştu.

DUYGUSAL BULUŞMA
Türk - Japon İşadamları Forumu'nda konuşan Erdoğan, ilerleyen saatlerde kaldığı otele geçerek, Ertuğrul Fırketeyni kazasında yaralanan Türk denizcilere yardım eden Japonların torunlarıyla bir araya gelecek.

Günün diğer programı akşam saatlerinde Erdoğan ile Japonya Başbakanı Abe'nin buluşması olacak. TSİ 10.30’da gerçekleşmesi beklenen başbaşa görüşmenin ardından heyetlerarası görüşme olacak ve iki lider, TSİ 11.30 sıralarında ortak basın toplantısı düzenleyecek.





Başbakan Erdoğan, Keidanren Derneği'ndeki Türk Japon İşadamları Forumu'nda konuştu.

Erdoğan, "Türkiye ve Japonya arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilişinin 90. yıl dönümü olan 2014'ün, stratejik ortaklığımızın bilfiil hayata geçirilmesi istikametinde yeni adımlar atacağımız bir yıl olacağına inanıyorum" dedi.

Erdoğan, 2013 yılında, Türk-Japon ilişkilerinin stratejik ortaklık düzeyine taşınması konusunda Japon mevkidaşı Şinzo Abe ile çok önemli bir karar aldıklarını vurgulayarak, "Bugün Başbakan Sayın Abe ile yapacağımız görüşmede, ikili ilişkilerimizi, stratejik ortaklık iradesi zemininde, her alanda geliştirmek, çeşitlendirmek ve derinleştirmek amacıyla atacağımız somut adımları karara bağlayacağız" şeklinde konuştu.

"ZORLAYICI OLACAK"
Türkiye'nin son 11 yıldır çok köklü bir siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşüm süreci yaşadığına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ekonomik anlamda gerçekten iyi bir performans sergilediğimiz bu dönemde, ekonomi politikalarımızın merkezine istikrar, güven ve öngörülebilirlik unsurlarını yerleştirdik. Bunun önemli sonuçlarını ise küresel kriz döneminde dahi ekonomik büyümemizi sürdürerek almış bulunuyoruz. 2009-2013 döneminde ABD ve AB'de milyonlarca kişi işini kaybederken, biz Türkiye'de toplam 6 milyon vatandaşımıza istihdam sağladık. Son 17 çeyrektir kesintisiz devam eden ekonomik büyümemizin sürdürülebilirliğine önem verdik ve vermeye devam ediyoruz.

Temel stratejimiz, kamu kesiminden ziyade özel sektör ağırlıklı, tüketime değil yatırıma dayanan, dış kaynak yerine ülkenin kendi tasarruflarıyla finanse edilmiş bir büyüme yapısına sahip olmaktır. İsraf ekonomisi mi yoksa verim ekonomisi mi? İsraf ekonomisini biz ayak altına alıyoruz verim ekonomisine yönelik adımlarımızı atıyoruz.

Önümüzdeki dönemde küresel konjonktürün, özellikle gelişmekte olan ülkeler için daha da zorlayıcı olacağının farkındayız. Bu süreçte amacımız, bir yandan iç ve dış dengeyi sağlam tutmak, diğer yandan da büyüme ve istihdamdaki artışı sürdürmektir. Bu çerçevede, büyümenin 2014 yılında yüzde 4 düzeyinde, 2015 ve 2016 yıllarında ise yüzde 5 düzeyinde gerçekleşmesini öngörüyoruz.

Cari işlemler açığını, 2016 yılında gayri safi yurtiçi hasılamızın yüzde 5,5'ine düşürmeyi hedefliyoruz. Aynı şekilde yapısal reform çalışmalarımızı da kararlılıkla sürdüreceğiz... Bu kapsamda, tabii ki enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, ihracat kapasitemizin artırılması, üretimde ve ihracatta yüksek katma değerli ürünlere yönelinmesi, eğitim kalitesinin artırılması başta olmak üzere pek çok alanda politika geliştiriyor ve bunları kararlı bir şekilde uyguluyoruz."

