Bir yolsuzluk belgesi de Bekaroğlu’ndan

Saadet Partisi İstanbul adayı Mehmet Bekaroğlu,Büyükşehir Belediyesi'nde gerçekleşen bir yolsuzluğu belgeleyeceğini açıkladı. Bekaroğlu’yla Fatih’teki seçim karagahında konuştuk.

NTV Haber 25.02.2009 - 18:20

Numan Kurtulmuş’un genel başkanlığa gelmesiyle atağa kalkmak isteyen Saadet Partisi, İstanbul’da yerel seçimlere Mehmet Bekaroğlu’yla birlikte giriyor. Tıp kökenli Bekaroğlu, uzun yıllardır siyasette. Bir dönem Ertuğrul Günay’la birlikte müslüman-sol bir parti projesinde uğraşan Bekaroğlu, Milli Görüş kökenli olmasına rağmen hep “farklı dili” ile öne çıktı.

Bekaroğlu, İstanbul’da 19 gündür seçim çalışması yürütüyor. İlgiden memnun. SP’yi İstanbul’da yüzde 2 dolaylarında gösteren anketleri ise kendileri için avantaj görüyor. AKP ve CHP arasındaki yüksek farkın “bizim mahalle” dediği ortak tabanda kendilerine olan ilgiyi arttıracağı kanaatinde. Bu ilgiyi yolsuzluk dosyalarıyla da pekiştirmek niyetinde. Üsküdar, Bağcılar ve Esenyurt gibi ilçelerde SP’nin seçimi kazanacağından neredeyse emin. Asıl hedef SP’yi İl Genel Meclisi’nde yüzde 10 düzeyine taşımak. Yani nihai amaç, genel seçimlerde güçlü bir seçenek olmak. Bekaroğlu’yla Fatih’teki seçim karagahında konuştuk.

Mehmet Bey, İstanbul’da Topbaş-Kılıçdaroğlu düellosu var. Bu ortamda AKP tabanından nasıl destek bulabilirsiniz?
Bu millet Ecevit'i yüzde 23'le iktidara taşıdıktan 3 sene sonra yüzde 2'ye indirdi. AKP, DSP’den de zor duruma düşebilir çünkü bir konjonktür partisi. Saadet Partisi’ne yüklenmelerini bir telaş işareti olarak görüyorum. Oylar kimsenin cebinde değil. Kimsenin babasının tapulu malı değil. Üstelik ben CHP'den de oy alacağıma inanıyorum.

Seçmenle diyaloğunuz nasıl?
Yeni bir dil kuruyoruz. Bununu temel taşları belli. Adalatteten, eşitlikten özgürülükten ve en altta kalanlardan bahsediyoruz. Seçmen 10-20 sene önceki gibi takım tutar pozisyonda değil.

Bu dil karşılık buluyor mu?
Bulacak diye umuyorum. 10 senede “bizim mahalle”de bir değişim yaşandı. Gelir farkları oluştu. Devletle, belediyeyle çalışanlar gelişti. Tabii hep böyle olması gerekmiyor. Ama cip, beş yıldızılı otel, korunaklı site, villa. Birileri ciddi bir değişime girdi. Yalnız zenginlik açısından değil, yaşam açısından da. Mahallede kalan büyük çoğunluk ise “bunları murad etmemiştik ama böyle oluyor” diyordu ama biz şimdi devreye girdik ve bu dönemde, bunu insanlara hatırlatıyoruz.

Birilerinin iktidar olanaklarından yararlandığını mı anlatıyorsunuz?
İlla da hırsızlık yapılıyor demiyorum. Ama korkunç bir rant üretiliyor ve bu rant dağıtılıyor. İmar rantı korkunç. Beş liraya bir arsayı alabiliyorsunuz. Bundan beş lira kazanmak yerine imar değişikliği ile 500 lira kazanabiliyorsunuz. O zenginlik size bir yaşam tarzı dağıtıyor. Bu yaşam tarzı, “bizim mahalle”de vicdanları rahatsız ediyor. Biz de tam o sinir uçlarına dokunuyoruz ve oradan muhalefet kurabileceğimizi düşünüyoruz.

Ancak anketler ortada, SP İstanbul’’da yüzde 2 gözüküyor. Bu moralinizi bozmuyor mu?
Seçim kampanyasına başladığımız zamanla kıyaslarsak herkes bizden haberdar. Üstelik bu seçimin birçok ayağı var. Büyükşehir, İlçe, İl Genel. Buralarda farklı siyasi partilere oy kullanılılabilir. Ama açık söylemek gerekirse anketlerde CHP ve AKP arasında uçurum olması bizi rahatlatıyor. Çünkü bizim seçmen üzerinde neredeyse 50 senedir kurulmuş bir tuzak var. Eğer oyları bölerseniz CHP gelir, yaşam biçiminize baskı kurar. Bu anketler elimizi güçlendiriyor. Mahallelerde AKP ve SP teşkilatları yan yana çalışıyor. Orada kullandıkları argümanlar bizi fark ettiklerini ve endişe ettiklerini söylüyor. Sayın başbakanın " oylarım %30'a düşebilir çok da önemli değil ama Saadet Partisi'nin %5'i geçmemesi gerekir" diye bir söz söylediğini duydum, tabii teyit etmem gerekir ama böyle bir tedirginlikleri var.

Necmettin Erbakan’la seçim sürecinde görüşüyor musunuz?
Sayın Erbakan'la görüştüm, zaten partide olmadığım zamanlarda da ziyaret ederdim. Hocayı ziyaret ettim, “başarılar diledi” ve birşey söyledi. “Farkımızı anlat” dedi. Zaten ben de AKP'yle bizim yapmak istediklerimiz arasında farkı anlatmaya çalışıyorum. Ancak bu partinin genel başkanı Numan Kurtulmuş ve yeni yeni bir dönemdeyiz, yeni bir dil kurarak devam edeceğiz. Bu elbette yeni bir ideoloji anlamına gelmiyor ama içe yönelik bir çalışma , eğitim çalışması diyebiliriz.

