Baykal Balkan Savaşı'nı hatırlattı

Erzurum'da hükümeti hedef alan Baykal, "Siyaset orduya karışırsa, başımıza Balkan savaşlarında yaşananlar gelir" dedi.

NTV Haber 14.03.2010 - 15:27

Partisinin Erzurum İl Kongresi'nde konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti hükümetine yüklendi.

İktidarın cami, kışla ve mahkemeye siyaset karıştırdığını söyleyen Baykal, "Siyaset orduya karışırsa, başımıza Balkan savaşlarında yaşananlar gelir" uyarısını yaptı.

Baykal, şöyle konuştu:

''Şimdi bu anlayışlar doğrultusunda düşünün bizim kutsal sayacağımız, temel ilkeler var nedir o; bir, din siyasete karışmamalıdır, din ve siyaset birbirinden ayrıştırılmalıdır. Din sizin kutsal inancınız. Dinimizin bizim için büyük değeri var. Din kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu kimliğimizi siyasetin bir parçası haline getirmeyelim. Caminin içerisine siyaseti sokmayalım.

Dinde iman esastır. İtaat esastır. Teslimiyet esastır. Allah'ın birliği esastır. Şirk koşmak yoktur. Siyasette iman ve itaat mi esas, sorgulama mı esas. Yani 'sen niye böyle yapıyorsun arkadaş' demek, 'kimin çıkarına çalışıyorsun sen' demek siyasetin gereği değil mi? Siyasetle dini ayırmak lazım. Bu konuda bu günkü  iktidarın ciddi hataları var. Cami ve siyaset ayrılmalı. Türkiye'nin sıkıntısı buradan kaynaklanıyor."

Baykal, ikinci temel ilkenin ise siyasetle kışlanın ayrılması olduğuna değinerek, ''Kışlaya siyaset sokmayacağız. Askerlik ayrı siyaset ayrı. Hiçbir siyasi anlayış siyasi kuvvetleri kendi anlayışına çekmeye yönelmemelidir. Eğer siyasetle ordu ilişkisi çığrından çıkarsa, Allah muhafaza Balkan savaşında başımıza gelenler olur. Bu konuda siyasetçilere çok büyük bir görev düşüyor'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Baykal, üçüncü hassas olunması gereken noktanın ise siyaset-mahkeme ilişkisi olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

''Siyaset mahkemeye de girmemelidir. Eğer mahkemeye şu veya bu biçimde siyaseti sokarsak, bunun acısını hepimiz birlikte çekeriz. Yani mahkemeye çıkarken hiçbirimizin aklından acaba bu hakim hangi partiden diye bir soru gelmemelidir. Hakimlerle ilgili suçlamalar yapmaya başlarsan, kendine göre mahkeme kurmaya başlarsan, bana yakın hakim, sana yakın diye hakimleri mahkemelerin başına getirmeye kalkarsan ve başarırsan. Din-siyaset, ordu-siyaset ilişkisinde yaptığın yanlışı, hukuk-siyaset ilişkisinde de yaparsın. Bunun da çok ağır bedeli olur. Sen hükümetliğini yapacaksın mahkeme mahkemeliğini yapacak.

Habur'da ne oldu hatırlayın. Habur'da PKK'lı teröristler Türkiye'ye gelecekmiş konuşmuşlar pazarlığını yapmışlar. Geldiler sonra PKK'lılar üzerlerinde PKK'lı kıyafeti ellerinde afişler, pankartlar, Apo posterleri bir de  mektup. 'Geldik' dediler. Peki sen PKK'dan ayrıldın mı? 'Hayır ayrılmadım'. Peki pişman oldun mu? 'Hayır olmadım ben PKK'lıyım'. Öcalan'ın talimatıyla geliyoruz' dediler. Peki dedi devletin yetkilileri. Kim o yetkililer? Başbakanın gönderdiği MİT müsteşarı, başbakanın gönderdiği emniyet genel müdürü, Adalet Bakanlığı'nın müsteşarı, memleketin savcıları ve hakimleri. Cumhuriyet tarihi boyunca sanığın ayağına gitmiş bir mahkemeyi hatırlayanınız var mı? Nice sanıklar geldi geçti. Hiçbir zaman bir mahkeme sanığın ayağına gitmedi. Ne oldu seyyar mahkeme kuruldu çadır mahkemesi kuruldu. Çadır mahkemesi olur mu çadır tiyatrosu olur ama çadır mahkemesi olur mu? Çadır mahkemesi oldurttu. Kim oldurttu? Danıştay mı? Yargıtay mı? HSYK mı? Kim oldurttu kim?''

''Hükümet senin ne işin var kardeşim hukukun içinde PKK'lıyı himaye edeceğim diye hukukun ırzına geçmeye senin ne hakkın var'' diyen CHP Genel Başkanı Baykal, şunları söyledi:

''Şimdi bunu yaşadık. Bu bir gerçek. Şimdi diyorlar ki Habur yetmiyor. Anayasa Mahkemesi'ni de Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nu da biz tayin edelim. Meclis'te seçim yapalım. Anayasa Mahkemesi'ne kimin üye olacağını biz kararlaştıralım. Ya da hakimleri yöneten en yüksek organa, HSYK'ya biz hakim tayin edelim. Kim seçilsin? Milletvekili. Bugün parlamentoda 550 milletvekili var. Ben dedim ki 608 tane de bunlarla ilgili takibat var. Bunların sözcüsü bir değerli genel başkan yardımcısı çıkmış diyor ki 608 tane değil, 587 tane. Evet 587 dosya. Ama her dosyanın içerisinde birden fazla suç olduğu için ben de yanlış söylemişim, aslında 668 tane var. Bu ne demek, adam yolsuzluk, dolandırıcılık, evrakta sahtecilik, kalpazanlık yapmış, görevi kötüye kullanmış. Böyle bir tablosu olan bir Meclis, kendisini yargılayacak olanları seçip, tayin edecekmiş.  Olan Türkiye'de adalete olacak, hukuka olacak. Anayasa Mahkemesi'ni de bunlar yapacakmış. Anayasa Mahkemesi yarın belki seni Yüce Divan olarak yargılayacak.''

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...