Baykal: Yandaş medya çabası

CHP lideri Deniz Baykal, raportörün Cumhurbaşkanı Gül tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yedek üye olarak atanmasına tepki gösterdi. Baykal “AKP, yandaş mahkeme yapmaya çalışıyor” dedi.

Anadolu Ajansı 30.03.2010 - 17:40

CHP lideri Deniz Baykal, raportörün Cumhurbaşkanı Gül tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yedek üye olarak atanmasına tepki gösterdi. Baykal, “AKP, yandaş mahkeme yapmaya çalışıyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliğiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Deniz Baykal, şöyle konuştu: “Anayasa değişikliğinin özü üç maddededir. Gerisi işin sosudur, garnitürüdür, gözden saklamak için oraya getirilmiş olan göstermelik maddelerdir. O maddelerle ilgili bir telaş, heyecan, bir arayış yoktur. Mesele üç temel maddedir.

Anayasa Mahkemesi'nin yapısı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı ve Anayasayı ihlal eden, milli birliği bütünlüğü ihlal eden, teröre başvuracak, Anayasanın özünü tahrip edecek siyasi partilerin bu tahribatlarına, bu Anayasa ihlallerine devam etmelerine imkan verecek bir düzenlemenin Anayasamıza yerleştirilmesi. Hesaplar budur.”

Siyasetin, sık sık adalete tasallut ettiğine, kendi amaçları doğrultusunda adalete yön vermeye çalıştığına tanık olunduğunu belirten Baykal, tarihten örnekler verdi.

Türkiye'de mütareke adaleti yaşadıklarını, bunun bir dönem, parantez olduğunu ifade eden Baykal, milli mücadele döneminde, Nemrut Mustafa divanında söz ettiğini anımsattı.

Baykal, İslam tarihinde ise yargıya yönelik ilk müdahalenin Emeviler zamanında yapıldığını, Emeviler'in, adaleti, yargıyı; kendi siyasi amaçları için kullanmak, yönlendirmek istediğini belirtti.

Baykal, Emeviler zamanında, özel mahkemeler kurulduğunu, muhaliflerin bu mahkemelerde sindirildiğini, Ehli Beyt'e yönelik suçlamaların öncesi ve sonrasında, hep bu olayların bulunduğunu söyledi.

Emeviler'in, siyasi amaçları için İslam'ın en kutsal değerlerine, sembollerine din adına tecavüz ederken adaleti kullandığını belirten Baykal, İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin, Emevi zulmüne alet olmayı ret ettiğini, teklif edilen kadılık görevini elinin tersiyle ittiğini, zulme maruz kaldığını, hapishanede öldüğünü anlattı. Baykal, İslamda dini siyasete alet etmenin mimarının, Muaviye olduğunu ifade etti.

Bazı kişilerin, olayı, bu kadar açık söylememeyi, nezaketleri, zarafetleri gereği gördüğünü, ''Aman yargı kuşatılacak demeyelim, saygısızlık olur'' dediğini kaydeden Baykal, ''Kuşatma ne? Yargı ele geçiriliyor'' görüşünü savundu.

'HİNOĞLUHİNLİĞİ BİLMEYECEK MİYİZ?’
Anayasa değişikliğinde öngörülen Anayasa Mahkemesinin yapısına, üyelik seçimine yönelik düzenlemeleri eleştiren Baykal, Meclisin mahkemeye 3 üye seçtiğine işaret etti.

Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Meclis seçiyor diyorsam, lafın gelişi, Meclis içindeki çoğunluk seçiyor. Cumhurbaşkanı, Yargıtay’dan 3 kişiyi gönderecek. Yargıtay o 3 kişiyi, Meclisteki gibi seçmeyecek. Meclisin seçme tarzı farklı, Yargıtayın farklı. Niye acaba? Yargıtayın seçeceği üyeler, çoğunluğun seçtiği üyeler olmak durumunda değil, Cumhurbaşkanı azınlığın adaylarını da seçebilecek. Orada onun tertibatı yapılmış. Bunların hepsi ince ince ayarlamalar değil mi? Bunlara, altında iyiniyet, demokrasi anlayışı var diye inanmak, temiz bir zihniyetin, idealist bir anlayışın, vatanseverliğin gereğidir deyip, öyle mi bakacağız, işin gerçeğini görmeyecek miyiz, bunun altında hangi hinoğluhinliğin yattığını bilmeyecek miyiz?''

