Güzel, ince ve zarif kadın demek "ahu"... İşte bu kelimenin tam karşılığını bulabiliyorsunuz onda... Kendine has bir tarzı var. Doğal, isminin anlamı kadar duru, güzel, nazik, çıtı pıtı bir kadın Ahu Türkpençe. Gözlerden uzak yaşıyor. Mütevazi ve hep güler yüzlü... Adının sadece işiyle birlikte anılmasını istediği için magazin sayfalarında görmeniz biraz zor.

"Carte d'Or Tatlı Sohbetler" için buluştuğumuz ünlü oyuncu, gözlerden uzak yaşamını, sahnelere duyduğu aşkı ve özel yaşantısını bizlerle paylaştı.

2 Ocak 1977, Samsun doğumlu... Gerçek anlamda bir tiyatro aşığı ama içindeki bu cevherle tanışması bir arkadaşının sayesinde olmuş. Sahneye duyduğu bu ilgiyi hep arka planda bırakmış. Ta ki 18'ine kadar... Bir gün, bir arkadaşının yardımı ile Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin elemelerine girmiş ve işte macerası orada başlamış.

Yedi Numara'yı izleyenler bilirler, dizideki "Seher" karakterini, Azad'ın "Dilan"ını, Elveda Rumeli'nin "Bihter hemşire"sini... Siması, bu dizilerden herkese aşina gelir ama "Bir İstanbul Masalı" denilince işte orada biraz durmak gerekir...

İstanbul'da, kocaman bir bahçe içinde, büyük bir mâlikane ve hizmetlileri için yapılmış küçük beyaz bir ev... Bir yanda zengin Arhan ailesi, diğer yanda ise Kozan ailesi...Pazartesi akşamları kimseye söz verilmez, bu iki ailenin aşk ve macera dolu hikayesi seyredilirdi. Tam 2 yıl sürdü bu hikaye. Milyonlar Esma'nın aşkını ve inanılmaz değişimini konuştu. Aradan 5 yıl geçti ve hâlâ bir çoğumuzun aklındadır o sahneler...

İşte Ahu Türkpençe'nin yıldızı bu diziyle yani "Esma" ile parladı.

Televizyondan sonra sinemada da performans sergiledi. "Neredesin Firuze", "Keloğlan Kara Prense Karşı", "Hicran Sokağı" gibi filmlerde oynadı.

Şimdi ise Emre Kınay'la beraber aynı sahneyi paylaşıyor.

"Butik bir oyun olmasına rağmen bu güne kadar yüzümüzü kızartmadı ve çok şanslıyız ki salonumuz hep dolu oldu" diyen ünlü oyuncunun hayranları için bir de sürprizi var...

"Söylediğim gibi tatlıdan vazgeçemiyorum. Carte d'Or Dondurmalı Pasta ile hem tatlı hem de dondurma severler için bu yaz vazgeçilmez olacak."
"Söylediğim gibi tatlıdan vazgeçemiyorum. Carte d'Or Dondurmalı Pasta ile hem tatlı hem de dondurma severler için bu yaz vazgeçilmez olacak."

Sinema mı, televizyon mu desek; senin için hangisi daha ağır basıyor?
Sinema, televizyona kıyasla tabii ki daha ağır basıyor. Ne de olsa sinemada daha çok özenilen ve daha özel senaryolar var. Dizilerde her hafta bir sinema filmi uzunluğunda bölümler seyrettiğimizi düşünürseniz, ister istemez bir yerden sonra hikayeler birbirine benzemeye başlıyor ve bu nedenle "özel" olma niteliğini yitiriyor.

Bir de sinemada, yönetmenin ve senaristin, anlatmak istediği hikaye üzerinden, vermek istediği bir mesaj oluyor. Bu mesajla ilgili bir derdi oluyor ve o yüzden tüm kalbi ile o projede var oluyor.

"EMRE KINAY'LA OYNADIĞIM İÇİN ÇOK ŞANSLIYIM"
Şu anda hangi projeler var? Ne zaman tekrar ekranda izleyeceğiz seni?
Duru Tiyatro'da oynadığımız "Sondan Sonra" adlı bir oyun var. Yaz dönemi için ara verdik ama Eylül ayında (yeni sezonda) tekrar oyunu sahnelemeye başlayacağız.

