Erdoğan: Beştepe'de olması yargı bağımsızlığına gölge düşürmez

Cumhurbaşkanı Erdoğan, adli yıl açılış töreninde konuştu. Törenin Beştepe'de yapılmasının yargı bağımsızlığına gölge düşürmeyeceğini belirten Erdoğan "Yenikapı ruhuna uygun hareket etme" çağrısı yaptı. FETÖ ile mücadelenin hukuk içerisinde yapıldığının da altını çizen Erdoğan, "Güvenlik güçlerimize darbecileri vurun talimatı vermedik" dedi.

ntv.com.tr - Anadolu Ajansı 01.09.2016 - 10:09 | Son Güncelleme : 01.09.2016 - 15:11

Erdoğan: Beştepe'de olması yargı bağımsızlığına gölge düşürmez

2016-2017 Adli Yıl Açılış Töreni, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı.

Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, bakanlar, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ile hakim ve savcılar katıldı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de törene katılanlar arasında yer aldı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu katılmayacaklarını açıklamıştı.

İki isim, kararlarına gerekçe olarak törenin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yapılacak olmasının "yargı bağımsızlığı ilkesine gölge düşüreceğini" göstermişti.

Törende konuşma yapan Erdoğan, bu konuya değindi. Salondakileri selamladıktan sonra sözlerine "Milletin evine Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'ne hoşgeldiniz" diyerek devam eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Sözlerimin hemen başında bir hususa açıklık getirmek istiyorum. İçinde bulunduğumuz bu mekan elbette Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin bir parçasıdır ancak bu mekan tıpkı aynı avlu içindeki camimiz, bulunduğumuz yerin hemen aşağısına inşa edilmekte olan Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi ki 5 milyon ciltli bir kütüphane olacak, 24 saat tüm insanımıza, halkımıza hizmet verecek. Şu anda inşaatı başlamış durumda. Çok amaçlı salonumuz ki burası sergi salonlarından aynı zamanda oluşan, büyük toplantıları orada yapabileceğiz. Herkese açık mekanlardır.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin her yeri gibi burası da tüm çalışma mekanları da altta yeni inşa edilen kütüphanesi de milletin malıdır, devletin malıdır. Bizler görev süremiz boyunca çalışmalarımızı burada yürütmekle mükellefiz. Bizden sonra gelecekler de aynı şekilde bu mekanları kullanmayı sürdürecekler.

Ankara'mızda bakıyorsunuz çaplı toplantıları yapabilecek salonlarımız yoktu. Son senelerde böyle 500 kişilik, bin kişilik, iki bin, üç bin kişilik toplantıları yapabilecek salonlar daha yeni yapıldı. Burası Başkent, başkentimizde böyle bir eksikliğin giderilmesi bizim için önemliydi. Bunun için hele hele bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının bu ihtiyacını gidermek için de... Ankara gibi bir yerde opera binası yoktu. Ama şu anda bu bina aynı zamanda bir opera binası işlevini de görebilecek kabiliyete, tasarıma sahiptir. Bu mekanın projesi üzerinde çalışırken Ankara'daki bu büyük çaplı toplantı ve sahne gösterisi ihtiyacını karşılayacak, ülkemize ve milletimize yakışır bir eser olmasına özen gösterdik.

"YENİKAPI RUHUNA UYGUN HAREKET ETMELERİNİ BEKLİYORUM''

Yargıtay Başkanımız, 'şayet adli yıl açılışı burada yapılmasaydı, alternatifinin bir otelin eksi ikinci kattaki salonu olduğunu' ifade etmişti ki 600 kişilik bir salon. Şu anda bu salonumuzda bin 500 civarında bir katılım söz konusu. Böyle bir kongre ve kültür merkezinin, devletin kurumlarının emrinde olduğunu kendilerine ifade etmek suretiyle buraya davet ettik ve burada bugün bu toplantıyı bu şekilde yapıyoruz. Hayırlı olsun. Millet adına görev yapan yargının, milletin mekanında adli yıl açılış töreni yapması yargı bağımsızlığına gölge düşürmez, tam tersine yargı bağımsızlığını güçlendirir. Toplantıya katılan Başbakan Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve diğer davetlilere şükranlarımı iletiyorum. Diğer kurumlarımızın temsilcilerinden de gerilim ve itham taktiğini bir kenara bırakarak, 7 Ağustos'taki Yenikapı ruhuna uygun şekilde hareket etmelerini bekliyorum. Çünkü artık milletimizin birliğe, beraberliğe, dayanışmaya her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var."

