İlişkili Haberler

AK Parti Genel Başkan Vekili ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Başbakan Yıldırım, üst üste reform niteliğinde çok önemli düzenlemelere imza attıklarını söyledi. Bunu Yüce Meclis ve AK Parti Grubu'nun yaptığını belirten Yıldırım, "Arkadaşlarımızın Türkiye'nin inşaasında ortaya koydukları bu büyük gayret için şükranlarımı sunuyorum" dedi. Esnaf ve sanatkara geçen hafta 10 milyar liralık yeni kredi imkanından bahsettiğini anımsatan Yıldırım, bunun üzerine şimdi KOBİ'lere yeni bir kredi imkanı getirdiklerini ifade etti.

KOBİ'LERE YÜZDE 70'İ ÖDEMESİZ YÜZDE 30'U GERİ ÖDEMELİ DESTEK

Teknoloji düzeyi yüksek ürün ve yatırımlara yönelen KOBİ'lere yüzde 70'i ödemesiz yüzde 30'u geri ödemeli olmak üzere destek sağlanacağını dile getiren Yıldırım, "Amaç katma değeri yüksek ürünlere KOBİ'leri yöneltmek. Yani pahada ağır yükte hafif, akıl terinin içinde olduğu alınteriyle ürünleri üretmek ve daha çok kazanmak. Daha çok kazanınca ülke de daha çok kazanacak. Toplam destek tutarı her bir KOBİ için 5 milyon TL. Özel bir ürün olursa bu iki katına kadar da çıkabilecek. Buna Teknolojik Yatırım Destek Programı diyoruz. Başvurular geçen hafta itibariyle başladı" bilgisini verdi.

Geçen ay KOBİ'lerin teknoloji üretim altyapısını geliştirmek için KOSGEB ve KOBİ Geliştirme Programını da başlattıklarını hatırlatan Yıldırım, toplamda şu ana kadar 8 bin 355 başvuru aldıklarını, değerlendirmelerin sürdüğünü, kısa sürede sonuçlandırarak 500 milyon lira desteğin KOBİ'lere verilmiş olacağını kaydetti.

Yeni destek sistemi olarak stratejik ürün desteği planladıklarını da söyleyen Yıldırım, "Bu programda da yerli ve milli ürünler ayrıca desteklenecek. Yerli katkısı ne kadar fazlaysa, patentiyle, mülki fikri haklarıyla tamamen milli bir ürün varsa, bunlara ayrı bir destek programını da hayata geçiriyoruz" diye konuştu.

KOBİ'lerin ithal ettiği ürünleri ürettikleri takdirde, ithal ettiği ürünleri geliştirmek suretiyle yerlilik, millilik oranını artırmaları halinde bu destekten faydalanabileceklerini ifade eden Yıldırım, stratejik ürün destek programına müracaatların da 15 gün sonra alınmaya başlanacağını ifade etti.

Gümrük kapılarının dış ticaretin, ülkeye giren, ülkeden çıkan malların ve ziyaretçilerin karşılaştıkları adeta "vitrin" niteliğinde olduğunu dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"Özellikle kara gümrük kapılarımız, gelen giden bütün araçlar, yarın itibariyle artık otomatik plaka okuma ve kaydetme sistemiyle çalışacak. 17 sınır kapımızda kurulan bu sistem faaliyete geçecek. Kapıköy, Sarp ve Türközü sınır kapılarında da çalışmalar biter bitmez sistem faal hale gelmiş olacak. Bu sistemi tamamen yerli kaynaklarla yaptık. Yabancı dilde yazılı plakalar için de anında çeviri sistemi var.

Giriş çıkışlar kolaylaşıyor. Zamandan ve personelden tasarruf var. İnsan kaynaklı hatalar tamamen ortadan kalkmış olacak. Aynı zamanda güvenliği artıracak şekilde bilgiler anında analiz edilecek, değerlerlendirilebilecek. Özellikle de kaçakçılıkla mücadelede çok ciddi bir kazanım elde etmiş olacağız."