Bu seçimlerdeki hedefiniz nedir?
Rakamsal olarak bir şey söylemeyeyim. Ama Numan Kurutulmuş'un geldiğinin yeni bir şeyler yaptığını gösterecek bir sonuç almak istiyoruz ve bu rakamsal olarak da görülecek.

Siz seçim çalışmalarınızda pek yolsuzluklar üstünde durmuyorsunuz hatta Kılıçdaroğlu’nu eleştiriyorsunuz...

Şimdi belediyede herkes biliyor sokaktaki insan da söylüyor. Bunlar birşeyler de yaptılar ama çalıyorlar, böyle bir kanaat var. Ama Kılıçdaroğlu’nun tarzı biraz reklama dönük. Somut, yaygın yolsuzluk yapıldığına dair bir belge ortaya koymadı. Belki var da göstermiyor, bunu da bilemyiz. Ama burada tencere dibin kara seninki benden kara durumu var. Biz bunun içine girmek istemiyoruz. “Siz yolsuzlukla ilgili değilsiniz dediniz” ama biz bir yolsuzluk dosyası üzerinde çalışıyoruz, perşembe günü börnek olay gibi bir çıkış da yapacağız , çalışıyoruz.

Yasadışı yolsuzluktan ziyade yasal soygun kat kat fazla. Mezarlık alanlarından cami alanlarına kadar park alanlarına kadar satın alınıp rezidanslara konut alanlarına çevirilen ve bire beşyüz rant oluşturan alanlar var. Bunlar üzerinde çalışmalar yapacacağız. Bunlar iç denetim işidir. Bu işleri ne müfettişler önler ne savcılar . denetim koyacaksınız. İnsanlar oldukça bu yolsuzluklar olacak, inanç başörtüsü hiçbirşey bunun sigortası değildir. O halde sistem kuracaksınız. bu çerçevede yapılanları örneklendirecğiz. değşik vesilelerle basın toplantılarını yapacağız.

Siz belediyenin reklam harcamalarına itiraz ettiniz. Kadir Topbaş’ın bir akrabasının da burada olmasına da tepki gösterdiniz?
3 şeye itiraz ediyorum. İlki belediyenin bu kadar yüksek tanıtım harcamaları yapması. 500 milyon dolar, korkunç bir rakam. Neredeyse yaptığı yatırımları tanıtmak için 3'te biri tanıtım yapıyor bu korkunç birşeydir. Yasaldır değildir buna hakkı yoktur. İki, buradan rant alanı oluşturulup belli firmalara aktarılıyor. Kimdir bunlar ne bağlantıları var diye soruyoruz ? Üçüncüsü de bu işin başında bu işlerin yönetimende sayın topbaş'ın bir akrabası Burcu Topbaş’ın bulunmasını da etik görmüyoruz.

Merkez medyaya konuştuğunuz için İslamcı basın olarak adlandırılan çevre tarafından eleştiriliyorsunuz.
Bizim haberlerimiz çıkmıyor, tartışma programına da çağırmıyorlar iddia ediyorum ambargo uyguluyorlar. Bu yaptıkları ne kadar doğru ne kadar ahlakidir. Onlar Doğan medyasıyla savaşıyor biz de işbirliği yapıyoruz, diye göstermeye çalışıyorlar. Bu çok ayıp bir şey.

Hiç unutmadı insanlar, “bizim mahalle” çok iyi bilir bunları. 2001'de Fazilet Partisi kapatıldığında Bülent Arınç, Abdüllatif Şener, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu 4 isim öndeydi ve hergün bu medyadaydı, Doğan Grubu dedikleri merkez medyadaydı. Çarşaf çarşaf yazılar çıkıyordu. Bugün bizi eleştiren bu kesimin kanaat önderleri hiç de bundan rahatsız olmadılar, bunu eleştirmediler. Çünkü o zaman iktidara geliniyordu. Bir takım şeylere uzanacaklardı. Bizim temel yanlışılmız buydu, iktidarın mahiyetini özünü tartışmadık, rant dağıtan yapısını tartışmadık.

2001'de “biz” geldiğimiz için bu arkadaşlarımız hiç ses çıkarmadı. ve iktidara gelindi. Biz şimdi vicdanlarını derinden rahatsız eden şeyleri hatırlatıyoruz. Neden mi bizim eskiden eleştirdiğimiz herşeyi “biz” yeniden üretiyoruz. “Milletten çalıyor, beş yildızlı otelde yiyorlar” deniyordu. Şimdi ne oldu ne değişti ? Orada içki içilmiyor olması, havuzların haremlik selamlık olması yeterli mi ? dediğimiz de ondan rahatsız oluyorlar. O yüzden bize kimin yer verdiği bizi ilgilendirmiyor. Bize yer verildikçe konuşuyoruz. Bölünme asıl o zamandı, o zaman sesiniz çıkmıyordu. Ama şimdi konuşuluyor. Ben bunun geri tepeceği kanaatindeyim.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Vahim bir şey, cok ayıp bir şey bana göre suçtur. İktidar gücünü kullanıp seçmeni tehdit ediyor. Baskılar daha artacak gibi görünüyor. Başbakan kendisini iyice padişah, kral olarak algılamaya başlıyor. Kral gibi hareket ediyor. Hükümet gücünü, medya gücünü kullanarak bunu yapıyor ve asla farklı seslere tahammül edemiyor.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...