"DARBECİLERİ VURUN TALİMATI VERMEDİK"

Cumhurbaşkanı, konuşmasında FETÖ ile hukuk içerisinde mücadele edildiğini belirtti ve bu konuda Türkiye'ye yöneltilen eleştirilere sert tepki gösterdi.

"FETÖ denilen hain yapıyı kahru perişan eden nedir biliyor musunuz? Söz sahibi, güç sahibi oldukları her yerde sergiledikleri adaletsizliklerdir, merhametsizliklerdir. Bunu yaptılar, sadece ve sadece kendi mensuplarının çıkarlarını gözeten, diğer herkesin hakkını, hukukunu yok sayan anlayışları sebebiyle FETÖ, milletimizin gönlünde zaten mahkum olmuştu. Emniyet teşkilatımızın, adliye teşkilatımızın yaptığı iş milletin gönlündeki bu manevi mahkumiyeti şimdi vicahiye çevirmektir" diyen Erdoğan şunları kaydetti:

"Madem ki dünya adalet üzerinde dönmektedir. Hakim, savcı ve akuvatlarımıza düşen görev adaletin en iyi şekilde yerine getirilmesi için çalışmalıdır. O gece 30 küsür kişi darbecilerden öldü, 241 kişi darbe karşısında direnenlerden şehit oldu.

Demek ki bizler darbecilere, kalkıp da güvenlik güçlerimize bunların hepsini vurun talimatı vermedik. Yine de onları yakalayın adalete teslim edin talimatı verdik. Ey dünya sen hala bize hangi gözle bakıyorsun. Biz yakalayıp adalete teslim ediyoruz, siz ise endişeyle izliyoruz diyorsunuz. Bu terbiyesizlik değil mi? Bu millete karşı terbiyesizlik değil mi?  

Şahsımı almaya gelenler günlerce Marmaris ormanlarında saklandı ama jandarmamız onları vurmadı. Öldürebilirdi... Ne yaptı, yakaladı, savcıya teslim etti. İşte bu millet bu kadar asildir. Biz bu denli hukuk içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ama geciken adalet adalet değildir. Süratle kararlarımızı verip almaları gereken ceza ne ise almalılar. İnsanın olduğu her yerde hata olur. Eksik de olur, ihanet de olur. Önemli olan sistemin bir bütün olarak adaletle çalışmasıdır. Böylece bireysel hatalar telafi edilebilir."

"ZAAFA YOL AÇMAYACAK"

Erdoğan, FETÖ operasyonları kapsamında 15 Temmuz'dan bu yana 3 bin 495 hakim ve savcının gözaltına alındığını hatırlattı ve "Bunun herhangi bir zaafa yol açmayacağına, tam tersine gerçek adaletin tesisi konusunda ciddi bir rahatlama sağlayacağına inanıyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri de kullandı:

15 Temmuz gecesi destan yazan milletimize ne yapsak şükranlarımızı ifade edemeyiz. Ben milletimle iftihar ediyorum. 15 Temmuz'dan sonra çok daha ağır hale gelen sorumluluğumuzu hep birlikte yerine getireceğiz. Türk milleti gerçekten çok büyük çok asil. Dünyada istikbali için en modern silahların karşısına çıkacak cesarete sahip başka millet var mıdır, bilmiyorum. 15 Temmuz gecesi en iyi sınavı veren kurumlarımızdan biri de adalet teşkilatımızdır. Savcı ve hakimlerimize teşekkür ediyorum. Türkiye bağımsızlığın, onurun ne olduğunu bilen ve bizzat yaşayan bir nesile daha kavuştu. 

