Ünlü isimler ikiye ayrılır. Şansın ve birçok faktörün etkisiyle ün, para ve başarı kazananlar, bir de 'cool' olanlar...

Dün akşam Bob Dylan konserinde bu ayrımın altı kalın bir şekilde bir kez daha çizildi. Tüm 'cool'luğuyla sahnede duran adama baktığımda, onun neden efsane olduğuna dair nedenleri bir kez daha sıralayabildim.

Sonuçta, Türkiye’ye gelse (21 yıl aradan sonra) diye yıllarca beklediğimiz, turnelere çıkmaktan hoşlanmayan, seyirciyle arasına mesafe koyan bir efsane karşımızdaydı.

Ama onun 'cool'luğu ketumluğundan ya da iletişimsizliğinden değil, yıllardır dinlediğiniz bir devin sahnede de hiçbir çaba göstermeden aynı etkiyi yaratmasından kaynaklanıyordu. Sadece şarkılarını söyleyen, mest eden ve daha fazlasını gereksiz bulan bir efsane...

Konsere gelenlerin büyük çoğunluğunu ‘dünya gözüyle görmek isteyenler’ oluştursa da, birçoğu ‘bir star’ı görmek isteyen ergenler gibiydi. Çünkü Dylan, her şarkısında, her anında aynı duyguyu uyandırdı: ''Bu adamı canlı dinlediğime inanamıyorum...''

Her şarkıda sadece 60’lar ve 70’lerin değil, tüm zamanların adamı olduğunu bir kez daha gösteren Dylan, seyirciyle hiç iletişime geçmeden başladığı konserde, şarkılarını arka arkaya sıraladı. (Her zamanki gibi dün gece de dördüncü şarkıda bile hala oturamayanlar vardı) Hiç ara vermeden bitirdiği gecede bir kez bis yapan Dylan, birkaç kez hayranlarının katılımını da sağladı.

Böyle bir efsaneyi dinlemek isteyen herkesin seveceği bir konserdi ama ondan konuşmasını ya da bilumum konser aktivitelerini yapmasını bekleyenler hayal kırıklığına uğramıştı!

Çünkü konserle ilgili twitter’da yazılanlara baktığımızda Dylan’ın dün geceki performansını beğenmeyenlerin, konserden memnun kalmayanların olduğunu görüyoruz (Bu gayet normal ama nedenleri şaşırtıcı) ama bu tamamen Dylan konserinden ne beklendiğiyle alakalı bir şey. Yani seyirciyle iletişim kurmayı çok sevmeyen, şarkısını söyleyip sahneyi terk eden bir Dylan’dan ne beklendiğiyle alakalı.

Maalesef dün gece bir efsaneyi dinlemekten çok, ondan İsrail’in baskınıyla ilgili sözler duymak isteyen ‘müzikseverler’in olduğunu da yazılanlardan anladık.

Sonuçta, Dylan, ekibiyle birlikte 'canı istediği şekilde' söyleyip gitti, iyi de yaptı. O bugüne kadar canı istediği gibi davrandığı için Dylan’dı, beklentileri karşıladığı için değil. Onun canı istediği gibi davranması, bizim için ise büyük bir zevkti…