CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Bursa Fomara Meydanı'nda partisince düzenlenen mitingde halka hitap etti.

Başbakan Erdoğan'a televizyonda tartışma önerisini de tekrarlayan Baykal, ''Bizim milletimiz televizyonda kim doğru söylüyor, kim sahtekarlık yapıyor gözünden anlar. Çık sen söyle ben söyleyeyim, vatandaş ne düşünüyorsa başımla beraber. 'Gel'. Yok, arkamdan konuşacak. Arkamdan konuşmak sana yakışıyor mu? Başbakan'a kaçmak yakışıyor mu? Başbakan kaçar mı?

Televizyonda bir araya gelelim, Uğur Dündar'dan rica edelim. Eğer Uğur Dündar'ı istemiyorsan Ali Kırca'dan rica edelim, Ali Kırca'yı istemiyorsan Mehmet Ali Birand'dan rica edelim. Onlardan istemiyorsan gel Mehmet Ali Erbil'i çağıralım. O başarılı bir şovmen. Hem eğlence de olur. Millet de dinler, esprilerini yapar, var mısın? Ben varım, sen var mısın? Ama o şansını kaybetti. Dün akşam konuştu. Milleti uyardı, 'Aman ha' dedi, 'Bu memleketin gidişatından siz sorumlusunuz, gidişatı iyi görmüyorum'' dedi, anlattı gerekçelerini, çok güzel bir uyarı yaptı. Artık onu kabul etmez Başbakan, olmayıversin öbürlerinden seç. Başka önerdiğin birisi varsa bilelim, bak ben sana öneriyorum'' dedi.

ERDOĞAN: KAVGA EDER!
Başbakan Erdoğan da, TGRT Haber'de katıldığı 'Ankara'nın Gündemi' programında, Deniz Baykal'ın televizyonda tartışma çağrısına ilişkin, Baykal'ın seçim meydanlarındaki hakaret dolu polemiklerinin görüldüğünü, ancak kendisinin o polemiklerin içine girmediğini ve girmeyeceğini söyledi.

Erdoğan, ''Bu tür bir yapı, karakter, kimlik içinde olan bir insanla hangi televizyon programına çıkacaksınız? Bu işin adabını meydanlarda uygulayamayan insanla hangi televizyon programına çıkacaksınız? O televizyon programında şöyle bir sinir ucuna dokunuversek kavga edecek'' dedi.

Bugüne kadar ''televole'' programlarına hiç girmediğini dile getiren Erdoğan, ''Eğer bu işi çok arzuluyorsa, 29 Mart akşamı hangi televizyon kanalına çıkacak onu görelim, izleyelim, ben de memnuniyetle izlerim. Bir önceki seçimde 3 gün meydanda yoktu. Kayıp ilanı ile aradılar, bulamadılar. Sonra meydana çıktı. Bakalım bu seçimde kaç gün kaybolacak? Ben onunla bu noktalarda böyle bir polemik içinde olmayacağım, ben kendisini meydanlara çağırdım'' şeklinde konuştu.




Bursa'da halka seslenen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Bakın Bursa'dan söylüyorum; valileri, genel müdürleri, daire müdürleri, herkes aklını başına alsın. Türkiye'de 'ben sırtımı AKP'ye, Başbakan'a dayadım' diye kimse güvenmesin. AKP ile gelenler APS ile giderler'' dedi.

Bursa Fomara Meydanı'nda partisince düzenlenen mitingde halka hitap eden Baykal, sözlerine ''İyi ki siz varsınız. Türkiye'nin güvencesi sizsiniz'' diyerek başladı.

Baykal, Bursa'nın sadece bir kent değil aynı zamanda tarihin, kültürün, medeniyetin en sağlam kalelerinden biri ve sanayinin göz bebeği bir kent olduğunu dile getirerek, ''Otomotivin, tekstilin, tarımın, sanayinin öncüsü Bursa'da yaşayanlar, Bursalılar nasılsınız, iyi misiniz? İşleriniz, keyfiniz yerinde mi?'' diye sordu.

