Baykal'dan mayında referandum çağrısı

CHP lideri, Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi için hükümete referandum çağrısı yaptı.

02.06.2009 - 15:15

Baykal'dan mayında referandum çağrısı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM Grubu'ndaki konuşmasında gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Arazilerin mayından temizlenmesi isteniyorsa, Meclis'in meşgul edilmesine gerek olmadığını belirten Baykal, Başbakan ve Hükümete, ''Bu işi Hükümet olarak, ihaleyle yapın. Eğer bu toprakları yarım asra yakın bir süre yabancı ülkeye, 'organik tarım' yap diye peşkeş çekmeye niyetliyseniz, bunu Meclise değil, gelin millete soralım. Böyle bir niyetiniz varsa, gelin halk oylamasına, referanduma gidelim, milletin önüne çıkalım. Çünkü milletin toprağı. Sen bunun kararını nasıl alıyorsun, senin kaç günlük ömrün var daha belli değil'' diye seslendi.

Toplumun saygıdeğer insanlarının, söz konusu belgeye dayanarak tutuklandığını ve dava sürecinin de beklenen hızla gelişmediğini anlatan Baykal, Ergenekon davasının temel dayanaklarından birisinin de Danıştay davasında mahkum olan bir kişinin yaptığı ifşaat olduğunu, bu kişinin beyanları üzerine iki davanın birleştirildiğini belirtti.

Baykal, söz konusu kişinin, ''kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımaktan 9 yıl, ablasını öldürmekten 20 yıl, öz yeğenini satarak fuhuşa aracılık etmekten 2 yıl 6 ay hapis cezaları'' aldığını, bu manzaranın görmezlikten gelinemeyeceğini ifade ederek, şöyle devam etti: ''...Ergenekon davasının içinde gizli tanık haline dönüşüp, kendisine yeni bir gelecek yaratmak üzere yepyeni iddialar ortaya atacak. O iddialar itibar görecek, iddialar etrafında yargılamalar, tutuklamalar, sorgulamalar yapılacak ve bu dava götürülecek. Yazıktır. Türkiye'ye yakışmıyor. Başbakan'a, 'Bu davanın altında kalırsın. Çekil bu davanın altından' dedim. Şimdi bir kez daha aklı başında herkese, siyasetçiye, hukukçuya, yetkili yetkisiz herkese, bu haksızlığa alet olmaktan çıkın diyorum. Bu haksızlığın bir parçası haline gelmeyin.''

Baykal, Türkiye'de mafyalaşmanın üzerine gidilmesi, Güneydoğu'da terörle mücadele edilirken hukuku ve insan hakları bir yana bırakılarak yapılan ağır yanlışların hesabının sorulması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: ''Elbete Türkiye'de devletin silahlarıyla, cephanesiyle devlete karşı tertip yapmak isteyenler olabilir. Onların üzerine elbette gitmek lazımdır. Ama Mehmet Haberal'ın, Türkan Saylan'ın bunlarla ne alakası vardır? Tutuklanan üniversite hocalarının, rektörlerin bunlarla ne alakası vardır? Ayıp değil midir, yazık değil midir, günah değil midir? Sen, siyasi hesabını göreceksin, siyasi tarihimizin yeniden yazılmasını sağlayacaksın, Türkiye'de intikam ve siyasi hesaplaşma gerçekleştireceksin diye, bu kadar haksızlığa 70 milyonun seyirci kalması kabul edilebilir mi? 70 milyon seyirci kalsa da biz, bu haksızlığa seyirci kalmayacağız.

Silivri'den kötü haberler, çok kaygı verici haberler geliyor. Oradaki insanların sağlık durumlarıyla ilgili çok düşündürücü haberler geliyor. Herkesi, bu konulara dikkatle eğilmeye çağırıyorum... Yetkilileri, yeni Adalet Bakanı'nı bu konuda daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Konuyla ilgilensinler. Oradan yeni acı haberler gelebilir. Herkesin dikkatini oraya çekmek istiyorum. Değerli profesörler, rektörler çok ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyadırlar.''

Türkiye'nin temel konularından birisinin de yolsuzluklar olduğunu ifade eden Baykal, Deniz Feneri olayının üzerine gidilmediğini öne sürdü.

