Buğday Derneği'nin kurucusu Victor Ananias'ın genç yaşta hayata veda edişinin ardında bu cümle kaldı...

İlişkili Haberler


"Bir tohumla başlar her şey"...

Victor, doğaya, evrene, yaşamın sırrına inandı.

Bu inançla kırk yıl süren hayatını "ekolojik yaşama" adadı...

O kadar büyük işler yaptı ki, ektiği tohumların büyüdüğünü, filizlendiğini görebildi...

left true true 1 1 border: 1px solid #DDDDDD; height:30px !important;} .boxH_3553566 .textSmallBold {font-family:Georgia, Arial, Helvetica, sans-serif; font-weight: normal; text-transform: none #333333; 160%; :#DDEEFF; text-decoration: none;} .boxH_3553566 a:hover {color:#CC0000; text-decoration: underline;} .boxH_3553566 a:visited {color: #999999 none; text-align: right; padding-right: 5px !important #DEDEDE; 1 1 2 1 #FFF; #444; padding:10px; padding-left:0;} .boxBI_3553566 a {color: #147; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-weight: bold; line-height: 150%; text-decoration: none;} .boxBI_3553566 a:hover, .boxBI_3553566 a:visited:hover {color: #CC0000; text-decoration: underline;} .boxBI_3553566 a:visited {color:#666666 #147; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-weight: bold; line-height: 150%; text-decoration: none; #DDDDDD; border-top:dotted #DEDEDE 1px; 1 1 1 1 1 true false false 0

Victor Ananias kimdir?

Victor Ananias

Ekolojik tarım alanında tüm dünyada tanınan Victor, uluslararası ekolojik tarım kuruluşları tarafından geleceğin 5 liderinden biri olarak gösteriliyordu....

"Buğday Derneği, Ekolojik Pazarlar, TaTuTa çiftlikleri, Bahçe projesi..." liste böyle uzayıp gidiyor... Onu kimi zaman Brüksel'de Avrupa Birliği'nde konuşma yaparken, kimi zaman organik pazarlardan birinde küçük bir çocuğa boynunda taşıdığı yuvarlak kavalı çalarken, kimi zaman da Kaz Dağları'ndaki köyünde çapa yaparken görmek mümkündü...

Şimdi gitti... Ama o kısacık hayatında binlerce "tohum" ekti...

Şimdi o "tohumlar" onu sevenlere, onun ideallerini paylaşanlara emanet. Victor'u tanımayanları onunla, inandıklarıyla, hayat görüşüyle tanıştırmak istedik.

Victor'un kurşun kaleminden çıkan yazılarını paylaşmak istedik... Olur da onu daha fazla tanımak isterseniz o zaman adres belli "Buğday Derneği"...

Barınak içinde barınak yapmak

Yazı: Victor Ananias
Buğday Derneği YK Başkanı

Barınak tasarlıyorum bu aralar zamanımın bir kısmında. Doğadan çalmadan, zarar vermeden inşa edilebilen ve kullanılabilen, yapay girdilere ihtiyacı en aza indirgenmiş, çimento, sentetik boya ve izolasyon maddeleri gibi bir çok modern inşaat malzemesi hiç kullanılmadan yapılan binalar. İçinde yaşayanlara ömrü boyunca esenlik ve sağlık verecek, iklim koşulları, fiziki, sosyal, ekonomik, pisikolojik ve ruhsal açılardan insan yaşamını destekleyecek mekanlar olması için çabalıyorum.

Kullandığım bilgi her ne kadar mimarlardan, mühendislerden, kitaplardan hatta geleneksel mimari uygulamalardan da alsam, en önemli kaynağım her zaman doğanın öğeleri, döngüleri ve dinamiği. Genel doğrular her an kendine has koşullardan ötürü farklılık gösterebiliyor. Bir barınak projesi ilk kurgulanışından, kağıt üzerinde tasarlanmasından son yapıtaşının yerleştirilmesine, anahtar teslimine kadar sürekli değişir, her adımda yeni farkındalıklar oluşur ve o yönde güncellenir bütün plan. Günümüz mimarisinde bunun tersi olan, kağıt üzerinde çizilmişi harfiyen uygulamak adına zorlama, uygunsuz bir çok bina inşa edilir, onlar birer teknik “bina”dır aslında, barınak değil.