Artık sadece tarih kitaplarından okuyan değil, hem okuyan hem yaşayan bir nesle kavuştuk. Tek bayrak, tek millet ne anlama geliyor, 79 milyon kişi gördük ve idrak etti. 79 milyonuyla tek milletiz. Böyle olursak hedefe ulaşacağız. Tek bayrağımız var. Böyle bir bayrak dünyada yok. Kimse bu vatan toprakları üzerinde asla bir operasyon düşüncesi içine girmesin. Kimse bu vatan üzerinde operasyon içine girmesin. Bu ülkeye karşı kötü niyet besleyenler bilsinler ki Türkiye 570 bin değil, 79 milyonluk orduya sahiptir. 

Devletin içinde devlet olmaz, birileri bu hevese kapıldı. 40 yıldır bunun hesabını yaptılar. 15 Temmuz'u bir nusubet bin nasihattan iyidir diye düşünüyorum.15 Temmuz gecesi milletimiz iradesine sahip çıktı, artık sıra bizde.

Bundan sonra bizim çok daha farklı çalışmamız lazım. Hiçbirimizin ülkemizin ve milletimizin çıkarları, ihtiyaçları dışında bir kritere göre hareket etme hakkı yoktur. 15 Temmuz'dan öncesi başkadır, sonrası bir başkadır. Öyle olmak zorundadır. Şahsım dahil, kendini siyasi veya bürokratik hırsa kaptıranlara tavsiyem; böyle anlarda hemen açıp 15 Temmuz şehitlerinin listesine bakmalarıdır. 15 Temmuz öncesi farklı, sonrası farklıdır. Oradaki fedakarlık bizi kendimize getiremiyorsa hepimize yazıklar olsun."

CİRİT: TÜRK HALKININ GÜVENİNE LAYIK OLACAĞIMIZI SÖYLEMEK İSTİYORUM

Erdoğan'ın öncesinde ise Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit konuşma yaptı. Cirit, yaptığı konuşmada, geçen yıldan bugüne kadar hem Yargıtay'da hem de Türk yargı sisteminde çok önemli değişiklikler gerçekleştirildiğini söyledi.

Bölge adliye mahkemelerinin 20 Temmuz 2016'da faaliyete geçtiğini, böylelikle üç dereceli yargı sistemi oluşturulduğunu belirten Cirit, yargının daha iyi işleyişinin temini için alternatif çözüm yöntemleri hususunda önemli ilerlemeler kaydedildiğini, Yargıtay'ın tüm kararlarının kamuoyu erişimine açıldığını anlattı.

Bununla birlikte olumsuz gelişmeler de yaşandığını dile getiren Cirit, "15 Temmuz 2016 tarihinde vuku bulan darbe girişimi devletin tüm kurumlarında olduğu gibi Türk yargısında da sarsıntı meydana getirmiştir. Bütün bunlara rağmen daha iyi işleyen bir adalet sistemine doğru güvenle, umutla ve emin adımlarla ilerleyebileceğimizi, kişisel ve kurumsal anlamda her türlü fedakarlığa hazır olduğumuzu, mazeret üretmeyerek daha çok çalışacağımızı, Türk halkının güvenine layık olacağımızı söylemek istiyorum" diye konuştu.

Devlet ve toplum olarak sorunların çözülebilmesi için insan sevgisi ve hoşgörüye dayalı tarihsel miras üzerinde demokratik değerlerin yükseltilmesi ve uzlaşı kültürünün geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Cirit, "Mevlana Hazretleri'nin belirttiği gibi, 'Her birimiz tek kanatlı melekleriz. Bizler, ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.' Birbirimizi daha iyi dinlememiz, daha çok bir araya gelmemiz, en azından çoğu teknik düzeyde olan pek çok sorunun kolaylıkla halledilmesini mümkün kılacak ve sorun çözme kapasitemizi geliştirecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Cirit, teknik düzeydeki adalet sorunlarının çözümünün, bugün en çok ihtiyaç duyulan uzlaşı kültürünün oluşmasına ve demokrasinin de gelişmesine katkı sağlayacağını dile getirerek, "15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasından sonra toplum olarak sergilediğimiz birlik ve beraberlik, hem devletimizin geleceği açısından hem de sorunlarımızı çözme kapasitesi açısından geleceğe yönelik inancımızı ve güvenimizi pekiştirmiştir" dedi.