"SON DERECE MEMNUNUZ"
Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yürüttükleri projelerden birinin de Japonya ile birlikte hayata geçirmeyi planladıkları Sinop Nükleer Enerji Santrali Projesi olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu proje, uzun vadeye yayılan kapsamlı bir işbirliğini de beraberinde getirecektir. Nükleer santral projesinin hayata geçebilmesinin temel şartlarından birinin de insan kaynaklarına yapılacak yatırım olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda, Başbakan Sayın Abe ile birlikte başlattığımız Türkiye-Japonya Bilim ve Teknoloji Üniversitesi projesine verdiğimiz önemi özellikle vurgulamak istiyorum. Şu anda yer tahsisini yapmış bulunuyoruz, imzalar atılmak suretiyle adımları atacağız.

Türkiye için stratejik önem taşıyan altyapı projelerinde, Japon dostlarımızla birlikte çalışmaktan son derece memnunuz. Ülkemizin önümüzdeki dönemde tamamlaması gereken şöyle proje portföyünü dikkate aldığımızda, Japonya ile işbirliğimizin gelişerek devam etmesini arzu ediyoruz.

Mevcut durumda Türkiye ve Japonya arasındaki ticari ilişkiler, gerçek potansiyelinin maalesef çok altında seyrediyor. Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisiyken Türkiye de dünyanın en büyük on altıncı ekonomisi durumunda. Her iki ülke de G20 üyesidir. Japonya'nın dış ticaret hacmi yaklaşık 1,7 trilyon dolar, Türkiye'nin dış ticaret hacmi ise yaklaşık 450 milyar dolardır. Toplam 2,2 trilyon dolarlık bir ticaret hacmine karşılık gelen bu büyüklük karşısında, Türkiye ve Japonya'nın ortak ticaret hacimleri ise 4 milyar doların altındadır. Bu rakamlar, ekonomik ilişkilerimizdeki potansiyelin tam olarak kullanılamadığının en somut göstergesidir."

"MUAZZAM COĞRAFYANIN ANAHTARIYIZ"
"İkili ticaretimizin Türkiye aleyhine ciddi bir dengesizlik içermesi ise ayrıca ele alınması ve düzeltilmesi gereken bir husustur" diyen Erdoğan, "Güney Kore ve diğer yükselen ekonomilerle olan ticaretimizin çok gerisinde kalan Türkiye-Japonya ikili ticaretini, stratejik ortaklığımıza yaraşır bir düzeye taşınması bizlerin ortak hedefi olmalıdır diye düşünüyorum ve böyle inanıyorum"dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülkelerimiz arasındaki karşılıklı yatırım, ticaret ve iş ilişkilerinin derinleştirilmesi, küresel ekonomi için de son derece faydalı sonuçlar doğuracaktır.

Bu vesileyle, Japon işadamları ve yatırımcılarına şu hususu bir kez daha özellikle hatırlatmak istiyorum; Türkiye, 10 bin doları aşan kişi başı milli geliri ve güçlü tüketim eğilimleri olan bir ülkedir. Neredeyse yarısı 35 yaşın altındaki 76 milyonluk nüfusu, 800 milyar doları aşan gayrı safi milli hasılası ile ülkemiz çok cazip bir pazar durumundadır.

Türkiye'ye yatırım ve ülkemizle ticaret yapmayı arzulayan Japon işadamlarının, tüm bunlara ilave olarak dikkate almaları gereken bir husus daha var; bu da Türkiye'nin üç veya dört saatlik bir uçuş mesafesinde yaklaşık 9 trilyon dolarlık bir dış ticaret pazarına, yaklaşık 1,5 milyarlık bir nüfusa ve yine yaklaşık 24 trilyon dolarlık bir gayrı safi milli hasılaya sahip bir coğrafyanın giriş kapısı olmasıdır. Türkiye, bu muazzam coğrafyanın anahtarıdır; bu bölgeye yapılacak yatırımlar açısından en güçlü, en güvenilir, en sağlam sıçrama tahtasıdır. Japon dostlarımızdan bu önemli hususu mutlaka dikkate almalarını rica ediyorum."

BAŞBAKAN ERDOĞAN ONURUNA AKŞAM YEMEĞİ
Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan onuruna Devlet Konuk Evinde resmi akşam yemeği verdi.

Yemeğe, Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra, eşi Emine Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfü Elvan, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç da katıldı.