RAPORTÖR, MÜSTEŞAR YARDIMCISI, YEDEK ÜYELİK
CHP Genel Başkanı Baykal, Anayasa değişikliğinin yasalaşması halinde, Anayasa Mahkemesi yedek üyelerinin, asıl üye olacağına dikkati çekti.

Baykal, Anayasa Mahkemesinde raportör olan bir kişinin, 26 Şubatta Denizcilik Müsteşar Yardımcılığına getirildiğini, 31 gün bu görevde çalıştıktan sonra Cumhurbaşkanı tarafından dün Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine atandığını söyledi.

Baykal, ''Anayasa Mahkemesi’ne üye seçecek Sayın Cumhurbaşkanının bu atamasına 'Cumhurbaşkanı seçecek, ne olur, seçiversin' diyenlerin dikkatine sunuyorum. Anayasa değişikliği gerçekleşirse, bu kişi otomatik olarak Anayasa Mahkemesi üyesidir'' diye konuştu.

Değişikliğe göre, Anayasa Mahkemesine YÖK'ün de üye seçtiğine işaret eden Baykal, seçilecek üyelerin çok azının hukukçu olacağı bir yapının oluşacağını belirtti.

19 üyeyi nasıl seçecek, Yargıtaydan, Danıştaydan, YÖK'ten olması...Zaten oraları belirli biçimde şekillendirmeye çalışıyorsunuz. AKP yandaşı olmasına engel mi? Bunu öyle oluşturmayacak mısınız? Bu, AKP'nin Anayasa Mahkemesini, kendisine yandaş mahkeme haline getirme girişimidir. Çok açık ve net, yalın gerçek budur. 'Bu iyidir, doğrusu budur, dünyada bu işler böyle oluyor. AKP, TRT'yi, YÖK'ü ele geçirdi, bırakıverin, aynı şekilde yargıyı da eline geçiriversin, direnmeyin, teslim olun' diye mi düşüneceğiz. Böyle düşüncenin daha demokratik, çağdaş, batılı, uluslararası standartlara uygun olduğunu mu düşüneceğiz? Aklımızı peynir ekmekle mi yedik. Aklın, sağduyunun, mantığın gereği, bu gerçeği tespit etmek etmek değil mi? Yapılan operasyonun bu olduğu görmemezlikten gelinebilir mi? Birileri, bunu söylemek işine gelmediği için görmemezlikten geliyor. Birilerinin gözlerini, TRT'nin sağladığı geniş mali olanaklar perdeliyor, onlar göremiyor. Yandaş medyanın işi zaten görmemek, yandaş yazarların derdi gerçekleri saklamak. Sağduyu, akıl, mantık, vicdan susacak mı, teslim olacak mı?''

GEÇİCİ OLMAYAN 15. MADDE
Baykal, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısı ve siyasi partilerin kapatılmasına yönelik getirilen düzenlemeleri de eleştirdi.

Anayasanın geçici 15. maddesinin göstermelik olarak kaldırılmasının öngörüldüğünü ifade eden Baykal, kaldırılmasının uygun ve böyle bir maddenin bulunmasının Anayasa açısından üzücü olduğunu söyledi.

Baykal, değişiklikle getirilen bir maddeyle, Hükümeti oluşturan, iktidardaki siyasi partinin icraatından, hukuku, Anayasayı ihlali nedeniyle sadece geçmişte değil, şu andaki uygulamalarından dolayı da hesap sorulamayacağını kaydetti. Baykal, ''Kendin için de 12 Eylül Anayasası'nın geçici 15. maddesi gibi geçici olmayan, gelecekte de işleyecek bir 15. maddeyi, iktidar siyasi partisi için oraya koyuyorsun'' diye konuştu.