Demokrasinin önündeki en önemli engellerden birinin terör olduğunun altını çizen Cirit, terörün öncelikle insanların en temel hakkı olan yaşama hakkını tehdit ettiğini vurguladı.

Terör olgusunun, insan hakları ve demokrasiler için tehdit oluşturduğunu belirten Cirit, bir insanlık suçu olan teröre karşı bireylerin, kurumların ve tüm devletlerin birlikte mücadele etmelerinin bir zorunluluk olduğunu dile getirdi.

Bugün bazı devletlerin çıkarları için doğrudan veya dolaylı olarak teröre destek verdiklerinin bilinen bir durum olduğunu ifade eden Cirit, terörle mücadelede bütün devletlere görev düştüğünü, devletlerin özellikle silah ve mühimmatın terör örgütlerinin eline geçmesini önleyici tedbirler alması gerektiğini kaydetti.

"BU SİLAHLARIN BİR GÜN KENDİLERİNE ÇEVRİLEBİLECEĞİNİ BİLMELİLER"

Cirit, teröre destek veren ülkelerin bu silahların bir gün kendilerine çevrilebileceğini bilmeleri gerektiğini dile getirdi.

Bugün terörün acısını derinden yaşayan Türkiye'nin bunun üstesinden gelecek güce fazlasıyla sahip olduğunu vurgulayan Cirit, "Sabırlı ve hoşgörülü Türk milletinin sabrının bir sınırı olduğu da unutulmamalıdır" diye konuştu.

''FETÖ'NÜN HAİN SALDIRISINI KINIYORUM''

15 Temmuz'da, milli birlik ve bütünlüğe, demokrasiye, insan haklarına, hukuk devletine, insanı insan yapan tüm evrensel ve ortak değerlere yönelik olarak FETÖ/PDY terör örgütü tarafından gerçekleştirilen hain saldırıyı kınayan Cirit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu saldırı, sadece ülkenin yönetimini ele geçirmeye yönelik bir darbe olarak nitelendirilemez. 15 Temmuz 2016 tarihinde vuku bulan eylem, polisin polisle, askerin askerle ve askerin polis ve vatandaşla sonu gelmeyen bir çatışma içine girmesi sonucunu doğurabilecek bir saldırıdır. Öyle bir çatışma ortamı ki savaş uçakları, helikopterler ve tanklar kullanılarak girişilecek ve bir anda ülkenin kan gölüne dönmesine neden olabilecek bir eylemdir. Türkiye'nin 40 yıl geçse dahi bitmeyecek iç çatışmalar ve kardeş kavgaları içinde Cumhuriyetin getirdiği tüm birikimlerin yok sayılması sonucunu doğurabilecek bir eylemdir. Kamu düzeninin belki de bir daha geri gelmemek üzere bozulmasını hedefleyen bir eylemdir. Bu bir darbe değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmesini, yok edilmesini, Afrika ve Ortadoğu'nun bazı küçük devletlerinde örnekleri görüldüğü üzere her gün onlarca kişinin öldüğü bir can pazarına dönüştürülmesini amaçlayan bir saldırıdır. Devlet ve millet olarak bu saldırıyı çok iyi tahlil edemezsek, içeriden veya dışarıdan hangi kaynaktan gelirse gelsin bu hain örgütün tüm destekçilerini etkisiz hale getiremezsek, gelecekte de benzer saldırılarla yüzleşmek zorunda kalabiliriz."

