Antalya’nın batı ucundaki Kaş, deniz canlıları için çok önemli bir yaşam alanı.

Deniz çayırı, orfoz, lahoz, Akdeniz Foku, deniz kaplumbağaları gibi nesli tehlike altındaki türler de dahil olmak üzere 1000 çeşit deniz canlısı yaşıyor bu sularda.

Ancak bu doğal zenginlik tıpkı dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi tehlike altında.

Yapılaşma, yoğun deniz trafiği, aşırı avlanma bölgedeki yaşamı adım adım yok ediyor.

Bu yokoluşu durdurabilmek için harekete geçenler arasında WWF Türkiye’nin uzmanları da var. Kaş-Kekova’da on yıldır aralıksız çalışıyorlar.

İşe 2002 yılında Patara’dan Antalya’ya kadar olan alandaki doğal zenginliği araştırmakla başladılar.

Denizel Biyolojik Zenginlik Araştırması yaklaşık on yıl sürdü.

Deniz biyoloğu Nilay Akça WWF Türkiye’nin uzmanlarından biri. Kaş’ın doğal zenginliğini koruyabilmek için zamanının büyük bir bölümünü burada geçiriyor. En büyük hayali Kaş’ın deniz hayatını koruyabilecek bir altyapının bölgede oluşması...

Bu süreçte yaşadıklarını bir solukta anlatıyor: “WWF olarak Teke Yarımadası’nda 2002 yılından beri çalışıyoruz. Tekirova’dan Patara’ya kadar. Yaklaşık 200 kilometrelik bir alan.

Araştırmalara bakınca Kaş en zengin alanlardan biriydi. Ancak koruma kapsamında değildi. Bu süreçte bu bölgede yaşayan türleri inceledik. Araştırmalarımız sonucunda binden fazla tür tespit edildi.

Türkiye için 42 yeni tür, dünya için ise bir yeni karides türü bulundu . Orfoz, lahoz, fangri gibi türleri inceledik. Özellikle amatör avcılık nedeniyle sayıları azalmış durumda. Mesela orfozun nüfusunun dört yılda yüzde kırk azaldığını farkettik. Aynı şekilde balıkların yumurtalarını sakladıkları deniz çayırları da dört yılda yüzde elli azaldı. “

Tüm bu çalışmalar sayesinde Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sınırları, Kaş çevresindeki denizel biyolojik zenginlik açısından önemli alanları kapsayacak şekilde genişletildi.

WWF Türkiye Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem de bu tür doğal alanların korunması için “Deniz Koruma Alanı” ilan edilmesi gerektiğini söylüyor.

Dünyada bu tür alanların çok sayıda örnekleri var. İspanya’daki Medes Adası, özel yasalarla koruma altında. Her yıl 18.000 dalgıç bu bölgeyi ziyaret ediyor, bu sayede yerel ekonomiye 1,099,000 avro gelir sağlanıyor. Uzun lafın kısası, Deniz Koruma Alanları bölgede yaşayanlar için de önemli bir gelir kaynağı olabiliyor. Kalem, Deniz Koruma Alanları’nın yeterince bilinmediğine dikkat çekiyor ve şunları söylüyor: “Kaş-Kekova gibi doğal zenginliği olan bölgelerde Deniz Koruma Alanları olması çok önemli. Ancak Deniz Koruma Alanı nedir tam olarak ülkemizde bilinmiyor. Deniz Koruma Alanları birer sığınak. Hem orada yaşayan canlılar, hem de insanlar için. Bir nevi sigorta... Bu alanların yasalar ve etkin mekanizmalarla yönetilmesi korunması gerekiyor. Kaş Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi de bunlardan bir tanesi.

Biz burada bir deniz koruma idari altyapısı oluşturmak istiyoruz. Burada yaşayan deniz adamlarının, balıkçıların, teknecilerin ve bu alanları kullananların bu bölgenin özelliklerini bilmesi ve koruması için çalışıyoruz.Buradaki en önemli noktalardan biri burada bir ‘Deniz Koruma Alanı İdari Altyapısı’nın olması. Şu noktada resmi olarak sadece Antalya’daki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü üzerinden yürüyor süreç. Burada başrolü oynayacak yerel bir birime ihtiyaç var. Sağlam, yeterli personele ve ekipmana sahip bir idari birime ihtiyaç var.”

Kaş Kaymakamı Selami Kaplankaya ise şunları söylüyor: “Kaymakamlık olarak dalış alanlarında ve yüzme alanlarında her türlü balıkçılığı yasakladık. Sahil güvenliğin kapasitesi belli. Denizde kontrol ise kolay değil. Yasadışı avlanma gördüğünüzde hızlı bir intikal olması gerekiyor. Bunun için de araç gereç, personel açısından desteğe ihtiyaç var. Bu noktadan sonra alınan tedbirlerin kontrolü önemli. Hiç durmadan halkımızı bilinçlendirmemiz lazım. Bize düşen görev Kaş’ın geleceği için bu proje önemli. “

Denizlerdeki yaşam hızla yokoluyor. Üstelik de en eldeğmemiş, en doğal denilen bölgelerde bile bu yaşam tehdit altında. Sorunu belli, çözüm yolları ise net... Deniz Koruma Alanları...