Bakanlar Kurulu toplantısı yaklaşık 8 saatlik sürenin ardından sona erdi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu'na bakıldığında, "tüm konuşmaların, kayıtların hiçbir şekilde açıklanamayacağı hükmünün bulunduğunu" belirtti.

"Yani, oradaki konuşmalar orada kalır. Oradaki dosyalar ve evraklar orada kalır. Tüm bunlar, bir gizlilik esası içinde cereyan eder" diyen Arınç, şöyle devam etti:

"Hatırlarsınız, bir gazeteci '2004 yılında şöyle bir karar alınmıştır' diyerek bir kararı açıkladığı zaman, onun hakkında dava açıldığını biliyorum. Sonuçlanmamış olabilir ama kanun böyle yazıyor.

Sadece Milli Güvenlik kararları, yani Genel Sekreterlikte muhafaza edilen kararlar, talep üzerine Milli Güvenlik Kurulu karar verdiği takdirde açıklanabiliyor. Bunun birkaç örneği de geçmişte görülmüştür.

Burada, Hükümetimizi ilgilendiren konu, 'Milli Güvenlik Kurulu devletin milli güvenlik siyasetinin tayin, tespit ve uygulanmasıyla ilgili alınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusunda görüşlerini Bakanlar Kurulu'na bildirir' diyor.

'Kurulun devletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğinin sağlanması, korunması, bu hususlarda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar da Bakanlar Kurulu'nda değerlendirilir' diyor."

'İLLEGAL YAPILANMALAR VAR'
Geçmişte Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısının da farklı olduğunu, Anayasa'daki hükmün de farklı olduğunu ifade eden Arınç, "En son demokratikleşme paketlerinde ve 12 Eylül 2010 referandumunda kurul üyelerinin profili de değişti. Bu alınan kararların da ne şekilde hükümet tarafından ele alınacağı da bir hükme bağlandı" diye konuştu.

Arınç, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla, burada 'paralel yapı' şeklinde bir ifadenin yanlış olmadığını da söylemeliyim. Çünkü, yayınlanan bildiriyi biliyorum, siz de biliyorsunuz. Burada birkaç konuya dikkat etmek lazım. Bir: Legal görünümlü illegal yapılanma. Yani, bu hukuk tabiridir. Bunu herkes açıklamak veya anlayabilme kapasitesine sahiptir. Bir kuruluş vardır ki yasaldır ancak yaptığı işler, bu görüntünün aksine devletin, hükümetin ya da kurulu düzenin aleyhinedir.

Ayrıca doğrudan doğruya illegal yapılanmalar vardır. Onlar, yasa dışı örgütler olabilir. Onlarla bir mücadele. Bütün bunların içerisinde de eğer devletin içeresinde farklı bir yapılanmayla, ikinci bir devlet görüntüsü verecek bir örgüt varsa bu da elbette aynı şekilde tehlikeli ve buna karşı tedbirler alınması gerekli görülmüş demektir."

'DEVLET BİR TANEDİR'
"Buradaki ibareden sadece birkaç yılda Türkiye'de tartışması yapılan konularda hedef olan insanları veya topluluğu kastetmediğimiz, bir bütün olarak devletin içerisindeki bu paralel yapılanmalardan; kimisi takibat konusu olmuş, kimisi belki henüz o noktaya gelmemiş varlıkları da anlayabiliriz" diyen Arınç, devletin ve bayrağın bir tane olduğunu, bunların herkesin ortak değerleri olduğunu bildirdi.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Maliye varsa ikinci bir maliye, yargı varsa ikinci bir yargı, asker varsa ikinci bir ordu, emniyetimiz varsa ikinci bir emniyet yapılanması ve bunların devletin bürokrasisinden emir ve talimat almadan, kendi yapılanmaları içerisinde hiyerarşik bir düzene geçtikleri anlaşılırsa bunlar yasalarımız içerisinde suç sayılmıştır. Dolayısıyla mesela cemaatler konusunun kesinlikle ele alınmadığını söylemeliyim.

Cemaatler, sosyolojik varlıklardır ve o cemaatler memleketimizde inançlı insanların, dindar insanların düşünceleri farklı bile olsa devletle kavga etmeyen, yasalarla kavga etmeyen insanların oluşturduğu birtakım sosyolojik varlıklardır.

Böyle tanımlandığı ve bilindiği halde, sonradan değişmiş, farklılaşmış bir yapı içerisine bürünmüş ve yasalara aykırı eylem yapma noktasına gelmişse o zaman bunlara karşı tedbir almak devletin bekası bakımından fevkalade önemlidir. Şüphesiz, bu konuda hükümetimiz üzerine düşeni yapacaktır."

'BÖYLE BİR İHTİYAÇ İÇİNDE DEĞİLİZ'
"Sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın zannediyorum bir yerde yaptığı konuşmada, sizler Kırmızı Kitap diyorsunuz, literatürde böyle bir şey yok" diyen Arınç, geçmişten bu yana bu kelimenin kullanıldığını söyledi.

Arınç, "Bunun kanuni tabiri eğer Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ise en son 2010 yılında değiştirilmiştir" bilgisini verdi. Kendisinin o tarihte de Milli Güvenlik Kurulu'nda olduğunu anımsatan Arınç, "Milli Güvenlik Kurulu'nun görüşü alınarak ama Başbakanlık tarafından bakanlıklarla organize bir şekilde metin hazırlanmaktadır" dedi.

Arınç, "2015 yılı içerisinde de değiştirilmesinin mümkün olduğunu" ifade ederek sadece 5 yılda bir değiştirilebilir şeklinde bir kural olmadığını kaydetti.

Arınç, "Bu yıl içerisinde de hükümetimiz takdir ederse henüz bu konuyu gündeme alıp görüşmemiştir. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde bir değişiklik yapılmasına ihtiyaç olduğunu Milli Güvenlik Kurulu'na götürebilir, Şu anda böyle bir ihtiyaç içinde değiliz. Çünkü, henüz değerlendirmedik" açıklamasında bulundu.

ÇÖZÜM SÜRECİ
Bir gazetecinin "Cemil Bayık'ın ABD'nin çözüm sürecinde gözlemci ülke olması yönünde bir açıklaması var. Bununla ilgili değerlendirmeniz ne olur" sorusu üzerine Arınç, "Size Cemil Bayık kimdir' diye sorsam biraz gülünç kaçacak. Bununla ilgili habere baktığım zaman, 'terör örgütü yöneticisi Cemil Bayık', böyle bir söz söyledi. Terör örgütü yöneticisi dediğimiz bir adamın ne söylediğini ve buna karşılık olarak başbakan yardımcısı sıfatıyla birisinin cevap vermesini istiyorsunuz. Bu mümkün değil" yanıtını verdi.

Arınç, "Terör örgütü yöneticisi olarak bilinen bir insan ne söylerse söylesin, benim muhatabım değil, ben bu konuda bir şey söylemek durumunda kalırsam bu da Türkiye Cumhuriyeti'ne yazık olur" diye konuştu.

'İNSANLIK FACİASI'
Boğaz'da yasadışı göçmenleri taşıyan teknenin batmasıyla alakalı konuya değinen Arınç, "Bu bir insanlık faciasıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun bir takım insafsız insanlar bunları istismar ediyor. Neredeyse 40 bine yakın yasadışı göçmen yakaladı Türkiye. Gerekenler çalışmaları yapacağız" dedi.