Yıldırım, yaptığı konuşmada, engelli vatandaşlara yönelik gerçekleştirilen faaliyetlere de değindi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkililerinin Bakanlar Kuruluna kapsamlı bir sunum yaptığını, bununla ilgili çeşitli kararlar alındığını belirten Yıldırım, engelli vatandaşların hakkını teslim eden, onlara öncelik sağlayan tek partinin AK Parti olduğunu ifade etti.

"ÖNÜMÜZDEKİ SENE 5 BİN ENGELLİ KARDEŞİMİZE İŞ VERECEĞİZ''

Yıldırım, 2002 yılında 5 bin 777 olan kamuda çalışan engelli memur sayısının şimdi 52 bin 236'ya çıktığına vurgu yaparak, 15 yılda işçi, memur, özel sektör çalışanı toplam zaman 365 binin üzerinde engelliye iş sağladıklarını söyledi.

Bu rakamların engellilere bakış açılarını ortaya koyduğunu dile getiren Yıldırım, "Eskiden engelliyse, kimse görmesin diye karanlık odalarda saklanıyordu; sanki ayıpmış gibi. Toplumdan uzak tutmaya çalışılarak maalesef engellilerin hayata katılması engelleniyordu. AK Parti iktidarlarında öncelikle zihinlerdeki engeli yıktık. Bugün engelli kardeşlerimiz ulaşımda, iletişimde, iş aleminde hayatın her alanında 'biz de varız' diyorlar ve çalışmalarını sürdürüyorlar" diye konuştu.

Engellilerle ilgili kapsamlı yasanın da AK Parti döneminde çıktığını anımsatan Yıldırım, 2011 yılında kamu kurumlarına girişi, merkezi sınav sistemi ile yaptıklarını bu uygulamanın da dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmadığını söyledi.

Yıldırım, engellilere yeni yılda bir de müjde vermek istediğini vurgulayarak, "Önümüzdeki sene 5 bin engelli kardeşimize iş vereceğiz. Hayırlı uğurlu olsun. Ayrıca engellilere yönelik düzenlenen EKPSS'nin (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı) geçerlilik süresini de 2 yıldan 4 yıla çıkarıyoruz. Onları bir daha zahmete sokmadan ellerindeki puanla bu yerleştirmeyi yapacağız" diye konuştu.

"BU İŞLERE SİZİN AKLINIZ ERMEZ"

Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmelerine başlanan 2018 yılı bütçesine de değindi.

Bütçenin AK Parti iktidarının 16. bütçesi olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti'nde üst üste 16 bütçe yapan başka bir iktidarın varlığını hatırlamadığını vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üst üste yapılan 16. bütçe, istikrarı, kalkınmayı, hizmeti, sürdürülebilir büyümeyi gösterir. Bütçemizin esas itibarıyla bu seneki büyüklüğü 763 milyar lira. 2002 yılında AK Parti ilk bütçesini yaparken manzara; gelirin yüzde 43'ü doğrudan faize gidiyordu. Neredeyse gelirlerin yarısı faize veriliyordu. Geriye kalan yüzde 57 ile de ne yapacaksan yapacaksın. Babaannemin lafı gibi 'Bütünü bölme, yarımı yeme, ye iç karnını doyur'. Türkiye'nin hali buydu. O günlerden bugüne geldik. 2018 yılı bütçesinde faize vereceğimiz miktar yüzde 9'a düştü. 2002'de topladığımız 100 lira vergi gelirinin 86 lirasını faize yatırıyorduk. Geriye 14 lira kalıyordu, bozdur bozdur harca. 2018 yılında yani bu bütçede 100 liranın, 88'i bizde kalıyor 12 lirasını faize veriyoruz. Hedefimiz hiç vermemek. 'Siz bu yatırımları nasıl yaptınız, gömü mü buldunuz' diye soranlara, gömü bulmadık, faizciye giden paraları faizcilerin elinden aldık, milletin hizmetine sunduk. Yatırıma verdik, projelere verdik, milletin refahına harcadık. Bu işlere sizin aklınız ermez."

"BU BÜTÇE YATIRIM BÜTÇESİDİR"

Yıldırım, son 15 yıl içinde eğitimden sağlığa verilen desteklemelerden de söz etti.