''BAYKAL SANA BUNU EYLÜL AYINDA SÖYLEDİ''
Baykal, hükümete ekonomik krize yönelik 7 tane çare söylediğini, ancak Başbakan'ın bunlara itibar etmediğini iddia ederek, ''Çaren var; 7 tane söyledim. Bağırdı, çağırdı, olumsuz laflardan canım sıkıldı, ben de hak ettiği cevabı verdim, biliyorsunuz. 'İktidar değilsin ben iktidarım, 40 fırın...' falan deyince bu, bak dedim; 'iktidar olmak ayrı adam olmak ayrı'. Hani bizde bir hikaye vardır. Adam oğluna demiş ki; 'oğlum' demiş 'vezir olmuşsun ama adam olamamışsın' demiş. Ben de bunu hatırlatıverdim. Anlaşılıyor, etkili oldu, üslubunu biraz toparladı'' dedi.

Hükümetin, başlangıçta itibar etmediği önerilerden bir tanesini uygulamaya koyduğunu belirten Baykal, ''Senin aldığın bu vergiler dünyada diğer ülkelerde alınmıyor. 'İndir bunu, 6 ay ' dedik. Bu 3 ay indirdi, ama indirdi. Bizim söylediğimizi yaptı. Şimdi birkaç gündür bir canlanma var. Herkes 'aman ne güzel stoktaki arabaları satıyoruz' diye seviniyor. Satarsın tabi Deniz Baykal sana bunu eylül ayında söyledi. O zaman uygulasaydın, daha iyi olurdu'' dedi.

Baykal, ayrıca işçinin üzerinde dünyanın en yüksek vergisi bulunduğunu, bunun indirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ''Bakın Bursa meydanında söylüyorum; yakında hükümet buraya da gelecek. Ama ne zaman gelecek, yıkıldıktan sonra, harabe ortaya çıktıktan sonra... Kardeşim, yıkılmadan yap ya... Bu ortamda işçi çalıştırmaktan daha güzel bir iş yok. Bir eve ekmek götürülmesine fırsat vermekten daha güzel bir şey yok. Bunu yapan insanı, o Maliye Bakanı'nın gidip alnından öpmesi lazım'' diye konuştu.

Kredi kartı borçlularına kolaylık getirilmesi gerektiğine işaret eden Baykal, ''Başbakan 'Türkiye'deki kredi borçlularının dürüst olduğuna inanmıyorum' diyor. Başbakan'a sormak lazım; '(sen işsiz kalmanın, evine ekmek götürememenin ne demek olduğunu bilir misin?)'' şeklinde konuştu.






Deniz Baykal, partisinin Uşak İstasyon Meydanı'nda düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, Tunceli'de yapılan yardımlara değinerek, bunun demokrasiyle, seçim hukuku ile bağdaşmadığını iddia etti.

Yapılanların ''yoksullukla mücadele'' denilerek açıklanmak istendiğini ifade eden Baykal, şunları söyledi:

''Yoksullukla mücadele ediyorsan, gel Uşak'a, Uşak'ta da yoksul var. Uşak'ta niye dağıtmıyorsun? Vali talimat veriyor. Vali bunların başında. Yüksek Seçim Kurulu diyor ki 'Olmaz böyle bir şey ayıptır, hukuk var, seçim adaleti var, doğru değildir' diyor. Başbakan, 'Benim valim devam edecek. Beni Yüksek Seçim Kurulu ırgalamaz' diyor. Seni Yüksek Seçim Kurulu ırgalamaz, kanun ırgalamaz, yasa ırgalamaz, anayasa ırgalamaz. Ne ırgalar seni arkadaş? Ne ırgalar seni? Ben onu neyin ırgalayacağını biliyorum. Seçim zamanı milletin kararı ırgalar mı, ırgalamaz mı? Bir gösterin bakalım el mi yaman, bey mi yaman? Başbakan mı yaman, millet mi yaman? Bir gösterin bakalım.''

