Hükümet ve CHP'yi karşı karşıya getiren, askere sivil yargı yolunu açan yasa, mahkemeye taşınıyor. Anayasa Mahkemesi'ne başvuru amacıyla karar almak için olağanüstü toplanan CHP grubunda Genel Başkan Deniz Baykal eleştirilerini dile getirdi.

Medyanın karşısına çıkan CHP lideri Baykal, şöyle konuştu:

"Çıkarılan yasa ile Türkiye'deki var olan yargı iş bölümü yeniden düzenlendi, Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı ve yürürlüğe girdi. 'Geceyarısı baskın yasası' olarak nitelenen düzenleme, çok kapsamlı ve önemli tartışmaların gündeme gelmesine vesile oldu.

CHP, taşıdığı özel sorumlulukla bugün yasanın getirdiği yenilikleri değerlendirecek.

Bu kadar önemli tartışmalara yol açan, yeni bir dönem başlatacağı söylenen böylesine iddialı bir yasal düzenlemenin hangi şartlarda TBMM'de ele alıp görüşüldüğünü hatırlamamızda yarar vardır.

Türkiye'de rejimin en temel konularını gündeme getiren, yargı bağımsızlığını, işsizliği, demokratikleşmeyi, asker sivil ilişkilerini derinden etkileyen, tarihi olduğu söylenen TBMM'de hangi şartlarda müzakere edildiğini hatırlarsak, içinde bulunduğumuz durumu anlamamız açısından çok önemli bazı noktaları yakalamış oluruz.

Yasanın sadece bir maddesi bu kadar büyük heyecan, ilgi ve tartışma yarattı. Büyük bir dönüşümü gerçekleştirdiği iddia edilen bu madde, geceyarısı aniden bir önerge üzerine, o önerge Genel Kurul'da müzakere edilemeden yasaya yerleştirildi. Ve birden bire sabahleyin herkes ne yapıldığını yeniden keşfetmek durumunda kaldı.

Genel Kurul'da maddenin müzakere edilmesi çok açık bir ihtiyaçken, bilinçli bir biçimde kaçırılmıştır. Açık gerçek şu ki, önergenin anlamı TBMM'den, komisyonlardan, kamuoyundan ve ilgili kurumlardan kaçırılmıştır. Bu açık gerçektir.

Demokrasi ve hukuk açısından Türkiye'yi değiştirecek böyle bir düzenleme tam bir güvenle, ilgili kurumların görüşünü alıp gerekiyorsa dikkate almayarak, demokratik teamüllerden geçerek çıkmalıydı.

TBMM BAŞKANI 'HABERİM YOK' DİYOR
Açık bir iyiniyet eksikliği var. TBMM Başkanı 'Benim haberim yok' diyor. Tarihte bir devir açıp kapatan düzenlemeden TBMM Başkanı'nın, partilerin ve komisyonların haberi yok. 'Canım, haberi olsaydı...' Bu tartışılabilir.

Fakat bu düzenlemeyi neden açıklıkla yapmadınız, neden çekindiniz? Yasama sürecinin bu biçimde götürülmüş olması, bir temel zafiyettir.

Askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin usul yanlışı olduğu, rastlantısal bir yanlış olduğunu düşünmemizi kimse bizden beklemesin.

Bu konu olağanüstü bir bilgi kirliliği içerisinde tartışılmaktadır.

3 MADDEDE BİLGİ KİRLİLİĞİ
Bilgi kirliliği şu maddelerde görülebilir:

Darbeyi önleme yasası lafı boş bir safsatadan ibarettir.

GİRİŞİMİN ARKASINDA NE VAR?
O zaman bu girişim ne anlama geliyor? Arkasında ne var?

Bu düzenleme olağanüstü tertiplerle geçirildi. Bir süredir başka alanlarda yaşadığımız gelişmelere bakmalıyız. Bu demokrasi duyarlılığının başka alanlara nasıl yansıdığına bakacak olursak samimi olmadığını görürüz.

Basın alanına bakalım. Bu iktidarın medyanın kendisine muhalefet etmesi karşısında hangi tavırları takındığına bakarsak meselenin iç yüzünü görürüz. Bugün iktidar çok açık ve ciddi bir şekilde, medyanın özgür eleştirisinden rahatsızdır. Medyanın mülkiyet yapısı bilinçli olarak değiştirilmiştir. Türkiye'nin ikinci büyük yayın kuruluşunu iktidar kendi denetimine alabilmek için kamu bankalarından 750 milyon dolar krediyi Başbakan'ın damadının başında olduğu gruba vermiştir. Bu Avrupa'da olabilir mi? Bugün medyanın önemli bir kısmı iktidarın kontrolü altındadır ve onun şakşakçısıdır. Geriye kalan ve muhalefet etmeye çalışan medya grubu da olağanüstü baskılar altındadır.

Bağımsız yargıya gelirsek... Şu anda Türkiye'de yargı bağımsızlığından söz etmeye imkan var mı? Yargı, bugünkü iktidardan kaynaklanan en büyük tahribata maruz kaldı. Yargı, baskılar altındadır. Daha geçenlerde bir yargıç, 'Üzerimde kurumsal baskı var' diyerek davadan çekildi. Bugüne kadar hiç duymadığımız bir gerekçedir bu. Hangi kurum bu baskıyı yapan? Kanarya veya kedi sevenler derneği mi yapıyor? 'Kurumsal' yerine 'resmi' kelimesini koyun, öyle okuyun. Kim bu resmi baskıyı yapıyor; bunun sorulmaması nasıl sindiriliyor? Bu resmi baskı sadece o hakime mi yapılıyor? Bütün bunlar, iktidarın yargı bağımsızlığı konusundaki temel duruşunu ortaya koyuyor. Tıpkı medyada olduğu gibi yargıda da bir vesayet anlayışı vardır.

