NTV

'Biz Şirinoğlu'yla aynı Türkiye'de yaşamıyoruz'

Türkiye

Başbakan Erdoğan'la görüşen ve Ermeni cemaatinin lideri olarak lanse edilen Bedros Şirinoğlu'nun açıklamalarına bir grup Ermeni'den tepki geldi.

Bizbaskabirturkiyedeyasiyoruz.blogspot.com sitesinde ortak bir metni Türkiyeli Ermenilerin imzasına açan bir grup Ermeni, hem Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı Başkanı Bedros Şirinoğlu’nun "Ermeni Cemaati Başkanı" olmadığını vurguluyor, hem de Şirinoğlu'nun sözlerinin içeriğine itirazlarını dile getiriyor.

Şirinoğlu, Başbakanlık Basın Merkezi'nin günlük programında "Ermeni Cemaati Başkanı" diye adlandırılmıştı.

Başbakan'la görüşmesinin ardından Bedros Şirinoğlu şu sözleri sarfetmişti: ''1915'de olan olaylar, iki çok samimi arkadaşın, birbirini çok seven ortağın arasına nifak sokulmuştur. Bu nifak neticesinde birbirini çok seven arkadaşların kavgası maalesef kötü bitmiştir. Kavgaydı bu. Güvensizlik doğdu. Bu kavga 100 sene önce olmuştur. Bunu unutmak lazım, ileriye bakmak lazım. Türkiye'nin geleceği için çalışmak lazım. Sayın Sarkisyan da aynı vaziyette Ermenistan için 'Ermenistan'ın geleceğine bakalım. Vatandaşlarımızın mutluluğuna bakalım' demiştir."

'Biz başka bir Türkiye'de yaşıyoruz' başlıklı açıklamada ise Şirinoğlu'nun sözleri şu ifadelerle eleştiriliyor:

"1915’te yaşananların bir 'arkadaş kavgası' olarak nitelendirilmesini, 20. yüzyıl başında 1,5 milyondan fazla olan Ermeni nüfusunun dünyanın dört bir yanına dağılmak zorunda kalmasıyla ve Türkiye’de de 60 binlerin altına düşmesiyle sonuçlanan, insanlığa karşı işlenmiş büyük suçun hafifsenmesini, üzerinin örtülmeye çalışılmasını kınıyoruz. Adaletin yolu, geçmişin üzerini örtmekten değil, onunla yüzleşmekten geçer".

Açıklamada ayrıca, "Şirinoğlu’nun, 'Ermeniler Türkiye’de güven içinde hissediyorlar. Türkiye’de yaşayan bir Ermeni’den bir şikâyet duydunuz mu? Var mı? Var mı?' soruları karşısında, 'Biz herhalde başka bir Türkiye’de yaşıyoruz!' diye düşünüyoruz" deniliyor.

Haberin yazıldığı an itibariyle imzacı sayısı 428'e ulaşan metin, şu ifadelerle devam ediyor: "O (Bedros Şirinoğlu) kendisini güvende hissediyor olabilir, ama Türkiye’de yaşayan Ermenilerin kendilerini güvende hissettiği, bir yalandır. Ermeniler bu ülkede ırkçılığa, ayrımcılığa maruz bırakılıyor, uluslararası ilişkilerde pazarlık unsuru olarak kullanılıyor ve toplumun geniş kesiminde keskin bir Ermeni karşıtlığı halen devam ediyor. Şirinoğlu’ndan, üç yıl önce Hrant Dink’in nasıl katledildiğini ve cinayetin ardındaki gerçek güçlerin bulunması için hiçbir gerçek adımın atılmadığını hatırlamasını ve bunu Başbakan’a da hatırlatmasını beklerdik".

'EMANET VEYA REHİNE DEĞİL, EŞİT YURTTAŞ'
Gayrimüslim cemaat vakıflarının geçmişte devlet tarafından el konulan mülklerinin iadesi konusunda atılan adımların son derece yetersiz ve samimiyetsiz olduğunu belirten açıklama, "Biz, bu ülkede emanet veya rehine değil, eşit vatandaş olarak yaşamak isteyen Ermeniler, Başbakan’ı sarf ettiği sözlerden ötürü kınıyor ve Bedros Şirinoğlu’nun açıklamalarına hiçbir şekilde katılmadığımızı duyuruyoruz" cümlesiyle son buluyor.

SUCİYAN: SEÇİLMİŞ KURUM GELENEĞİMİZ VAR
Metnin imzacılarından Talin Suciyan, ntvmsnbc'ye yaptığı açıklamada, "Buradaki en büyük sorun Ermeni cemaatinin sivil bir temsilcisinin olmaması. Ermeni cemaatinde farklı fikirler var ama bunu yansıtabilecek bir mekanizmaya sahip değiliz. Oy vererek seçmediğimiz bir kişinin temsilcilik iddiasıyla ortaya çıkmasını sorunlu buluyoruz" dedi.

Ermeni cemaatinin 1920'lere kadar dini işlerle ilgilenen bir 'Ruhani Meclis' ile dünyevi işlerle ilgilenen bir 'Cismani Meclis'e sahip olduğunu ve her ikisinde de 2 yılda bir seçim yapıldığını belirten Suciyan, "Bunların dışında bir de 'Merkezi Milli İdare' diye Türkçe'ye çevirebileceğimiz, 7 ayrı komisyondan oluşan ve üyeleri seçimle belirlenen bir yapı vardı. Bu yapıya 1960 darbesinin ardından son verildi. Özetle; sivil, seçilmiş kurumlar geleneğimiz tarihte var" diye konuştu.

'BİZE UYGUN SİYASİ MECRA YOK'
Suciyan, ortak açıklamanın sonundaki 'eşit yurttaş' vurgusunu ise şu sözlerle detaylandırdı: "Vakıf mülklerinin iade edilmesi bizim için çok önemli. Ermeni okulları devletten destek almıyor. Mülküne el konulmuş bir vakfın ekonomik temeli çökmüş demektir. Bu akarlara ihtiyacımız var. Vakıf mülklerinin iadesi bu yüzden çok önemli. Keza, ders kitaplarından Ermenileri öcü gibi gösteren ayrımcı ifadelerin ayıklanması gerekiyor. Memuriyet başka bir sorun. Hep örneği verilir, 'çöpçü bile olamıyoruz' denir. Bir diğer gösterge, milletvekilimizin olmaması. Bunun sebebi azınlıkların kendilerini ifade edebileceği bir sivil ve aynı zamanda siyasi mecranın bulunmaması. Nasıl ki Türkiye'de kadın milletvekili sayısı azsa, azınlıkların arasından milletvekili çıkması konusunda da gerideyiz".