Deniz Baykal, hukuka uygun davranmadıklarını ileri sürdüğü valileri uyararak, ''O valiler, Başbakan, AKP var diye kendilerini güvende hissetmesinler. AKP ile gelenler APS ile Acele Posta Servisi ile giderler. İnşallah olacak. Hep beraber yapacağız bunu'' diye konuştu.

BAŞBAKAN GİDİCİ OLDUĞUNU GÖRDÜ
CHP lideri Baykal, tüm bu olanlara insanların içinden geldiği gibi sesini yükseltmeye başladığını ve bunun karşısında Başbakan'ın vatandaşa bile tepki göstermeye başladığını söyledi.

Bunun altında yatan şeyin, Hükümetin, artık yolun sonuna gelmesi olduğunu ileri süren Baykal, ''Başbakan artık gidici olduğunu gördü. Abbas gidicidir. Bu iş, bu gidiş gözüktü'' dedi.

Baykal, Yüksek Seçim Kurulunun seçimlerde TC kimlik numarası bulunan resmi bir kimlik bulundurma şartını da hatırlatarak, vatandaşlardan bu konuda duyarlı olmalarını istedi.

Türkiye'de 2007 yılında borcunu ödeyemediği için takipte olan kişi sayısının 200 bin iken bu sayının geçen yılın sonunda 600 bine çıktığını, bu yıl ise sadece ocak ayı için 138 bin kişi olduğunu belirten Baykal, bu şekilde takipte olan kişi sayısının yıl sonunda 1,5 milyona çıkma tehlikesi bulunduğunu ileri sürdü.

Baykal, bu duruma mutlaka bir çare bulunması gerektiğini, bunun için hükümete daha eylül ayında tedbir alınması için çağrıda bulunduklarını ancak dinletemediklerini söyledi.

Alınması gereken tedbirleri son olarak, Başbakan Erdoğan'ın ''meydan okuması sonucu'' 2 hafta önce tek tek saydıklarında bu politikalara ''ağızlarını da bozarak karşı çıkıldığını'' ifade eden Baykal, şöyle devam etti:

''Aradan 2 hafta geçti, şimdi bizim önerdiğimiz politikayı uygulamaya başlıyor. Biz ona demiştik ki otomotivden ve beyaz eşya üretiminden vergileri indirin.' 6 ay için indirin' dedik, onlar 3 ay için uygulamaya koydular. İnşallah onu da uzatacaklar. Yani bu işin sadece bir tanesi. Halbuki başka önerilerimiz de var. Mesela diyoruz ki çalışan insanın üzerinden yüzde 50'ye yakın vergi, stopaj, prim alınıyor. Çok fazladır, dünyadaki en yüksek oran. Yani şu sıra bir insanı çalıştırmak, iş vermek, ekonomiye yapılabilecek en büyük hizmet. Şimdi bunu yapan insana diyor ki maliye, 'Madem sen yanında işçi çalıştırıyorsun, buna verdiğin paranın yarısı kadar bana da vereceksin.' Biz de diyoruz ki kardeşim 'Maliye çekil aradan.' Bırak vatandaş imkanı var, işçi çalıştırıyor, çalıştırıversin. Makul bir şekilde indir o yükünü, bak dünyada hiç kimse senin kadar almıyor.''

TEŞKİLATLI YOLSUZLUK
CHP lideri Baykal, Türkiye'nin bu dönem için en önemli gündem maddelerinden birinin de yolsuzluklar olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin yıllardır yolsuzluklara tanık olduğunu ancak bu dönemde yolsuzlukların da boyut değiştirerek, teşkilatlı, organize hale geldiğini öne süren Baykal, ''Yolsuzlukta Türkiye çağ atladı çağ. Eskiden yolsuzluk bireysel bir olaydı. Şimdi bir araya geliyorlar, 40 kişi, 50 kişi bir teşkilat, bir tezgah, bir şirket, dernek kuruyorlar. Muhasebecisi var, başkanı var, yatırım uzmanı var, halkla ilişkiler uzmanı var. Bir teşkilat. Her tepeden çıkıyorlar'' diye konuştu.