Almanya'dan dosyanın geldiğini anımsatan Baykal, ''Tercüme yapıldı. Gereği yapıldı mı, dava açıldı mı?'' diye sordu.

Baykal, Türkiye'de yargılama yapılmazken, Alman adli makamlarına da yardımcı olunmadığını iddia etti.

Baykal, Hükümet Sözcüsü'nün, ''Davayı açarken hazırlıkları tam yapmak lazım. Eksik bilgiyle dava açılmaz' dediğini ifade ederek, ''Sanki Ergenekon Merih'te açılıyor...Orada da öyle yap'' dedi.

''Alman Mahkemesi’nin tespitlerine göre, Deniz Feneri e.V. davasının kilit unsurlarından birisi, kuryelik yapmış kişi, RTÜK'ün başında'' diyen Baykal, şunları kaydetti: ''Almanya, mahkum etmiş. İncelemiş, bu tespiti yapmış, bizlere göndermiş. Biz, gereğini yapmıyoruz. Türkiye'nin bunu doğal karşılaması mümkün mü? Böyle bir işin yapılmadığı bize söylenmiyor. Almanya'ya gittiği zaman tutuklanacak arkadaş. Türkiye'nin en saygın olması gereken kurumlarından birisinin başındaki kişi, Almanya sınırlarına girdiği anda tutuklanacak. Giremiyor. Son zamanlarda hükümet bile bu tablo karşısında sıkıntıya düşmüş olmalı ki kamuoyuna 'Canım ben, istifasının uygun olacağını kendisine ifade ettim' diye, bireysel aklanma çabaları içine Bakanlar Kurulu üyelerinin girdiğine tanık olduk. Bakanlar Kurulu üyeleri, 'Ben de uygun görmüyorum' demeye çalışıyorlar. Üstelik diyenler kimler? En etkili, güçlü Başbakan Yardımcısı konumunda bulunan ve doğrudan RTÜK'ün muhatabı konumunda olan hükümet üyesi, 'Ben de istifaya çağırdım' diye açıklama yaptı. İki gün sonra ilgili kişi (RTÜK Başkanı) çok büyük rahatlıkla, 'Hayır, benden istifa etmem istenmedi. İstifa etmeyi düşünüp düşünmediğim soruldu. Ben de düşünmediğimi söyledim. Ama bu konunun istismar edilmekte olduğunu görerek, sürem bittikten sonra 3. kez başkan adayı olmayacağımı söyledim' dedi. Öyle anlaşılıyor ki RTÜK Başkanı'nın söylediği doğrudur. 'İstifa et' denilmemiştir. 'İstifayı düşünmüyor musun' denilmiştir, daha yumuşak bir şekilde temenni niteliğinde ifade edilmiştir. Bu temenniyi kabul etmediğini ifade edince muhatabı, bir tepki de gösterilmemiş, hazmedilmiştir.''

RTÜK Başkanı, Başbakan dışındaki kabinenin bütün bakanlarını parmağında oynatıyor. Sırtını Başbakan'a dayamış, Başbakan ona sahip çıkıyor, Başbakanla arasında çok yakın bir dayanışmanın bulunduğu anlaşılıyor. Bu dayanışmaya da Bakanlar Kurulunun diğer üyeleri saygı gösteriyorlar. Bu, Türkiye'nin yolsuzluklarla mücadele konusunda nasıl bir tıkanıklık içinde bulunduğunu ortaya koyan çok acıklı bir manzaradır. Eğer Başbakan Yardımcısı kendisine bağlı RTÜK'ün Başkanı'nı görevden uzaklaştırması konusunda samimiyse, yapması gereken iş, derhal RTÜK üyelerine bu doğrultuda harekete geçmeleri talimatını vermektir. Onlar ve CHP'nin oradaki temsilcileri, bu konuyu halledebilecek durumdadırlar. Ama eğer halledemiyorlarsa, o zaman hiç olmazsa kamuoyuna şirin gözükmek için arkasında duramayacakları iddiaları, söylemiş gibi çıkmasınlar.''

Konuşmasında, hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Baykal, Türkiye'nin, orta vadeli ekonomik program ilan etmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...