Bütçenin yüzde 18'inin eğitime ayrıldığını anlatan Yıldırım, "Eğitim ne demek Gelecek demek. Gençlerimiz geleceğimiz. Bu alana ne kadar ayırırsak, ne kadar çok yatırım yaparsak geleceğe yatırım yapmış oluyoruz" dedi.

AK Parti hükümetlerinin gururla ifade edebileceği bir başka alanın da sağlık olduğuna değinen Yıldırım, 2018 yılında 127 milyar lirayla bütçe büyüklüğünün yüzde 17'sini sağlığa ayırdıklarınıdile getirdi.

"Bu bütçe yatırım bütçesidir." diyen Yıldırım, "Görüldüğü üzere 2018 bütçesi faiz bütçesi değil, yatırım ve hizmet bütçesidir. Bunu ben değil, rakamlar söylüyor. 2002 yılına göre yatırımdaki kaynak iki katın üzerinde arttı. 2018 yılı bütçesinde 85 milyar lira yatırama ayrılıyor ama yıl içinde bu rakam daha da artabilir" ifadelerini kullandı.

Yıldırım, ekonominin daha da büyümesiyle ilave yatırımların yapılacağını belirterek, sosyal harcamalarının 2002'de 3 milyarın altında olduğunu, bugün 51 milyara yükseldiğini dile getirdi.

Sosyal devletin lafla değil icraatla olduğuna işaret eden Yıldırım, icraatın adresinin AK Parti olduğuna işaret ederek, gruptaki partililere "Boş lafın adresi neresi " diye sordu ve partililerden "CHP"yanıtını aldı. Ayrıca, Polatlı’dan Ankara'ya hızlı trenin kaç dakikada geldiğini soran Yıldırım, 18 dakika cevabını alması üzerine, "CHP bu işten anlamaz. Bir gün binin Allah rızası için. Biletinizi de ben alayım. Memleketin geldiği seviyeyi görün. Kıskanmayın, yapılmış eser, herkese" dedi.

"TARIM SEKTÖRÜNE 25 MİLYAR LİRA KAYNAK"

Yıldırım, 2018 bütçesinde, tarım sektörüne 25 milyar lira kaynak ayırdıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer biz, 2002'deki şekilde 15 yıl boyunca faiz ödeseydik yaklaşık 1.9 katrilyon faiz ödeyecektik. Şimdi bu anlattığım oranlara düşünce ödediğimiz faiz miktarı 3'te 1'in altına düştü. Cebimizde 1.4 katrilyon para kaldı. Bu parayla da bu işleri yaptık. Köprüleri, yolları, hastaneleri, okulları yaptık, tarıma destekleri, sosyal destekleri verdik, Türkiye'yi 3 kat büyüttük. İşte AK Parti'nin geçmiş 15 yılının özeti budur. Aynı şekilde 2023'e Cumhuriyetin 100'üncü yılına doğru emin adımlarla ilerlemeye devam ediyoruz."

"TAŞERON MESELESİ BU YIL BİTECEK"

Başbakan Yıldırım, gruptaki partililerin "Taşeron sizden kadro bekliyor" sözleri üzerine "O iş bitti, tamam; eli kulağında. Bakanlarımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız, Maliye Bakanımız çalıştılar getirdiler,bugün yarın inşallah devreye girer, merak etme. Yeni seneden itibaren artık bu taşeron mevzusu bitmiş oluyor" açıklamasında bulundu.

AK Parti'nin kongre sürecinin devam ettiğini, 532 ilçe kongresinin tamamlandığını, 400'ün üzerinde de yapılacak kongre bulunduğunu aktaran Yıldırım, merkez ilçe kongrelerinin kasımda biteceğini ve il kongrelerinin de kasımda başlayıp mart sonunda biteceğini söyledi.

Yıldırım, 2018 ortalarında da büyük kongrenin gerçekleştirileceğine değinerek, şunları kaydetti:

"Yeni görev alan ya da görevini devreden tüm yol arkadaşlarımızı selamlıyorum. Bizim davamız makam, mevki yarışı değil, vatandaşa hizmet yarışı. Tek amacımız, bize güvenen milletimizinbeklentisini boşa çıkarmamak. Arkadaşlarımızın bu bilinçle görev yaptıklarını ve bu bilinçle görevlerini başka arkadaşlara devrettiklerini biliyoruz. Belediyenizdeki istifalar ve değişim de aynı anlayış içerisinde gerçekleşiyor. Bunu millete hizmet yolunda bir nöbet değişimi olarak görüyoruz. Bizim yol arkadaşlığımız başka partiler gibi görev bitene kadar değil, son nefesi verene kadar. Görevlerini devreden bütün belediye başkanlarımıza hizmetlerinden dolayı bir kez dahapartimiz, milletimiz adına teşekkür ediyorum."

