Giresun'da partisince düzenlenen mitingde halka hitap eden Baykal, geçen yıl 2 milyon 500 bin kişinin kart döndürme, borçları bankadan bankaya aktarma, idare etme girişiminin başarısızlığa uğradığını belirterek, ''Bu 2.5 milyon ailenin ciddi sıkıntıya, krize girmesidir. 2.5 milyon insan ekonomik bunalıma girmiş demektir'' dedi.

Baykal, ''2008 Kasım rakamlarına göre Türkiye'de 1 milyon insanın işini kaybettiğini, sanayide 10 makineden 4'ünün stop ettiğini'' belirterek, şöyle konuştu: ''Kapasite kullanımı yüzde 60'a düştü. Ekonominin çarkları dönmüyor. Bu ağır bir tablodur. Türkiye'de 500 üzerinde işçi çalıştıran 350 fabrika var. Bunların yarısı kapandı. Yeni rakam geldi birkaç saat önce. Türkiye'de sanayi şubat ayında da dörtte bir geriledi. ocakta gerilemişti, şubatta da geriledi. Demin verdiğim işsizlik rakamı kasım sonu itibariyle. Asıl sıkıntının vurduğu aralık, ocak, şubat, mart, seçim sonrası var. Büyük sıkıntıya doğru gidiyoruz.''

CHP BU DEVLETİ KURAN PARTİDİR
Baykal, ''İşsizliğe çözüm olarak bir tane değil, 7 tane çare önerdiğini, ancak Başbakan'ın bunun üzerine kendisine verip veriştirdiğini'' söyledi. ''Başbakan'ın bu tutumu karşısında kendisinin de ağzının payını verdiğini'' ifade eden Baykal, şöyle devam etti: ''Neyse şimdi biraz ağzını toplar gibi oldu. Şimdi dikkatle izliyorum. Gerekeni gereken zamanda yaparız. Bizler de küçük küçük tartışmalarla, laf dokundurmalarla durumu idare ederiz. Ama 'CHP cibilliyetsiz, mezhepsiz' diyor, 'tıynetsiz' diyor. CHP bu vatanın bağımsızlığını sağlayan parti. Düşmanı Anadolu'dan çıkaran parti. Türkiye'nin bağımsızlığını güvence altın alan parti. Bu devleti kuran parti. Nasıl olur da bir başbakanın dili varır da CHP'ye o sözleri kullanabilir, aklından geçirebilir, dudağından ifade edebilir. Akla mantığı sığar mı bu? Ne yapacağız bu lafların karşısında susacak mıyız? Verdik ağzının payını.''

HER ŞEYİ BIRAKMIŞ BİZİMLE UĞRAŞIYOR
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın çayı, fındığı, işsizliği, yoksulluğu, banka kredilerini konuşmadığını ifade ederek, şunları söyledi: ''Bunları konuşmuyor. Varsa yoksa Deniz Baykal. Deniz Baykal ile yatıyor, Deniz Baykal ile kalkıyor. Sen Başbakansın, işine bak. Her şeyi bırakmış, bizimle uğraşıyor. Benimle uğraşıyor, yetmiyor, İsmet Paşa ile uğraşıyor. İsmet İnönü döneminde ekmek karne ile dağıtılıyormuş. Sen İsmet Paşa dönemini, İkinci Dünya Savaşı'nı, Türkiyenin nasıl ayakta kaldığını biliyor musun?

Farkında değil, konuşuyor. Neyse ki İsmet Paşa'ya gelince fren yapıyor. Bir aşama ileri gitme hevesi var ama duramıyor. Ha orada dursun. Ne söyleyeceği varsa, benimle konuşsun, bana söylesin. Ben bunları konuşuyorum. Başbakan bize sataşıyor.''

Baykal, Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili ''Başbakan 'Kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çok' diyor. Doğrudur, kırtasiyecilerde kırmızı kaplı dosya çok da dosyalı Başbakan dünyanın başka bir ülkesinde yok.'' dedi.

Baykal, ''Başbakan 'Bana çare söyle' diyor, söylüyorum. Hakaret ediyor. Bana, 'Yolsuzluklarla mücadelenin çaresi nedir?' diye sorsan da o çareyi bi söyleyiversem. Niye sormuyorsun onu? Ama ben sorsa da sormasa da çareyi söyleyeyim: Çare, milletvekili dokunulmazlığını kaldırmaktır. Çare budur. Milletvekilinin imtiyazı olmaz. Kanunlar nezdinde olmaz. Vatandaşın durumu ne ise milletvekilinin de o olacak. Bir farkı olacak milletvekilinin; nedir o? Meclis'te kürsüye çıktığı zaman, suçtur, değildir hiç önemli değil. Doğru bildiğini, vicdanından ne geliyorsa, özgürce söyleyecek. Söz hakkı sınırsız, hırsızlık yasak. Sahtekarlık, yolsuzluk, sahtekarlık, evrakta sahtecilik, zimmet, cürüm işlemek üzere teşkilat kurmak, kalpazanlık yasak. Bunlar Başbakanın, bakanların dosyasındaki suçlar'' diye konuştu.