"Sondan Sonra", butik bir oyun olmasına rağmen bu güne kadar yüzümüzü kızartmadı ve çok şanslıyız ki salonumuz hep dolu oldu.

Kiminle beraber oynuyorsun?
Emre Kınay ile birlikte oynuyoruz. Böyle güzel bir oyunda oynadığım için çok şanslıyım ve bunu her fırsatta her yerde söylüyorum.

"ÜLKEDE KOLAY KOLAY KADIN HİKAYESİNE DAYANAN FİLMLER ÇEKİLMEZKEN, BU FİLMLER BENİM İÇİN BÜYÜK ŞANS"
Peki ya sinema projelerin arasında neler var? Yeni bir film gündemde mi?
Bu yaz iki sinema filmi çekeceğiz. Biri Şafak Bal'ın çekeceği bir arkadaşlık hikayesi, diğeri ise Cem Akyoldaş'ın çekeceği çok özel bir hikaye. Her iki film için de şimdiden çok heyecanlıyım.

Ülkede kolay kolay kadın hikayesine dayanan filmler çekilmezken, iki farklı kadın hikayesinde oynamak benim için büyük şans. Fakat hikaye ve karakterler hakkında ip ucu vermeme henüz izin yok.

"TİYATRO; İNSANI, İNSANA, İNSANLA ANLATMA SANATI"
Türkiye'de oyunculuk oldukça zor ve hakkıyla yapan da çok fazla değil... Peki ya Ahu Türkpençe'ye göre "oyunculuk" ve "oyuncu" ne demek?
Oyuncu aslında bir aracı. Sinemada ve tiyatroda yaptığımız olay hikaye anlatmak. Müjdat Hoca'nın (Gezen) hep dediği gibi tiyatro; insanı, insana, insanla anlatma sanatı. Böyle olunca da oyuncu bu hikayeyi aktarmakta kullanılan aracı oluyor.

Gerekli karaktere bürünüp hikayenin aktarmak istediğini en doğal ve en samimi şekliyle aktarmakla yükümlüdür. Bana sorarsanız; oyunculuk da aynı diğer meslekler gibi severek yaptığında çok kolay, aksi takdirde baş edilemeyecek kadar zor. Ben çok şanslıyım çünkü sevdiği mesleği icra eden o mutlu azınlık içerisindeyim.

"KENDİ DOĞRULARIM İLE ÇİZDİĞİM YOLDA İLERLİYORUM VE KENDİMİ DAHA GÜÇLÜ HİSSEDİYORUM"
Örnek aldığın isimler var mı peki?
Hayır yok. Her oyuncunun özel ve eşsiz olduğuna inanırım. Bu yüzden de birisine benzemeye çalışmak ya da onun yolunu kendine seçmek büyük hata olur. Ben kendi doğrularım ile çizdiğim yolda ilerliyorum ve böyle olduğu için de kendimi daha güçlü hissediyorum.

Ama doğrusunu isterseniz, aksini yapan çok oyuncu ile tanışmadım. Biz bereketli topraklarda yaşıyoruz, bu oyunculuk için de geçerli. Sadece benden yaşça büyük abilerim, ablalarım değil kendi akranlarım arasında da kimseye özenmeden, kendi yolunda ilerleyen o kadar çok oyuncu var ki; sayılarının çok olması yine Türk sinemasının ve tiyatrosunun şansıdır.

"HERKES GİBİYİM ASLINDA..."
Biraz da özel yaşamından bahsedelim... Ahu Türkpençe iş hayatı dışında nasıl yaşar? Sosyal çevresi nasıldır?
Herkes gibiyim aslında. Çalışmadığım zamanlarda arkadaşlarımla zaman geçirmeyi ve spor yapmayı severim. Belki mesleğin getirisi olarak normalden fazla film seyrediyorumdur. Bir de her sezon, hemen hemen tüm tiyatro oyunlarına giderim. Hatta seyretmeyi çok isteyip de kaçırdığım oyunlar olursa üzülüp sürekli hayıflandığım da olur.