''ADAM PARTİ SÖZCÜSÜ MÜ, PARTİ SÖVÜCÜSÜ MÜ DOĞRUSU ANLAYAMADIK''

Yıldırım, son zamanlarda ana muhalefet partisi CHP'de ciddiyeti giderek artan bir üslup bozulması yaşandığını söyledi. "Sayın Kılıçdaroğlu'nun ne dediğini anlayan varsa beri gelsin" diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ana muhalefet partisi sözcülerini de böyle ayarı kaçmış bir dil kullanmaya atan sebebi de doğrusu merak ediyoruz. Bir parti sözcüsü, geçen gün Cumhurbaşkanımız hakkında münasebetsiz laflar etti. Bunu dinleyince, adam parti sözcüsü mü, parti sövücüsü mü doğrusu anlayamadık. Bunlara, burada, terbiyem müsaade etmiyor, öyle bir cevap veririm ki altından kalkamazlar. Ama şu kadarını söyleyeyim: Eğer 'şeddeli diktatör' arıyorlarsa geçmişlerine, geleneklerine baksınlar.

15 yıl alnının akıyla, hizmetleriyle, vatandaşın duası ve desteği ile kesintisiz iktidara gelen parti AK Parti'dir, lideri de Recep Tayyip Erdoğan'dır. Sizin bu hezeyanlarınız bu gerçeği değiştirmez, bunu vatandaşımız biliyor. Sayın Kılıçdaroğlu sadece Cumhurbaşkanımıza, partimize değil, aynı zamanda millete de hakaret etmekten geri durmuyor. Sandığa gidip serbest iradesiyle oy veren vatandaşlara yükleniyor, niye AK Parti'ye oy veriyorsunuzdiye hesap sormaya çalışıyor. Bu üslup ne siyasete ne de siyasetçiye yakışır. Sen ikide bir Cumhurbaşkanımıza yönelik yakışıksız laflar edeceksin, saygısızlık yapacaksın, meşru siyaset dilinin dışına düşeceksin, meramını siyasi nezaket içinde ifade etmeyeceksin, sonra da saygı bekleyeceksin."

"BAŞARISIZLIĞININ FATURASINI AK PARTİ LİDERİNE HAKARET EDEREK ÖRTEMEZSİN"

Başbakan Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Evet oyu verenlerin çoğu pişman." dediğini anımsatarak, "Kardeşim nereden biliyorsun İnsanların aklından geçeni okuma kabiliyeti mi kazandın Başarısızlığının faturasını AK Parti'ye ve onun liderine hakaret ederek örtemezsin, vatandaşla kavga etmenin değil barışmanın yolunu bul; çalış çabala, belki bir gün sen de iktidar olursun. Size oy verenle birlikte, başka partilere oy verenlere de saygı duymayı öğreneceksiniz. Bir de diyor ki 'demokrasinin namusunu kurtaralım.' Sen merak etme Kemal bey, AK Parti milletimizle birlikte 15 yıldır demokrasinin namusunu vesayetçilere, darbecilere karşı korudu, korumaya devam ediyor" diye konuştu.

Binali Yıldırım, "Eğer illa bir şey kurtarmak istiyorsan, 15 yıldır yerinde sayan, bir adım bile ileri gidemeyen, millete umut vermeyen partini kurtar kardeşim. Bu ülkenin siyasetinde artık bu ayıplı dilin yeri yok, herkes ne konuştuğunu bilecek, millete yakışan üslupla konuşacak" ifadesini kullandı.