''Yurt dışındaki vatandaşların dini duygularını da sömürerek gerçekleştirilen böylesi bir yolsuzluğun Almanya hükümeti tarafından ortaya çıkarıldığını'' belirten Deniz Baykal, Almanya'nın yolsuzluğun asıl ele başlarının Türkiye'de olduğunu söylemesine hükümetin duyarsız kaldığını ileri sürdü.

Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Aylar geçti Türkiye'den kimsenin kılı kıpırdamıyor. Onun üzerine dedik ki 'Niye bu konuyu incelemiyorsunuz?' Bize dediler ki 'Almanya'ya yazı yazdık, dosya göndersinler o dosya gelsin bakarız.' Biz de onlara 'Almanya'dan ne dosya bekliyorsun? Almanya kendi polisiyle, savcısıyla, mahkemesiyle gereğini yapmış. O suçu işleyenler bizim vatandaşlarımız, bu sahtekarlar bizim vatandaşlarımız, dolandırılan vatandaşlar bizim vatandaşlarımız, kurulan şirketler bizim şirketler, parayı taşıyan bizim vatandaşımız, kurulan televizyon kanalı bizim kanalımız, onlar mahkum etti, sen ne dosyası bekliyorsun, senin kanunun, jandarman, emniyetin, polisin, savcın, hukukun, vicdanın yok mu?' dedik.

''Dosyayı kaplumbağanın sırtına koysan 6 ayda gelir'' diyen Baykal, şunları söyledi:

Baktık bunların getireceği yok. Bir arkadaşımdan rica ettim 'Git Almanya'ya şu dosyayı al getir' diye. Gitti Almanya'dan aldı getirdi. Meydanlarda gösterdim, dedim ki 'Dosya dosya diyordun al sana dosya.' Şimdi Recep Tayyip Erdoğan buna cevap veriyor. Diyor ki 'Kırtasiyelerde kırmızı dosya çok.' Rahat adam, geniş adam, umrunda değil. Kırmızı kaplı dosya çokmuş. Sen dosyanın rengini bırak da içindeki belgelere gel. Bu olay ortaya çıktığında Başbakan'a sordum ' Tanıyor musun bunları?' 'Ik mık'. Sonradan anlaşıldı ki çocukları bacanakmış.''

HÜKÜMET HİMAYESİNDE YOLSUZLUK
Tüm bu yolsuzlukların hükümetin himayesinde yapıldığını iddia eden Baykal, şöyle konuştu:

''Hükümet bunlara ne diyor? 'Siz kamuya yararlısınız' diyor. Bütün devlet teşkilatının kapıları açılıyor, ondan sonra bunlara bir de vergi muafiyeti veriliyor. 'Senin topladığın paradan, kazancından hiç vergi vermeye gerek yok.' Niye? 'Çünkü sen hayırlı iş yapıyorsun.' Bunlara vergi muafiyeti veriyor ama bu vatan için gözünü budaktan sakınmayan, canını veren, mayına basıp kolunu, bacağını kaybeden şehitlere, gazilere, onların ailesine yardım etmek için kurulmuş Mehmetçik Vakfına o vergi muafiyetini tanımıyor. Onlara yapılan bağışlardan vergi alıyor. Bu ne anlayıştır.''

Türkiye böyle bir tabloyla karşı karşıyayken Başbakan Erdoğan'ın bu iddialara cevap vereceğine ve işsizlikle uğraşacağına meydanlarda tek derdinin kendisi olduğunu belirten Baykal, ''Başbakan gece yatağa Deniz Baykal ile giriyor, sabahleyin yataktan Deniz Baykal ile kalkıyor. Başka derdi yok, varsa yoksa Deniz Baykal'' dedi.

Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'a bu iddiaları ve ülkenin sorunlarını televizyon kanalında tartışma önerisini yineleyerek, bu tartışmayı yönetmek üzere Uğur Dündar, Ali Kırca ve Mehmet Ali Birand'ın dışında, Başbakan istediği takdirde, Mehmet Ali Erbil yönetiminde bile yapabileceklerini söyledi.