Cirit, 15 Temmuz darbe girişiminin batılı dostlar tarafından zamanında ve güçlü şekilde kınanmamasının hayal kırıklığı yarattığını da belirterek, "Çok kıymetli batılı dostlarımız ve insan haklarını korumayı kendilerine görev edinmiş uluslararası kuruluşlar, nazik ziyaretlerinde FETÖ/PDY terör örgütünü kast ederek 'Silahsız terör örgütü olur mu ' diye bizlere soruyorlardı. Ben de şimdi kendilerine nazikçe sormak istiyorum; 'Türk demokrasisinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombalayan modern savaş uçakları, masum sivillere ateş eden savaş helikopterleri ve vatandaşları ezen tanklar silah değil midir? Ya da bunları silahtan saymayan bir hukuk düzeni dünyada var mıdır?" ifadelerini kullandı.

''FETÖ ÜYELERİ ADİL VE BAĞIMSIZ MAHKEMELERCE YARGILANACAKLARDIR''

2008-2013 yılları arasında gündemin ön sıralarında yer alan davalardaki ihlallerin adalet sisteminin rutin işleyişinden kaynaklanan münferit hatalardan ayrı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Cirit, şunları söyledi:

"15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden çok net şekilde anlaşıldığı üzere, o dönemde FETÖ/PDY terör örgütü tarafından sahte belge ve dijital delil üretilmiş, gizli tanıklık, yasa dışı dinleme ve yasa dışı teknik takip gibi koruma tedbirleri aracılığıyla hukuk bir silah gibi kullanılmış, Emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesi adeta diri diri toprağa gömülmüş, boşalan kadrolara da söz konusu darbe girişimini gerçekleştiren terör örgütü militanları yerleştirilmiştir. Bu şekilde, çok sayıda ve iç hukukun en temel kuralları ihlal edilerek yapılan adli işlemlerin, başta ifade özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı olmak üzere temel insan haklarını ihlal ettiği Türk mahkemelerinin yanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından dahi tespit edilmiştir. Maalesef söz konusu uluslararası kuruluşlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ilgili kararlarındaki tespitleri yeteri kadar dikkate almamışlardır. Bu darbe girişiminden sonra uluslararası kuruluşların değerli temsilcilerinin iyi bir hukukçu gibi olayları kuşkuyla süzeceklerine ve soruna bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşarak gerçekleri daha iyi anlayacaklarına inanıyorum. Bu noktada, bu tür eylem ve girişimlerin içinde olanlara da adaletten başka hiçbir borcumuz bulunmadığını güçlü biçimde vurgulamak isterim. Hakkında suç isnadı olan herkes gibi FETÖ/PDY Terör Örgütü üyeleri de adil, tarafsız ve bağımsız mahkemelerce iç hukuk ve uluslararası hukuka uygun şekilde yargılanacaklardır."

Hukuk devletinde hukukun üstünlüğünün ancak kuvvetler ayrılığı ilkesinin tam olarak uygulanması ile gerçekleşeceğinde kuşku bulunmadığını söyleyen Cirit, sağlıklı, demokratik bir yönetimin, bu üç kuvvetin birbirinden bağımsız ve ahenkli çalışmasıyla mümkün olacağına işaret etti.

Cirit, devleti ve toplumu derinden etkileme potansiyeli taşıyan ve özellikle yargı alanında yapılması düşünülen anayasal ve yasal değişiklikler hakkında, bu değişikliklerden en çok etkilenecek kurumlardan biri olan Yargıtay'ın da görüşünün alınmasının çok faydalı olacağına inandığını dile getirdi. Hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığı vurgusu yapan Cirit, şöyle konuştu:

