Baykal “Devletin gücü sanki dosya getirmeye yetmiyor. İşte dosya burada duruyor. Bu işin bir kişinin işi olmadığı görüldü. Organize bir iş olduğunu gösterdi. Filmdeki gibi organize işler bunlar. Mehmetçik vakfına vergi kolaylığı yok bunlara vergi kolaylığı getiriliyor. Kim getiriyor; Başbakan, iktidar, bakanlar getiriyor.” dedi.

CHP lideri Deniz Baykal partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada önce ekonomik krizin Türkiye’deki etkilerini ele aldı.

Baykal şunları söyledi:

“İnsanlar aileleri ile birlikte toplu intihar girişimleri gerçekleştiriyorlar. Dürüst işadamları kendilerini öldürüyor. Başka kimbilir ne olaylar yaşanıyor? Böyle bir tablonun sorumlusu olması gereken Başbakan, laubali bir üslupla ona buna saldırıyor. Bir başbakana yakışmayacak uslup içerisinde... Medyaya kızıyor, hayvan sevgisi olan yazarlara sataşıyor. Diyojenleri karıştırıyor. Türkiye bu tabloyu haketmiyor. Sorumlu, duyarlı, gerekeni kararlılıkla yapacak bir anlayışın iş başında olmaması bu noktayı getiriyor. Bu anlayışı değiştirmek lazımdır. Türkiye’nin ciddi bir başbabakana ihtiyacı vardır.

HER 4 GENÇTEN BİRİ İŞSİZ
İşsizlik rakamları açıklandı. 1 yılda 645 bin yeni işsiz. Bizim TÜİK’in tartışmalı, inandırıcı olmaktan uzak resmi rakamlara göre açıklanan rakamlardır. Bunun içinde işsizken iş aramaktan umudunu kesen ama kendini kayda geçirmeyen işsiz insalar var. TÜİK’in rakamlarına bunları da dahil edersek 1 yılda ek işsiz sayısı 943 bin artmıştır. 2001 krizinden daha yüksek bir tahribat yaşanmaktadır. Gençlere bakarsak oran yüzde 24. Her dört gençten birisi işsizdir. Başbakan’ın palavralarıyla milletin karnı doymuyor.

DENİZ FENERİ DOSYASI
Türkiye tarihih en büyük yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya. Yolsuzlukla getirilen paralar Türkiye’de harcanmış. Ama Türkiye’de dosya bekleniyor. Alman mahkemesi göndersin, biz de bakalım. Göndermese bir şey yapmayacak mısın? Senin yargın yok mu, savcın yok mu, hakimin yok mu? ‘Gelsin dosya bir bakalım’. Almanya hukukunu işletti. karar çıktı. Sen niye yapmıyorsun?

Dosyayı bekliyorlar. İşte sana dosya. Devletin gücü sanki dosya getirmeye yetmiyor. İşte dosya burada duruyor. Yap gereğini. Yolsuzlukların sadece sütü bozuk bir kişinin, kendi girişimiyle bir iş olmadığını bize gösterdi. Organize bir iş olduğunu gösterdi. Filmdeki gibi organize işler bunlar. Kim organize ediyor. Sadece birkaç arkadaş mı biraraya gelmiş? Teşkilatın arkasında derin insanlar, derin himayeler var. Bunlara vatana millete hayırlı teşkilat damgası veriliyor. Önü açılıyor. Bunlara ‘senden vergi almayacağım’ diyor. Mehmetçik vakfından vergi alıyor, bunlardan almıyor.Milletin ramazanda fitresini zekatını toplayıp burada tv kuranlara vergi kolaylığı getiriliyor. Kim getiriyor? Başbakan getiriyor, iktidar getiriyor, bakanlar getiriyor. Paraları toplayanları başbakan tanıyor mu? Tanıyor...Yakını...Bacanaklıklar vesaire...

Yolsuzluk olduğunda derhal gereği yerine getirebiliyorsa, üzülürüz ama gereği yapılıyor deriz. Burada öyle değil. Onun için buraya dosya gelmiyor. Bunun için arkadaşımız Ali Kılıç Almanya’dan aldı geldi o dosyayı.

Nereye baksak yolsuzluk. İktidardakilerin çocukları, maşallah bu krizde dükkan üzerine dükkan bu açıyorlar. Açarken babalarının gücünü kullanıyorlar. Dükkan açmaya saygım var. Ama alnının teriyle yapanı kutlarım, babasının gücüyle değil.

Arsa spekülasyonları var. Etraftaki özel mülkiyetteki arsaları alabilmek için belediyenin imar planı onları şeil saha yapıyor. Arsa sahipleri satmaya mecbur bırakılıyor. Aldıktan sonra da değiştiriyorsunuz. Ona göre imar alıyorsunuz. Arsa değil pırlanta.

İstanbul’da bir belediye başkanı adayı var, Kemal Kılıçdaroğlu. O ortaya çıkardı, arsayı Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) bağışlayacaklarmış. TFF’ye soruldu, ‘haberimiz’ yok dediler. Olay ateş topu haline gelmiş, elinde tutanı yakacak. İstersen verme. Sen TFF’ye niye verdin, onu açıklasana? Kılıçdaroğlu, ortaya çıkarmasa verecek miydin?

BAŞBAKAN SADETE GELSİN
Kılıçdaroğlu, seçilmeden İstanbul’a hizmet etmeye başladı. Kendisini tebrik ediyorum. Başbakan ‘Medyada her türlü suistimal var, en sonunda bana onu da söyletecekler’ diyor. Biliyor ve söylemiyorsa asıl suistimal içinde olan Başbakan’ın kendisidir. Bu bir Başbakan’a yakışıyor mu?

Başbakan’ın sadete gelmesi gerekiyor. Sadet ekonomideki durumdur. Milletin gerçek sorunlarına yönelmesi lazım. Böyle boş lafla, ona buna saldırarak, kuru gürültüyle gerçeği gizleyemeceğini görecektir.

KASA HIRSIZLIĞI
Eski bir Belediye Başkanı İstanbul’da 250 milyar dolarlık bir rant olduğunu söylüyor. Son 6 ayda 100 milyarlık rant olduğu düşünüldüğünde bu paranın yarısının kullanılması durumunda Türkiye’nin önünü açacaktır. Rant Türkiye’nin çıkış yoludur. Kalkınmanın finansmanı için yapılacak kaynakların başında kamusal rant geliyor.

Bir eve hırsız girmiş, üç kasadan ikisi büyük, ancak küçük olanı götürebilmişler. Kasayı açmışlar 2.2 trilyon çıkmış. Hırsızları tanıyan biri, soyulan evin İstanbul’da belediyede imar danışmanı olarak görev yapın bir kişiye ait olduğunu öğreniyor. Daha sonra ev sahibiyle temas kuruyor, kasası çalınan kişi önce ciddiye almıyor. Ancak kasa tarif edilince ikna oluyor. Danışman ‘Ailecek düşündük, kurcalamamaya karar verdik. Yarın bunu hesabı ahirette sorulacak’ diyor. Hangi ülkede yaşıyoruz? İstanbul’da eğer onlarca danışman kadrosunun evinde bulunan kasanın küçük olanından bu çıkıyorsa, Türkiye’deki rantın büyüklüğü düşünülsün.

O kişi görevine devam ediyor. Savcılar harekete geçti mi bilmiyorum. Bir yanda kendini yakanlar, çoluğunu çocuğunu öldürüp intihar edenler, işyerini kapatanlar ve işsiz kuyrukları... Öte yanda da bu tablo. Ondan sonra din iman edebiyatı. Benim kanıma da en çok bu dokunuyor.”