''İktidar olanakları ve tehdidiyle'' her kapının çalındığını, ancak ''yaptığınız doğrudur, iyidir'' diye bir cevap alınamadığını ileri süren Baykal, herkesin, çekingen değerlendirmelerle kendisini bu işin dışında tutmaya çalıştığını söyledi.

Anayasa değişikliği içinde köylünün, esnafın, emeklinin, işçinin, memurun, işsizlerin, gençlerin yer almadığını, sadece''AKP yönetiminin olduğunu'' belirten Baykal, “ Bu anayasa değişikliği, bir AKP anayasası oluşturmaya yöneliktir'' diye konuştu.

Baykal, ''AKP'nin, yalnız kaldığını, sağına, soluna baktığını, kimseyi göremediğini, boşlukta kaldığını'' savundu.

Kürt, Ermeni açılımlarına ne olduğunun görüldüğünü, ''Kürt açılımı'' etrafında kıyamet koparıldığını, Hollywood ve Yeşilçam'dan yardım istendiğini, oluk oluk para akıtıldığını ifade eden Baykal, ''İlk gelişlerine baksaydınız 'vay be silindir gibi ezip geçeceklerdi.' Ne oldu? Ağızlarına almaya cesaret edemiyorlar, unutturmaya çalışıyorlar. İşi getirdiler parayla davet ettikleri Romanlarla eğlence, şenlik, panayır havasına dayattılar'' diye konuştu.

''Ermeni açılımında neredeyiz?'' diye soran Baykal, ABD'deki karardan sonra Başbakan'ın havalara girip, esip gürlediğini, büyükelçiyi geri çektiğini, ABD ziyaretini iptal ettiğini ifade etti. Baykal, ''Sayın Başbakan'ın, ABD ziyaretine yanında büyükelçiyi de alıp gitmesi durumu ortaya çıkarsa sakın şaşırmayın. Deniz Baykal demişti dersiniz. Bu da bir fiyaskodur'' dedi.

'ABBAS YOLCUDUR'
Anayasa değişikliğinin ''3. fiyaskoyu'' oluşturacağını iddia eden Baykal, değişikliğin Türkiye'nin anayasa özlemine cevap vermediğinin açık olduğunu söyledi.

Değişikliğin ''bir AKP projesi, imalatı olduğunun'' çok açık görüldüğünü, Türkiye ile bir ilgisinin bulunmadığını öne süren Baykal, telaşın, ''AKP'nin iktidar döneminin bitmesinden'' kaynaklandığını dile getirdi.

''Abbas yolcudur'' diyen Baykal, Anayasa Mahkemesinin yapısında değişikliğin buna yönelik olduğunu ileri sürdü.

Baykal, ''Yarının Yüce Divan'ı hazırlanıyor, dersem yanlış bir şey mi söylemiş olurum. Beni yargılayacak mahkemeyi oluşturayım telaşıdır bu. Çok açık. İşin gerçeği budur. Millet de bunu görüyor'' dedi.

Baykal, HSYK'nın, bütün önemli mahkemelerin oluşumunu belirleyen kurum olduğuna işaret ederek, ''Kritik mahkemeleri, bizim anlayışımıza göre şekillendireceğiz... Bu işin içinde particilik yoktur diye düşünmek, Türkiye gerçeğini bilen insanlar olarak, aklınıza yatıyor mu? Yapılmak istenen Anayasa Mahkemesi ve HSYK'yı, RTÜK'e, YÖK'e çevirmektir'' görüşünü savundu.

'VAHİM SONUÇLARI OLUR'
Deniz Baykal, getirilen değişikliğinin, anayasanın temel ve değiştirilemez maddelerine aykırı olduğunu iddia etti.

Bunun, partisel görüşleri olmadığını, tüm önemli hukuk çevrelerinin ifade ettiğini anlatan Baykal, Anayasa Mahkemesince de böyle değerlendirilmesinin ihtimal dahilinde olduğunu söyledi.