AB 'HSYK'DAN BAKANI ÇIKAR' DİYOR
Son yasa, iktidarın vesayet altına almayı başaramadığı bir alanda vesayet arayışının ifadesidir. Sivil yargı belli oranda vesayet altına alınmıştır, iktidar askeri yargıyı da vesayet altına almak istiyor. AB, 'Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan Adalet Bakanı ve müsteşarı çıkarın' diyor; açık bir talep. AB'nin taleplerine bu kadar önem veren iktidar, neden bunu görmezden geliyor?

ANAYASA MAHKEMESİ'NE NEDEN GİTMEYELİM?
Çok ilgi çekici bir tablo ile karşı karşıyayız. Başbakan dahil pek çok aydın, bizim Anayasa Mahkemesi'ne gitmememiz konusunda çaba gösteriyor. Bunun altında ne yatıyor? Bir demokrat, yüzü kızarmadan 'Aman Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyin' diyebilir mi?

Darbe nedir? TCK kapsamında değerlendirilebilecek bir suçtur. Kimse 'Darbe yapmak serbest olsun, darbeciler yargılanmasın' demiyor. Sivil ve askeri yargı darbeyle savaşmak için yeterince mücehhezdir, donanımlıdır. Darbe mutlaka bir geceyarısı marşlarla gelir diye bir şey yok; darbe bir süreç... Darbeyi sadece askerler yapar diye bir şey yok; darbeyi siviller de yapar... Faşizm askeri kurumların sivil kurumların üzerinde tahakküm ve vesayet kurduğu bir rejim değildir her zaman; çoğunlukla sivil kurumların askerin üzerinde vesayet kurduğu bir düzendir. Faşizm çoğunlukla sivil hegomanyadır, askeri komutasına alan sivil bir girişimdir. Sivil darbe bir süreçtir, destek olanlar da kurbanı olabilir.

Cumhurbaşkanı'nın görevi, önüne gelen yasayı irdelemek değil, uygun değilse geri göndermektir. Garip bir şey oldu, Çankaya bu kanunu uygun gördü ancak bazı sorunlar yaratacağını da belirterek yeni düzenleme istedi. Kanunun tümünü TBMM'ye gönderse daha iyi olmaz mıydı? Bu yasa, bir cumhurbaşkanı sorunumuz olduğunu da göstermiştir. Ne yazık ki, Anayasamızın öngördüğü gibi bir cumhurbaşkanına olan ihtiyacımız devam ediyor. Cumhurbaşkanı, şu anda yanlışları ifade etme tarafsızlığında değildir.

BAYKAL VE CHP ÖNYARGILARINIZI BİR TARAFA BIRAKIN
Kanun vesilesiyle Türkiye'nin nereye gitmekte olduğunu ülke olarak bir düşünmemiz lazım.

Benimle veya CHP ile ilgili önyargılarınızı bir tarafa bırakıp, bu sese kulak verin. Türkiye, uzun süredir iktidar partisinin önderliğinde askeri vesayeti tartışıyor. Şimdi soruyorum, bizim bilmediğimiz bir şey mi var, gizlenen bir şey mi var?.. Bu düzenlemeyi acilen yapmayı gerektiren bir durum mu var? 2002 seçimlerini AKP kazandı, askerler seçim sonucunu mu değiştirdi? Tayyip Erdoğan'ın önünü açan sürece askerler karşı mı çıktı? AKP istediği her yasayı çıkarmadı mı? Laik demokratik düzenin ömrünü tamamladığını ve din temelli yeni bir düzen kurulması gerektiğini söyleyen kişileri Başbakan, bakan veya müsteşar yapmadı mı? Askerler buna müdahale mi etti?

Erdoğan, kendi deyimiyle 'kardeşi Abdullah'ı Cumhurbaşkanı seçtirtmedi mi? Buna mı müdahale etti askerler?

Genelkurmay Başkanı ile Dolmabahçe'de ölüme kadar saklanacak şekilde görüşeceksin, sonra el altından 'ülkede askeri vesayet var' kampanyasını yürüteceksin.

Madem AB diyorsun, gel Türkiye'yi gerçek Avrupalı yapalım. Milletvekillerine, kürsü dokunulmazlığı hariç dokunulmazlıkların tümünü kaldıralım. Bütün Avrupa ülkelerinde askeri yargı var ama hiçbirinde dokunulmazlık yok. Yargı siyasallaşmış, yargıya güvenemezmişsin... Sen Başbakan olarak güvenemezsen, vatandaş nasıl güvensin? Eğer yargıdan bir şikayetin varsa, gel Anayasa'yı değiştirelim. Siyasilerin yargıdan ellerini temelli çekmesini sağlayacak bir düzenlemeyi yapalım.

Gel özerk vergi kuruluşları yapalım, iktidarların vergi üzerindeki yetkisini kaldıralım. Atv ve Sabah'ı damadının şirketine pahalı sattı diye TMSF'ye kızan Başbakan'dır.

Türkiye'de askeri vesayet olmamalıdır ama Tayyip Erdoğan vesayeti de olmamalıdır. Şu an Türkiye'de Tayyip Erdoğan vesayeti vardır ve bu yeni alanlara taşınıyor."