"HEM OYUNCU ARKADAŞLARIM HEM DE KENDİM İÇİN TEK DİLEĞİM..."
Neler keyif verir sana?
En keyif aldığım şeylerden biri; oyuncu arkadaşlarımı sahnede görmek ve onları seyirci olarak alkışlamak. Seyirci koltuğunda oturup sahnedeki arkadaşımı seyrederken yaşadığım gururu anlatamam ve hep daha iyisini yapsınlar isterim. Hem kendim hem de oyuncu arkadaşlarım için sürekli dilediğim dilek ise; performans sergileyebileceğimiz özel oyunlarda rol almaktır.

Nerede bulunmaktan keyif alırsın peki?
Mutlu olduğum yerde olmaktan keyif alırım. Huzursuz olduğum ortamlarda asla durmam. Hareketlerimi kısıtlamadan özgür ve rahat yaşamayı severim. Mekânı ya da yemeklerini çok beğendiğim ve sürekli gittiğim yerler var.

Mesela...
Benim balıkçım, benim dondurmacım, benim gizli yerim dediğim, sürekli oralara gittiğim için benim için bir geçmişi olan özel yerler...

TATLISIZ ASLA!
Yemekle aran nasıl?
Beslenmeme çok dikkat etmiyorum aslında. Ne kadar da sakıncalı olsa tatlıdan uzak duramıyorum...

O zaman sana "Carte d'Or Dondurmalı Pasta"mızdan ikram edelim, bakalım beğenecek misin?
Söylediğim gibi tatlıdan vazgeçemiyorum. Bu da öyle... Hem pasta hem dondurma... Tadı çok lezzetli ve görünümü çok şık...

Normalde pek makyaj yapmıyorsun sanırım...
Cilt sağlığı için de cildimi sürekli temiz tutmaya çalışıyorum. Bunun dışında makyaj yapmayı pek sevmiyorum, zorunlu olmadıkça da yapmam zaten. Az makyaj yaptığım için cildim daha sağlıklı kalıyor.

ENERJİK, KALABALIĞI SEVEN, SPOR VE HAYVAN AŞIĞI
Oğlak burcusun... Genel olarak bulunduğu ortamda lider olmayı sever, eviyle barışıktır, sade bir yaşamı seçer, gösteriş, doğal ve inatçıdır... Peki bir oğlak kadını olarak Ahu Türkpençe nasıl birisi?
Ben burçlara inanmayanlardanım. İnsanları 12 kategoriye toplamanın mantık dışı olduğunu düşünüyorum. Her insanın farklı durumlara ve şartlara göre her ruh halini yansıtabileceğini düşünürsek, tüm özellikler tüm insanlarda vardır. Bu yüzden, şu özellikleri taşıyorum diye kendimi şablonlaştırmak istemem. Ama şu anki durumumda, bu yaşta ve bu ruh haliyle enerjik, kalabalığı seven, spor ve hayvan aşığı bir dönemimdeyim diyebilirim.

Annelik arzusu sana ne kadar yakın? Ahu Türkpençe nasıl bir anne olur?
Bunu en iyi zaman gösterir. Daha önce anne olmuş olsam az buçuk bir fikrim olurdu, ama inan ki ben de benden nasıl bir anne olur bilemiyorum.

"İLİŞKİLERİMDE ŞU SIRALAR BENCİLİM"
Duygusal anlamda nasıl birisin peki? İlişkilerini nasıl yaşarsınız?
Bilmiyorum, bunu bana değil çevremdekilere ve arkadaşlarıma sormak gerek aslında. Sürekli değişken bir yapım var, ne desem olmaz şimdi.

İlişkilerimi - ki buna arkadaş ve aile ilişkileri de dahil - şu sıralar biraz bencilce yaşıyorum.

Neden kaynaklanıyor bu bencillik?
Sinema filminin provaları başlamak üzere. Bu nedenle en çok kendime, yani işime zaman ayırıyorum. Onun dışındaki her şey ikinci planda kalıyor. Sanırım sevdiklerim için bu dönem biraz yorucu oluyor ama çıkan sonuç güzel olduğunda benimle gurur duyacaklarını ve bu dönemi affedeceklerini biliyorum.