Baykal, ''Tabii siz bu ihtimali bertaraf etmek için çeşitli yöntemlerle müdahale ederseniz, ona benim alkım ermez. Biz işin hukukuna bakarız. İşin hukukuna baktığınız zaman bu girişimin anayasanın özüne aykırı bir girişim olarak mahkeme tarafından değerlendirilmesi olasılığı vardır'' dedi.

Bunu, Anayasa Mahkemesinin sıradan bir değerlendirmesi olarak görmemek gerektiğini belirten Baykal, şöyle devam etti:

''Risk alıyoruz, diyorlar. Ne demek bunlar? Bunların her birisi, bu girişimin çok sakıncalı gelişmelere yol açabileceğini biliyoruz, hesaba katıyoruz, öngörüyoruz, talep ediyoruz, anlamına gelmektedir. Diyor ki biz anayasayı değiştirilemez diye düşündüğünüz yönleriyle de değiştirmeye teşebbüs ediyoruz. Bu teşebbüs Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilirse, sizin anayasayı ihlale teşebbüsten mahkum olmanız sonucu ortaya çıkarsa bunun anlamı nedir? Bu, başka bir olaydır. Bunun çok vahim sonuçları olur. Öyle anlaşılıyor ki bu girişimi yapanlar o vahim sonuçları da öngörmüşlerdir, içlerine sindirmişlerdir, hatta belki onu talep etmektedirler. İşte bu çok önemli bir noktadır. Milletin bu oyunu görmesini istiyorum.

Kimsenin göze alamadığı riski alıyoruz, söylemi yaptıkları girişimin farkında olduklarını ortaya koymaktadır. Onlar risk alıyorsa biz de teslim olalım, Türkiye'yi, hukuku, adaleti teslim edelim, Anayasa Mahkemesi sana kurban olsun diyelim, HSYK, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk cumhuriyeti sana feda olsun diyelim, öyle mi? Olay buraya geliyor.''

'SOĞUKKANLI YAKLAŞMALI'
Baykal, iktidarın konuya yeniden soğukkanlı bir şekilde yaklaşması gerektiğini, konunun Türkiye'yi çok sıkıntıya sokacağını, çok büyük rahatsızlıklar, üzüntüler, ıstıraplar yaratacağını kaydetti.

Türkiye'yi böyle bir zorlamadan uzak tutmak gerektiğini belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Mümkünse AKP yönetimi bu yanlışa dur demelidir. Eğer yönetim, yanlışa dur demezse AKP milletvekili dur demelidir. Onların içinde sağduyulu, vatansever, ülkeyi çalkantılara, acılara sürüklemeyecek duyarlılıktaki insanlar bu teşebbüse alet olmamalıdır. Bu işin dışında kalmayı başarabilmelidir. Bunu yaparlarsa hem Türkiye'ye, hem partilerine, hem de kendilerine en büyük hizmeti yapmış olurlar. Umarım bu bir ihtimal olarak ortadadır. Bunu değerlendirecek olan insanlar gerçekten tarihi bir görev yapmış olacaklardır. Eğer bu girişim orada tutulmazsa o zaman Anayasa Mahkemesi, hukuk devletinin kendisini savunma hakkını doğru biçimde kullanır. Eğer bu engeller aşılırsa o zaman umut ediyorum, diliyorum milletimiz önüne gelecek olan bu düzenlemeyi hak ettiği şekilde değerlendirir.''

23 SORUYA TEK YANIT
Düzenlemenin bütünüyle halk oyuna sunulmasının öngörüldüğünü anımsatan Baykal, birbiriyle alakası olmayan 23 soru sorulduğunu, bir tek cevap hakkı verildiğini ifade etti.

Baykal, ''Bunda hukuk, akıl, mantık, adalet, vicdan, demokrasi var mı? Soruları millete sormaktan niye kaçıyorsun?'' diye sordu.

Venedik Kriterlerinin birbirinden aykırı konuların ayrı ayrı halk oylamasına sunulmasını öngördüğünü anımsatan Baykal, ''İşine geldiği zaman Venedik, işine geldiği zaman İstanbul, işine geldiği zaman Ankara... Bunlar samimiyetsizlik'' dedi.

Baykal, ''milletin, AKP'ye hayır diyeceğini'' belirtti.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...