Aday seçimleri BDP'nin katı çizgisi içinde bir kırılma içeriyor. Kendi kadroları dışında Kürt muhalefetinden herhangi birisinin listesi girmesinin zor olduğu, BDP çizgisini eleştiren siyasetçilerin BDP'nin kapısından geçemediği dönem sona ermiş gibi. En azından mevcut liste böyle bir yargıya izin veriyor.

KÜRT SİYASETİNDE UZLAŞMA
Birincisi; BDP, Kürt siyaseti üzerinden yürüyen ama kendinden farklı düşünen iki partiye kapısını açtı. KADEP Başkanı Şerafettin Elçioğlu aday oldu. Hakpar'dan Bayram Bozyel hem şehir seçimi hem de birden fazla isim üzerinde ısrar edince listeye alınmadı. Ama bu çizginin artık kendinden farklı düşünen Kürtlerin siyasi mücadelesini tanınması açısından önemliydi. 

BDP'nin bu noktaya gelmesinde AKP'nin açılım politikası çerçevesinde diğer Kürt partilerinin seslerinin duyulması, yurtdışındaki Kürt siyasi figürleriyle görüşmeler yapılmasının da etkisi vardı. BDP belli bir zeminini karşı tarafa kaptırmamak için manevra yaptı.

20-30 yıl önce PKK'nın tüm Kürt muhalefetinin nasıl ezdiğini düşünecek olursak gelinen nokta ciddi bir aşama olarak değerlendirilebilir. Bu nokta Kürt sorunun çözümüne önemli katkısı olacaktır. Elçioğlu'nun partisinin küçük, tabanını zayıf olması bu noktada hiç önemli değil. Zaten BDP, KADEP'in tabanından çok bu manevranın psikolojik çarpan etkisi ve pozitif yansımasını hesaplamakta ki bu da doğru bir adım.

Özellikle Elçioğlu'nun muhafazakâr Kürt kesimi de temsil ettiği, Iraklı Kürtlere olan yakınlığı da hesaba katılacak olunursa çarpan etkisi daha güçlü olacaktır. Bu yüzden bu isimlerin temsil niteliği olamadığı yönündeki yorumlar biraz havada kalmakta.

DİNDARLARLA BARIŞMA
İkincisi; BDP'nin dine ve dindarlara karşı eski kesin tavrını terk etti.

PKK'nın bölgedeki aşiret düzenin zayıflamasında önemli katkısı var. Ancak, Kürt coğrafyası yapısı gereği muhafazakâr ve dindar. Bu gerçek değişmiş değil. Bu zeminde eskiden MSP- RP çizgisi yürürdü. Şimdi belli AKP hatta daha radikal çizgi olan Hizbullah'ın bu zeminde. Ama 2009 yerel seçimlerinde, BDP'nin seçim gezilerine imamları da dahil etmesi, BDP'nin dini söyleme eski kadar mesafeli olmaması partinin bu zemini artık boş bırakmayacağını gösteriyor. 

Eski Refah Partisi Güneydoğu müfettişi olarak görev yapan Altan Tan'ın listeye üstelik Diyarbakır'dan alınması da BDP çizgisindeki ikinci önemli değişikliktir.

TEMSİLCİLER DIŞARI
Üçüncüsü; KCK davasından 6 kişinin aday gösterilmesidir. BDP, KCK davasından yargılanan isimleri seçilmiş yasal temsilci olarak görüyor ki bu doğru. Aralarında da bulunduğu isimleri meclise sokarak hem bu iddiasını devam ettiriyor hem de yasal zemini bırakmak istemiyor.

TÜRKİYE SOLU İLE KUCAKLAŞMA
Ve Türkiye solu ile ilişkiler. Aday gösterilen 4 isim de Türkiye solunu taşıyacak nitelikte.

Ertuğrul Kürkçü'nün bir partisi, tabanı olmadığı iddiasına karşılık temsil olarak Türkiye solunu kucaklayacak tarihsel bir isim.

Sırır Süreyya Önder ise hem Türkiyeli solcular hem Kürtler hem entelektüellerin desteğini alma kapasitesine sahip. İyi bir kampanya ile İstanbul 2. bölgeden kazanacak nitelikte. Sokaktan gelen bir solcu, sinemacı, yazar olan ve hala sokaktan konuşan Önder'in varlığı bile seçim sürecinin daha renkli, daha çekişmeli ve tartışmalı geçeceğini gösteriyor. Tabii ki asıl kaldıraç BDP kitlesi olacaktır ama Türkiyeli sol ve demokrat çevrelerin üzerinde birleştiği ender isimlerden sayılabilir. 

Yine bazı çevrelerin "bu isimlerin Ufuk Uras kadar temsil niteliği yok" saptaması tartışmalıdır. Ve hatta Önder ve Kürkçü'nün Türkiye'deki insan hakları, ekonomik eşitsizlik, demokrasi ve Kürt sorunu konusunda Meclis'te seslerini daha gür çıkacağını yönelik beklentinin yüksek olduğu söylenebilir

ZANA FAKTÖRÜ
Kürtler arasında bir tür efsane olan Zana'nın yıllar sonra aday olabilmesi hem BDP tabanında bazı tartışmaları bitirecek hem de ciddi heyecan katacaktır.

Aysel Tuğluk ve Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak'ın 'ın Diyarbakır dışından aday olması da partinin kendine güvenini göstermekte. Ancak, BDP çevreleri 30-35 arasında bir milletvekili hesabı yaparken bağımsız seçime girmenin büyük handikapları var. İyi bir örgütlenme ile 30 milletvekili daha mantıklı görünüyor. 

Seçim sürecini politikanın doğası gereği gergin bir havada geçek. Ateşkesin devam ettiği bir ortamda BDP'nin gerginlik üzerinden değil daha pozitif bir tavır ile listelerdeki bu olumlu havayı secim sath-ı maliline ve meclise taşıması gerekiyor.