"Her türlü cemaat-cemiyet çıkarının toplum çıkarının yerine ikame edilmesi, hukukun bireysel veya grupsal ihtiraslara feda edilmesi, tarihten bugüne kadar hiçbir medeni hukuk düzeninin hoş görmediği bir anlayıştır. Böyle bir anlayışı koruyacak ya da savunacak bir hukuk ilkesi ya da kuralı bulunmamaktadır. Herkesçe bilinmelidir ki 'Adalet arayanın elleri temiz olmalıdır.' İradelerini ipotek altına aldıran hakimlerin, yetkilerini belli odakların amaçları doğrultusunda ve hukuksal kılıflar altında bir silah gibi kullanılmasının yanlışlığını anlamak veya anlatmak için kural aramaya ya da hukukçu olmaya da gerek yoktur. Böyle bir anlayışın, toplumsal barış ve hukuk düzenine yönelik oluşturduğu tehdidin boyutlarını anlamak için biraz mantık, biraz vicdan, biraz da ahlak sahibi olmak yeterlidir."

"MİLLİ ETİK KURALLARA İHTİYAÇ VAR"

Hakimlere yönelik "BM Bangalor Yargı Etiği İlkeleri" ve savcılara yönelik "Budapeşte Etik ve Davranış İlkeleri" mevcut ise de bu evrensel prensipler çerçevesinde ülkenin kültürüne ve ihtiyaçlarına göre şekillendirilecek daha detaylı milli etik kurallara da ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Cirit, Yargıtay'da bu konuda yürütülen proje ile yüksek mahkeme üyelerine ilişkin etik kuralların oluşturulacağını kaydetti.

Hukuk eğitimi sorunlarına da değinen Başkan Cirit, hukuk fakültelerinde lisans eğitiminin beş yıl olması, birinci sınıflarda hukuk sosyolojisi, hukuk felsefesi, hukuk tarihi ve Türkçe dilbilgisi ve gramer derslerinin zorunlu olarak okutulmasının adli kalitenin artırılması bakımından yararlı olacağına inandığını dile getirdi.

Yargının yıldan yıla aktarılan değişmez sorunlarının başında, yargı mercilerinin baş etmekte zorlandıkları ağır iş yükünün geldiğini söyleyen Cirit, ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve temyiz mahkemelerinin, giderek artan ve ağırlaşan iş yükü altında olduklarını anlattı.

İsmail Rüştü Cirit, "Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçirilmiş olması, Yargıtay'ın iş yükünün azalması ve gerçek fonksiyonu olan içtihat mahkemesi niteliğine kavuşması Türk yargısının işini kolaylaştıracak mıdır Şüphesiz kolaylaştıracaktır. Ancak açıkça ifade etmem gerekir ki yargının tüm sorunlarını çözmeye yetmeyecektir. Zira, ülkemizde tüm uyuşmazlıklar ciddi bir sınırlamaya tabi olmaksızın yargıya taşındığından bu düzenlemeler de ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemelerinin üzerlerine gelmeye devam edecek olan iş yükünü maalesef engellemeyecektir" diye konuştu.

Yargı sisteminde adil ve etkin bir filtreleme sistemi bulunmadığını belirten Cirit, etkin filtreleme sistemi kullanılarak daha basit nitelikteki bir kısım davaların yargı dışında çözülmesinin sağlanmasının kaçınılmaz zorunluluk olduğuna işaret etti.

Başkan Cirit, yargıya ilişkin tüm kurumların bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi yapılmadan, gerçek anlamda bir yargı reformundan söz etmenin mümkün olamayacağını söyledi.

Yargının iş yükünü azaltmak için alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin önemine değinen Cirit, alternatif çözüm yollarının etkin şekilde kullanılması ve uyuşmazlıkların ekonomik, çabuk ve tatmin edici şekilde çözülmesi yargı reformunun temel amaçlarından birisi olması gerektiğini vurguladı.

"DEĞİŞİKLİKLER YARGITAY'IN İŞLEYİŞİNİ ETKİLEDİ"

Son yıllarda yargıda yapılan ve yapılmaya devam edilen köklü değişiklikler, üye sayısındaki önce artış ve sonra da azalışlar, bölge adliye mahkemelerinin kurulması ve tetkik hakimleri ile Yargıtay Cumhuriyet savcılarının bölge adliye mahkemelerine tayin edilmelerinin, Yargıtay'ın çalışma şeklini ve işleyişini çok derinden etkilediğini anlatan Cirit, özellikle son yıllarda art arda gelen kanun değişikliklerinin de Yargıtay Kanunu'nun sistematiğini ve uyumunu bozduğunu kaydetti.