"BAŞINDAN BERİ SÖYLEDİĞİMİZ BÜTÜN HUSUSLAR GERÇEKLEŞMİŞ OLDU"

Kuzey Irak'ta yapılan referandum hakkında görüşlerini açıklayan Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu gayri meşru referandumun yanlış olduğunu söyledik, dinlemediler. Sonunda ne oldu, 'bu referandum boştur, tanımıyoruz. Irak'ın Anayasası bizim için geçerlidir, Irak yönetimi bizim muhatabımızdır. Bütün sınır kapıları, havalimanları merkezi yönetimin kontrolünde olmalıdır. Irak Anayasa'sına göre Irak'ın toprak bütünlüğü, hükümranlık hakları asla zedelenmemelidir. Bu referandumu yapanlar bunun bedelini ödemelidir. Bunlar artık orada yöneticilik yapamaz' dedik. Ne oldu, bırakmak zorunda kaldılar. Sınır Kapısı, bu sabah itibarıyla Irak Merkezi Hükümeti'ne teslim edildi. Bundan böyle Habur geçişindeki bütün kontroller Irak Hükümeti tarafından yapılacak. Türk tarafında Habur'da bizim görevlilerimiz, öbür tarafta Halil İbrahim Sınır Kapısı'nda Bağdat'tan gelen görevliler olacak. Bu şekilde de başından beri söylediğimiz bütün hususlar gerçekleşmiş oldu.

Daha önce Sayın İbadi buraya geldi, bu işleri konuştuk, dönüşünde hemen harekete geçti, şu anda da Habur Sınır Kapısı, Irak yetkililerine teslim edilmiş oldu. Mevcut güzergah Zaho, Dahok, Erbil üzerinden Kerkük'e inen güzergah devam edecek. Önümüzdeki kısa vadede de yine Zummar, Telafer üzerinden ayrı bir koridoru da devreye alacağız. Bunun çalışmalarını da Irak Hükümeti ile beraber gerçekleştireceğiz. Bu devir teslim işlemlerinde herhangi bir tatsızlık yaşanmamış ve sükunetle, gayet sıkıntısız bir şekilde bu dönüşüm sağlanmıştır. Bundan böyle sınırın öbür tarafında adım başı kontroller, adım başı gayri meşru vergiler, haraçlar ortadan kalkacak, sınırdan giren tırlarımız Bağdat'a, Basra'ya kadar yollarına devam edecek, ticaretlerini yapacaklar. Arada nemalananlar da böylece ortadan kaldırılmış olacak. Bu aynı zamanda Irak'la aramızdaki ticaretin karşılıklı olarak artması için de çok önemli bir imkan sunuyor."

Yıldırım, yaptığı konuşmada, dün Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi'nin açıldığını anımsattı. "Çok gururlandık, heyecanlandık. Bu tarihi bir proje. Bu projenin başından beri içinde olan bir kardeşiniz olarak söylüyorum; yaşadığım duygular, yaşadığım gururun tarifi imkansız" diyen Yıldırım, 2004 yılında projeyi fikir olarak Gürcistan ve Azerbaycan'daki muhataplarına açtığında, hiç birisinin böyle bir projenin gerçekleştirilebileceğine ihtimal vermediklerini bildirdi.

"Bölgede büyük devletler var, bunu biz nasıl yaparız?" dediklerini aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:

"Halbuki bu projenin yapılması demek, Çin, Orta Asya, Kafkaslar, Anadolu coğrafyasının Avrupa’yla birleşmesi demek. Orta koridor da dediğimiz tarihi ipek yolunun tekrar canlandırılması demek. Bu bir bölgesel işbirliği projesinin ötesinde Avrasya coğrafyasında medeniyetleri buluşturan doğuyla batı ticaretinin gerçekleştiği çok önemli bir koridordur. Bunun önemli bir halkası Marmaray'dı. Marmaray'ı, geçtiğimiz yıllarda açtık. Şimdi de Bakü-Tiflis-Kars Demiryolunun açılışını gerçekleştirdik. Bu proje Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi olmadan gerçekleştirilemezdi. Huzurlarınızda başından beri projeye büyük destek veren sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum.

Projenin gerçekleştirilmesinde ikinci en büyük katkı Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev'e ait. İlhan Aliyev, ciddi bir şekilde Gürcistan'daki bölümün finansmanına da kaynak temin etmek suretiyle projenin bugünkü haline gelmesine büyük katkı sağlamıştır. 'Tek millet iki devlet' olduğumuz Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde bu proje yeni bir dönüm noktası oluşturacak."