Barınağı tasarlarken depreme en dayanıklı doğal malzeme ve teknikleri kullanıyorum ama bina deprem korkusu ile güvenli olması adına yaşam kalitesi düşmüş bir yapı haline gelmiyor hiç bir zaman. Tasarımda içinde yaşayacak kişilerin, ailenin öncelikle temel ve sonrasında tercihsel ihtiyaçlarını dikkate alıyorum ama hiç bir zaman uygulamada doğal ölçülerin dışına çıkmamaya çalışıyorum talep edilse dahi. Çünkü ben ailenin mutluluğu, esenliği ve iyi bir yaşam sürmesinin sadece kendi talepleri ile gerçekleşmeyeceğini, hepimizin zaaflarına yenik düşmemesi adına bunu destekleyen barınaklarda yaşama ile sağlanabileceğini biliyorum. Dilediğimizce değil nasip olduğu kadar yani. Bunu anlamak, algılamak mimarlığın önemli bir parçası bence. Bireyin talep ettiği ev değil, asıl evimiz olan evrende onun koşullarına saygılı olarak insanlar için barınma mekanı tasarlamak benim hissim.

Herkesin kendine göre minimumları var, kimine minimum onbeş metrekare kapalı alan, kimine beş oda iki salon...Önemli olan şu anda yaşanılan standartlardan geriye, en aza doğru adım atabilmek. En az keyif, en az rahatlık değil sadece en az tüketim, en az zarar. Kendine, doğaya, başkalarına hem inşa ederken hem içinde yaşarken hem de sonrasında, tasfiye edilirken bir ağacın filizlenmesi, büyümesi, tüm yaşamı ve ölmesi kadar zararsız barınaklar. Tam aksine tüm bu süreçlerde fazlası ile yaşamsal değeri, varlığı ihya edecek, evrenin zenginliği olarak var olacak mekanlar.

Güzel bir barınak gönül ile, el emeği ve bir çok doğal malzeme ile yapılabiliyor ve bunların hepsi mevcut henüz özellikle yaşadığımız coğrafyada. Taş, ahşap, demir ustalarımız yetişmiyor eskisi gibi, gençler zorlu el işlerine pek tamah etmiyorlar ama hala bu işleri iyi bilen, istendiğinde gelecek nesillere aktarabilecek çok kıymetli ustalarımız var. Doğa tüm cömertliği ile iklimleri dönüştürmeğe, ağaçları büyütmeye, suları akıtmaya, dengeyi korumaya devam ediyor henüz. Güzel bir barınak yapabilmek için çeşitli bölgelerimizde aktoprak, taş, kireç, geren, ağaç, sıcak demir, balmumu, okaliptüs yaprağı, mersin ve zakkum dalları, kerpiç toprağı, kargı, keçi kılı ve daha bir çok malzeme bulunuyor. Bu malzemeler doğru şekilde ve kısıtlı kullanıldığında herkese yeter, açgözümüzü doyuramaz ama temel ihtiyaçlarımızı karşılayacak barınaklar yapar hepimize.

Yeter ki biz isteklerimizi önceliklendirelim, iyi bir barınak, esenlik ve umut adına bunlardan daha değersiz bir çok ağırlıktan vaz geçelim. Bizi meşgul eden, zamanımızı, yaşamımızı çalan o kadar çok fazlalığa sahibiz ki...Hepsi bir takım korkular ile üstümüze yapışmış, iyi bir barınakta yaşayarak bir çoğundan kurtulmak ve asıl barınağımız yeryüzü ile yeniden bağlantımızı güçlendimrek bizim elimizde.