12 Haziran'da yapılacak seçimlerde CHP eski genel başkanı Deniz Baykal, Antalya'dan 1. sıradan aday gösterildi. Ancak listelerde Baykal'a yakın isimlere yer verilmedi.

Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila'ya konuşan Baykal, aday listesine ilişkin yorum yapmadı.

Baykal, "Var gücümle çalışacağım. Seçimlere kadar köy köy çalışacağım, dağ tepe gezeceğim ve partime oy isteyeceğim. CHP’nin başarısı için, iktidarı için elimden ne geliyorsa yapacağım. Gün böyle bir gündür. Herkesin önündeki ilk hedef seçimler olmalıdır" diye konuştu.

Fikret Bila'nın Baykal'la görüşmesini yazdığı bugünkü köşe yazısı:

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday listeleri açıklandıktan sonraki değerlendirmelerini dün yansıtmıştım. Kılıçdaroğlu, listeler açıklandıktan sonra parti örgütünden ve kamuoyundan olumlu yankı aldığını ifade etti. CHP’de bir değişim başlattıklarını ve bu değişimin devam ettiğini; özellikle kadın ve gençler açısından bir devrim yaptıklarını vurguladı.

Kılıçdaroğlu, aday listelerinde yer almayan ve dün CHP’ye eleştiriler yöneltenleri de anlayışla karşılayan bir tavır içinde. Bu tür tepkilerin bir iki hafta içinde geçeceğine inanıyor.

CHP’nin adayları konusunda Kılıçdaroğlu kadar bir önceki Genel Başkan Deniz Baykal’ın ne düşündüğü de merak ediliyordu. Listeler belli olunca “Baykalcılar tasfiye edildi”, “Baykal yalnız bırakıldı” gibi yorumlar yaygındı. Hatta Baykal’ın adaylıktan istifa edebileceği veya etmesi gerektiğini ifade edenler de oldu.

“Yorum yok”

Deniz Baykal’la dün konuştum. Aday listeleri konusunda konuşmak istemiyor. Bir başka ifadeyle “yorum yok” havasında. Benim izlenimim, memnun olmadığı ama seçime kadar bu konuda konuşmak istemediği yolunda.

Nedeni Baykalcılık mı?

Deniz Bey’in memnun olmadığına ilişkin izlenimimi, “Baykalcılar tasfiye edildi” yorumlarına bağlamam da zor.

Baykal’ın yaklaşımı, siyasette arkadaşlıkların, dostlukların var olduğu ama siyasette hiç değişmeyen tutumlar olmasını beklemenin gerçekçi olmadığı biçiminde. Siyasi koşulların o günkü gereklerine göre hareket etmeyi doğal karşılıyor.

Bundan çıkan sonuç, genel başkan değişikliği sırasında parti grubunun aldığı tutum nedeniyle bir kırgınlığı yok. Siyasette buna yer olmadığına inanıyor. Yeni bir genel başkanla yola devam edilmesini kendisinin önerdiğini anımsatıyor. O günlerde Kılıçdaroğlu’yla karşı karşıya oldukları izlenimi yaratılmasının doğru olmadığını da ekliyor. “Baykalcılık” nitelemesini de doğru bulmuyor. “Baykalcılık yok, CHP’lilik var” anlayışı içinde herkesin seçimlere asılması, görevini gereği gibi yapması gerektiğine inanıyor.

“Çekilmesi söz konusu değil”

Baykal, kendisine yakın bilinen isimlerin listelerde yer almayışı nedeniyle adaylıktan çekilmesi beklentisi ve önerileriyle ilgili değil. Bu tür ifadelerin CHP’ye zarar vermek isteyen ve kamuoyu tarafından da bilinen kişi ve çevrelerden geldiği düşüncesinde. Aksine var gücüyle seçimlere asılacak..

“Antalya’da çalışacağım”

Baykal’ın seçim kampanyasında ne yapacağıyla ilgili soruma verdiği yanıt bunu gösteriyor:

“Tabii ki var gücümle çalışacağım. Bir iki gün içinde Antalya’ya gideceğim. Seçimlere kadar köy köy çalışacağım, dağ tepe gezeceğim ve partime oy isteyeceğim. CHP’nin başarısı için, iktidarı için elimden ne geliyorsa yapacağım. Gün böyle bir gündür. Herkesin önündeki ilk hedef seçimler olmalıdır.”

Kol kırılır yen içinde...

Sonuç olarak Deniz Baykal’ın seçimi öncelediğini ve seçime kadar “kol kırılır yen içinde” anlayışıyla hareket edeceği izlenimi edindiğimi söyleyebilirim.

CHP’nin seçimde alacağı sonucun Kılıçdaroğlu’nun liderliği açısından bir test olacağı açık. Kemal Bey de bunun bilincinde hareket ediyor. Seçim sonucu, kuşkusuz parti içi gelişmeler açısından en önemli faktör olacak.