Yargıtay'ın mali ve fiziksel imkanlarının yetersizliğini anlatan Cirit, bu sorunların çözümü için Yargıtay'ın idari ve mali yapısının günün ihtiyaçlarına uygun olarak baştan aşağıya yenilenmesi amacıyla yoğun bir çalışma yaptıklarını kaydetti. Cirit, İncek'te yapılacak yeni binanın temelinin bu yıl içinde atılmasının, binanın 2018'de bitirilmesinin planlandığını bildirdi.

İsmail Rüştü Cirit, yeni hizmet binasının, Yargıtay'ın fiziksel koşullarından kaynaklanan sorunları kesin şekilde çözeceğine inandığını belirterek, "Bu konudaki ilgi ve duyarlılıklarının devamı dileğiyle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Hükümetimize teşekkürü bir borç biliyorum" dedi.

BİNALİ YILDIRIM'DAN MESAJ

Başbakan Binali Yıldırım ise adli yılı açılışı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Mesajında yeni adli yılın ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi. Türkiye Cumhuriyeti'nin, demokratik bir hukuk devleti olduğuna işaret eden Yıldırım, yargı organı, hakimler, savcılar, avukatlar ve diğer çalışanlarıyla devletin demokrasi ve hukuk eksenindeki işleyişinde hayati bir vazife ifa ettiğini vurguladı. 

"Mülkün temeli adalettir. Adalet, temel insani hak ve özgürlüklerin, toplumsal barışın ve milli birliğin en güçlü teminatıdır." değerlendirmesini yapan Yıldırım, mesajında şunları kaydetti:

"Hükümet olarak, hukukun üstünlüğü ve adaletin tesisine yönelik bütün icraatlarımızı, milletimizin huzur ve refahı, ülkemizin aydınlık yarınları için atılmış adımlar olarak görüyoruz.

14 yıllık iktidarımız süresince hem hukuk alanında tarihi öneme sahip birçok reformun gerçekleşmesine hem de adalet teşkilatımızın fiziki altyapısının iyileşmesine büyük önem verdik. İhtiyaç ve talepler istikametinde yeni reformlar yapmaya devam edeceğiz. İnanıyorum ki adalet sistemimizin güçlenmesi ve hukukun eksiksiz tecellisi için atılan adımlar büyüdükçe, ülkemiz daima, dünyanın saygın ve güçlü ülkeleri arasında yer alacaktır.

"GÜÇ ODAKLARI EMELLERİNE ULAŞAMAYACAK"

Türkiye, demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlükler konusunda tavizsiz bir duruş sergiledikçe, darbe teşebbüsleriyle, vesayet arayışlarıyla, terörle, tedhişle ülkemizi zayıf düşürmeye çalışan güç odakları emellerine asla ulaşamayacak, millet-devlet kenetlenmesi karşısında mutlaka hezimete uğrayacaklardır.

Türkiye'nin demokrasi ve hukuk temelinde gelişmesi için en büyük mesuliyetin kendilerinde olduğu bilinciyle darbeci zihniyeti tasfiye eden hukukçularımızı yürekten tebrik ediyorum."

Bu düşüncelerle yüksek mahkemelerin başkan ve üyeleri başta olmak üzere, adaletin tesisi için ülkenin her köşesinde fedakarca görev yapan hakim, savcı ve avukatlar ile tüm yargı çalışanlarına görevlerinde başarılar dileyen Yıldırım, görevi başında şehit olan yargı mensuplarını rahmetle yad ettiğini, adalet sistemi için görev yapan bütün yargı mensuplarına selam ve saygılarını sunduğunu ifade etti.

Sayfa Yükleniyor...