Başbakan Yıldırım, projenin üç bölümden oluştuğunu; toplam 850 kilometre uzunluğunun bulunduğunu, bunun 510 kilometresinin Azerbaycan topraklarından, 79 kilometrelik bölümünün Türk topraklarından, geri kalanın da Gürcistan topraklarından geçtiğini hatırlattı. Yıldırım, üç ülkenin birlikte çalışmasının hem zorluklarının bulunduğunu hem de bazı yeni tecrübelere kazandırdığını söyledi.

Proje kapsamında Gürcistan ile Türkiye arasında bir tünel bulunduğunu belirten Yıldırım, "Tünelin yarısı Gürcistan'da yarısı da Türkiye tarafında kalıyor. 9 ay dışişleri diplomatları, bu tünelden çıkacak toprağın kime ait olduğunu tartıştılar. Şaka değil. Yüzlerce sayfa yazışma, sonunda çözümü bulduk ve yolumuza devam ettik. Böyle farklı kültürler, farklı ülkelerle iş yapmanın zorluklarını da bu geçtiğimiz 8 yıl içerisinde yaşadık. Allah'a şükür mutlu sona erdik. Bu hatla beraber Çin'den kalkan tren Hamburg'a kadar 12 günde gidebilecek" ifadesini kullandı.

Alternatifinin deniz yolu olduğunu ve bunun 45 gün sürdüğüne dikkati çeken Yıldırım, "45 gün nerede, 12 gün nerede?" diye sordu.

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin, ister Avrupa'dan Uzak Doğu'ya, ister Uzak Doğu'dan Avrupa'ya gidişler gelişler olsun, vazgeçilmez bir güzergahın üzerinde bulunduğunu bildirdi. Yıldırım, "Türkiye'yi farklı yapan bu. Niye Türkiye üzerinde çok konuşuluyor? Türkiye, kendi stratejisini, kendi düşüncelerini etki altında kalarak değil bağımsız bir şekilde belirleyen ülke haline geldi. Eğer edilgen bir politika izleseniz size hiç kimse bir şey demez ama' öyle değil, burada durun bakalım. Burayla ilgili plan proje yapıyorsunuz, bir takım hesaplar içindesiniz, yağma yok, burada yaşayan biziz, zorlukları biz görüyoruz, bu işleri yaparken gelin bakalım bir anlatın' dediğimiz zaman alışık olmadıkları bir durumla karşı karşı kalıyorlar. Bu sefer de tabi tutumları farklı bir noktaya gidiyor. Ne yaparlarsa yapsınlar. Biz hancıyız onlar yolcu. Biz buradayız, kim gelirse gelsin" dedi.

"HAKLIYLA HAKSIZI BİRBİRİNDEN AYIRT EDECEĞİZ"

Konuşmasını tamamlamak üzereyken salondaki partililerin "FETÖ'ye idam istiyoruz" diye seslenilmesi üzerine Yıldırım, şunları kaydetti:

"Yahu birader bunlar her gün idam oluyor haberin yok mu senin? 30 sefer, 20 sefer ağırlaştırılmış müebbet. İdam ettin, bir sefer astın gitti, bunlar her gün asılıyor. Daha nasıl ceza gelecek? Çek çek bitmez. Merak etmeyin, hukuk devleti içerisinde bunlar en ağır cezayı alacak. Türkiye, bir hukuk devleti. Hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak hiçbir gazimizin ahı yerde kalmayacak. Bu mücadelede asla ve asla gevşeme yok ama haklıyla haksızı da birbirinden ayırt edeceğiz. İhanet içinde olanların asla ve asla suçları karşılıksız kalmayacak ama ola ki kazaya kurban giden olur, yanlışlıkla suçlanmış olanlar olur, bunlar da zamanla yargının titiz çalışması sonucu ortaya çıkacak ve böylece sapla ve saman birbirinden ayrılmış olacak. Amacımız, masum, vatanını, milletini, ülkesini seven vatandaşlarımızla uğraşmak değil. Amacımız, dışardan güdümlü bu alçak terör örgütünün elebaşlarına hak ettiklerini cezayı vermek."